banner6

İklim değişikliği gıdadan sağlığa her şeyi etkileyecek

banner37

İklim değişikliği gıdadan sağlığa  her şeyi etkileyecek
banner151 banner143

Ahmet UÇAR

   İklim değişikliği nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sorunlar yaşanırken, Yeşil Barış Hareketi tarafından 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla “İklim Krizi ve Ülkemiz” başlığı altında panel düzenlendi.

   Kıbrıs Türk Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği’nin (KTMMOB) binasında gerçekleştirilen panelin akışını Yeşil Barış Hareketi Başkanı Feriha Tel sundu.

   Söz konusu panelde “İklim Değişikliği ve Kıbrıs” sunumuyla Yrd. Doç. Dr. Fulden Batıbeniz, “IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) 6. Raporu” sunumuyla Mimar ve Yeşil Barış Hareketi Genel Sekreteri Doğan Sahir, “Küresel Isınmada Elektrik Enerjisi Üretiminin Rolü ve Sürdürülebilir Enerjiye Geçiş” isimli sunumuyla Prof. Dr. Murat Fahrioğlu, “İklim Değişikliğinin Doğadaki Canlılara Etkisi” isimli sunumuyla Prof. Dr. Özge Özden Fuler, “İklim Değişikliklerinin Sağlığa Etkileri” sunumuyla Dr. Mert Taşkın, “Çevreye Duyarlı Davranışa Yönelik Dönüşümsel Eğitim” isimli sunumuyla da Uzman Psikolog Asliye Erna Yurtdaş yer alarak konuşma yaptı.

  

Tel: Çevre siyasi istikrarsızlıktan uzak yönetilmeli

   Panelin açılış konuşmasını yapan Yeşil Barış Hareketi Başkanı Feriha Tel, Birleşmiş Milletler’in 1972 yılında Stokholm kentinde gerçekleştirdiği ilk çevre konulu zirvesinin ardından 5 Haziran'ı “Dünya Çevre Günü” olarak ilan ettiğini belirterek, bu çerçevede Yeşil Barış Hareketi olarak uzun zamandır planladıkları “İklim Krizi ve Ülkemiz” panelini gerçekleştirdiklerini kaydetti.

   Tel, dünyada son yıllarda küresel iklim krizi ve ekolojik ayak izinin yarattığı etkilerin iyice öne çıkması nedeniyle doğal kaynakların tüketilmeden, kirletilmeden, korunarak, en verimli ve etkin şekilde “sürdürülebilir olarak kullanılması” gerektiğine ısrarla dikkat çekildiğini vurguladı.

   Tel, bu görüşlerden, tartışmalardan ve uluslararası yayımlanan raporlardan habersiz olan Kuzey Kıbrıs’ta her geçen gün doğal kaynakların daha da fazla heba edildiğini, yağmalandığını, bozulduğunu, kirletildiğini ve yok edildiğini açıkladı.

   Anayasa ile korunan kıyıların betonlaşmaya teslim edilmiş durumda olduğuna işaret eden Tel, “artık kıyıları da geçtik denizin içine kadar müdahaleler hızla devam etmekte. Alt yapı eksiklikleri ve plansız nüfus artışının sebep olduğu aşırı atık su ve kanalizasyon; derelerimizi, doğal su kaynaklarımızı ve denizlerimizi kirletmeye devam ediyor. Her yıl git gide artan orman yangınları ile birlikte bitmek bilmeyen bir yangın helikopteri tartışmasına şahitlik ediyoruz” şeklinde konuştu.

   Tel, halkın çevreye olan duyarlılığının umut verici olduğuna dikkat çekerek, geçtiğimiz günlerde Girne’nin Kaşgar bölgesinde bir Şehir Planlama görevlisinin yaptığı paylaşım üzerine halkın tepki gösterdiğini ve bu tepkinin ardından Çevre Koruma Dairesi’nin ceza azmak zorunda kaldığını anlattı.

   Çevrenin; siyasetin istikrarsızlığından uzak, daha etkin, donanımlı ve güçlü bir yapı ile yönetilmesi gerektiği konusunda geç bile kalındığı üzerinde duran Tel, iklim krizi ile mücadeleyi mücadelenin tam merkezine koyacak, ormanları, doğal kaynakları koruyan, yenilenebilir enerjiye geçişi ve yeşil ekonomiyi planlayarak ve takvimlendirerek uygulamaya geçirecek özerk Çevre Ajansı kurulması için şartları sonuna kadar zorlayacaklarının altını çizdi.

Adanır: Bireyler çevreyi düşünerek eylemde bulunmalı

   Kıbrıs Türk Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği (KTMMOB) Başkanı Tunç Adanır, “iklim değişikliği” kavramının iklim krizine çevrildiğini belirterek, ancak bilim insanlarının yaptığı uyarılarının dikkate alınmadığını kaydetti.

   Adanır, Kuzey Kıbrıs’ta her gün çevreyle ilgili bir kötü bir olayla karşılaşıldığını dile getirerek, taş ocaklarından, kıyılara, dere yataklarından, yer altı sularına kadar birçok sorun yaşandığını ifade etti.

   Eğitim düzeyi yüksek olan toplumda bilinçli olmadan davranmanın yakışık almadığına işaret eden Adanır, çevre problemlerinin çözümündeki sorunların ilkinin eğitim olduğunu, çevre eğitimleri derslere girse de çocuklara sebep sonucun gösterilmesi gerektiğini söyledi.

   Adanır, bir diğer problemin ise bireylerin davranışlarından kaynaklandığına dikkat çekerek, bireylerin çevreyi düşünerek, yaptıkları eylemleri sorgulayan hareket etmesi gerektiğini anlattı.

   İktidarda olan siyasilerin uygulamalarının veya zihniyetinin de çevre sorunlarının çözümünde problemlere yol açtığını belirten Adanır, başa gelen siyasilerin yasal boşluk aradığını ve yasaların delinmeye çalışıldığını kaydetti.

   Adanır, “Topraktan geldik toprağa gideceğiz. Bizler bu dünyada hiçbir şeyin sahibi değiliz, istesek de olamayız. Bu yüzden dünyada yaşadığımız sürece kültürel değerlerimizi, doğal kaynaklarımızı koruyarak gelecek nesle aktarmak en büyük görevimiz olması gerekir” şeklinde konuştu.

Batıbeniz: Dünya ısınıyor

   Yrd. Doç. Dr. Fulden Batıbeniz, sunum konusu “Değişen İklim, Ekstremler ve Kıbrıs” olduğunu ancak sunumunu daha çok geçen yıl hazırlanan Birleşmiş Milletler İklim Raporu üzerinden sürdüreceğini belirtti.

   Batıbeniz, raporun sonuçlarından en önemlisinin dünyadaki sıcaklıkta 1.1 oranındaki artış olduğunu kaydederek, insan vücudunun sıcaklığının 1 derece artmasıyla hasta olduğunu, dünya sıcaklığı da bu açıdan düşünüldüğünde dünyanın hasta olduğunun söylenebileceğini anlattı.

   Atmosferin ısınmasına sera gazlarının artırılmasının yol açtığını dile getiren Batıbeniz, son yüz yılda sıcaklığının arttığının gözlemlendiğini ifade etti.

   Batıbeniz, sıcaklığın artışında insanın payının da büyük olduğuna işaret ederek, birçok çalışma yayımlanmasına rağmen sera gazı salınımlarının devam ettiğini vurguladı.

   Batıbeniz, raporda yangınlar, buzul erimesi, kuraklık gibi birçok ekstreme değinildiğini ve bunlarda artış gözlemlendiğini bildirerek, kuraklıkta Akdeniz bölgesinin en çok kuraklık yaşanan bölge olduğunu dile getirdi.

   Akdeniz’de yağışta azalmanın söz konusu olduğunu belirten Batıbeniz, 2030’a kadar atılması gereken adımların atılmaması durumunda geri dönüşü olmayan sorunlar yaşanacağını kaydetti.

   Batıbeniz, bu aşırı olayların birçok şeyi etkilediğini dile getirerek, “Örneğin zamansız meydana gelen sıcak hava dalgası tarımı etkiler. Tarım ekonomiyi etkiler. Yani bu bir domino etkisi birbirini etkiliyor. Bu önemli konu ama ülkemizde buna henüz gelemedik” şeklinde konuştu.

   Batıbeniz, hayvansal gıdaların tüketiminin azaltılması, geri dönüşüm yapılması, yenilenebilir enerjiye yönelim gösterilmesi gibi unsurların bu konuda önemli adımlar olduğunu açıkladı.

Sahir: 2050 Yılı’na kadar 1 milyon canlı yok olacak

   Yeşil Barış Hareketi Genel Sekreteri ve Mimar Doğan Sahir, IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) 6. Raporu’na göre iklim değişikliğinin kısıtlanamaz ve geri döndürülemez raddeye geldiğini belirterek, buna bağlı olarak biyolojik çeşitlilikte kayıp yaşandığını kaydetti.

   Sahir, kuraklık, sel taşkını, su seviyelerinin artması gibi sorunların da yaşanmakta olduğunu dile getirerek, raporda 2050 Yılı’na kadar 1 milyon canlı türünün ortadan kalkacağı bunun da canlıların 6. Yok oluşu olduğunu ifade etti.

   Gıda üretiminin azaldığını, su kaynaklarının tükenmekte olduğunu, insan sağlığının tehlikede olduğunu anlatan Sahir, yine buna bağlı olarak yangınların yaşandığını söyledi. Sahir, fosil yakıt kullanımını bitirmek, Karbondioksit salınımını gidermek, talebi durdurmak gibi kritik adımların atılabileceğini vurguladı

Fahrioğlu: Yenilenebilir enerjiye geçilmeli

   Prof. Dr. Murat Fahrioğlu, iklim değişikliğine karşı fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerjiye geçilmesi gerektiğini belirterek, planlamanın da bu konuda önem arz ettiğini kaydetti.

   Fahrioğlu, 2016 yılında ODTÜ 1000 kW’lık kurulumun ilk yılında 1 milyon 850 bin saat enerji ürettiğini bunun 4 kişilik 600 ailenin enerjisi olduğunu dile getirerek, bununla KIB-TEK’in fosil yakmasının önüne geçildiğini, böylece 1 milyon kilo karbondioksit salınımının engellendiğini ifade etti.

   Fahrioğlu, bunun bir yılda 53 bin ağaç anlamına geldiğine işaret ederek, aynı kurulumun Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nde de olduğunu, orada da yılda 60 bin ağaç anlamına geldiğini vurguladı.

   İnterkonnekte’nin de önem arz ettiğine dikkat çeken Fahrioğlu, bunun Türkiye ile yapılmasının faydalı olacağını açıkladı.

Taşkın: İklim değişikliği sağlık sorunlarına yol açacak

   Dr. Mert Taşkın, iklim değişikliğinin dünyaya verdiği zararla birlikte insan sağlığının da tehlike altında olduğunu belirterek, birçok hastalığın söz konusu olduğunu kaydetti.

   Taşkın, iklim değişikliği nedeniyle öncelikle kalp-damar, solunum yolu hastalıklarına yol açabileceğini dile getirerek, çocuklar, yaşlılar ve hastaların daha çok maruz kalacağını ifade etti.

   Sıcaklığın nabzı artırarak kalp sorunlara yol açabildiğine işaret eden Taşkın, bu nedenle kalp-damar hastalıklarının yaşanabileceğini, yine sıcaklıkla birlikte polenlerde artış sonucu solunum hastalığının görülebileceğini vurguladı.

   Su ve atık sulardaki kanserojen maddelerin uçmasıyla kanser hastalığının kendini gösterebileceğine dikkat çeken Taşkın, öte yandan ruh sağlığında da sorunlar yaşanabileceğinin altını çizdi.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104