Her bölgede kadın sığınma evi olmalı

banner37

Ülkedeki tek kadın sığınma evi olan Lefkoşa Türk Belediyesi’ne ait Kadın Sığınma Evi’nin avukatlarından Çise Atlas, kadına karşı şiddetle mücadele konusunda atılması gereken adımlar hakkında bilgi verdi:

Her bölgede kadın sığınma evi olmalı
banner99

SÖYLEM VAR, İCRAAT YOK… Ülkede şiddet gören kadınların, çocuklarıyla birlikte sığınabileceği sadece bir tane kadın sığınma evi bulunuyor, bu da devlet değil, Lefkoşa Türk Belediyesi tarafından yapıldı. Bugüne kadar devlet yetkililerinin kadın sığınma evinin gerekliliğini sürekli konuştuğu, hatta “her bölgeye” yapılmasının şart olduğu defalarca gündeme geldi. Ancak bu hep bir söylem olarak kaldı

9 YILDA 22 KADIN CİNAYETİ… Birçok kadın, şiddet gördüğü eski eşi, eşi, nişanlısı ya da sevgilisini, “nereye sığınırım”, “nasıl geçinirim” endişesiyle terk edemedi ve şiddeti kabul etmek zorunda kaldı. Bu durum ise bazen çok acı sonuçlar doğurarak, kadınların öldürülmesine kadar vardı. Ülkede son 9 yılda 22 kadın, cinayete kurban gitti. Bu cinayetlerin büyük bir bölümünün eş, eski eş, nişanlı, sevgili ya da eski sevgili tarafından işlenmiş olması dikkat çekti

ATLAS, BİLGİ VERDİ… LTB’ye ait Kadın Sığınma Evi avukatlarından Çise Atlas, kadın sığınma evine sadece Lefkoşa’dan değil, diğer bölgelerden de kadınları ve çocuklarını kabul ettiklerini belirtti.  Atlas, ancak, diğer bölgelerden gelen ve çocuğu o bölgede okuyan ya da işi o bölgede olan kadınların Lefkoşa’da kalmasının kolay olmadığını anlattı ve bu nedenle her bölgede kadın sığınma evine ihtiyaç olduğunu vurguladı

Ceren ÖZBİL

Ülkede şiddet gören kadınların, çocuklarıyla birlikte sığınabileceği sadece bir tane kadın sığınma evi bulunuyor. Bu sığınma evi ise devlet değil, Lefkoşa Türk Belediyesi tarafından yapıldı.

Bilindiği üzere devlet yetkilileri tarafından kadın sığınma evi yapılması, hatta her bölgeye yapılması defalarca gündeme geldi. Ancak bu söylem bir türlü icraata geçmedi.

Devlet bu konuda gerekli adımları atmazken, kadın cinayetleri de devam etti. Birçok kadın, şiddet gördüğü eski eşi, eşi, nişanlısı ya da sevgilisini, “nereye sığınırım”, “nasıl geçinirim” endişesiyle terk edemedi ve şiddeti kabul etmek zorunda kaldı.

Bu durum ise bazen çok acı sonuçlar doğurarak, kadınların öldürülmesine kadar vardı.

Ülkede son 9 yılda 22 kadın cinayete kurban gitti. Bu cinayetlerin büyük bir bölümünün eş, eski eş, nişanlı, sevgili ya da eski sevgili tarafından işlenmiş olması dikkat çekti.

LTB’ye ait Kadın Sığınma Evi avukatlarından Çise Atlas, yaptıkları çalışmalar hakkında KIBRIS’a bilgi verdi.

Çise Atlas, kadın sığınma evine sadece Lefkoşa’dan değil, diğer bölgelerden de kadınları ve çocuklarını kabul ettiklerini belirtti.

Atlas, ancak diğer bölgelerden gelen ve çocuğu o bölgede okuyan ya da işi o bölgede olan kadınların Lefkoşa’da kalmasının kolay olmadığını anlattı ve bu nedenle her bölgede kadın sığınma evine ihtiyaç olduğunu vurguladı.

“Şiddet gören kadın ve çocukları kabul ediliyor”

Kadın Sığınma Evi avukatlarından Çise Atlas, kadın sığınma evinin, şiddet gören kadınların ve çocuklarının başvurabildiği bir merkez olduğunu söyledi; ayrıca acil durumlarda başvurdukları bir merkez olarak da büyük önem taşıdığını anlattı.

Atlas, bir kadın şiddet görüyorsa yanına hiçbir şey almadan da evden çıkıyor olabileceğine dikkati çekti ve “Ne yazık ki devletimizin bunun gibi bir merkezi yok… Lefkoşa Türk Belediyesi tarafından kurulan ve adanın tek bir kadın sığınma merkezi var” dedi.

“Bir yılda 123 başvuru”

Atlas, 1 Ocak 2019 ile 31 Aralık 2019 tarihleri arasında kadın sığınma evine 123 kadının başvurduğunu söyledi ve bu başvuranlardan 68’inin merkeze yerleştirildiğini belirtti.

Bu kadınlarla birlikte merkeze 39 da çocuğun kaldığını ifade eden Atlas, bu kişilerin 19’una da hukuki destek verildiğini kaydetti.

Atlas, Kadın Sığınma Evi’nin sadece hukuki olarak değil, psikolojik desteğin yanında, ilaç ve sağlık hizmeti verilmesi, kılık kıyafet sağlanması gibi destekler verdiğini belirtti.

Çise Atlas, bazı başvuruların ise evsizlikle alakalı başvurular olup, evsizlik olup, şiddet olmayan durumlardaki başvuruları maalesef kabul edemediklerini ifade etti.

“Her bölgeden başvuru kabul ediliyor”

Atlas, sadece Lefkoşa’dan değil, diğer bölgelerden de gelen kadınları kabul ettiklerini belirtti ve şunları kaydetti:

“Buradaki tek sıkıntı, örneğin, Lefke’den gelen bir kadının çocukları varsa ve Lefke’de okuyorsa, okulu aksayacaktır.

Sığınma Evi okul ihtiyaçlarını, Milli Eğitim Bakanlığı aracılığı ile karşılıyor. Ancak çocukların düzeni değişiyor. Bu da bizim istediğimiz bir şey değildir. Bu nedenle her bölgede bir sığınma evi olması gerekir. Bu da devletin bir görevidir”.

“Her bölgede bir Kadın Sığınma Evi olmalı”

Çise Atlas, ülkede şu anda faaliyette bulunan tek bir kadın sığınma evi olmasının yeterli olmadığını söyledi ancak LTB’ye ait Kadın Sığınma Evi’ne başvuran ve şiddet olduğuna inandıkları kişiyi geri göndermediklerini belirtti.

Gerekirse konaklaması için bir otel ya da pansiyon ayarladıklarını belirten Atlas, “Şiddet gören kimseyi mağdur etmeden tutmayı başarıyoruz. Ancak düşünün Lefke’den gelen birinin çocuklarının okulu Lefke’dedir, işi Lefke’de olabilir. Bu da ayrı bir sorundur” dedi.

“Polisin Kadına Karşı Şiddet birimi iyi çalışıyor”

Atlas, poliste kurulan Kadına Karşı Şiddet Birimi’nin Lefkoşa bazında çok iyi çalıştığını söyledi ve şunları anlattı:

“Lefkoşa’da bu konuda eğitim almış polisler olmasına rağmen, diğer bölgelerde, karakollarda yoktur.  Karakollarda “kocandır git, yanına dön” dendiği de oluyor. Bu durumu Lefkoşa’daki merkeze bildirdiğimizde daha hızlı sonuç alınıyor. Biz Lefkoşa’daki merkezin çok iyi çalıştığını düşünüyoruz. Ancak kırsallarda öyle değil”.

“Şiddet mağduru kadınlar için kontenjan ayrılsın”

Atlas, İçişleri Bakanlığı’nın bir sosyal konut projesinden söz ettiğini hatırlattı ve “Sosyal Konut projesi yapılsın tabi ki ancak şiddet mağduru kadınlara da bir kontenjan ayrılsın. Bu çok da güzel bir proje olabilir” şeklinde konuştu.

“Sosyal yardım maaşları kirayı bile karşılayacak düzeyde değildir”

Çise Atlas, şiddete uğrayan kadınların sosyal yardım ihtiyacı olduğunu ve bu kadınlara yapılan yardımın da bin 700 TL civarında olduğunu belirtti.

Bu kadınların çalışmaya başlamaları durumunda bu yardımın da kesildiğinden söz eden Atlas, şöyle devam etti:

“Bugün bir evin kirası en düşük bin 500 TL. Verilecek yardım bin 700 TL ise ve “çalışmayacaksın” deniyorsa bu kadın nasıl geçinecek?

Bu ciddi anlamda devletin bir ayıbıdır.

Bu durum kadını ya işkenceye geri dönmeye, ya da kaçak çalışmaya itiyor.

banner134
Bu, devletin değiştirmesi gereken bir politikadır”.

“Raporlar yetersiz”

Atlas, çıkan sosyal güvenlik raporlarının da bazen yeterli düzeyde olmadığından söz etti ve şöyle konuştu:

“Davalar esnasında ya da nafakanın belirleneceği noktalarda bazen sosyal hizmetler raporuna ihtiyaç duyuyoruz.

Ancak bu raporlar ne yazık ki teknik değil ve yeterince de araştırılmadan yapılıyor.

Örneğin bir polis memurunun maaşı 5 bin TL diye rapora geçiriyorlar. Karşı tarafın avukatı olarak itiraz ediyorum 5 bin TL olmaz diye.

Mahkeme bodro istiyor ve maaşın 7 bin 500 TL olduğu ortaya çıkıyor.

Çalışma Dairesi bunu maliyeden zaten öğrenebilir”.

“Psikolojik şiddet oranı yüksek”

KAYAD’ın bir araştırması olduğunu ve bu araştırmanın sonucunda da her 3 kadından birinin şiddet gördüğünün ortaya çıktığını söyleyen Atlas, özellikle psikolojik şiddetin çok yaygın olduğunu belirtti. Atlas, şunları kaydetti:

“Çocukluktan beri öğretilen bir cinsiyetçilik durumu vardır. Bu da “kadınsın, ağlayabilirsin, erkeksin ağlayamazsın”, “erkekler güçlüdür, kadınlar zayıftır” gibi örneklerle anlatılabilir.

Bununla ilgili toplumda alıştığımız roller vardır. Bu rollere girdikten sonra biz yaşadığımız şiddeti de fark etmiyoruz.

Örneğin kadın, eşi eve geldiğinde ona yemek yapmak görevi gibi hissediyor. Ancak kadın da, adam da çalışıyor. Bu bir manevi şiddettir. Bu toplumsal cinsiyet rollerinden dolayı gün içinde çoğu kadının yaşadığı psikolojik şiddettir.

Bunun düzeyi katlanılabilecek durumda mı, değil mi gibi sorunlar ortaya çıkıyor.

Sığınma Evi’ne gelen kadınların yaşadığı psikolojik şiddet hat safhadadır.

Sığınma Evi dışından gelen müvekkillerimizden de görüyoruz ki psikolojik şiddet çok yüksektir. Bu bütün dünyanın bir sorunudur. Aslında psikolojik şiddet daha tehlikelidir, çünkü kadın özgüvenini yitirir. Kadın sürekli bir baskı altındadır. Özellikle o kadının toplumda bir statüsü varsa bunu dile getirmesi daha zordur”.

“183 hattına ulaşılabilir”

Atlas, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin kurulduğunu ve bu dairenin de “183” hattını kurduğunu belirtti. Bu hattın şiddet gören kadınların arayabilecekleri bir hat olduğunu ifade eden Atlas, “bu hat hem kadın sığınma evi yetkililerine, hem de polisin kadına karşı şiddet birimine de haber verilen bir hattır” dedi.

Atlas, bu nedenle sıkıntı yaşandığında 183’ün kullanılabileceğini hatırlattı ve ayrıca 155 aranarak da kadına şiddet biriminin istenebileceğini kaydetti.

“Belgelerinizi alın”

Atlas, şiddet anında yapılması gereken bazı şeyler de olduğunu söyledi ve şöyle dedi:

“Kesinlikle can güvenliğinin düşünülmesi gerekir. Kim ne der diye düşünülmemelidir. Eğer o evden uzaklaşılacaksa da seyahat belgeleri, kimlik, çocukların belgeleri mutlaka alınmalıdır. Zaten kadınlar şiddeti hisseder. O gerilim hissedilir”.

2010-2019 KADIN CİNAYETLERİ

1. 8 Mart 2010 Günlera Bekiyeva: Mehmet Kaşık tarafından hastane önünde boğazından, karın bölgesinden, kolundan ve kalçasından bıçaklanarak öldürüldü. Olayın ardından Kaşık, kendi canına da kıydı.

2. 13 Nisan 2011 Şükran Sadrazam: Eşi Çetin Sadrazam tarafından zehirlenerek ve boğularak öldürüldü. Çetin Sadrazam, 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

3. 18 Kasım 2011 Sibel Dedecan: Eski eşi Ahmet Uysal tarafından av tüfeği ile vurularak öldürüldü. 22 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

4. 1 Eylül 2012 İmrane Sapmaz: Kendisine platonik olarak aşık olan Mehmet Narlı tarafından işyeri önünde vurularak öldürüldü. Narlı olay sonrası kendini de öldürdü.

5. 24 Ocak 2013 Aşkın Şevketoğlu: Eşi Ahmet Şevketoğlu tarafından iki el ateş edilerek öldürüldü. Ahmet Şevketoğlu olayın ardından intihar etti.

6. 26 Haziran 2014 Filiz Sayar: Sokakta yürürken Hüseyin Selçuk Öksüzoğulları tarafından av tüfeğiyle iki el ateş edilerek öldürüldü. Öksüzoğulları olayın ardından kendini de öldürdü.

7. 4 Ağustos 2014 Necla Çağdaşoğluları: Aile kavgasını ayırmak için araya girmesi ve o esnada eşi Osman Çağdaşoğluları’nın av tüfeğiyle açtığı ateş sonucu eşi tarafından kazayla öldürüldü. Ahmet Çağdaşoğulları 2 yıl hapse mahkûm edildi.

8. 11 Eylül 2014 Siham Benchargiu: Bir buçuk metre yakından ateş edilerek alnından vurularak öldürüldü. Benchargiu ve onun çalıştığı yerdeki güvenlik görevlisini öldüren Kubilay Güler 30 yıl hapse mahkûm edildi.

9. 11 Ağustos 2015 Nilgün Urhan: Eşi Serdal Urhan’ın uyguladığı şiddetten kaçmaya çalışırken 6.8 metre yükseklikteki balkondan düşerek öldü. Urhan 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

10. 10 Aralık 2015 Oleysa Kupriyanova: Boşanmak üzere olduğu eşi Stanislav Kupriyanov tarafından bıçaklanarak öldürüldüğü düşünülüyor. Stanislav Kupriyanov yüksek dozda uyuşturucu alarak canına kıydı.

11. 15 Ocak 2016 Necla Mağracı: Eski eşi Saim Hannas tarafından boğazı sıkılarak öldürüldü. Hannas 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

12. 30 Aralık 2016 Akile Nacisoy: Eşi Yaşar Akdoğan tarafından öldürüldü. Önce olaya intihar dendi ancak ailenin olayın üzerine düşmesinin ardından 13 Mart’ta yargı tarafından cinayet olduğuna karar verildi.

13. 18 Nisan 2017 Burcu Okumuş: Eşi Özgür Okumuş tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Özgür Okumuş müebbet hapis cezası aldı.

14. 20 Nisan 2017 Gamze Pehlivan: İmam nikâhlı eski eşi Murat Aşır tarafından 36 kez bıçaklanarak ve ardından da benzin dökülüp yakılarak öldürüldü. Aşır müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

15. 15 Haziran 2017 Zehra Sorver: Eşi ve oğlu tarafından darp edilip, boğularak öldürüldü. Eşi Levent Sorver 35 yıl, oğlu ise 14 ay hapislik cezasına mahkûm oldu.

16. 21 Haziran 2017 Ayşe Yalçın: Eşi Kemal Yalçın tarafından tabanca ile vurularak öldürüldü. Kemal Yalçın eşini vurduğu silahla kendi canına da kıydı.

17. 5 Ekim 2017 Halime Çetin: Eski sevgilisi Hayrettin Özcömert tarafından av tüfeği ile vurularak öldürüldü. Özcömert, 35 yıl hapse mahkûm edildi.

18. 26 Temmuz 2018 Nigar Tevfik Erhalk: Eşi İbrahim Erhalk tarafından av tüfeği ile vurularak öldürüldü. (Yargı süreci devam ediyor. Eşini öldürdüğünü itiraf etti).

19. 31 Ekim 2018 Gülbahar Ulutan: Temizlik için gittiği evde, ev sahipleri evde yokken içeri giren eski sevgilisi Fatih Çıkrıkçı tarafından 13 kez bıçaklanarak öldürüldü. Suçunu itiraf eden Çıkrıkçı, yargılanmayı bekliyor.

20. 19 Kasım 2018 Sevinç Karasalih: Eşi tarafından kablo ile boğularak öldürüldü. (Eşi cinayetin ardından kendi canına da kıydı).

21. 6 Ocak 2019 Dam Thi Hop: Ercan Gaziköy yolunda poşet içerisinde battaniyeye sarılı bulundu (faali belli değil)

22. 31 Mart 2019 Hacer Ulaş: Eşi tarafından öldürüldüğü iddia ediliyor. (Eşi Hüseyin Havalar hükümsüz tutuklu olarak cezaevinde)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75