“İnsan ticareti” ile mücadelede en başarısız ülkelerdeniz !

banner37

AB tarafından finanse edilen ve insan ticaretini önleme projesi olan COMMİT Projesi’ni yürüten Mülteci Hakları Derneği, ülkedeki insan ticaretiyle mücadele ve Amerika Dışişleri’nin “İnsan ticareti” konusunda hazırladığı İnsan Ticareti Raporu hakkında bilgi verdi

“İnsan ticareti” ile mücadelede en başarısız ülkelerdeniz !
banner90
banner8

ÇOK YOLUMUZ VAR… Ceza Yasası’nda bir süre önce yapılan değişiklikle “insan ticareti” suçuna ağır cezalar getirilirken, hâlâ bu konuda atmamız gereken birçok adım bulunuyor. Bunlar arasında kurum ve kuruluşların koordineli bir şekilde çalışmasını sağlamak, mağdurlar için bir sığınma evi oluşturmak, polis ve benzeri kurum ve kuruluşlardaki personeli bu alanda eğitmek, dil sorununu çözmek ve halkı bilinçlendirmek yer alıyor

FARKLI SUÇLAR… AB tarafından finanse edilen insan ticaretini önleme projesi olan COMMİT Projesi’ni yürüten Mülteci Hakları Derneği Koordinatörü Fezile Osum, “insan ticareti” suçu hakkında bilgi verdi. Osum, “İnsan ticareti” ve “İnsan kaçakçılığı” suçlarının bir birinden farklı suçlar olmasına rağmen karıştırıldığını belirtti. Fezile Osum, insan ticareti suçunun, bir kişinin zorla çalıştırılması, kandırılması, çaresizliğinden yararlanılması gibi faktörlerle bir sürece yayılarak çalıştırılması ve sömürülmesi olduğunu anlattı. Fezile Osum, “bir kişinin ailesi ile tehdit edilmesi, pasaportuna el konulması, borçlandırılması ve bu faktörlerle çalıştırılması zorla çalıştırma kapsamındadır” dedi

EN KÖTÜ DURUMDAKİ ÜLKER ARASINDAYIZ… Mülteci Hakları Derneği Savunuculuk Sorumlusu Başak Ekenoğlu, Amerika Dışişleri’nin hazırladığı İnsan Ticareti Raporu hakkında bilgi verdi ve bu raporda ülkelerin üç bölüme ayrıldığını anlattı. Kuzey Kıbrıs’ın “insan kaçakçılığı” ile mücadele konusunda en kötü noktada olan ülkelerin yer aldığı üçüncü bölümde bulunduğundan söz eden Ekenoğlu, bu durumun utanç verici olduğunu söyledi. Ekenoğlu, ayrıca ülkede bu yönde istatistiksel bilgiler konusunda da eksiklik olduğuna vurgu yaptı

Ceren ÖZBİL

   Ceza Yasası’nda bir süre önce yapılan değişiklikle “İnsan ticareti” suçuna ağır cezalar getirildi. Ancak tüm dünyada da ciddi bir sorun olan bu suçun önüne geçilmesi için atılması gereken hâlâ ciddi birçok adım var.

   Avrupa Birliği(AB) tarafından finanse edilen insan ticaretini önleme projesi olan COMMİT Projesi’ni yürüten Mülteci Hakları Derneği, insan ticareti konusunda ülkenin durumu, atılması gereken adımlar ve eksiklikler hakkında bilgi verdi.

   KIBRIS Gazetesi’ne konuşan Mülteci Hakları Derneği Proje Koordinatörü Fezile Osum, “İnsan ticareti” ve “İnsan kaçakçılığı” suçlarının bir birinden farklı suçlar olmasına rağmen karıştırıldığını belirtti.

   Osum, insan ticareti suçunun, bir kişinin zorla çalıştırılması, kandırılması, çaresizliğinden yararlanılması gibi faktörlerle bir sürece yayılarak çalıştırılması ve sömürülmesi olduğunu anlattı.

   Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne konuşan Mülteci Hakları Derneği Savunuculuk Sorumlusu Başak Ekenoğlu ise Ceza Yasası’nda yapılan değişikliğin önemli bir adım ancak yetersiz olduğunu belirtti.

Osum: İnsan ticareti ve insan kaçakçılığı ayrı konular
  
Mülteci Hakları Derneği Proje Koordinatörü Fezile Osum, insan ticareti ve insan kaçakçılığının bir birinden çok farklı iki suç olduğunu söyledi ve bunların bir biriyle karıştırıldığını anlattı.
   İnsan ticaretini en basit anlamıyla bir kişinin zorla ya da kandırılarak ya da çaresizliğinden yararlanılarak çalıştırılması veya istismar edilmesinden söz ettiklerini belirten Osum, ayrıca bu çalıştırılmada da haksız bir kazanç elde edilmesi gerektiğini belirtti.
   Osum, insan kaçakçılığı denilen suçun da bir kişinin bir devletin sınırları içinden başka bir devletin sınırları içine muhaceret kurallarına uygun olmayan bir şekilde gönderilmesi olduğunu kaydetti.

   Fezile Osum yani bunun halk arasında bir kişinin bir ülkeden başka bir ülkeye “kaçak” olarak gitmesi olarak bilindiğini söyledi.

“İnsan kaçakçılığı denilen suçta yapılan eylem tek seferlik”
  
Osum, insan kaçakçılığı denilen suçta yapılan eylemin tek seferlik olduğunu belirtti ve şöyle konuştu:
   “Bir kişi, bir yerden bir yere gittiği zaman amaca ulaşılmış olur.

   Ancak insan ticareti denildiğinde, bir kişinin zorla çalıştırılması, kandırılması, çaresizliğinden yararlanılması gibi faktörlerin kullanılarak bir kişinin bir sürece yayılarak çalıştırılması ve sömürülmesidir.

    İnsan ticareti bugün farklı alanlarda görülebilir. Cinsel anlamda, emek anlamında sömürü olabilir.

   Bizim ülkemizde en fazla bu formları görülüyor.

   Mesela organ ticareti de dünyada var. Ancak ülkemizde bu konuda bugüne kadar vakaya rastlamadık.

   Bu nedenle cinsel sömürü ve emek sömürüsü yönünde insan ticaretinden söz ediyor.

  Örneğin cinsel sömürü dediğimiz, bir kişinin rızası dışında, zorla çalıştırılarak, zorla seks hizmeti vermesini sağlayarak o kişinin üzerinden haksız kazanç elde edilmesidir.

   Diğer türlü emek sömürüsü de kişinin hayvancılık, tarım, inşaat, perakende satış, ev içi hizmet gibi alanlarda ağır sömürü altında, insani olmayan koşullarda çalıştırılmasıdır; yani kontrol altında tutularak çalıştırılmasıdır.

   Bazen zorlama dediğimizde yanlış anlaşılıyor. Sanki kafasına silah dayanmış, ya da bağlanmış gibi algılanıyor. Aslında insan ticareti dediğimiz şey köleliğin bir modern formudur”.

“Artık modern kölelik var”
  
Fezile Osum, eskiden kölelik dediğimiz şeyin çok kolay belirlenebilen bir şey olduğundan söz ederek, şöyle devam etti:

   “Çünkü köle yasaları vardı. İnsanlar gerçekten köle statüsündeydiler.

   Şimdi modern dünyada böyle bir şey yok. Kölelik yasaklandı. Ancak şimdi de modern kölelik dediğimiz insan ticareti var.

   Artık insanlar zincirlenmiş halde ya da kafasına silah dayanmış halde çalıştırılmıyor.

   Bir süre kontrol etme tekniği ile kontrol altında tutuluyorlar. Mesela borçlandırılıyorlar.

   Buraya acenteler aracılığı ile danışmanlık merkezi diye geçen aracı kurumlarla kandırılarak getirilebiliyorlar. Geldikleri anda onlara deniyor ki “bize 10 bin Euro borcunuz var. Bunu ödeyene kadar çalışacaksınız”. Bir sene insanlar hiçbir maaş almadan borçlandırılma halinden kurutulabilmek için çalıştırılıyorlar ve hiçbir yere gidemiyorlar.

   İkinci en çok kullanılan yöntem pasaportlarına el konulmasıdır. Bu da bir zorlama biçimi ve kontrol altında tutma biçimidir.

   Kafanıza silah dayamıyor belki ancak dilini konuşmadığınız, yasasını bilmediğiniz bir ülkede, bir eve, inşaata ya da işyerine kapatılıyorsunuz, pasaportunuz yok, kaçmak isteseniz kaçamıyorsunuz, paranız yok ve dışarı çıksanız derdinizi anlatacak kimseniz yok.

   Böyle bir durumda insanlar, bazen güneş ışığı bile görmeden, bazen ücretlerini tam olarak alamadan, bazen de hiç almadan çalışmaya zorlanıyor. İşte bu da zorlama biçimidir. Bu çok fazla yapılabilir.

   Ayrıca işin özü hakkında kandırılma da var. Biz bunu gece kulüplerinde çok fazla olarak görüyoruz.

   Örneğin “dansçı olarak geleceksin”, “temizlikçi olarak geleceksiz” deniyor. Konsomatris vizeleri alınıyor. Gerçekten kişi o maksatla geldiğini zannediyor, ancak geldiği zaman seks hizmeti vermeye zorlanıyor. Hatta çok insanlık dışı koşullarda bir odaya kapatılarak günde 5 ile 7 arası “müşteri görmeye” maruz bırakılarak çalıştırılıyor. İşin özü hakkında da kandırmak bu işin önemli bir ayağıdır.

  Ayrıca bir yakınları ile tehdit edildikleri de oluyor. “Sen bizi polise şikayet edersen, seni içeri attırırız, ülkeden deport ettiririz” gibi yöntemlerle de insanlar zorla kontrol altında tutulup, çalıştırılıyor”.
 

“Güçlü bir irade ortaya konmalı”
  
Fezile Osum, iki, üç yıl önce gece kulüpleri ile ilgili bir çalıştay yapıldığını söyledi ve şunları kaydetti:

   “Gece kulüpleri çalıştayı yapıldı. Yaklaşık iki, üç yıl önceydi. Orada İçişleri Bakanlığı bir irade ortaya koydu ve bir sonuç raporu oluşturdu. O sonuç raporunu biz önemsiyoruz.

  Çünkü o sonuç raporunun içinde gece kulüplerinde insan ticareti olduğuna dair çok ciddi kanıtların, şüphelerin olduğu dillendirildi.

   Orada kadınların seks hizmeti vermeye zorlandıkları da dillendirildi.

   Aslında bir nevi bakanlık, gerçeği kabul etmiş oldu.

   Ayrıca bu raporda kendine kısa, orta ve uzun vadeli hedefler koydu. Oradaki hedeflerin en önemlilerinden biri de insan ticaretine yönelik kapsamlı bir yasa yapılması ve insan ticareti mağdurlarının tespit edilmesine yönelik düzenlemeler yapılması gerektiğiydi.

   Gece Kulüpleri Yasası’nın yeniden değerlendirilmesi gerektiği de yer alıyordu.

   Dolayısıyla İçişleri Bakanlığı yönünden bu konuya farkındalık ve buna karşı bir irade konulmaya başlanmıştı. Ancak orada durdu.

   Burada söylenilen kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerin yalnızca Ceza Yasası’nda insan ticaretinin tanımlanması ayağı ile çok kısa bir yol kat edildi.

   Diğer yazan hedeflere yönelik ciddi bir çalışma yapılmadı.

  Gece kulüpleri meselesi uluslar arası raporlara da yansıyor. Bizim açımızdan da bir utanç tablosudur.

   Bu konuda adım atılamamasının nedeni bence irade eksikliğidir.

   İçişleri Bakanlığı bir irade gösterdi ancak bu genel hükümetin tavrına top yekun bir mücadele olarak yansımadı.

   Bu nedenle ben irade eksikliği olduğuna inanıyorum.

   İkincisi, çözüm önerilerini daha pratik ve sivil toplumla işbirliğinde aramaları gerektiğine inanıyorum.

  Buna yönelik girişimler oldu ancak sonu getirilmedi.

banner134
   Bu nedenle güçlü ve sürdürülebilir bir irade ortaya konulması gerekir”.  

“Toplumda hâlâ ‘zaten bilerek geliyorlar’ algısı var”
  
Fezile Osum, toplum olarak bu konuda farkındalığımızın da eksik olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

   “Gece kulüpleri konusunu artık toplum olarak biliyoruz.

   Ancak birçok kişi de “zaten bilerek geliyorlar”, “zaten işlerinden memnundurlar, kandırılan sadece birkaç kişidir” gibi bir yargı da var. Yanlış bir algı var. Bunun da kırılması gerekiyor.

   Tabi ki Gece Kulüpleri Yasası da revize edilmelidir. Neden yapılamadığı konusunu da ben siyasi irade ve toplumdaki farkındalığın oluşmamasına bağlıyorum”.
 

“Farkındalık arttı”
  
Fezile Osum, Ceza Yasası’ndaki değişiklik çalışmalarına kendilerinin de katıldığını söyledi ve orada gözlemlediklerinin farkındalığın arttığı yönünde olduğunu belirtti.
   Bu çalışmalara Mülteci Hakları Derneği’nin, Kuir Kıbrıs Derneği’nin, İnsan Hakları Vakfı’nın ve Barolar Birliği’nin katıldığını kaydeden Osum, “Gerek sağ, gerek sol partilerde olsun, insan ticareti konusunda duyarlılık oluştu. Hatta bazı vekiller bu konuya çok ilgiliydi. Bu da bizi mutlu etti ve ümit verdi” dedi.
   Osum, bundan sonraki taleplerinin bunu ötesine taşımak ve uluslar arası bir sözleşme olan Palermo Protokolü’nün şartlara uyulması olduğunu ifade etti.
   Bu sözleşmede dört tane temel madde olduğundan söz eden Osum, şöyle devam etti:

   “Devlete diyor ki “bu suçu önleyeceksin”, “mağdurları koruyacaksın”, “suçluları yargılayacaksın” ve “işbirliği yapacaksın”…

   Şu anda bizim devletimiz sadece cezalandırma anlamında bir adım attı. Sadece bu yeterli değildir.

   Diğer devletlerde polislere eğitim veriliyor. İnsan ticareti çok özel ve nitelikleri olan bir suçtur. Unsurları çok fazladır, hepsi farklı uzmanlıklar gerektirir. İnsan ticareti suçu ile ilgili fıkraya da baktığımızda çok uzun bir şekilde tanımlandı.

   Buna yönelik öncelikle yasa, uygulayıcılara, yani polisten başlayarak hatta daha sonra savcılara eğitim verilmesi gerekir.

   Ayrıca istatistiki veriler tutulup, bizimle paylaşılması gerekir.

  Son bir sene içinde kaç kişi bu suçtan yargılandı, kaç kişiye ceza verildi, bu cezalar ne üzerinde verildi konularında istatistiki veriler olmalı…

   Devlet olarak bu konu ile mücadele etmek istiyorsanız bunu kamuoyu ile paylaşmalısınız.

   Ayrıca cezalandırmayı ne kadar etkin yaptığınız görülmelidir. Ayrıca mağdurların ulaşabilmesi için farklı birimlere farklı departmanlar kurulmalıdır”.

“Mağdur şikayette bulunduğunda nerede kalacak, ne yiyecek ne içecek?”
  
Fezile Osum, mağdurlar için bir sığınma evi olması gerektiğini ifade etti ve ayrıca mağdurların doğru düzgün Türkçe ve İngilizce bilmemesi nedeniyle şikayet etmek istediklerinde şikayet edemediklerini belirtti.
   Mağdurların dertlerini anlatabilmesi açısından bunların da çok önemli olduğunu kaydeden Osum, bunun sadece insan ticareti değil, diğer sorunlar için de geçerli olduğunu vurguladı.
   Osum, “Bu konuda çok farklı yerlerden önlem alınması gerekir. Şu anki hali ile bir mağdur polise şikayette bulunduğunda, ona kalacak yer sağlanacak mı, ona destek verilecek mi? Sadece insan taciri yakalarım, yargılarım, çözüm değildir. Bu şekilde mağdurlara ulaşmak da tam anlamı ile mümkün değildir” dedi.
 

Ekenoğlu: Ceza Yasası’ndaki düzenleme
önemli bir adım ancak tek başına yeterli değil
  
Mülteci Hakları Derneği Savunuculuk Sorumlusu Başak Ekenoğlu da insan ticaretinin Ceza Yasası’nda tanımlanmasının kendileri için çok önemli bir adım olduğunu belirtti ve daha önce insan ticareti unsurları olmasına karşın ne yazık ki tanımlanamayan bir suç olduğu için bu suçu işleyenlerin cezasız kalması gibi bir durumun söz konusu olduğunu belirtti.  

   Ekenoğlu, şöyle konuştu:
   “Sadece Ceza Yasası’nda bu suçu ve unsurlarını tanımlamak yeterli değildir.

   Mağdurun durumu ne olacak, ne gibi destek mekanizmaları çalışacak, sosyal yaşama katılması nasıl sağlanacak, ülkede kalacaksa hangi koşullarda ülkede kalacak, ne gibi haklardan yararlanacak gibi düzenlemelerin de yapılması gerekir.

   O anlamda ciddi bir özel yasaya ihtiyacımız var. Çünkü sadece bu suçu cezalandırmak noktasında değil, önleyici tedbirler de almamız gerekiyor.

   Halkın bilinçlendirilmesi bu konuda atılması gereken adımlardan biri ancak diğer anlamda “biz ne yapabiliriz ki bu suç işlenmez” diye düşünmeliyiz.

    Önleme açısından ne yapılması gerektiği düşünülmelidir.

  Sosyal Hizmetlerin rolü ne olacak, Çalışma Bakanlığı’nın rolü ne olacak, İçişleri Bakanlığı’nın rolü ne olacak diye bakılmalıdır.

   İnsan ticareti tartışmaları gece kulüpleri üzerine yoğunlaşmıştır ancak biliyoruz ki inşaatlarda, tarım sektöründe, ev içi hizmetlerde çalışan insanlar da ciddi anlamda potansiyel insan ticareti mağdurudur”.
   Ekenoğlu, Amerika Dışişleri’nin Haziran sonunda yayınladığı kapsamlı insan ticareti raporu olduğundan söz etti ve bu raporda Kuzey Kıbrıs’tan da söz edildiğini belirtti.

   Başak Ekenoğlu, şunları anlattı:

   “Raporda Kıbrıs ile ilgili bilgiler yayınlanırken, Kıbrıs’ın kuzeyine yönelik de ayrı bir bölüm yer alıyor.

  Amerika’nın ayrı bir ölçüm sistemi var.

   Birinci düzeydekiler, insan ticareti ile en iyi mücadele edebilen ülkelerdir. Yani bunlarda yasal düzenleme var, mağdur koruması sağlanıyor, önleme anlamında adımlar atılarak suçu cezalandırıyor.

   İkinci düzeyde olanlar, bunlardan bazılarını yerine getirmiş ancak suçla mücadele kapsamında atması gereken adımlar olan ülkelerdir.

   Üçüncü düzeyde olan ülkeler ise hala bu suçu cezalandıracak durumda bile olmayan ülkelerdir.

   Ne yazık ki Kıbrıs’ın kuzeyi ele alınırken, üçüncü düzeydeki grupta ele alınıyor.

   Bu da bizim için utanç vericidir.

   Çünkü yasal düzenlememiz bile bu yılın mart ayında geçti ve o da sadece Ceza Yasası’ndadır.

  Ancak hala yasal boyutta da eksikler var.

   Bizim meclisimiz tarafından 2018 yılında onaylanan Palermo Protokolü’ne uyulmadığı bu raporda yer alıyor.

   Onun dışında ülkemizde tarım, inşaat, ev içi hizmetlerde perakende satış yapan sektörlerde insan ticaretinin mevcut olduğu yer alıyor.

   Gece kulübünde kadınların ticari sekse ve fuhuşa zorlandıkları var.

   Özellikle Afrika bölgesinden gelen öğrencilerin ciddi anlamda savunmasız durumda oldukları ve çoğu zaman gece kulüplerinin konsomatrist ve artist dediği insanlarda sayı limiti olması nedeniyle öğrencileri de çalıştırdığı yer alıyor.

      Bu rapor bizim için önemlidir. Çünkü bizim ülkemizde insan ticareti ile ilgili bir istatistik tutulmadı. Hala Amerika’nın yayınladığı TİP raporunda bile detaylı bir istatistik yer almıyor.

  Bu raporda polise insan ticareti konusunda yeterli bir eğitim verilmediğinden ve suçu tamamlamak anlamında ciddi bir sorun olduğuna da yer veriliyor”.
 

COMMİT Projesi çalışmaları sürüyor”
  
Başak Ekenoğlu, Mülteci Hakları Derneği olarak yürüttükleri COMMİT diye bir proje olduğundan söz etti ve bu projenin insan ticaretine karşı koordineli önemler ve mekanizmalar projesi olduğunu belirtti.
   Bu projeye Nisan 2019’da çalışmaya başladıklarını kaydeden Ekenoğlu, projenin ana temasının ise insan ticaretinin çok kapsamlı bir suç olduğu ve bununla tek bir kurumun ya da devletin tek başına mücadele edecek durumda olmadığı olduğunu söyledi.
   Ekenoğlu, bu nedenle tüm paydaşların içinde yer alacağı kapsamlı bir mücadele şekli belirlenmesi gerektiğini anlatarak, “Sivil toplumun birikimini sürece katması lazım. Polisin de sürecin içerisinde olması lazım. Devlet kurumlarının ve yerel yönetimlerin de sürecin içerisinde yer alması gerekiyor” dedi.

“Kapsamlı bir çalışma gerekiyor”
   Ekenoğlu, bu sorunla başa çıkılması için kapsamlı bir mücadele gerektiğini yineledi ve şöyle konuştu:

 şekilde konuştu:
   “Bu noktada biz bir platform oluşturduk.

   Bu platformda Çalışma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Ombuds Person Ofisi yer alıyor.

   Bunun yanında Lefkoşa Türk Belediyesi, Mağusa Gençlik Merkezi Derneği, Kıbrıs Türk Barolar Birliği, Kuir Kıbrıs Derneği, Kıbrıs Türk İnsan Hakları Vakfı, Gazeteciler Birliği, SOS Çocuk Köyü ve Evrensel Hasta Hakları Derneği de yer alıyor. 

   Bizim için en önemli noktalardan biri herkesin ayrı bir uzmanlık alanı olmasıdır.

  Bu platforma koyabileceği farklı bir birikim var. Bu sorunla mücadele etmek için farklı yolları da gündeme getirip, çözümünü bulabiliyoruz.

  Hedefimiz bu kurumların herhangi birine gelen bir insan ticareti vakasını hep birlikte ele alıp, hangi kurumun üstüne düşen görev ne ise işbirliği halinde çözümler üretebilmek.

  İlerleyen süreçte bu platformun proje tamamlanınca da kendini devam edecek düzeyde olmasıdır.

  Belki de ilerleyen süreçte hazırlanacak özel bir yasa ile de farklı bir boyuta dönüştürülebilir.

  Yapmaya çalıştığımız insan ticareti konusundan farkındalık oluşturmaktır. Bu proje Avrupa Birliği’nin bir projesidir”.
 

Güncelleme Tarihi: 30 Temmuz 2020, 11:20
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75