Her doğumda “ANNELİK” duygusunu yaşadım

banner37

Aysel Erensoy, tarihin en eski ve kutsal mesleklerinden “Ebelik Mesleği”ni hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan yıllarca özveriyle yerine getirirken yüzlerce bebeğin doğmasına da vesile oldu:

Her doğumda “ANNELİK” duygusunu yaşadım
banner90
banner99

Aliye ÖZENCİ

ACI, TATLI ANILAR… Aysel Erensoy, Ankara Doğumevi Sağlık Koleji Ebelik bölümünden mezun olduktan sonra Kıbrıs’a gelerek 1972-1991 yılları arasında mesleğini başarılı şekilde icra etti. Meslek hayatı boyunca, acı tatlı birçok anı biriktiren Erensoy, bu kutsal mesleği yapmanın mutluluğunu yaşıyor. İki canın kendisine emanet edildiği bu görevde esnasında her seferinde büyük bir heyecanla annelik duygusunu yaşadığını anlatıyor.

Tarihin, en eski mesleklerinden biri olan ebelik, dünyada olduğu gibi ülkemizde de en kutsal mesleklerden biri olarak kabul ediliyor.

Ebe, yeni bir canlının dünyaya gelmesine yardımcı olurken, doğum ağrısı çeken bir annenin acılarını da dindirmeye yardımcı oluyor.

Dünyaya geldiğimizde ilk tanıştığımız insanlar olan ebeler her doğum anında büyük bir heyecanla “annelik” duygusunu yaşıyor.

Hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan, özverili ve cefakar ebelik mesleğini icra eden kişileri onurlandırmak için, 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü; İnsan sağlığı için hizmet veren hemşirelerimiz içinde, 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü olarak kutlanıyor.

KIBRIS Gazetesi olarak bu iki özel gün için Serdarlı köyünde ikamet eden emekli Ebe Aysel Erensoy ile röportaj yaptık.

Erensoy, Ankara Doğumevi Sağlık Koleji Ebelik bölümünden mezun olduktan sonra Kıbrıs’a gelerek 1972-1991 yılları arasında mesleğini başarılı şekilde icra etti.

Kıbrıs Türk toplumunun varoluş mücadelesi verdiği günlerde, sağlık sisteminin yetersizliği ve ulaşımda yaşanan zorluklar nedeniyle, doğumlar ebeler tarafından evde gerçekleşiyordu. Bu da ebelik mesleğinin sağlık sisteminin vazgeçilmez bir parçası olduğunun kanıtı.

Ebe Erensoy, 1973-74 arası savaş döneminde Serdarlı Sağlık Merkezi’nde görev yapıyordu. Bu köyde devam eden 17 yıllık süreçte güç koşullar altında görev ve sorumluluklarını yerine getirdi.

Başta Serdarlı olmak üzere, bölge köylerde de yüzlerce çocuğun dünyaya gelmesine yardımcı olan Erensoy, her doğum sırasında ise annelik duygusunu yaşadığını vurgulayarak, anne ve bebek sağlığını korumak için büyük bir özveri ile görev yaptığını anlattı.

“Altın bilezik”

1951 Serdarlı doğumlu olan Aysel Erensoy, terzi olan annesini dikiş makinesinin önünde hep dikerken hatırladığını belirterek, “Bayrama 1 buçuk ay kala siparişleri yetiştirmek için gece gündüz demeden yoğun bir tempo içinde çalışırdı. Hatta yatağa girmediği geceleri biliyorum” diyerek 3 kardeşiyle birlikte böyle bir ortamda büyüdüğünü söyledi.

Eğitimini sırasıyla; Serdarlı İlkokulu, Gönendere Ortaokulu ve Ankara Doğumevi Sağlık Koleji’nde tamamladı.

Erensoy, ebelik eğitimine başlama serüvenini şöyle anlatıyor:

“1968 yılıydı… Ankara’ya benden önce giden Kıbrıslı 4 arkadaşım vardı. Oradaki büyüklerimiz “altın bileziktir” deyip, bizleri “Doğumevi Sağlık Koleji’ne” kaydettiler. İlk yılımızda, “Mum Işığını, Nur Işığına Çevireceğim” yeminini okuyarak eğitime başladık”.

“Derslerin başlamasıyla ne kadar doğru bir bölümü seçmişim diye düşündüm” diyen Erensoy, “her geçen gün bu bölüme olan ilgim daha çok artıyordu” ifadesini kullanarak, 1972’nin Temmuz ayında mezun olarak Kıbrıs’a geri döndüğünü ve 1991’de emekliye ayrılana kadar, hiçbir fedakarlıktan kaçmadan büyük bir özveriyle mesleğini icra ettiğini anlattı.

Kahkahalar…

Erensoy, mezun olup Kıbrıs’a gelmeden önce, Türkiye’de cerrahi bölümünde staj yaptığını ve birçok anı biriktirdiğini dile getirdi.

Sohbetimizde öğrencilik yıllarında kendisini mutlu eden bir olayı da şöyle anlattı:

“Yaz aylarında çok kısa olsa da, 1 aylık tatilimiz bulunuyordu. Tatile çıkacağım günlere yakın, Başhekimin ameliyat kadrosuna alındığımı öğrendim. O an tatil falan aklımdan çıkmış, “bu görevi başarabilecek miyim?” sorusuna odaklanmıştım. Heyecanlanmama rağmen bana verilen görevi başarıyla yerine getirmiştim. Bu bana mutluluk veren ve mesleğime dört elle sarılma neden olan bir olaydı”.

Cerrahi, çocuk servisi gibi birçok bölümde görev aldığını belirten Erensoy, mezun olup Kıbrıs’a geldikten hemen sonra göreve başladığını söyledi.

Erensoy, anlatmaya devam ediyor:

“Kendi bölümümde eğitim alırken sadece ebelik ile ilgili bilgiler değil, hemşireliğin de her safhasını öğreniyorduk. Adaya geri geldiğimde ilk olarak Dr. Kaya Bekiroğlu’nun kliniğinde cerrahi serviste göreve başladım. 4 ay kadar çalıştığım bu klinikte unutulmaz dostluklar kurdum.

Dr. Kaya Bekiroğlu’nun kliniği her gün hasta dolup taşıyordu. O dönem hastaların yemekleri, bakımları her şeyi ile biz ilgileniyorduk. İşler bittikten sonrada kendi akşam yemeğimizi için saat 9 gibi mutfağa geçiyorduk. Yemek yerken de günün stresinden kurtulmak için fıkralar anlatıp, gülerdik.

Bir gün yine fıkra anlatıp gülerken, fıtık ameliyatı olan bir kadın yanımıza gelip, “bu akşam yemeğimi sizinle yiyebilir miyim?” diye sordu. Ben de şaşkın bir şekilde “hayırdır, niye!?” diye sordum.

Hasta; “gün boyunca 5 dakika oturmadan dinlenmeden çalışıyorsunuz. Bu kadar yorgunluğa rağmen yemeğe geçtiğiniz zaman kahkahalar atıyorsunuz. Herhalde çok güzel yemekler yiyorsunuz!” dedi. Bu konuşma üstüne o gece hastayı soframıza davet ederek, kahkahalarımıza ortak ettik”.

İlk doğum…

Kaya Bekiroğlu’nun kliniğinde 4 ay kadar çalışan Aysel Erensoy, 1973’te Devlet Hastanesi Doğum Servisi’nde göreve başladı.

banner134
1973’te Surlariçi’nde bulunan eski tütün fabrikasının “Devlet Hastanesi” olduğunu belirten Erensoy, bu küçük derme çatma hastanede arkadaşlarıyla görevini en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştıklarını söyledi. Bu hastanede, 7 ay çalıştığını belirten Erensoy, “burada unutamadığım çok güzel dostluklar kurdum. Boş vakitlerimizde doktoru, hemşiresi hatta kapıcısı ile sohbetlere doyamazdık” şeklinde konuştu.

Daha sonra ise, ebelik mesleğine Serdarlı Sağlık Merkezi’nde devam etti.

Erensoy, sağlık merkezinde görevli olan Dr. Görey Şemsettin ile birlikte köy köy dolaşıp hastalara baktıklarını belirterek “Köyde beni herkes Ebe Aysel olarak tanıyordu ama gün geldi hastalara hem iğne hem de pansuman yaptım, iğne ile dikiş attığım bile oldu” dedi.

Konuşmasına Serdarlı bölgesinde ilk doğuma aranış hikayesini anlatarak devam etti:

“Bölgede göreve başladıktan sonra ilk doğuma gitmem, Sütlüce’den aranmamla oldu. Haber gelir gelmez heyecana kapıldım. Çantamı kaptığım gibi doktorun Gönendere’deki evinin kapsına gittim. Kapı açılır açılmaz, doğum için arandığımı ve kadının da ilk doğumu olduğunu doktora aktardım. O da “hemen kendine güven ve doğuma git!” demesiyle fırlayıp yollara düştüm. Bu da bölgedeki ilk yaptırdığım doğumum oldu”.

Kız mı? Erkek mi?

Serdarlı Sağlık Merkezi’nde 17 yıl ebelik yapan Erensoy, sadece bulunduğu köyde 50’den fazla doğum yaptırdığını belirterek, “Evde yaptırdığım doğumlar, bir de yardımcı olmak için alıp kliniğe götürdüğüm ve doktor eşliğinde doğurttuğum kişiler bulunuyor” diyerek yüzlerce çocuğun eline doğduğunu ifade etti.

Bölge halkının kendisine çok güvendiğini ifade eden Erensoy, hamile olan kişilerin doktora gittikten sonra mutlaka muayene için kendisine de geldiklerini ifade ederek başına gelen bir olayı anlattı.

Erensoy devam etti:

“Kadın doktora gidip geldikten sonra benim yanıma da uğradı. Ben de göbek çizgisine bakarak ‘hade hayırlısı olsun, kız annesi oluyorsun’ dedim. O ise, ‘yok!’ diyerek, doktorun ultrason cihazından baktığını ve bebeğin erkek olacağını söyledi. Teknoloji yeni yeni gelişmeye başlıyordu. Ben de yine hayırlısı olsun deyip gönderdim.

Doğum olduktan sonra, kadın kucağında bebeğiyle yanıma geldi ve çocuğunun kız olduğunu belirtti. İkinci doğumunu ise evde ben yaptırdım ve oğlunu kucağına verdim”.

Savaş yıllarında ebelik mesleği

Serdarlı Sağlık Merkezi’nde ebelik mesleğine başladıktan kısa bir süre sonra 1974 olayları patlak verdi. O yıllara yakından şahitlik eden Erensoy, mesleğini başarılı bir şekilde sürdürmeye devam etti.

1974’te Rumlar Serdarlı’ya girmeye çalışırken, halkın evlerini ve sağlık merkezini terk ederek kaçmak zorunda kaldığını söyleyen Erensoy, gerekli malzemeleri yanına alarak önce Ergenekon daha sonra da Gönendere’ye gittiklerini anlatarak, “oraya vardığımızda, bizlere samanlık olarak kullanılan bir oda gösterdiler. Her yer toz ve böceklerle doluydu. Hemşire Uysal Hanım ile birlikte elimizden geldiğince ortamı temizledik. Gelen yaralıları burada tedavi etmeye çalıştık” dedi.

Erensoy, o günlerde sadece akıllarında savaş ve yararlılar olduğunu da sözlerine ekleyerek, anlatmaya devam etti:

“Oysa doğum yapacak olan kadınlarımız da vardı… Ama burada onları doğurtamazdım. Ne yapmam gerektiğini düşünürken bulunduğumuz yerin tam karşısındaki ev gözüme ilişti. Bu ev hiç evlenmemiş emekli bir öğretmen kadınındı. Hemen kapsını çalıp, doğum için bir odaya ihtiyacım olduğunu söyledim. Hiç tereddüt etmeden kapısını açarak bana bir oda verdi. Serdarlı’ya dönene kadar, bu oda içerisinde birçok bebeği doğurttum”.

Bir tarafta yeni doğumlar olurken bir tarafta da şehit düşen insanlar olduğunu belirten Erensoy, o günleri aynı anda farklı duyguların yaşandığı bir dönem olarak hafızasına kazındığını söyledi.

“Saat kaç olursa olsun, doğuma giderdim”

“Bu meslek başka hiçbir mesleğe benzemez” ifadesini kullanan Erensoy, her mesleğin kendine göre zorluklarını olduğunu ama ebelik ve hemşirelik mesleğini ayrı bir özveri istediğine vurgu yaparak, “Bazen hastanın başında 24 saat beklediğim oldu. Empati kurarak, ne hissettiğini anlayarak ona yardımcı olmaya çalıştım” dedi.

Erensoy anlatmaya devam etti:

“Doğacak yeni bir bebek için işimin kutsallığından ödün vermeden, her türlü özveri ve gayretle mesleğimi yerine getirmeye çalıştım. Bazen sevdiklerimizle aynı sofrada otururken ya da gece yarısı uykunun en derin yerinde kapı çalar, doğum için aranırdım. Saat kaç olursa olsun hiç fark etmez, çantamı elime aldığım gibi, kapımı çalan ve yardım isteyen erkek- kadın kim olursa arabasına biner doğuma giderdim. Eşim ve çocuklarım da her zaman bu konuda yanımda oldu.

Ebelik görevimi yerine getirmenin huzuru ve mutluluğu içindeyim. Bu mesleği başarılı icara etmek istiyorsanız hayatınızdan da ödün vermeniz gerekiyor”.

“Bu heyecan annelik duygusunu defalarca yaşamama vesile oldu”

“Doğum sırasında hem çocuğu elimize sağ salim alma, hem de anneyi sağlıklı şekilde doğurtma heyecanı yaşıyordum” diyen Erensoy; “Bu heyecan annelik duygusunu defalarca yaşamama vesile oldu. Yolda gelen çocuğu herkesten önce ben görüyordum. Ağlama sesi duyulduğu zaman, annenin ne kadar ağrısı olursa olsun yatakta doğrulup çocuğunu kucağına alırdı. Gördüğüm bu tablo bana büyük bir haz verirdi” şeklinde konuştu.

Acı tatlı birçok olaya tanıklık ettiğini de belirten Erensoy, bu meslekte panik yapılmaması, sorun karşında sakin ama hızlı düşünüp çözüme odaklanılması gerektiğini ifade etti.

19 yıl başarılı bir şekilde mesleğini yapan Erensoy, 1989’da Dr. Burhan Nalbantoğlu Doğum servisinde de görev yaptığını 1991’de ise emekliye ayrıldığını söyledi.

Şimdilerde bahçesinde rengarenk çiçekler yetiştirip, çocukları ve torunlarıyla zaman geçiren Erensoy, bu mesleğin en güzel yanının, yıllar sonra doğum yaptırdığı kadın ve ebesi olduğu çocukların kendisini ziyarete gelmeleri ve onlar tarafından hatırlanmak olduğunu belirtti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75