banner6

​​​​​​​ Herkes memur olmak istiyor, yerli kalifiye işçi bulunamıyor

banner37

​​​​​​​ KTEZO Genel Koordinatörü Tulga, ülkemizde yaşanan kalifiye eleman eksikliğine dikkat çekti:

​​​​​​​  Herkes memur olmak istiyor,  yerli kalifiye işçi bulunamıyor
banner150 banner151 banner143

Ahmet UÇAR

KKTC toplumunun genelinin üniversite eğitimi alıp, devlet dairelerine girme eğilimi göstermesi nedeniyle otomotiv, güzellik, elektrik, tesisat gibi alanlarda çalışabilecek yerli kalifiye eleman bulmak büyük sorun yaratıyor.

Pandemi süreci ve artan hayat pahalılığı nedeniyle bu alanlarda çalışan yabancı uyruklu kalifiye elemanların da kendi ülkelerine dönmesi, ülkedeki kalifiye eleman açığını iyice büyüttü.

KIBRIS’a konuşan Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO) Genel Koordinatörü Hürem Tulga, yerel işgücünü artırmak ve daha kaliteli bir hale getirmek amacıyla 1988 yılında çıkarılan Çıraklık ve Meslek Eğitimi Yasası’nın 2007 yılında yenilendiğini, Mesleki Yeterlilik Yasası’nın yürürlüğe girdiğini belirtti.

Tulga, bu yasanın en önemli açılımını “sertifikasız çalışan bırakmamak, kimin ne iş yaptığını belgelemek ve kalifiye eleman eksikliğini gidermek için de uygun politikalar ortaya koymak” şeklinde sıralayarak, mesleki eğitim sınavına girme kriterlerinin yenilendiğini kaydetti.

Tulga, toplumun devlet dairelerinde çalışmaya ve üniversitelere gitmeye eğilim göstermesi nedeniyle ülkemizde yerli işgücü eksikliği yaşandığını dile getirerek, bunun önüne geçilebilmesi için eğitimin planlanması, zanaata yetenekli olan kişilerin mesleki yaşama, akademiye yatkın olanların ise üniversiteye yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Kalifiye eleman eksikliği ve dışarıdan işçi getirme sıkıntısından dolayı üretimde sorun yaşandığına işaret eden Tulga, bu toplumda iş yapmanın artık zorlaştığını vurguladı. Tulga, hiçbir toplumda esnaf ve zanaatkarlığın başka bir topluma emanet edilmediğine dikkat çekerek, toplumun eleman ihtiyacını kendi içinden karşılamaya çalıştığını, buna rağmen ihtiyaç olduğunda gereken planlamayı yapıp dışarıdan işçi getirebildiğinin altını çizdi.

Bütün devletlerde kalifiye eleman gücünün planlanmış olduğunu anlatan Tulga, akademikleşmenin bunun ardından geldiğini ve yüzde 20-25’i geçmediğini söyledi. Tulga, meslek alanında yer alan kişilerin bu mesleklerin özel beceri gerektirmesi nedeniyle akademik alandakilere göre daha zeki olarak görüldüğünü belirterek, ülkemizde ise bunun tam tersi bir algının bulunduğunu kaydetti.

Tulga, bu yasaların kalifiye eleman konusunda yaşanan sıkıntıların temelden çözümünde önem arz ettiğine dikkat çekti. Özel sektördeki mesai, maaş, çalışma garantisi gibi konulardan dolayı çalışma hayatının koşullarının elverişli olmadığını dile getiren Tulga, bu alanlarda da gereken adımların atılması gerektiğini ifade etti.

Tulga, bir yasanın kendiliğinden işe yaramayacağına işaret ederek, denetimlerin yapılıp bunun uygulamaya geçirilmesi gerektiğini söyledi. Tulga, meslek liselerine katılım artsa da buralardan mezun olan öğrencilerin üniversiteye gitme düşüncesinde olduğunu belirterek, mesleki yaşamda kalmayı tercih eden mezun sayısının yüzde 5’ten aşağıda olduğunu açıkladı.

Bütün yasaların birbiriyle ilişki içerisinde olduğunu dile getiren Tulga, yasaların uygulanabilmesi için gereken girişimlerde bulunulması gerektiğini ifade etti.

Tulga, 2010 yıllarında hane başına çalışan sayısının 1,7 olduğuna şu an ise 1’e düştüğüne işaret ederek, bu sorunun kişilerin mesleki eğitime yönlendirilmemesinden kaynaklandığını savundu.

“Yasayla tüm eksiklikler giderildi”

Hürrem Tulga, pandemi sürecinin araya girmesi nedeniyle Mesleki Yeterlilik Yasası konusunda yeni yeni adımlar atılmaya başlandığını belirterek, yürütme kurulunun ve genel kurulun birkaç kez toplandığını ve yapılması gereken işleri planladıklarını kaydetti.

Tulga, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Yasası’nın yenilenmiş biçimi olan Mesleki Yeterlilik Yasası’nın daha katılımcı bir yapı oluşturduğunu dile getirerek, bütün taraflarla bir araya gelerek kalifiye eleman sorununu çözme noktasında kararlar üretilebildiğini ve ilgili tarafın uzak durma gibi bir ihtimalinin kalmadığını ifade etti.

Mesleki Yeterlilik Yasası’yla sektör temsilcilerine kadar bir açılım sağlandığına işaret eden Tulga, alüminyumcu, tornacı ve bunun gibi sektörlerin artık temsil edildiğini ve bunun da en önemli açılım olduğunu söyledi.

Meslek Yeterlilik Yasası’yla Çıraklık ve Meslek Eğitimi Yasası’ndaki eksikliklerin ve pürüzlerin giderildiğini anlatan Tulga, herkesin katılımcı olmasının sağlandığı üzerinde durdu.

Tulga, Mesleki Yeterlilik Yasası kapsamında oluşan kurullar hakkında bilgi vererek, “Yürütme Kurulu en yukarıdadır. Mesleki Eğitim Dairesi Yürütme Kurulu’nun başkanlığını yapıyor. Esnaf ve Zanaatkarlar Odası, Kıbrıs Türk Sanayi Odası, Mimar ve Mühendis Odaları yürütme kurulunu oluşturuyor. Yürütme Kurulu’nun hemen altında Genel Kurul bulunuyor. Genel Kurul’da Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Çalışma Dairesi katılımcıdır. Onun da altında bütün mesleki sektörler yer alıyor. Böyle bir yapı var. Bu çerçevede kararlar üretiliyor” şeklinde konuştu.

Güzellik, otomotiv ve elektrik sektörlerinde kalifiye eleman başarısının sağlandığı üzerinde duran Tulga, bu sektörlerde çalışan kişilerin hepsinin sınavdan geçirilerek belgelendiğini vurguladı.

Tulga, Mesleki Yeterlilik Yasası’nın, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Yasası’nın geliştirilmiş hali olduğunu söyleyerek, 2007’den bu yana yürütülen çabalar sonucunda otomotiv, elektrik ve güzellik sektörleri başta olmak üzere 5 bin civarında kişinin sertifika sahibi olduğuna ve çalışmaların devam ettiğine dikkat çekti.

“Hedef kalifiye eleman eksikliğini gidermek”

Mesleki Eğitim Yasası’yla hedeflenenin öncelikle herkesin yaptığı işin tanımlanması olduğuna dikkat çeken Tulga, daha sonra bu kişilerin sertifikalanmasını sağlamak ve ihtiyaçları da bunun üzerinden tespit etmek olduğunu söyledi.

Tulga, bu yasanın en önemli açılımlarından bir diğerini “sertifikasız çalışan bırakmamak, kimin ne iş yaptığını belgelemek ve kalifiye eleman eksikliğini gidermek için de uygun politikalar ortaya koymak” şeklinde açıkladı.

Tulga, eski yasada 2007’ye kadar yapılan başvuruların değerlendirildiğini belirterek, bu yasayla birlikte ise bütün başvuruların belirli kriterler çerçevesinde herkese açıldığını kaydetti.

Geçmiş dönemlerde Çıraklık ve Meslek Eğitimi Yasası kapsamında 2007’ye kadar sektör içerisinde 10 yıl çalışması durumunda belge alabildiğini anımsatan Tulga, yeni yasayla herkesin önünün açıldığını dile getirdi.

“Mesleki Yeterlilik Sınavına girme kriterleri yenilendi”

Tulga, Mesleki Yeterlilik Yasası’na göre meslek liselerinden mezun olan kişilerin 1 sene boyunca kayıtlı bir şekilde çalışmaları durumunda belgelerini alabileceğini dile getirerek, çıraklık okulundan mezun olanların ise 2 sene çalıştıktan sonra sınava gireceğini veya eğitime girmesi durumunda eğitimden sonra pratik sınavına gireceğini ifade etti.

Tulga, yüksekokulda mesleki alanda mezun olanların meslek okulu çıkışlı değilse pratik sınavına gireceğine işaret ederek, çalışma hayatında yer alan kişilerin 4 sene aynı işte kayıtlı bir şekilde çalışması durumunda mesleki yeterlilik sınavına girebileceğini dile getirdi.

Bu yasayla bazı açmazların giderilerek daha hızlı bir işleyişin kazanıldığını vurgulayan Tulga, herkesin belgelenmesi için bir çerçeve çizildiğini ifade etti.

Tulga, pandemi sürecinin yasanın uygulamaya geçmesini engellediğini ancak sınavların çok hızlı bir şekilde yapılmaya başlandığını belirterek, uzun aralar verilmeden sınavların pratik bir şekilde yapıldığını kaydetti.

“Eğitim planlanmalı”

Mesleki Yeterlilik Yasası’nın bir diğer amacının iş gücü kalitesini yükseltmek olduğuna işaret eden Tulga, altyapının hazırlandığını ancak istenilen sonuçların verilebilmesi için her şeyden önce eğitimin planlanması gerektiğine dikkat çekti.

Tulga, eğitimin kangren bir sorun haline geldiğini söyleyerek, herkesin üniversitelileşme peşinde olduğu üzerinde durdu.

Geçtiğimiz günlerde kolej sınavlarına 2 bin 200 civarında öğrencinin katıldığını, üniversite sınavlarına 2 bin 500 dolaylarında kişinin girdiğini hatırlatan Tulga, nüfusun büyük bir kısmının üretim yerine eğitime odaklandığının altını çizdi.

Tulga, “Öyle bir toplum var ki ortada, kendi işini yapmak yerine ve o kadar toplumsal ihtiyaç bulunmasına rağmen herkes aynı yere yöneliyor. Herkes devlet dairelerine girmeye çalışıyor. Başka bir iş yokmuş gibi bunun yapılması çok kötü” diye konuşarak, herkesin seviyesine, yetenekli olduğu alanlara göre yönlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Eskiden “Her işi yaparım” zihniyetinin bulunduğunu hatırlatan Tulga, bu zihniyetin “Herkes üniversite okuyabilire” dönüştürüldüğünü vurguladı.

Hayatın sadece akademik hayattan ibaret olmadığını belirten Tulga, eğitimin akademik yaşama girenler için de mesleki hayata girenler için de söz konusu olduğunu ancak sadece üniversitede varmış gibi bir algı yaratıldığını kaydetti.

Tulga, kişinin zanaata yeteneği varsa bu mesleklere, akademiye yeteneği varsa ise akademik yaşama yönlendirilmesi gerektiği üzerinde durdu.

Üniversitelerin bu işten para kazandığını dile getiren Tulga, üniversiteleri de bu konuda gereken adımların atılması için görüş alışverişine davet etti.

Tulga, herkesin üniversitede okuması durumunda ülkedeki işleri kimin yapacağını sorarak, dışarıdan iş gücü getirmeye çalışıldığını ancak hayat şartlarının güçleştiği için işçilerin ülkeye gelmek istemediğini söyledi.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110