Hükümetle Cumhurbaşkanı kopuk olamaz

banner37

Eski Başbakan, Meclis Başkanı ve bakanlardan Hakkı Atun, son döneme damga vuran ‘Maraş krizi’ni, üst düzey bürokrat olduğu dönemlerdeki tecrübeleri ışığında yorumladı

Hükümetle Cumhurbaşkanı kopuk olamaz
banner99

“CUMHURBAŞKANI BİLGİLENDİRİLMELİYDİ”… Hakkı Atun, “Bu kadar önemli temasları ve bunu izleyen bir kararı Cumhurbaşkanı’nın gazeteden okuması gibi bir durum kabul edilebilir mi? Cumhurbaşkanı, usulen bilgilendirilmeliydi” dedi. Atun, Bakanlar Kurulu’nun aldığı ‘Maraş’ın açılması’ kararının Akıncı’ya söylenmesi gerektiğini de belirtti ve şu ana değin yaşananların son derece yanlış olduğunu belirtti.

“ÇALIŞMALAR ‘TEK ELDE’ TOPLANMALI”… Kıbrıs sorununun, Kıbrıs Türkünün ‘ölüm kalım meselesi’ olduğunu kaydederek, Kıbrıs Türk tarafının, bu soruna yönelik çalışmalarının ‘tek elde toplanması’ gerektiğini vurgulayan deneyimli siyasetçi, “Denktaş beyden çok şey öğrendik, ki bunlardan belki de en önemlisi, Kıbrıs sorununa yönelik eylemlerin gizlenmemesi gerektiğidir. Kıbrıs sorununun çözümü çalışmaları ‘tek elde’ toplanmalı ve diplomasi ilkeleri çiğnenmemeli. Aksi halde herkes konuyu başka bir yere çeker ve dış dünyaya karşı ‘bu şekilde’ durmak da mümkün değildir” diye konuştu.

Ali ÇATAL

   Kıbrıs Türk Federe Devleti (KTFD) Milli Eğitim ve Kültür eski Bakanı, KKTC Cumhuriyet Meclisi eski Başkanı ve 1994-96 periyodu KKTC Başbakanı Hakkı Atun, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın, Rum Yönetimi Lideri NikosAnastasiadis’le görüşmesiyle başlayan süreci KIBRIS’a değerlendirdi.

   Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, Bakanlar Kurulu’nun aldığı ‘Maraş’ın açılması’ kararını basından öğrenmesiyle tırmanan ve Akıncı’nın dün düzenlediği basın toplantısında kullandığı “Kıbrıs sorunu ile doğrudan ilişkili böylesine bir konuda Cumhurbaşkanlığını dışlayarak yol alma çabası vahim bir hatadır” ifadeleriyle iyice şiddetlenen ‘Maraş krizi’ özelinde, Cumhurbaşkanı-hükümet ilişkilerini, tecrübelerine istinaden değerlendiren Atun, Özersay’ın tavrının ‘son derece yanlış’ olduğunu kaydetti.

   Atun, Kıbrıs meselesinin, 50 yılı aşan tarihiyle, Kıbrıs Türkünün ‘ölüm kalım meselesi’ olduğunu kaydederken, Kıbrıs Türk tarafının, bu soruna yönelik çalışmalarının ‘tek elde toplanması’ gerektiğini vurguladı. Atun, “Denktaş beyden çok şey öğrendik, ki bunlardan belki de en önemlisi ‘Kıbrıs sorununa yönelik eylemlerin gizlenmemesi gerektiğidir’” dedi.

“Denktaş gizlemez ve gizletmezdi”

   Toplum liderlerinden Rauf Denktaş’ın bu tarz konularda çok hassas olduğunu ve Kıbrıs sorununa yönelik bütün faaliyetleri bilmek istediği gibi ‘kendi çalışmalarını da’ bütün şeffaflığıyla çalışma arkadaşları, bakanlar kurulu ve meclisle paylaştığını aktaran Atun, “Denktaş bey, en kıdemli müsteşardan yaşça en küçük müdüre, herkesi toplar ve kendilerinden görüş alırdı.

   Söz gelimi, Başbakan olduğum dönemde, bırakınız Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı’yla yapılan görüşmeyi; İngiliz büyükelçisinin müsteşarının dahi bana yaptığı ziyaretlerin içeriğine dair bilgilendirmeyi, Denktaş beye muhakkak yapardım, ki diplomasinin gereği de zaten budur.

   Kendisinin bilgisi dışında yaptığımız toplantılar da tabiî ki olurdu fakat böylesi çalışmaların da ‘ne kadar önemsiz görünürse görünsün’ tutanağı alınır ve kendisiyle mutlaka paylaşılırdı” ifadeleriyle, Denktaş döneminde, Kıbrıs sorununa yönelik yapılan çalışmalarda iletişim ve istişarenin üst düzeyde olduğunu söyledi.

“Akıncı, Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmeli”

   Atun, Denktaş’ın sadece bilgi almada değil; ‘bilgi vermede de’ aynı hassasiyeti gösterdiğini belirtirken, “Denktaş bey, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ndeki bütün çalışmaların tam metnini Bakanlar Kurulu’na ‘anında’ ulaştırırdı. Keza meclisteki bütün vekillerin de bunlara talep etmeleri durumunda ulaşma şansı vardı” sözleriyle, Kıbrıs sorununa yönelik atılacak adımlarda, koordinasyonun ve ekip çalışmasının önemini vurguladı.

   “Denktaş bey, muntazam aralıklarla gelir ve bakanlar kuruluna başkanlık ederdi. Sayın Akıncı’nın da böyle bir hakkı vardır ve kendisi bunu kullanmalıdır” diyen Atun, böylelikle Cumhurbaşkanı-Bakanlar Kurulu-Meclis denkleminde, iletişim kopukluklarının ‘en başından’ engelleneceği görüşünü ortaya koydu.

“Maraş kararı Akıncı’ya söylenmeliydi”

   Atun, Özersay’ın Anastasiadis’le yediği yemeğin ardından bakanlar kurulunun aldığı ‘Maraş’ın açılması’ kararının da Akıncı’ya söylenmesi gerektiğinin altını çizerek, şu ana değin yaşananların son derece yanlış olduğunu söyledi.

   Akıncı’ya ‘daha yemekten önce’ bilgi verilmesi gerektiğini vurgulayan Atun, “Bu kadar önemli temasları ve bunu izleyen bir kararı Cumhurbaşkanı’nın gazeteden okuması gibi bir durum kabul edilebilir mi? Cumhurbaşkanı, usulen bilgilendirilmeliydi” sözleriyle, tepkisini dile getirdi.

   “Biraz önce de söylediğim üzere, Kıbrıs sorununun çözümü çalışmaları ‘tek elde’ toplanmalı ve diplomasi ilkeleri çiğnenmemeli. Aksi halde herkes konuyu başka bir yere çeker ve dış dünyaya karşı ‘bu şekilde’ durmak da mümkün değildir” diyen Atun, ‘çok başlı’ bir organizasyonun, böylesine derin köklere sahip bir problemi çözemeyeceği gerçeğinin anlaşılmasının elzem olduğu gerçeğine parmak bastı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75