İş dünyası: Yolsuzluk ve rüşvet yaygın

banner37

Friedrich Ebert Vakfı akademisyenleri Ömer Gökçekuş ve Sertaç Sonan, hazırladığı “2018 Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algısı Raporu”nu yayınladı. 373 iş insanıyla yapılan anket ve uzmanlarla gerçekleştirilen atölye çalışmasının sonucunu ortaya koyan rapor, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da pek iç açıcı değil

banner87
İş dünyası: Yolsuzluk ve rüşvet yaygın
banner99

Ergül ERNUR

Ülkemizdeki ‘yolsuzluk’ olayları gün geçtikçe artıyor… ‘Yolsuzluk dosyaları’ sayısında azalma olacağına sürekli artış göstermesi herkesi tedirgin ediyor.

“Bir kamu görevlisinin kendisine tevdi edilen gücü ya da mevkiyi kişisel kazanç için istismar etmesi” olarak tanımlanan ‘yolsuzluk’ kavramı, iş dünyasının en sık karşılaştığı durumlardan biri.

İş insanlarının yüzde 89'u KKTC’de rüşvet ve yolsuzluk olduğunu düşünüyor.

Friedrich Ebert Vakfı akademisyenleri Ömer Gökçekuş ve Sertaç Sonan, Kuzey Kıbrıs'ta yolsuzluk algısını ölçmek ve yolsuzlukla mücadele konusunda farkındalık oluşturmak için “2018 Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algısı Raporu” hazırladı.

En fazla yolsuzluğun 'kamuya ait arazi-binaların tahsis ile kiralanmasında' ve 'teşviklerde' gerçekleştiği belirtiliyor.

Yolsuzluğu daha çok siyasi makamlarda bulunanlar ile üst düzey yetkililerin yaptığı yönünde yaygın bir kanı olduğu da dikkat çeken unsurların başında geliyor.

Gökçekuş ve Sonan, “Bir önceki çalışmada çıkan sonuçlara benzer bir şekilde sosyal medyanın mahkemelerden daha caydırıcı bulunması üzerinde düşünmeye değer bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır” dedi.

Çalışmanın tanıtımı ise bugün saat 10.00’da Merit Otel Lefkoşa’da yapılacak.

KTTO’ya kayıtlı 373 iş insanıyla görüşüldü

Akademisyenler Ömer Gökçekuş ve Sertaç Sonan tarafından hazırlanan rapor, Uluslararası Şeffaflık Derneği'nin her yıl yayınlanan Yolsuzluk Algı Endeksi metodolojisi temel alınarak, iş insanlarının yanıtladığı bir anket ve uzmanlarla yapılan atölye çalışmasına dayanıyor.

Akademisyenler, çalışmanın beş temel amacı bulunduğunu belirterek onları şöyle sıralıyor:

“1-İş insanlarının yolsuzluk konusundaki nabzını tutmak; 2- Uluslararası kabul görmüş bir yöntem kullanarak ülkemizdeki yolsuzluk algısını ölçmek; 3- Yolsuzlukla mücadele konusunda ülkemizin dünyanın geri kalanına göre hangi noktada olduğunu tespit etmek; 4- Bir önceki yıla göre Kuzey Kıbrıs'ta yolsuzluk algısında gerçekleşen değişimi saptamak; 5- Çalışmanın bulgularından hareketle ülkemizi yolsuzlukla mücadelede daha başarılı bir noktaya taşıyacak kurumsal değişiklik önerilerinde bulunmak.”

İlk kez 2017 yılının Kasım ayında yapılan anket çalışmasının 2018 yılının Kasım ayı içerisinde tekrarlandığını belirten Gökçekuş ve Sonan, Kuzey Kıbrıs'a özel sorularla genişletilen anketin telefonda görüşme yöntemiyle Kıbrıs Türk Ticaret Odası üyesi firmalarda yönetici pozisyonunda bulunan 373 katılımcıya uygulandığını söyledi.

Gökçekuş ve Sonan, saha çalışmasının Lipa Danışmanlık Şirketi tarafından gerçekleştirildiğini, örneklemi oluşturan 373 kişinin seçiminin, bölgesel, sektörel, çalışan sayısı, şirketin faaliyette bulunduğu süre ve benzeri konularda, iş dünyasını temsil edecek şekilde yapıldığını ifade etti.

“Uzmanlar geçen seneye göre çok daha negatif bir tablo çizdi”

Anket sonuçlarının güven düzeyi ve hata payının yüzde 5 olduğunu belirten iki akademisyen, şöyle dedi:

“Telefonda iş insanlarıyla yapılan saha çalışmasına ek olarak, 2019 yılının Ocak ayında, anketteki bazı spesifik sorular bir atölye çalışması kapsamında mali denetim, kamu ihaleleri ve genel olarak devlet mekanizmamızın işleyişine dair geniş deneyime sahip, küçük bir grup, eski, üst düzey kamu görevlisine de soruldu.

İçerisinde hukukçu ve mali denetimcilerin de bulunduğu grubun ortalama skoru bazı noktalarda iş insanlarından oluşan grupla bire bir örtüşse de, geçen senekinden farklı olarak, bazı noktalarda uzmanların çok daha negatif bir tablo çizdiği dikkat çekici bir sonuçtur.

Bu çalışmada yolsuzluk, bir kamu görevlisinin kendisine tevdi edilen gücü ya da mevkiyi kişisel kazanç için istismar etmesi şeklinde tanımlanmıştır. Yolsuzluğun gerçekleşmesi için genel olarak en az iki tarafın olduğu ilişkisel bir durumun olduğu açıktır. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse, bir tarafta kamu görevlisi varken diğer yanda iş insanı bulunmaktadır. Bununla birlikte kullanılan yöntem gereği bizim sonuçlarımız sadece bir tarafın sorumluluğunu ifşa eder gibi görünebilir.

Bu durum, bir tarafı kötülerken diğer tarafı aklama kaygısından değil, hukuki ve ahlaki anlamda hassas bir konu olan ve ispat edilmesi zor olan yolsuzluğun analitik olarak tespit edilmesinde yaşanan zorluklardan kaynaklanmaktadır.”

En fazla yolsuzluk kamu arazileri ve teşviklerde

Anket sonuçları ülkemizde yolsuzluğun yaygın olduğu algısının hâkim olduğunu gösteriyor…

En fazla yolsuzluğun 'kamuya ait arazi ve binaların tahsis ve kiralanmasında' ve 'teşviklerde' gerçekleştiğini söylemek de mümkün.

Yolsuzluğu daha çok siyasi makamlarda bulunanlar ile üst düzey yetkililerin yaptığı yönünde yaygın bir kanı olduğunu gösteren anket sonuçları, kurumsal altyapımızın yolsuzluğu önlemede yetersiz kaldığına da işaret ediyor.

Anket sonucuna göre katılımcıların, yargı ve mali denetim kurumlarının hem bağımsızlığı hem de caydırıcılığı konusunda ciddi şüpheleri olduğunu gösteriyor.

Yüzde 89 “yolsuzluk ve rüşvet var” diyor

Ankete katılan iş insanlarının yüzde 89'u Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) rüşvet ve yolsuzluk olduğunu düşünüyor. Dahası, yüzde 59'u yolsuzluğun 'ciddi bir sorun' olduğu kanaatinde.

Katılımcıların yüzde 48'i bir yıl öncesine göre 2018'de yolsuzluğun aynı kaldığını düşünürken, yüzde 36'lık bir kesimse arttığını ifade etti.

'Kamu kaynaklarının, yolsuzluktan dolayı özel şirketlere, bireylere ve gruplara aktarılması' 'çok yaygındır' diyenlerin oranı yüzde 38; 'hiç yoktur' diyenlerin oranıysa yüzde 14.

'Kamu ihalelerini kazanabilmek ya da çıkar elde edebilmek için rüşvet verme geleneği var mıdır?' sorusuna ise katılanların yüzde 43'ü “çok yaygın” yanıtını vermiştir.

Yolsuzluk hangi alanlarda oluyor?

‘Rüşvet ya da el altından fazladan ödeme yapmanın', 'çok yaygın' olduğu yerler en çoktan en aza doğru şu şekilde sıralanmıştır:

'Kamuya ait arazi ve binaların tahsisi ve kiralanması' (yüzde 49); 'Teşvikler' (yüzde 48); 'Kamu bankalarından kredi alırken' (yüzde 43); 'Kamu ihaleleri ve izinler' (yüzde 43); 'Gümrük işlemleri' (yüzde 41); 'Tapu işlemleri' (yüzde 39); 'Şehir planlama' (yüzde 38); 'Yıllık vergi ödemeleri' (yüzde 38); 'İthalat ve ihracatla ilgili işlemler' (yüzde 37); 'Yargı kararlarını etkilemek için' (yüzde 32); ve 'Devletten elektrik, su ve telefon gibi hizmetleri alırken' (yüzde 27).

‘Yolsuzluğu en çok bakanlar yapıyor algısı var’

Ankete katılanların yüzde 55'i 'çok yaygın' şekilde 'kamu kaynaklarının bakanlar/yetkililer tarafından kişisel ya da partisel amaçlarla kötüye kullanıldığını' düşünüyor. Katılanların algısına göre 'kişisel maddi çıkar' elde etmek için yapılan istismarlar (yüzde 57) 'partiye finansman sağlamak için' yapılan istismarlardan (yüzde 55) biraz daha yaygın.

Siyasetçiler (yüzde 58) ve siyasi partiler (yüzde 54) yolsuzluğun ‘en çok yaygın' olduğu iki grup olarak görülüyor; bunları üst kademelerdeki memurlar (yüzde 46) takip ediyor. Ankete katılan iş insanlarının sadece yüzde 31'i alt kademelerdeki memurlar arasında yolsuzluğun 'çok yaygın' olduğu düşüncesine sahip.

‘Hesap verebilirliği sağlayan kesin prosedür yok

İş insanları arasında, 'kamu kaynaklarının tahsisi ve kullanımını düzenleyen ve hesap verebilirliği sağlayan kesin prosedürler' bulunmadığını düşünenlerin oranı yüzde 50.

'Kamu maliyesinin idaresini denetleyebilecek nitelikte bağımsız kurumlar' olmadığını düşünenlerin oranıysa yüzde 59'a ulaştı. Kesin prosedürler olduğunu düşünenlerinse sadece yüzde 21'i bunların istismarı engellemekte 'çok etkili' olduğunu düşünüyor. Benzer şekilde, bağımsız mali denetim kurumları bulunduğunu düşünenlerin sadece yüzde 18'i bu kurumların yolsuzluğu engellemekte 'çok etkili' olduğuna inanıyor.

İş insanlarının yargıya inançları güçlü değil

Ankete katılan iş insanlarının yargıya olan inançları da güçlü değil.

'Kamu kaynaklarını istismar eden bakanları/yetkilileri yargılayacak güce sahip bağımsız bir yargı var mı' sorusuna 'evet' cevabı verenlerin oranı sadece yüzde 36. 'Evet' cevabı verenlerin içindeyse sadece yüzde 21'lik kesim yargının yolsuzluğu engellemekte 'çok etkili' olduğunu düşünüyor.

'Kamudaki yetkililerin işlerini dürüst şekilde yapmalarını sağlamak üzere oluşturulan mekanizmaların caydırıcılığı' konusunda da ankete katılanların inancı oldukça düşük; soruda tanımlanan spesifik mekanizmaya göre verilen 'çok caydırıcı'dır cevaplarının oranı yüzde 10 ile yüzde 19 arasında değişiklik gösteriyor.

Kamu harcamalarını denetleyen kurumlar 'çok caydırıcıdır' diyenlerin oranı yüzde 10; siyasal partilerin gelirlerini ve yaptığı harcamaları regüle eden yasaları 'çok caydırıcı' bulanların oranı yüzde 10; kamu ihale sisteminin 'çok caydırıcı' olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 15; kamudaki yetkililerin hesap verebilirliğini artırmaya yönelik tedbirlerin (örneğin mal beyanında bulunulması; mesleki etik kuralları, kamu çıkarlarıyla şahsi çıkarların çelişmesini engelleyecek tedbirler) 'çok caydırıcı' olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 10; medya ve yurttaşların bilgiye erişimini kolaylaştıran düzenlemelerin 'çok caydırıcı' olduğuna inananların oranı yüzde 13 ve son olarak yolsuzluğun etkin şekilde yargıya taşınmasının 'çok caydırıcı' bir etkisi olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 19.

Yolsuzlukla mücadelede en başarılı sosyal medya

İş insanlarıyla yapılan ankette, 'yolsuzluk ve usulsüzlüklerle mücadele etmesi ya da bunları ifşa etmesi gereken kurumlar sizce bu işte ne kadar başarılıdır/etkilidir?' sorusu soruldu.

Bu konuda da ankete katılan iş insanları arasında herhangi bir kurumu 'son derece başarılı/etkili bulanların' oranı çok düşük çıktı. En etkili bulunan yüzde 28 ile sosyal medya.

Sıralamanın en sonunda farklı mali denetim kurumlarımız ve meclis var.

Başbakanlık Denetleme Kurulu (yüzde 9), Meclis (yüzde 10), Sayıştay (yüzde 11), Maliye Teftiş ve İnceleme Kurulu (yüzde 12).

Diğer kamu kurumlarını 'çok etkili' bulanların oranı da oldukça düşük:

Ombudsman (yüzde 18), Başsavcılık yüzde 19, Polis yüzde 20 ve Mahkemeler (yüzde 22). Genel olarak sivil toplum da anket katılımcılarını tatmin etmemektedir: Toplum (yüzde 13), sendikalar (yüzde 16), sivil toplum örgütleri (yüzde 18) ve klasik medya (yüzde 20).

‘Milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırmış olması iyi ama yetersiz’

Akademisyenler Ömer Gökçekuş ve Sertaç Sonan, geçen yıldan farklı olarak, bu yıl ilk kez katılımcılara yolsuzlukla mücadele konusunda hükümeti ne kadar başarılı buldukları da sorduklarını söyledi.

Akademisyenler, ankete katılanların sadece yüzde 7'sinin hükümeti bu konuda 'çok başarılı' bulduğunu, yüzde 58'inin 'çok başarısız' bulduğunu ifade ettiğini söyledi.

Bu yılki anket çalışmasında katılımcılara güncel bir soru daha yöneltildiğini ifade eden iki akademisyen, şöyle devam etti:

“Bu soruda, anketin yapılmasından bir ay kadar önce Meclis'in hakkındaki yolsuzluk suçlamalarından ötürü bir milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırmış olduğu hatırlatılmış ve katılımcılara bunu nasıl değerlendirdikleri sorulmuştur.

Katılımcıların yüzde 50'si bunu 'çok olumlu bir adım' olarak değerlendirirken, yüzde 34'lük bir kesim bunu 'yetersiz bir adım' olarak gördüğünü ifade etmiştir.

Geriye kalan yüzde 16'lık grupsa bunu 'partizanca atılmış bir adım' olarak nitelendirmiştir.”

Güncelleme Tarihi: 21 Mayıs 2019, 13:16
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96