İnsan ticareti ve kaçakçılığında önleyici politikalar gerekli!

banner37

İnsan ticareti ve kaçakçılığında  önleyici politikalar gerekli!
banner90
banner8

Ceren ÖZBİL

“İnsan kaçakçılığı” ve “insan ticareti” suçlarının önüne bir türlü geçilemiyor. Ülkemizde yapılan yasal değişiklikle insan tacirlerine verilen cezalar artırıldı ancak bu suçları önleyici politikalar geliştirilmediği için aynı suçlar tekrar tekrar karşımıza çıkıyor

CEZALAR ARTTI… Ceza Yasası’nda mart ayında yapılan değişiklikle birlikte “insan kaçakçılığı” suçu işleyenlere 5, “insan ticareti” suçu işleyenlere ise 10 yıla kadar hapis cezası verilmesinin önü açıldı. Bu yasal değişikliğin yapılmasının ardından Mağusa Kaza Mahkemesi’nde “insan kaçakçılığı” suçundan yargılanan S. Y.’ye 3.5, yine aynı suçtan yargılanan İ. D.’ye de 4 yıl hapis cezası verildi

“İNSAN TİCARETİ SUÇU, TARIMDA DA, İNŞATTA DA VAR”… Avukat Çise Atlas, insan ticareti ve insan kaçakçılığı ile ilgili maddenin Ceza Yasası’na mart ayında eklendiğini söyledi ve insan ticareti ile insan kaçakçılığının farklı konular olduğunu belirtti. Atlas, insan ticareti denildiğinde akla ilk gelenin fuhuş olduğunu ancak benzer durumlarım tarım ve inşaatta da yaşandığını belirtti

“MÜLTECİLER EN RİSKLİ GRUP”… İnsan Ticareti Mağdurları için Adalet Projesi Proje Avukatı Sevilay Yıldırımer, mültecilerin insan ticareti konusundaki en riskli gruplardan olduğunu ifade etti ve “Mülteci olup, bu ülkedeki durumu bilmediği için kandırılmaya ve sömürülmeye daha müsaittirler” dedi

Ceza Yasası’nda mart ayında yapılan değişiklikle “insan kaçakçılığı” suçu işleyenlere 5, “insan ticareti” suçu işleyenlere ise 10 yıla kadar hapis cezası verilmesinin önü açıldı ancak bu suçların önüne bir türlü geçilemiyor.

Bu yasal değişikliğin ardından Mağusa Kaza Mahkemesi’nde “insan kaçakçılığı” suçundan yargılanan S. Y.’ye 3.5, yine aynı suçtan yargılanan İ. D.’ye de 4 yıl hapis cezası verildi.

Ancak “insan kaçakçılığı” ve “insan ticareti” suçlarının işlenmesini önlemede yasal değişiklik tek başına yeterli olmadı.

Bu suçları önlemede yeterli denetim ve bilgilendirme olmaması, bu suçların tekrar tekrar karşımıza çıkmasına neden oluyor.

Mahkemelere yansıyan “ülkede bulunan Afrikalı bir kadının fuhuşa zorlanması” ve “Güzelyurt körfezinde Gaziveren köyünün 7 deniz mili açığında mülteci tespit edilmesi”, bunun son örneklerinden oldu.

Hatta bir süre önce Yenierenköy-Dipkarpaz açıklarında tespit edilen ve Covid-19 testi pozitif çıkan mülteciler de ülkede panik yaşanmasına neden oldu.

 Avukat Çise Atlas ve İnsan Ticareti Mağdurları için Adalet Projesi Proje Avukatı Sevilay Yıldırımer, konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne konuştu.

Atlas: Mahkemede “insan ticareti” ya da

“insan kaçakçılığından” suçlama getirilmesi önemli

Avukat Çise Atlas, insan ticareti ve insan kaçakçılığı ile ilgili maddenin Ceza Yasası’na mart ayında eklendiğini söyledi ve insan ticareti ile insan kaçakçılığının farklı konular olduğunu belirtti.

İnsan ticaretinin “modern kölelik” olarak da tanımlanan insan tacirlerinin finansal kazanımlar için savunmasızinsanları kandırarak ya da zor kullanarak onları çalışmaya zorlaması ile zorla çalışmanın yanında kulluk etme ve organlarının verilmesini de içerdiğinden söz eden Atlas, insan kaçakçılığının ise bir ülkeye kaçak yollardan insan getirme olduğunu ifade etti.

Atlas, insan ticaretinin yasada 10 yıla kadar, insan kaçaklığının ise 5 yıla kadar hapis cezası olduğundan söz etti ve bu cezaların uygulanabilmesi için insan kaçaklığı ya da insan ticareti suçu işleyen kişilere, biraz önce söz ettiği ve Ceza Yasası’nın 254’üncü maddesinden suçlama getirilmesi gerektiğini söyledi.

“İnsan ticareti suçu sadece fuhuşta

değil, tarım ve inşaat alanında da işleniyor”

Atlas, insan ticareti denildiğinde her ne kadar akla ilk gelenin fuhuş olduğunu ancak benzer durumlarım tarım ve inşaatta da yaşandığını belirtti.

Ülkeye çalışmak için getirilen kişilere hangi alanlarda ya da hangi şartlarda çalışacaklarının belirtilmeyip, pasaportlarına da el konulduğundan söz eden Atlas, şöyle konuştu:

“Genelde bu gibi durumlar mahkemeye yansıdığından, mağdur, ülkenin dilini bile bilmediği için avukat bile tutamıyor, kime ulaşması gerektiğini bilmiyor.

Zanlı ya da sanık durumundaki kişinin avukatı oluyor. Bunların bezer örnekleri yaşandı. Bir süre önce bir inşaatta çalışanların şikayetleri oldu. Ayrıca son günlerde de gündeme taşınan bir Afrikalı kadın konusu vardır.

Bu davada da gazetelerde okuduğumuz kadarıyla karşı tarafa “ciddi darp”,  “özel hayatın gizliliğini ihlal etme” ve “fuhşa zorlama” suçlamaları getirilmiştir.

Bu zanlıya “insan ticareti” suçlaması getirilmemiştir”.

Yıldırımer: Öğrenci takipleri yapılmalı

İnsan Ticareti Mağdurları için Adalet Projesi Proje Avukatı Sevilay Yıldırımer,  Ceza Yasası’nda mart ayında değişikliğe gidildiğini ve bu konuda cezalandırmaya ilişkin bir madde getirildiğini söyledi.

Bu doğrultuda “insan ticaretinin” ağır suç kapsamına alındığını kaydeden Yıldırımer, ancak bunun tek başına yeterli olmayıp aynı zamanda önleyici politikalar geliştirmesi gerektiğini ifade etti.

Yıldırımer, şunları kaydetti:

“Mağdurları koruyucu politikalar geliştirmemiz gerekiyor. Yani “insan ticareti” suçunu önleyici nasıl politikalar geliştirebiliriz”in üstünde durmak gerekiyor.

Mesela son gelen Afrikalı kadın örneğine baktığımızda kişiler öğrenci vizesi ile ülkemize geliyor ve fuhuşa zorlanıyor.

Fuhuşa zorlanma bir insan ticareti göstergesi olabilir. Böyle bir durumda Eğitim Bakanlığı’nın gelen öğrencilerin takiplerini yapması gerekir.

Belki bu günlük olarak yapılacak bir şey değildir ancak bunun bir düzeni olması gerekir.

Bu birinci önleyici faktör olabilir”.

“Denetim yapılmalı”

İnsan ticaretinin önüne geçmek için denetimlerin de artırılması gerektiğini ifade eden Yıldırımer, şöyle devam etti:

“İkincisi denetlemedir.

Örneğin gece kulüpleri her ne kadar denetleniyor dense de bize gece kulüplerinden kaynaklı çok vaka geliyor.

Bu nedenle de demek ki biz, gece kulüplerini denetleme konusunda da bir yerlerde bir eksiklik yapıyoruz”.

“Mülteciler en riskli gruplardan”

Mültecilerin insan ticareti konusundaki en riskli gruplardan olduğunu ifade eden Yıldırımer, şöyle konuştu:

“Mülteciler konusunda benim diyebileceğim, mültecilerin insan ticareti konusunda riskli bir grup olduğudur.

Mülteci olup, bu ülkedeki durumu bilmediği için kandırılmaya ve sömürülmeye daha müsaittirler.

İnsan ticareti mağdurları, çalışma ile ilgili bir sorun yaşıyorsa, Çalışma Bakanlığı’na, eğer bir pasaporta el koyma gibi sorunlar yaşıyorsa polise başvurabilir.

“Haklarımı bilmiyorum” yönünde sıkıntı yaşıyorsa da 0542 8620060 numaralı telefondan bize ulaşabilir ve adli yardım talebinde bulunabilir.

Bu talepte bulunan kişilere, biz, hakları konusunda bilgilendirme yapıyoruz.

Eğer insan ticareti konusunda mağdur olduğu yönünde bulgu yapılırsa o zaman adli yardım da veriyoruz.

Her insan kendi dilinde hak arama hakkına sahiptir. Bu da zaten bir anayasal haktır. Bu anayasal haktan yola çıkarak projemizde bir tercüman havuzu oluşturduk.

Birçok dilde özellikle en riskli grupların olduğu dillerde tercümanlarımız vardır. Bize ulaştıkları zaman dil sıkıntısı olan kişilere ücretsiz olarak tercüman hizmeti de sunuyoruz.

banner134
Bizim projemiz 7 Mayıs’ta sona erecek bir projedir. Dolayısıyla bizim ana hedefimiz kalıcı bir adli yardım politikası oluşturmaktır. Bunun farkındalığının gelişmesi gerekir”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75