banner6

İçerikli bir reform olmalı

banner37

İçerikli bir reform olmalı
banner150 banner151 banner143

Ceren ÖZBİL

   Belediyeler Reformu için düğmeye basıldı. Bu doğrultuda Belediyelerin Birleştirilmesine İlişkin (Özel) Yasa Tasarısı, Belediyeler (Değişiklik) Yasa Tasarısı, Yollar ve Binalar (Değişiklik) Yasa Tasarısı ve Mülki Yönetim (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın kısa süre içerisinde Meclis İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi’nin gündemine getirilmesi bekleniyor.

   Ancak muhalefetin bu konuda ciddi endişeleri var. Özellikle de reformun haziranda yapılması gereken yerel seçime kadar yetişmemesi ve seçimin ertelenmesinin gündeme gelmesi durumunda ciddi tartışmalar yaşanacak gibi görünüyor.

   Anayasa ile Seçim ve Halk Oylaması Yasası da yerel seçimlerin 4 yılda bir yapılmasını emrediyor. Yani süre en son yerel seçimin 24 Haziran 2018’de yapıldığı düşünüldüğünde bu süre Haziran 2022’de doluyor. 

   Söz konusu durum Anayasa’da “Yerel yönetimler, bölge, belediye veya köy ve mahalle halkının yerel olarak gereksinmelerini karşılamak üzere kuruluş ilkeleri yasa ile belirtilen ve karar organları seçimle oluşturulan kamu tüzelkişileridir. Yerel yönetimlerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerel yönetim ilkesine uygun olarak yasa ile düzenlenir. Yerel yönetim organlarının seçimleri 68. maddedeki ilkelere uygun olarak dört yılda bir yapılır” ve Seçim ve Halk Oylaması Yasası’nda da “Belediye Başkanlığı, Belediye Meclisi, Muhtarlık ve İhtiyar heyeti seçim dönemleri dört yıldır” şeklindeki maddelerle ifade ediliyor.

   Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne konuşan CTP Genel Sekreteri Erdoğan seçime az bir süre kala reformun yapılmasının belediyeleri de halkı da olumsuz etkileyeceğini söyledi ve seçimin ertelenmesinin de Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade etti.

   HP Genel Başkanı Kudret Özersay da sözde değil özde, yani içi dolu olacak şekilde düzenlenen bir reformu destekleyeceklerini dile getirdi.

Sorakın: Seçimlerin ertelenmesi mümkün değil

   CTP Genel Sekreteri Erdoğan Sorakın, yerel seçimlere çok az bir süre kaldığını ve seçimlerin ertelenmesinin de Anayasa’ya göre mümkün olmadığını söyledi.

   Anayasa’ya göre; yerel seçimlerin 4 yılda bir yapılması gerektiğini hatırlatan Sorakın, haziranda da 4 yıllık sürenin dolacağını belirtti.

   Sorakın, CTP’nin Anayasa’nın ihlal edilmesini kabul etmeyeceğini ve  bu nedenle seçimlerin zamanında yapılması gerektiğini vurguladı.

   Erdoğan Sorakın “Eğer UBP Cumhuriyet Meclisi’nden seçimin ertelenmesi ile ilgili  Anayasa’ya aykırı olacak olan bir karar üretirse, biz de parti organlarımızdaki değerlendirmemizden sonra bütün hukuki yollara başvururuz dedi. 

“Seçimle birlikte referandum yapılması gerektiğini düşünüyoruz”

   Belediyeler Reformu’nun önemli olduğunu ifade eden Erdoğan Sorakın, ancak Belediyeler Reformu’nun sadece belediye sayısını azaltmakla sınırlı olmadığını belirtti. Sorakın şu şekilde konuştu:

   “Biz hükümete birçok kez Belediyeler Reformu’na sıcak baktığımızı ama bunun için zamana ihtiyacımız olduğunu söyledik. Seçimlerin zamanında yapılmasını ve oluşturulacak bir komitede reformun en ince detaylarına kadar değerlendirilerek mecliste kabul edilmesi gerektiğini söylüyoruz. Bizim önerimiz seçimlerin zamanında yapılması ve yapılacak seçimle birlikte Anayasa’nın ilgili maddesinde düzenlemeye gidilecek referandumun yapılmasıdır. Bu düzenlemede yeni dönem için seçilecek olan belediye başkanlarının 4 yıllık bir süre için değil de, bize reformu yapabilecek bir süre tanıyacak kadar yani 1 yıl ya da 1 buçuk yıl görev yapmalarını içermektedir.  Bunun ardından da yeniden bir seçim yapılmasını öneriyoruz.”

“Oldubittiye getirilmemeli”

   Seçime üç ay kala reform yapılmasının doğru ve sağlıklı olmayacağını yineleyen Sorakın şu şekilde konuştu:

   “Adaylar az çok ortaya çıkmıştır. Çıkmayan yerlerde de çalışmalar sürüyor. Seçime üç ay kala “ben reform yapıyorum, sayıyı azaltacağım ve öyle seçime gideceğim” mantığı adayları da, belediyeleri de, halkı da olumsuz etkiliyor. Bu nedenle sağlıklı bir sonuç alınması da mümkün değil. Ben yaparım olur mantığı ile katılımcılıktan uzak bir anlayışla bir şeyler yapmak fayda yerine zarar verir. Belediyeler Reformu çok önemli bir meseledir. Bütün dünya bunu yaparken, katılımcılık ilkesini gözeterek yapıyor. Bölge insanına soruyor, siyasal partiler arasında bir konsensüs aranıyor. Belediye başkanlarının tümü ile bu süreç değerlendiriliyor. Ancak biz görüyoruz ki şimdiki hükümet hiç kimseye danışmadan hiç kimsenin düşüncesini doğru dürüst alamdan böyle bir hazırlık yapma çalışması içine girdi. Elbette bu çalışmalar yeni değildir. 1990’lardan başlayan çalışmalardır. Özellikle 2004-2009 döneminde de yapılan çalışmalar vardır. Ama son şekli verilmedi. Daha önceki hükümetler döneminden Belediyeler Yasası ile ilgili birçok çalışma yapılmıştır. Biz de parti olarak bu çalışmalara katkı koyduk. Ancak son şekli verilirken çok büyük oranda konsensüsün sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü yerel yönetimler ve yerinden yönetim önemlidir. Yerel yönetimler demokrasinin temel taşıdır. Siz reformu hangi kriterlere bağlı olarak yapacaksınız? Yerel yönetimlerin özerkliği, denetim mekanizmaları, idari ve mali yapılanmaları, devletten alacağı katkılar önemlidir. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı önemlidir. Belediyelerin taşınır taşınmaz mallarının neye göre düzenleneceği, farklı toplu-iş sözleşmelerine bağlı olarak çalışan memurlarla işçilerin statüleri ve intibaklarının ne ve nasıl olacağı önemlidir. Bunlara nasıl bir çözüm bulunacak?  Bunların çok çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Yani bu iş kaş ile göz arasında birkaç günde olabilecek bir iş değildir. Bu yüzden biz zamana ihtiyacımız olduğunu birlikte çalışmaya da var olduğumuzu belirtiyoruz.”

Özersay: Sözde değil, özde bir reformu destekliyoruz

   HP Genel Başkanı Kudret Özersay, sözde değil, özde bir reformu yani adı reformun olup, içi boş olan bir reformu desteklemeyeceklerini söyledi. Özersay şu şekilde konuştu:

   Biz sözde değil, özde yani içerikli bir reformu destekliyoruz. Adı reform ancak içi boş olan bir yaklaşımı desteklemeyiz. Dolayısıyla reform yapılacaksa HP her yönü ile sorunları çözecek kapsamlı bir reforma destek vermeye hazırdır. Bu da adı reform olan içeriği boş olan şekilde yapılmamalıdır. Belediyelerin sayısının azaltılması gerekiyor ancak sayının azaltılması kendi başına bir reform değildir. Belediyelerin gelirlerini artıracak, gelirlerini bir havuzda toplayıp, bütün belediyelere adil bir şekilde paylaşılmasını sağlayacak şekilde bir reform olmalıdır. Ayrıca bunlar yapılırken de güncel veriler kullanılmalıdır. Yani şu anda belediyelerin devletten aldıkları katkı payları güncel verilere dayanmıyor. Belediyeler güncel nüfus oranlarına dayalı olarak katkı almıyor. Ayrıca belediyelerin gelir elde ettikleri konular güncel değil. Belediyelerin hangisinin kendi kendine yetip, hangisinin kendi kendine yeterli olmadığını güncel verileriyle hesaplamak ve karar üretmek gerekiyor. Şu anda ne nüfuslar günceldir ne de belediyelerin gelirlerinin ne olacağı konusu günceldir. Hem bunları güncel veriler çerçevesinde değerlendirmek hem de reformun sadece belediye sayısını azaltmak olmadığını bilmek gerekiyor. Ayrıca çalışanların özlük hakları, çalışanların geçmişten gelen sosyal sigorta ihtiyat sandığı borçları, hak, yetki ve sorumlulukları, kapatılacak olan belediyelerin borçları ve alacakları, intibak yasaları, kapatılacak belediyelerin çalışanlarının diğer belediyeye geçtiğinde hangi görevlerde olacakları, benzer görevde olan çalışanlar arasında yetkinin kimde olacağı konuları gibi konuların bütün detayı ile çalışılması gerekiyor. Bu nedenle seçime kadar bütün bunlar içerikli bir şekilde çalışılıp tamamlanırsa tabi ki destekleriz. Ancak yüzeysel, üstünkörü bir şekilde bir sayı azaltılmasına gidilirse bizi gelecekte çok daha büyük hukuki ve siyasi komplikasyonlar ve keşmekeş bekliyor demektir. Şu anda bizim en büyük endişemiz bu hükümetin aceleye getirilmiş adı reform olan ama içeriğinde reform anlamına gelecek herhangi bir şey olmayan bir adım atmasıdır. Yani “sayıları azalttım reform yaptım” diyerek Türkiye’den bu şekilde maddi katkı almaya çalışmasıdır. Bu yaklaşım iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde doğru bir yaklaşım değildir.”

“Seçimin zamanında yapılmasını önemsiyoruz”

   Seçimin zamanında yapılmasını önemsediklerinden söz eden Kudret Özersay, eğer seçimde birkaç aylık bir gecikme olacaksa da bunun hukuka uygun olması gerektiğini kaydetti.

   Yani Savcılığın, Yüksek Mahkeme’nin uygun göreceği şekilde, Anayasa ve yasalarımız çerçevesinde hukuka uygun bir tarihte seçim olması gerektiğini kaydeden Özersay şu şekilde konuştu:

   “Ayrıca o tarihe kadar sadece yüzeysel tek bir yasada değil, bağlantılı bütün yasalarda da personelin özlük hakları, maaşları, kapatılacak belediyenin borçları, alacakları, yetki devri gibi konuların bir bütün şeklinde hazırlanması ile bu reformun yapılabileceğini savunuyoruz. Aksi halde yüzeysel bir tabela reformuna dönüşür ve doğru da olmaz.”

“Belediyelerin nüfusları ve gelirleri güncellenmeli”

   Belediyelerin nüfuslarının ve gelirlerinin güncellenmesi gerektiğini kaydeden Özersay şu şekilde konuştu:

   “Güncel veriler ve rakamlar çerçevesinde hangi belediye kapatılacak, hangi belediye kapatılmayacak bütün bunların netleştirilmesi gerekiyor. Bu şekilde bir hazırlık eğer seçimden önce yetişir ve hazırlanırsa biz bunu yapmaya hazırız. Biz hükümete bu konuda bir AD-HOC Komite kurulmasını ve bütün siyasi partilerin bir temsilci koymasını önermiştik. Yani birlikte çalışılmasını önermiştik. Ancak hükümet hali hazırda 5 hafta geriden geliyor. Bize 5 hafta kaybettirdi. Bu saatten sonra bu söylediklerimiz yetişecek mi ciddi soru işaretleri var. Ancak sözde kalmayacak olan içerikli bir reformu biz HP olarak destekleriz.”

“Cumhurbaşkanlığı seçiminde tam bir konsensüs vardı”

   Geçmişte Cumhurbaşkanlığı seçiminin 6 ay ertelendiğini hatırlatan Özersay şu şekilde konuştu:

   “Burada da orada izlenen usul aynı şekilde takip edilirse ancak olabilir. Yani orada Başsavcı, Yüksek Mahkeme Başkanı, Cumhurbaşkanı ve bütün siyasi parti başkanları bir araya gelmiş ve herkesin “tamam” demesi ile bu karar alınmıştı. Yani tam bir konsensüs ile bu karar alınmıştı. O dönemde bir zaruret nedeniyle bu karar alınmıştı. Şimdi ona benzer bir durum var mı ortada? Ayrıca bütün siyasi partiler, Başsavcılık ve Yüksek Mahkeme aynı görüşte mi? Bunlar soru işaretidir. Bizde HP olarak seçimin ertelenmesi kararı alınması durumunda bu unsurlara bakarız. Eğer “ben yaptım oldu” zihniyetini görürsek hukuken gereği neyse onu yaparız.”

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110