Hükümete 'sarı yelekliler' operasyonu tehdidi

banner37

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği’nin düzenlediği toplantıda Gazimağusa, Yeniboğaziçi, İskele Geçiş Süreci Emirnamesi’nin yürürlükten kaldırılması için hükümete salı gününe kadar süre tanındı; aksi takdirde yaşanacaklar konusunda da uyarı yapıldı

Hükümete 'sarı yelekliler' operasyonu tehdidi
banner87

Ahmet İLKTAÇ

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği, dün akşam Mağusa’da; “Gazimağusa, Yeniboğaziçi, İskele Geçiş Süreci Emirnamesi”ne karşı “Doğayı ve geleceğimizi katleden emirnameye hayır” sloganıyla toplantı düzenledi.

Gazimağusa’da Rauf Raif Denktaş Kültür ve Kongre Merkezi’nde saat 17.30’da başlayıp yaklaşık 3 saat süren toplantıya, iş dünyası örgütleri ve vatandaşlar katıldı.

Toplantıda emirnamenin yürürlükten kaldırılması için hükümete beş günlük süre tanındı. Emirnamenin kaldırılmaması halinde hükümetin salı günü Lefkoşa’da bir “sarı yelekliler” operasyonu ile karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunuldu.

Toplantının sonunda katılımcılara bilgi veren Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer,    Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz’in Ekonomik Örgütler Platformu’nu yani ülkede ekonomik faaliyet gösteren tüm örgütleri bugün saat 14.30’da toplantıya çağırdığını duyurdu.

Gürcafer, bugünden başlayarak 5 güne kadar yapacakları çalışmanın ucube olarak adlandırdığı emirnameyi ortadan kaldırmaya yönelik olacağını kaydetti. Gürcafer; “Bu yarın soğuyacak gibi algılanmasın. Yarınki (bugünkü) toplantı da bir yürütme kurulu oluşturacağız. Bugün başlayan bu hareketin son noktası emirnamenin kalkacağı gündür. O ana kadar mücadele edeceğimizin kimsenin şüphesi olmasın” dedi.

Gürcafer: Fiyaskoyla karşı karşıyayız

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, toplantının başında yaptığı konuşmada geçmişten günümüze kadar birçok fiyaskoyla karşılaşıldığını, bu emirnamenin de yeni bir fiyasko olduğunu söyledi. Gürcafer, bu emirnamenin bardağı taşıran son damla olduğunu dile getirdi.

Müteahhitler Birliği’nin geçmişten günümüze kadar KKTC’nin çağdaş dünyada hak ettiği yeri alabilmesi için Ülkesel Fizik Planı, İmar Planları ve Sosyo Ekonomik Kalkınma Planları’nın yapılması için büyük çaba sarf ettiğini kaydeden Gürcafer, birliklerinin bu çabalarından ötürü plansız yaşanamayacağı algısının siyaset kurumlarında oluştuğunu ve 10 yıldır da bunun telaffuz edildiğini bildirdi. Gürcafer, netice olarak Girne İmar Planı’nın çıkmasının ardından Gazimağusa, Yeniboğaziçi ve İskele’yi kapsayacak bir İmar Planı’nın çalışmasının gündeme geldiğini belirtti.

İmar Planı’nın çağdaş dünyada olduğu gibi olması gerektiğini ifade eden Gürcafer, çağdaş ülkelerde toplumun farklı kesimlerinin isteklerini söylediğini, Şehir Plancıları’nın da toplumun bu farklı kesimlerinin istedikleri şehri çizdiğini aktardı.

Cafer Gürcafer, şöyle dedi:

“Biz planlama İskoçya, Malta, Türkiye, Rum kesimi, İngiltere, Fransa’da nasıl yapılır araştırdık. Olabildiğince demokratik ve katılımcı şekilde yapıldığını gördük. Siyasetçinin iki dudağının arasında olmadığını gördük. Bu nedenle bizim yapacağımız İmar Planı’nın sağlıklı plan olması için belediye başkanları ve Şehir Plancıları ile birlikte toplantı yaptık. Bu toplantıda biz en güzel İmar Planı’nın bizim bölgemizde olmasını istedik. Ama bu İmar Planı’na dahil olmak istediğimizi de söyledik. Örneğin Mağusa iki tarafından hapsoldu. Denize ulaşımı yoktur.

Askerin 7-8 kilometrelik sahil şeridinden çekilmesi hususunda hükümetimizin girişim yapmasını istedik.    Halkımızı zehirleyen Mağusa Limanı’nın gerçek anlamda bir turizm limanına dönüşmesini, cruz gemilerinin gelmesinin sağlanmasını istedik. Buna paralel Mağusa Suriçi’nin turist dolacağı bir yapı olmasını istedik…”.

İmar Planı ile ilgili çalışmalar sırasında belli bölgelerin iki kat olmasını, sulak alanlar, tarihi doku, kumullar, tarımsal arazilerin korunmasını istediklerini anlatan Gürcafer, yine halkın da onay vereceği belli yerlerde yüksek kata izin verilmesini istediklerini açıkladı.

Gürcafer, yüksek katın dünyanın her yerinde olduğunu, Rum kesiminde Makarios Caddesi’nde 30 katlı bina inşasının devam ettiğini söyledi.  O dönem tüm önerilerine “evet” dendiğini, İmar Planı ile ilgili çalışmaların sağlıklı şekilde devam ettiği sürede kendisinin Müteahhitler Birliği Başkanı olarak emirname çıkacağını müteahhit bir arkadaşının kendisine açtığı telefonla öğrendiğini anlatan Gürcafer, bunun üzerine Şehir Planlama Dairesi Müdürü’nü arayıp sorduğunda müdürün kendisine “bende çok taraftar olmadım ama böyle bir tehlike var” dediğini öne sürdü.

Cafer Gürcafer; “Emirname taslağının açıklandığı ilk toplantının ertesinde sayın bakanı ziyaret ettik. Sayın bakan bize ciddi tepki olduğunu gördüğünü ve bizden çalışmamızı yapıp getirmemizi söyledi. Bunun üzerine bazı akademisyen ve uzmanlardan yardım alarak içerisine son gün müteahhitlerin dahil edildiği çalışmada kumulları, sulak alanları, göleti, eski eserleri, tarımsal arazileri, köy dokusunu ve tüm değerleri koruduk” dedi.

Ülkede her yıl 10 bin konut talebi olduğunu, bu talebin son 3 yıla bakıldığında 5 bininin kendi insanımız tarafından, geriye kalan 5 bin konutun yarısının yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türkler onun da geriye kalanının yabancılar tarafından olduğunu belirten Gürcafer, yatay büyümeyle 10 bin konut talebinin 10 bin dönüme yapılması gerektiğini ancak dikey büyümeye izin verilirse sadece 300 dönüm arazi tüketileceğini bildirdi.

“Hükümetin 5 günü var”

Cafer Gürcafer, bu kadar toprağı tüketmenin vatanseverlik mi yoksa korumak mı olduğunu İçişleri Bakanı Baybars’a sorarak, bu mantıkla sadece 2 noktada yüksek kat öneren bir çalışma yaptıklarını ifade etti. Gürcafer, Bakan Baybars’ın da sel olayı yaşanana kadar düşüncelerinin kendileri ile aynı olduğunu söylediğini savundu.

Gürcafer, sel olayının ardından bazı popülizm yaparak rant elde etmeye çalışan kişilerin inşaat sektörünü katil ilan ettiklerini, bu popülizmin hükümet üzerinde etkili olarak son 48 saat kala çalışmalarının yok sayıldığını söyledi. Gürcafer konuşmasının devamında şöyle dedi:

“10 binlerce KKTC insanına ekmek veren ve neredeyse kamu çalışanının maaşlarını büyük oranda ödeyen bir sektörü bu kadar basit şekilde buruşturup çöpe atamazsın. Bundan dolayı biz olduğu gibi bu emirnameyi ret ediyoruz. Kudret Özersay’ın açıklamasını okudum. Geri adım atmayacağını yazdı. Bizde geri adım atmayacağız.

Bir sarı yelekliler operasyonu ile karşı karşıya kalabilirler. Bunu bilsinler. Bu işleri düzeltmek için ellerinde fırsat vardır. Salı günü için çok büyük bir eylem planlıyoruz. Hükümete mesajım 5 gününüz vardır. Bu 5 gün içinde sizi akıl yoluna davet ederim. Eğer 5 günün sonunda uzlaşı sağlanmazsa tüm halk olarak, tüm bölgeliler olarak Lefkoşa’da olacağız” dedi.

Arter: Yanlıştan dönülmeli

Gazimağusa Belediye Başkanı İsmail Arter, İskele ve Yeniboğaziçi Belediye Başkanları adına da yaptığı konuşmada, 2016 yılı Kasım ayında başlayan İmar Planı çalışmalarının Kasım 2018’e kadar bitirilemediğini söyledi. 2019 yılının sonunda tamamlanacağı öngörülen İmar Planı’nın herhangi bir kazaya uğramaması için ansızın bir emirnamenin dillendirildiğini kaydeden Arter, ancak kendilerinin 3 belediye başkanı olarak hazırlanan emirnameyi defalarca talep etmelerine rağmen sadece 19 Kasım akşamı halka açık yapılan toplantıda görebildiklerini açıkladı.

Arter, 3 belediye başkanı olarak emirnamenin hazırlanış sürecinde dışarıda kalmalarının büyük sıkıntıya yol açtığını dile getirdi. 30 Kasım’a kadar geçen süre içerisinde kurum ve kuruluşların Şehir Planlama Dairesi’ne 90’ın üzerinde öneri sunduğunu ancak bu önerilerin büyük kısmının da dikkate alınmamasının rahatsızlık oluşturduğunu anlatan Arter, kişisel görüşünün binlerce insanı işsiz bırakacak bu hamlenin doğru olmadığını dile getirdi. Arter, dileğinin bu yanlıştan dönülmesi ve salondaki kalabalıktan ilgili kişilerin gereken mesajı alması olduğunu açıkladı.

Deniz: Sel felaketinin sorumlusu iş insanları değildir

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz, belli kesimler tarafından sel felaketinin olumsuz sonuçlarının ve bu felakette yaşanan ölümlerin sorumlusunun iş insanları olarak gösterilmesini eleştirdi.

Deniz, hazırlanan emirnamenin ekonomik kaygılardan uzak, yatırımları kısıtlayıcı, belirsizlik ve öngörüsüzlük yarattığını ve dolayısıyla iş dünyası tarafından kesinlikle kabul edilebilir olmadığını kaydetti. Söz konusu emirnamenin son 3 yıldır hak ettiği yatırımları almaya başlayan İskele Bölgesi’ne yapılan yatırımları sekteye uğratacağına değinen Deniz, emirname taslağını hazırlayanların bölgede var olan yatırımları ve bunlara bağlı olarak gelişen ekonomik ve ticari faaliyetleri sosyal alanlar ve aktiviteler konusunda verilere itibar etmeden merkeziyetçi bir yaklaşımla hareket ettiklerinin ortada olduğunu öne sürdü.

Çelik: Emirnameler hep yanlış oldu

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tahir Çelik de, emirname ile her nedenle olursa olsun imar yönetimine ve ülke yönetimine “hayır” denmesi gerektiğini söyledi.  İnsan haklarına saygılı, demokratik ve katılımcı kararlara göre yönetime “evet” dememiz gerektiğini kaydeden Çelik, ülkemizde günümüze değin yapılan tüm emirnamelerin yanlış olduğunu savundu.

Prof. Dr. Tahir Çelik, günümüze kadar 6 bölge için emirname yayınlandığını, Girne 1’nci Bölge Emirnamesi’nin 4, Girne 2’nci Bölge Emirnamesi’nin 8, Karpaz Emirnamesi’nin 5, Girne- Boğaz Emirnamesi   4, Tatlısu Emirnamesi’nin 4, Bafra ve Çevre Emirnamesi’nin de 4 kez değiştirildiğini aktardı.

Bu nedenle emirnamelerin güvenilmez olduğunu ifade eden Çelik, İyi İdare Yasası ile emirnamelerin mantığa ters düştüğünü, artık emirnamelerin kullanılamayan bir enstrüman olarak bir tarafta kalması gerektiğini dile getirdi.  Çelik, daha sonra Kıbrıs Türk Müteahhitler Birliği’nin halkın görüşlerini dikkate alarak emirname taslağı değişikliği konusundaki önerilerini içeren bilgilerin sunumunu gerçekleştirdi.

Katırcıoğlu: İşsizlik rakamları artacak

DAÜ İşletme ve Ekonomi Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Salih Katırcıoğlu, emirnamenin bir takım ekonomik boyutları olacağını söyledi. Yüzeysel olarak sunacağı rakamların kesinleşmiş rakamlar olmadığını kaydeden Katırcıoğlu, rakamların 2019 yılının sonuna doğru gerçekleşmesi beklenen rakamlar olduğunu bildirdi.

Katırcıoğlu şöyle dedi:

“KKTC ekonomisi ağır bir ithalat bağımlısı yapıya sahiptir. İthalat bağımlısı olmasının yanında küçük ada ekonomisi olma hasebiyle de sektörler birbirlerine bağımlıdır. Bu bağımlılık büyük ülkelerdeki sektörlerden kat ve kat daha fazladır. 5 bin dolayında yabancı kişilerin konut talebi söz konusudur. Bu 5 bin dolayındaki insanın faydalanacağı diğer hizmetler vardır. İnşaat sektöründe meydana gelebilecek olan daralma sektörlerde katma değerlerde de daralma meydana getirecektir. Bu da ülkenin kişi başına düşen milli gelirine kadar daralma söz konusu olacaktır. Bana verilen bilgiler eğer doğruysa inşaat sektöründen tüm KKTC genelinin yüzde 40’ı Gazimağusa ve İskele bölgesine aittir.

Aldığım bilgiye göre bu emirname sonucunda yüzde 80’lik ekonomik faaliyet daralması beklenmektedir. Eğer bu iki rakam önümüzdeki yıl içerisinde gerçekleşecekse KKTC genelinde 2019 sonu itibarıyla 640 milyon TL tutarında bir ekonomik faaliyet kaybı olacaktır.  Bu 5 milyar TL gayri safı yurt içi hâsılası olan bir ülke için çok ciddi bir rakamdır. Eğer 2019 yılı sonunda yıllık inşaat hacmi 2 milyar TL olacaksa 640 milyon TL’yi çıktığımız vakit 1 milyar 360 milyon TL tutarında gerçekleşecektir. Bu biz iktisatçılar için çok vahim bir ekonomik daralmadır.

KKTC ekonomisi son birkaç yıldan bu yana ortalama yüzde 3,5 büyümektedir. Yani 640 Milyon TL daralma gerçekleşirse yüzde 3,5’lik ekonomik büyüme durma noktasında gelecektir. Çünkü bu etki direkt etkidir. Bu etki katlanarak büyüyebilir. İthalat bağımlılığında dolayı döviz kuru ile yatıp döviz kuru ile yatıyoruz. Önümüzdeki yıl döviz kurlarında ciddi bir dalgalanma kaçınılmazdır. Bu Türkiye ekonomisinin bir gerçeğidir.

İnşaat sektöründe yaratılacak ekonomik kaybın ve büyüme kaybı hiçbir şekilde hafife alınmaması gerekir.       Emirname ile ülke genelindeki toplam işsiz sayısından yüzde 59’luk bir artı meydana gelecektir. İnşaat sektöründeki istihdam daralmasından dolayı ülke genelindeki işsiz sayısı yüzde 59 dolayında artacaktır. Bana verilen bilgiye göre Gazimağusa ve İskele’de inşaat sektöründe 6 bin çalışan söz konusudur. 6 bin kaybın 4 bin    800 civarındaki rakamı KKTC vatandaşı olduğu söylenir. Hal böyle ise Sosyal Sigortalara ciddi bir ekonomik külfet gelecektir”.

Toplantıda daha sonra Kıbrıs Türk Sanayi Odası Yönetim Kurulu Sekreteri Taner Yolcu, Kıbrıs Türk İş Adamları Derneği Başkanı Dengiz Kürşat, Kıbrıs Türk İnşaat Taşeronları Birliği Başkanı Osman Amca ve Genç İş Adamları Derneği Genel Sekreteri Muhit İnce konuşma yaptı.

 

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2018, 09:04
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER