banner6

İnşaat izinlerinin yüzde 100’ü altyapıya bakılmadan verildi

banner37

İnşaat izinlerinin yüzde 100’ü altyapıya bakılmadan verildi
banner151 banner143

Ahmet UÇAR

   Ülkemizde altyapıya bakılmadan verilen inşaat izinleri, plansız ve çarpık yapılaşmaya yol açarken, bunun sonucunda hem insanlar hem de çevre büyük zarar görüyor.

   İnşaatların gelişi güzel yapılması, devletin müteahhitleri takip eden bir konuma gelmesi altyapı sorunlarının patlak vermesine yol açarken, bunun yanında denizler, kıyılar ve ormanlar da yara alıyor.

   Turizm açısından büyük önem arz eden İskele’de “Long Beach sahili” olarak bilinen bölgede kanalizasyon sisteminin olmaması nedeniyle lağım sularının denize akıtılması vatandaşlardan büyük tepki görürken, akıllara “Yeterli altyapıya sahip olmayan bölgeye inşaat izni nasıl veriliyor?” sorusunu getirdi.      

   KIBRIS’a konuşan İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Başkanı Gürkan Yağcıoğlu, ülkede altyapıya bakılmadan, plansız bir şekilde inşaat ruhsatı verilme oranının yüzde 100 olduğunu belirterek, çarpık yapılaşmadan dolayı yaşanan sorunların geçmiş dönemlerde Girne’de, şu anda ise İskele’de yaşandığını kaydetti.

   Yağcıoğlu, bu sorunun altında devletin müteahhitlerin arkasından gelmesinin yattığını dile getirerek, oysa devletin tüm planlamaları yapıp bir imar planı oluşturup müteahhide yer göstermesi ve yapıların programlı bir şekilde yapılması gerektiğini ifade etti.

   Biyologlar Derneği (BİO-DER) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Sarpten ise ülkenin genelinin ciddi anlamda altyapı sorunlarıyla boğuştuğunu dile getirerek, ekonomik kalkınma adına yapılan yatırımların ve yapılaşmaların ülkenin kıyılarını, ormanlarını, genel olarak her yerini betonlarla doldurduğunu vurguladı.

   Yağcıoğlu ve Sarpten, bu sorunun önüne geçilmesi için inşaat izni verilme uygulamasının durdurulması, mevcut inşaat çalışmalarının bekletilmesi ve arıtma sistemlerine yönelik adımlar atılması gerektiğine dikkat çekerek, bu sorunun hem insan sağlığına hem de doğal dengeye zarar verdiğini açıkladı.

Yağcıoğlu: Devlet müteahhitlerin arkasından gidiyor

   İMO Başkanı Gürkan Yağcıoğlu, ülkede altyapıya bakılmadan inşaat ruhsatı verilme oranının yüzde 100 olduğunu belirterek, altyapının durumuna hiçbir zaman bakılmadığını kaydetti.

   Yağcıoğlu, İnşaat Mühendisleri Odası olarak en çok kızdıkları şeyin bu plansız gelişme, başka bir deyişle çarpık yapılaşma olduğunu dile getirerek, çarpık yapılaşmanın sonucunda da altyapının yetersiz olması nedeniyle sorunlar yaşandığını ifade etti.

   Ülkede devletin müteahhidin arkasından gittiğine işaret eden Yağcıoğlu, oysa devlet denilen yapının önde gitmesi gerektiğini vurguladı.

   Yağcıoğlu, “Devlet denilen yapı önceden imara açacak, altyapısını, parkını, okulunu, hastanesini, itfaiyesini, kanalizasyonunu, pis suyunu, temiz suyunu… Her şeyini hazırlayıp müteahhide yer gösterecek. ‘Burası inşaata açılmıştır’ diyecek. Bizde böyle mi? Bizde müteahhitler bir bölge bulur, inşaat yapmaya başlar, devlet de bundan bir iki sene sonra ‘Durun buraya plan yapalım’ der” şeklinde konuştu.

“Girne ve İskele emirnamelerle berbat hale sokuldu”

   Girne’nin geçmiş dönemlerde emirnamelerle berbat bir hale sokulduğuna dikkat çeken Yağcıoğlu, şu an da İskele’nin aynı durumu yaşadığının altını çizdi.

   Yağcıoğlu, İskele bölgesi için imar planının bir türlü ortaya çıkamadığını ve bölgenin en sonunda mahvolduğunu söyleyerek, bunların tamamen plansız ve çarpık yapılaşmanın sonuçları olduğunu anlattı.

   Bunların tesadüf değil sonuç olduğunu ve böyle sonuçların ortaya çıkacağının belli olduğunu belirten Yağcıoğlu, “Siz imar planı yapacaksınız ama müteahhit orayı doldurmuş, bir şehir yapmış siz hâlâ imar planı yapacaksınız. Böyle olmaz ki! Siz devletseniz önden gideceksiniz, bölgelerin imar planlarını önceden hazırlayacaksınız. Ama bizde öyle değil. Müteahhit inşaatları yaptıktan sonra imar planı yapsan ne yapmasan ne sonuç ortada” dedi.

“İskele bölgesinde ruhsat izni

verilirken arıtma projesi aranmalı”

   İMO Başkanı Yağcıoğlu, İskele bölgesindeki zeminin sıvılaşan bir zemin olduğunu dile getirerek, dünyada böyle yerlerin arıtma paketleriyle ruhsata açılabildiğini ifade etti.

   Bir apartman yapılacağı zaman o apartman planında arıtma sisteminin de yer alması gerektiğine işaret eden Yağcıoğlu, dünyada sıvı zeminlerde kuyu açılmadığını, ülkemizde kuyu sisteminin kullanıldığını ancak bu zeminlerin sıvıyı ememediğini çünkü su seviyesinin çok yüksek olduğunu anlattı.

   Yağcıoğlu, bu tip yapılarda inşaat izni verilmeden önceden arıtma projesini de görmesi gerektiğine dikkat çekerek, bin kişilik bir apartman yapısı inşa edilecekse bin kişiye yönelik bir arıtma sisteminin projede yansıtılması gerektiğinin altını çizdi.

   Şu an bu sorunun çözülmesi için arıtma sistemlerine önem verilmesi gerektiği üzerinde duran Yağcıoğlu, bu sistemlerinin çalışır durumda olması ve denetlenmesi gerektiğini söyledi.

   Yağcıoğlu, şu an İskele bölgesindeki inşaat izinlerinin durdurulması gerektiğini belirterek, bundan sonraki inşaat izinlerinde arıtma projesinin aranması, mevcut yapılara da 2-3 ay süre tanınması gerektiğini vurguladı.

   Sıvılaşan bir zemin olması nedeniyle kuyu açılmasıyla sorununun önüne geçilemediğini dile getiren Yağcıoğlu, bu sorun nedeniyle bütün ekolojik dengenin bozulduğunu ifade etti.

   Yağcıoğlu, denizlerin kirlendiğine, insanların denizleri kullanamadığına işaret ederek, gereken adımların atılması gerektiğinin altını çizdi.

Sarpten: Plansız yapılaşma

çevrenin betonlaşmasına yol açıyor

   BİO-DER Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Sarpten, İskele’de yaşanan altyapı sorunlarının plansızlığın ve programsızlığın getirdiği bir sonuç olduğunu belirterek, daha önce Girne’de yaşananlardan ders alınmadığını, İskele bölgesinin de aynı durumu yaşar hale geldiğini kaydetti.

   Sarpten, ülkenin genelinin ciddi anlamda altyapı sorunlarıyla boğuştuğunu dile getirerek, ekonomik kalkınma adına yapılan yatırımların ve yapılaşmaların ülkenin kıyılarını, ormanlarını, genel olarak her yerini betonlarla doldurduğunu ifade etti.

   Bu yapılara yetişecek ne elektrik, ne su, ne altyapı hizmetlerinin karşılanamadığına işaret eden Sarpten, bu açıdan bakıldığında Kuzey Kıbrıs’ın “geri kalmış bir ülke” pozisyonunu yaşadığını vurguladı.

   Sarpten, bu sorunların çevreye verdiği zararların sonucunda insanların yaşam kalitesinin düştüğüne dikkat çekerek, ada ülkesinde girilecek sağlıklı ve temiz bir deniz kalmadığını, her yerin atıklarla dolu olduğunu, orman alanların azaldığını, insanların sağlığının olumsuz etkilendiğini ve huzurlu bir ortamdan uzaklaşıldığını anlattı.

   Altyapının yetersiz kalması nedeniyle denize yapılan tahripler sonucu deniz ekosisteminin yara aldığını belirten Sarpten, denizdeki birçok canlının yaşamının olumsuz etkilendiğini, denizde görünmeyen birçok canlının görünmeye başladığını, sivrisinek ve fare popülasyonunun arttığını kaydetti.

   Sarpten, bu sorunların önüne geçilmesi için planlı ve ihtiyaca göre yapılaşmaya gidilmesi gerektiğini dile getirerek, yapılaşmanın kontrol altına alınması gerektiğini, ülkede isteyenin istediği yere yapı inşa edebildiğini ifade etti.

   Sarpten, “Yapılan planlamalarda artık sadece bina yapmak ve yapılaşmaya zemin hazırlamak düşünülmemeli. En son İskele bölgesinde yapılan imar planında birçok tarım arazisinin, sahillerin imara açıldığını görüyoruz. Bu açıdan ciddi boyutta sıkıntılı noktalar var” şeklinde konuştu.

   Bu sorunların önüne geçilebilmesi için acil müdahalelerde bulunulmasının önem arz ettiğine işaret eden Sarpten, gerekirse belirli bir süre yapılaşmanın durdurulması ve yeni izinlerin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

   Sarpten, devletin altyapı için kaynak ayırması gerektiğinin de altını çizdi.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104