banner6

İnfodemi ‘en az pandemi kadar’ tehlikeli

banner37

Uzmanlar, pandemi koşullarının yanı sıra ‘yanıltıcı bilginin yayılımı’ yani ‘infodemi’ süreciyle de mücadele edildiğini kaydetti:

İnfodemi ‘en az pandemi kadar’ tehlikeli
banner99

Ali ÇATAL

“ASTRAZENECA KONUSUNDA HALK KORKUTULDU”… Mikrobiyoloji Uzmanı Jale Refik Rogers, “AstraZeneca, koruyuculuğu yüksek. İngiltere’de nüfusun büyük bölümüne de zaten AstraZeneca aşısı yapıldı ancak AstraZeneca aşısıyla ilgili çok şey yazılıp çizildi, insanların aklı karıştırıldı, insanlar korkutuldu” dedi.

“AŞISIZLARIN ÇOĞU GENÇLER”… KTTB Başkanı Özlem Gürkut, ilk aşılananların, 60 yaş üstü ve kronik rahatsızlığa sahip kişilerin olduğunu belirterek aşısızların ise artık ‘neredeyse’ sadece gençler olduğunu söyledi. Gürkut, hastanede Covid-19 tedavisi olanların çoğunun aşısız kişilerden oluşturduğunu ifade ederek aşılanmanın önemine de bir kez daha dikkat çekti.

Halkın Partisi (HP) milletvekili ve Mikrobiyoloji Uzmanı Jale Refik Rogers, yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadele sürecinde Kuzey Kıbrıs’ta, dünyanın genelinde olduğu gibi sadece salgınla değil; Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) salgın hastalık anlamına gelen ‘pandemi’ kelimesinden esinlenerek türettiği ‘infodemi’ yani ‘yanıltıcı bilginin yayılımı’ ile de mücadele edildiğini söyledi.

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) Başkanı Özlem Gürkut da infodeminin sadece aşı karşıtlığı meydana getirmediğini; maske, mesafe ve hijyen gibi ‘pandemi kurallarına uyum’ oranını da düşürdüğünü belirtti ve “İnfodemi, en az pandemi kadar tehlikeli” ifadelerini kullandı.

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi eski Başhekimi Bülent Dizdarlı ise sadece Kuzey Kıbrıs’ın değil; tüm dünyanın bu problemle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerken; en demokratik ülkelerde dahi salgınla mücadeleyi sekteye uğratacak dezenformatif ‘bilgileri’ yayanlara karşı yaptırımların getirildiğini belirtti.

Dizdarlı, bu konudaki tedbirlerin en azından ‘yanlış bilginin karşısına doğru bilgiyle çıkılması’ şeklinde alınması gerektiğini fakat şimdiye kadar bu türden bir reaksiyon gösterilmediğini aktardı.

Rogers: Aşıların iade edilmesi kabul edilemez

Halkın Partisi (HP) milletvekili ve Mikrobiyoloji Uzmanı Jale Refik Rogers, aşılanma ve aşılar konusunda Sağlık Bakanlığı’nın yeterince bilgilendirme yapmadığını; eldeki 50 bin doz AstraZeneca aşısının iade edileceğine yönelik haberin temelinde de bakanlığın, adı geçen aşıya yönelik ‘bilgi kirliliğini’ ortadan kaldırmak adına gerekli adımları atmaması olduğunu da belirtti.

Rogers, “Üzülerek şahit olduk ki Sağlık Bakanı, Avrupa Birliği’nden (AB) Güney Kıbrıs aracılığıyla alınan 50 bin doz aşının iadesi için Güney Kıbrıs’taki Teknik Komite yetkilileriyle konuştu; bu aşıları ‘zamanında kullanamayacağımız’ gerekçesiyle iade etmek istediklerini söyledi. AstraZeneca aşısıyla ilgili çok şey yazılıp çizildi, insanların aklı karıştırıldı, insanlar korkutuldu” derken, bu konuda sadece halkın değil; sağlık çalışanlarının da hizmet içi eğitimlerle bilinçlendirilmesi gerektiği gerçeğine parmak bastı.

“Bu sayede, aşı olmaya gelenleri doğru yönlendirmek de mümkün olabilirdi zira AstraZeneca, koruyuculuğu yüksek olmasının yanı sıra uzun da süren bir aşı; ki bilindiği üzere, İngiltere’de nüfusun büyük bölümüne de zaten AstraZeneca aşısı yapıldı” şeklinde konuşan Rogers, bu bağlamda, aşıların iadesinin ‘kesinlikle kabul edilemez’ olduğuna vurgu yaptı. Rogers, aşı çeşitliliği ve miktarı açısından şanslı bir ülke olduğumuza da dikkat çekerken, gerek Türkiye’den hibe edilen gerek AB’den gönderilen aşılarla gayet iyi ve hatta ‘aşı seçebilecek lükse sahip’ bir durumda olduğumuzu da aktarırken;“Hangisi olursa olsun bir aşı mutlaka olunmalıdır” diye konuştu.

“İnfodemiyle mücadele elzem”

Jale Refik Rogers, aşı konusunda çok fazla bilgi kirliliği olduğunun da altını çizerken, Covid-19 salgınının başlamasıyla, bir de infodemi sürecinin yaşandığını belirtti. Rogers, “Pandemiyle eş zamanlı olmak üzere yalan, yanlış ve bilimsel temeli olmayan bilgilerin yayıldığını yani infodemi yaşandığını gördük. Bu bilgileri yayan örgütlü bir grup,ne yazık ki ülkemizde de mevcut. Bu grup, bir dönem PCR yapılmaması ve maske takılmaması için harekete geçmişti; şimdi de aşı karşıtlığı yapıyor, ani her ölümü aşıya bağlıyor ve insanları ürkütüyor” uyarısını yaptı.

Bütün bunlar yaşanırken, Sağlık Bakanlığı’nın bu iddiaları ve iddialar nedeniyle vatandaşta oluşan korkuyu yıkacak herhangi bir hamle yapmadığını da belirten Rogers, sözlerini, “Kışa girerken, okullar açılmışken ve insanların tekrar kapalı alanlara girmesiyle başka bir dalganın başlaması da beklenirken, topluma yönelik ‘aşılamanın gerekliliğine dair’ bir bilgilendirme de yazık ki yapılmıyor” ifadeleriyle sonlandırdı.

Gürkut: Sağlık okur-yazarlığı çok önemli

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) Başkanı Özlem Gürkut, aşılanma ve salgın kurallarına riayet etme oranını aşağı çeken infodemi ile mücadelede en önemli unsurun ‘sağlık okur-yazarlığı’ olduğunu söylerken, sağlığa dair yayılan bilgilerin doğruluğunun ayırt edilebilmesinde bu türden bir okur-yazarlık düzeyinin önemine işaret etti.

Pandeminin ‘yapay’ olduğu iddiasından aslında hiç olmadığına, aşıların işlevsiz olduğundan yan etkilerinin sıklığı ve ürkütücülüğüne kadar pek çok konuda dezenformasyon yapıldığını kaydeden Gürkut, ‘her eve giren’ sosyal medyanın da böylesi yanıltıcı bilgilerin yayılımını hızlandırdığını söyledi.

Sağlık konusunda güvenilir kaynaklara ulaşmayı öğrenen bir toplumun, bunun gibi sorunları çok daha kolay aşacağını fakat özellikle son dönemde de görüldüğü üzere toplumumuzdaki sağlık okur-yazarlığı düzeyinin ciddi anlamda düşük olduğunu aktaran Gürkut, güvenilir bilgilerin her şeyden önce resmi kurumlar eliyle topluma sunulması gerektiği gerçeğine parmak bastı.

Sağlık Bakanlığı ile KTTB’nin, bu alanda ‘en güvenilir’ kurumlar olarak ön plana çıktığını vurgulayan Gürkut, birlik olarak, Covid-19 salgınının başlangıcından bu yana halkı bilinçlendirmeye çalıştıklarını fakat bakanlıktan ‘aynı hassasiyeti’ görmediklerini söyledi.

Bilhassa aşıların yan etkileri konusunda yeterince bilgilendirme yapmayan bakanlığın, ‘aşı karşıtı’ tabir edilen grupların eline malzeme verdiğine de işaret eden Gürkut, bu konuda halkın bir kısmının kafasında oluşan soru işaretlerinin ise ‘şeffaflık’ ile aşılabileceğini belirtti.

Gürkut, halk sağlığını bozacak türden eylemlere girişenlere yönelik de yaptırım talep etti.

“Bilimsel veriler ‘sayılar üzerinden’ değerlendirilemez”

Özlem Gürkut, hastaneye yatan kişi sayısına bakarak durum değerlendirmesi yapmanın da ‘bilim dışılık’ olduğunu aktarırken, bilimsel araştırmalarda kullanılan yöntemin ‘çok daha farklı kıstaslar’ üzerinden hareket ettiği bilgisini paylaştı.

Sayılara bakarak değil; ancak ‘aynı yaş grubundaki benzer özellikteki kişilerin’ mevcut durumu irdelenerek yapılacak yorumların bilimsel bir değer taşıdığını söyleyen Gürkut, aksi takdirde, çıkacak olası sonucun yanıltıcı olacağı uyarısını yaptı.

“Aynı yaş grubundaki her bin aşılı ve aşısız kişinin salgına verdiği reaksiyona bakılmalıdır” şeklinde konuşan Gürkut, söz gelimi, kronik hastalığı olan birisiyle olmayan birisinin ve 80 yaşındaki aşılı bireyle 20 yaşındaki aşısız şahsın kıyasa tabi tutulmasının ‘bilimsel hiçbir değerinin olmadığını’ belirtti.

Salgında ilk aşılananların, Ocak 2021’den bu yana 60 yaş üstü ve kronik rahatsızlığa sahip kişilerin oluşturduğu grup olduğunu hatırlatan Gürkut, aşısızların ise artık ‘neredeyse’ sadece gençler olduğunu söyledi.

Gürkut, DSÖ verilerine göre, aşılamanın ölüm oranını ‘yüzde 90’ın üzerinde’ engellediğine ve an itibarıyla hastanede tedavi olanların ‘ezici çoğunluğunu’ da aşısız kişilerin oluşturduğuna işaret ederken, aşılanmanın önemine de bir kez daha dikkat çekti.

‘Aşı olduğu halde hastalığı kapan’ kişilerin de aşılamanın ‘gereksiz’ gibi algılanmasında kullanılan bir argüman olduğunu söyleyen Gürkut, bahse konu kişilerin aşılanmamaları durumunda ise sürecin sonunda ya hastaneye yatacakları ya entübe olacakları ya da hayatlarını kaybedecekleri gerçeğinin unutulmamasını istedi.

Dizdarlı: Vatandaşı ayağına çağırarak olmaz

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi eski Başhekimi Bülent Dizdarlı, salgınla mücadele ver aşılanma konularında herkesin ‘ulu orta’ konuştuğunu lakin yayılan ‘gerçeklerden çok uzak’ sözde bilgiyle de mücadele edilmediğini söyledi.

Toplumun bir kısmının, bilgi kirliliği nedeniyle AstraZeneca aşısına mesafeli davrandığını belirten Dizdarlı, “Bu aşı için getirilen en büyük eleştiri ‘pıhtı atma’ konusundaydı ama DSÖ’nün araştırmalarının ardından, böylesi bir riskin ‘milyonda üç’ olduğu ortaya çıktı” bilgisini verdi.

Yine DSÖ verilerine göre, 35 yaş üzeri hiçbir erkek ve kadında ise böylesi bir durumun kayda geçmediğini de açıklayan Dizdarlı, ‘bu bilimsel bilginin dahi’ topluma sunulmadığını belirtti.

“AstraZeneca aşısının 50 bin dozunun iadesinden bahsediyoruz ki bu da 25 bin kişiyi iki doz aşılı hale getirmek demektir” diyen Dizdarlı, dünyada aşıya erişim konusu bu denli önemliyken, 50 bin doz aşıyı kullanamamanın ‘akla mantığa uyar hiçbir yanının olmadığını’ vurguladı.

banner134

Dizdarlı, küçücük bir coğrafyada köy köy, kışla kışla, iş yeri iş yeri ve hatta ev ev gezerek, insanların bilimsel verilerle tanışmasının ve hurafelere göre değil; bilime göre hareket etmesinin rahatlıkla sağlanabileceğini fakat ‘halkı ayağına çağıranların’ halkın aşılanmayı talep etmesinin beklendiğini söyledi.

Dizdarlı, yapılması gerekenin ise ‘halkın ayağına gitmek’ olduğuna işaret etti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104