banner6

'İki elim kanda olsa da maça giderim!'

banner37

Futbol sevdalısı Mormenekşeli bir kadın… Evli ve biri futbolcu iki erkek evlat sahibi… Köyü olan Mormenekşe takımının fanatik taraftarı… Maç kaçırmayan bir isim Sadiye Özbil… 

'İki elim kanda olsa da maça giderim!'
banner151 banner143

Sedef BOŞNAK

EŞİYLE FITBOL İÇİN KAVGA ETTİ…“Eşim futbol izlemeyi hiç sevmez. Evliliğimizin ilk yıllarında çok kavga ederdik. Ancak şimdi alıştı…”

“Kadınlar futbolu sevmez” diyenler şaşıracak. O futbol sevdalısı Mormenekşeli bir kadın… Evli ve biri futbolcu iki erkek evlat sahibi… Köyü olan Mormenekşe’nin kurduğu futbol takımının fanatik taraftarı… Maç kaçırmayan bir isim… Sadiye Özbil…

“İki elim kanda olsa da maça giderim” diyen Sadiye Özbil, 53 yaşında. Güney göçmeni. Köyün renkli simalarından…

Mormenekşe oyuncusu bir babanın kızı, futbolcu bir abinin küçük kardeşi… Adeta sahalarda büyümüş. Çocukluğunu, antrenman ve maç izleyerek geçirmiş futbol sevdalısı bir kadın…   

Maç izlemekten, takımına tezahürat yapmaktan büyük keyif alan Sadiye Özbil’in hikâyesini dinledik. Sadiye Özbil ile geçmişe doğru yolculuk yaptık.

 

SORU: Sadiye Özbil kimdir?

CEVAP: 53 yaşındayım. Güney’de Mormenekşe köyünde doğdum. 1974’te ailemle birlikte kuzeye geçtim. Mormenekşe’ye yerleştik. Üç kardeşin en küçüğüyüm.  Annem terzi, babam da Dikelya’da çalışırdı. Ablam Hatice Öztüren’i, Temmuz ayında kaybettik. Acımız taze. Abim de eski futbolculardan Osman Nuri İbatoğlu. Mormenekşe ve Dumlupınar’da oynadı. Ortaokulu, İskele’de Bekirpaşa Lisesi’nde okudum. Mezun olduktan sonra Ticaret Lisesi’ne gittim. 1982’de mezun oldum. 1992’de Fergün Özbil ile evlendim. 2 oğlum var. 1993’te Ertuğrul’u, 1996’da da Nazım’ı dünyaya getirdim. Ev hanımıyım. Ayrıca Mormenekşe Spor Kulübü’ne yöneticilik de yaptım.

 

Kendimi bildim bileli sahalardayım”

 

SORU: Futbol sevdanız nasıl başladı?  

CEVAP:  Küçüklükten beridir futbolu çok severim. Kendimi bildim bileli sahalardayım.  Babam ve kardeşim top oynardı. Eskiden, anne ve babalar, kızlarının dışarıya çıkmalarına izin vermezlerdi. Şimdiki gibi serbest değildik. Babam ve abim top oynardı. Annem ancak sahalara yollardı beni. Ben de babam ve abimle maçlara, antrenmanlara giderdim. İlkokul yıllarıydı. Evimiz, Güney’de havaalanı yakınlarındaydı. Futbol sahası da evin arkasındaydı. Büyük bir bahçemiz vardı. Bahçe duvarının hemen arkası da sahaydı. Bahçe duvarından antrenmanları izlediğimi çok iyi hatırlıyorum. Çok severdim. Futbol sevdam böyle başladı. 

 

SORU:Hangi takımı tutuyorsunuz?

CEVAP: Fenerbahçe ve Mormenekşe.

 

Oğlu futbolcu

 

SORU: Ailede futbol oynayan var mı?

CEVAP: Oğlum Nazım futbolcu. Dayısından çekti. Eşim, hiç meraklı değil. Maç izlemeyi dahi sevmez. Nazım, ilkokulda Mormenekşe’de oynadı. Daha sonra, ortaokulda, Mormenekşe Spor Kulübü’nün eski başkanı Metin Menekşeli’nin teşvikiyle, kendisini Fenerbahçe Spor Kulübü’ne yazdırdım. Bir süredir oynamıyor. Eylül ayında dizinden ameliyat oldu. İstirahat ediyor. Bir süre oynayamayacak.

 

“İlk yıllar eşimle çok kavga ettik”

 

SORU: Futbolu sevmeyen birisi olarak eşiniz, futbola olan tutkunluğunuzu nasıl karşılıyor?

CEVAP: Eşim hiç sevmez. Evliliğimizin ilk yıllarında çok kavga ederdik. Ancak şimdi alıştı. Uzun yıllar önce Güzelyurt’taki bir maça gitmeme izin vermemişti. Kavga etmiştik. Çok canım sıkılmıştı. Eşim, ‘Ne işin var’ diyerek, gitmeme izin vermemişti. Çok sinir olmuştum, canım çok sıkılmıştı. Tartıştık. Nazım daha çok küçüktü. Henüz lisansı yoktu. Daha sonra, lisansı çıktı ve genç takıma girdi. Böylece izin sorunu da ortadan kalktı. Çünkü ben de Nazımla gidecek, ona göz kulak olacaktım. Eşim, çocuklarına çok düşkündür. Onlara bir şey olmasın diye ödü kopar.

 

Tezahüratlarla destek veriyor

 

SORU: Maçlarda tezahürat yapar mısınız?

CEVAP: Kesinlikle. Maç izlemekten keyif aldığım kadar tezahürat etmekten de büyük keyif alırım. Top izlemeyi çok severim. Maçlarda tezahürat ederim. Hatta hiçbir maçı kaçırmam. Köy çocukları, onlarla tezahürat yaptığım için beni çok sever. Takımımı canı gönülden desteklerim. Oğlum oynasa da, oynamasa da her maça gider ve tezahürat yaparım.

 

“İki elim kanda olsa izlerim”

 

SORU: Neden futbol?

CEVAP:  Maça gittiğimde rahatlarım, kafam dinlenir. Çok severim, hoşuma gider. Denize gitmeyi sevmem mesela. Denize gideceğime maça giderim. Denizde sıkılırım, futbol maçında hiç sıkılmam. Her gün olsa giderim. Sabahtan akşama kadar izlerim. Arkadaşlarımın hiçbiri sevmez. Fenerbahçe maçlarını oğullarımla birlikte izlerim. Hiçbir maçı kaçırmam. İki elim kanda olsa izlerim. Arkadaşlarım da çok iyi bilir. Geldiklerinde, maç varsa kahveyi onlar yapar. Artık, maç gecesi gelmezler. Maç biter,  sonra toplanırız.

 

“Eşim maç izlemeyi sevmez”

 

SORU: Maç izlerken, unutamadığınız bir anınız var mı? Bizimle paylaşmak ister misiniz?

CEVAP:  Yılı hatırlamıyorum. İlkokullar arası futbol maçıydı. Nazım ilkokuldaydı. Tüm maçlara giderdim, hiç aksatmazdım. Maç öncesi tribündeki yerimi alırdım. ‘Bayanlar maçı sevmez’ algısı olduğundan, erkek öğretmenler, beni öğretmen sanırdı. Bir gün yanıma gelip, bana ‘merhaba’ diyene dek. O günü hiç unutmam. Tatlı bir sohbetti. MTG’nin sahasıydı… Ben her zamanki gibi tribündeydim. Mormenekşe taraftarıydık. İki erkek bir de bayan öğretmen ‘Merhaba hocam’ diyerek yanıma yanaştı. Ben, ‘hoca değilim’ deyince, öğretmenler şaşırdı. ‘Her maç gelirsiniz. Sizi öğretmen sandık’ dediler. Tam bu sırada çocuklar da yanımıza geldi. Beni çok severlerdi, onlar da sohbete katıldı. Çocuklardan birisi, ‘Bizim evde, annem ve babam, maç olduğu gecelerde kavga eder. Sizin evde nasıl olur?’ dedi. Herkes gülümsedi. Ben de, ‘bizde tam tersi olur’ dedim. Eşim maç izlemeyi sevmez. Bizim evde de ben izlediğim için kavga çıkar. Hatta yeni evlendiğimizde çok kavga ederdik. Evde tek televizyon vardı.  O film izlemek isterdi, ben maç. Çok söylenirdi ‘Bıktım bu maçlardan’ diye. İkinci televizyonu alınca kurtulduk.

 

“Top yuvarlak, her şey olabilir”

 

SORU: Takımınız mağlup olduğunda ne hissedersiniz?

CEVAP:  Mağlubiyet aldığımızda moralim çok bozulur, sinirlenirim. Ancak bu toptur. Yenmek de var yenilmekte. Futbol güzel bir spordur. Seyircisiz maçın da hiçbir anlamı yoktur. Seyirci destekledikçe oyuncu başarı kazanır. Moral çok önemlidir. Top yuvarlaktır. Her şey olur. Yenilmeyecek takım yoktur. Belli değildir. Her maç aynı olmaz. Geçen hafta Mormenekşe 2-0 dayak yerken, 4-3 dövdü. İkinci yarıda maç döndü. Çeviremeyiz derken, futbolcularımız maçı çevirdi.

 

“Genç olsaydım…”

 

SORU: Hiç futbol oynadınız mı?

CEVAP: Genç olsaydım oynardım. Bizim yıllarımızda oynayan yoktu diye oynayamadım. Şimdi de çok geç, yaşlandım.  Benim zamanımda kız takım olsaydı, kesin oynardım. Arkadaşlarım topu sevmediğinden halı saha maçı da yapamadık hiç. Topu seven yok. Genç kızlar var, ama ben de onlara ayak uyduramam.

 

“Süper Lig’de oynamak kolay değil”

 

SORU: Futbol sever olarak, takımınız Mormenekşe’yi nasıl buluyorsunuz?

CEVAP: Bir iki haftadır dayak yeriz. Süper Lig’de oynuyoruz. Süper Lig’de oynamak kolay değil. Başkanımız değişti. Yönetim değişti. Eralp Şerifoğlu’ydu, yeni hoca geldi. İnşallah düşmeyiz. Bu yıl genç takımdan oyuncular var, süper ligde. Başaracaklarına inanıyorum.

 

“Hatalı hakemler görevden alınmalı”

 

SORU: Son olarak neler söylemek istersiniz?

CEVAP: Hakemler bizi yaktı. Gazimağusa takımlarını elemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Mağusa’nın ligden çıkmasını istiyorlar. Çok şikayetçiyim. Polislere de söylerim. Kimseden de korkmam. Gözlemci hakemlere de söylerim, yazarlar ama kimse bir şey yapmaz. Lefkoşa takımlarını destekler. Hakemler, düdüğü Mağusalıların aleyhine çalar hep. Bir maçta, hakem, bizimkilere 5 kırmızı kart birden verdi. Hakem resmen maçı katletti. Bakanlık bu konuda önlem almalı, hatalı hakemi görevden almalı.

 

Güncelleme Tarihi: 18 Aralık 2016, 14:13
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104