İşçiler eziliyor

banner37

Kıbrıs Türk sendikacılık tarihinin efsane isimlerinden DEV-İŞ eski Genel Başkanı Mehmet Seyis, ülkemizde özel sektörde çalışan işçilerin tümüne yakınının hâlâ kötü koşullarda çalıştırıldıklarına dikkat çekti

İşçiler eziliyor
banner90
banner99

Ahmet İLKTAÇ

Kıbrıs Türk sendikacılık tarihine adını altın harflerle yazdıran Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ) eski Genel Başkanı Mehmet Seyis, özel sektör çalışanlarının yasalarımızda var olan 8 saat çalışma, ek mesai ödeneği, yıllık ödenekli izin hakkı, bayram ve resmi tatil günleri uygulaması gibi haklarla, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarından yoksun çok kötü koşullarda çalıştırıldıklarına vurgu yaptı.

Mehmet Seyis, yasaların çalışanlar için çeşitli güvenceler içerse de bu yasalara uyulmadığını ve hükümetlerin görevde oldukları süre içinde işverenlerden yana tavır koymaları nedeniyle çalışanların ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldıklarına dikkat çekti.

‘Sendika, Yasa, Hak Hukuk’ diyen işçilerin de işsiz kalmakta olduklarını söyleyen Seyis, özel sektör çalışanlarının, çalışabilme olanaklarının mutlaka patronların iki dudağı arasından kurtarılması gerektiğinin altını çizdi.

Mehmet Seyis, Asgari Ücretler Yasasındaki kriterlere uyulması halinde mevcut yasaya ve belirlenen kriterle uygun belirlenecek asgari ücretin 3 bin TL’nin üzerinde olması gerektiğine de değindi.

İşçiler kötü koşullarda çalıştırılıyor

Gazetemiz KIBRIS’a konuşan sendikacılık tarihimizin unutulmaz isimlerinden DEV-İŞ eski Genel Başkanı Mehmet Seyis, işçi haklarının uygulanması konusunda kamu çalışanları açısından bakıldığı zaman çalışma koşulları ve diğer hakların genel anlamda özel yasaları ile belirlenmesine rağmen onlarda da çeşitli hak ihlalleri olduğunu söyledi.

Mehmet Seyis, ancak esas sorunun özel sektörde sendikasız çalışanlar açısından yaşandığının görüldüğünü ifade etti.

Ülkemizde hâlâ özel sektör çalışanlarının tümüne yakınının çok kötü koşullarda çalışmakta olduklarını kaydeden Seyis, özel sektör çalışanlarının büyük oranda yasalarımızda var olan 8 saat çalışma, ek mesai ödeneği, yıllık ödenekli izin hakkı, bayram ve resmi tatil günleri uygulaması gibi haklar ile işçi sağlığı iş güvenliği kurallarından yoksun olarak çok kötü koşullarda çalıştırılmakta olduklarını kaydetti.

Mehmet Seyis, yasalarımızın geneline bakıldığında çalışanlar için çeşitli güvenceler içerse de bu yasalara uyulmadığı, gelip geçen hükümetlerin görevde oldukları süre içinde işverenlerden yana tavır koymaları sonucu çalışanlar aleyhinde ciddi sorunlarla karşılaşmanın kaçınılmaz olduğunu bildirdi.

Hükümet - işveren işbirliği

İşçi getirmek için çalışma izni başvurusunda bulunan işverenlerin işçilerine izin verilmesini nasıl ki işveren örgütlerine üye olma şartı getirilmişse, izin verilen işçilerin de sektörel bazda toplu iş sözleşmeleri yapılarak bu sözleşmelere dahil edilmelerinin sağlanması gerektiğine vurgu yapan Seyis, hükümet, işveren örgütleri ile yaptığı bu anlaşmalar ile işveren örgütlerinin hükümet eliyle örgütlenmesini sağladığını belirtti.

Mehmet Seyis; “Ancak ne yazıktır ki her kesime eşit davranmaları gerekirken ayni olanakları işçilere sağlamamalarının yanında, örgütlenme girişiminde bulunan çalışanlar cezalandırılırken hükümet ya sessiz kalmakta ya da açıkça işverenlerden yana tavır almaktadır” dedi.

Sonuç olarak özelde çalışanların pratikte iş güvenceleri de olmadığından örgütlenmede de sıkıntılar yaşamakta olduklarına değinen Seyis, ‘Sendika, Yasa, Hak Hukuk’ diyen işçilerin de işsiz kalmakta olduklarını söyledi.

Mehmet Seyis, özel sektör çalışanlarının, çalışabilme olanaklarının mutlaka patronların iki dudağı arasından kurtarılması gerektiğinin altını çizdi.

banner134
İş mahkemeleri kurulmalı

Çalışma yaşamının bir bütün olduğunu, bir makinenin her dişlisinin sağlam olması halinde makinenin düzgün çalışabileceğine dikkat çeken Seyis, bu çerçevede; İş Mahkemeleri kurulması veya mevcut mahkemeler içinde yalnızca çalışma yaşamında oluşacak sorunların davalarını kısa sürede sonuçlandıracak birimler kurulması gerektiğini anlattı.

Mehmet Seyis, isteyenin istediği gibi yorumlamasına fırsat bırakmayacak bir ‘İş Güvencesi Yasası’ yapılması gerektiğini kaydetti.

Yine bu çerçevede bazı yasalarda demokratik düzenlemeler gerçekleştirip Çalışma Dairesi denetimlerinin de çoğaltılarak özel sektör çalışanlarının da örgütlenmesinin önü pratik olarak açılması gerektiğine vurgu yapan Seyis, yabancı işçi konusunun da  “Ucuz İş Gücü” olarak değil, “İş Gücü Açığı” olarak ele alınması ve yurttaş işçi bulunamaması ve ilgili alanda iş gücü açığı olması halinde yabancı işçi istihdamı yapılması gerektiğini belirtti.

Mehmet Seyis, devletin konuya yaklaşımının 3 temel unsuru içermesi gerektiğine dikkat çekerken, bunların sosyal, demokratik ve kültürel yapıdaki bozulmayı düzeltmek, Kıbrıslı Türklerin istihdamı ve çalışma koşullarını olumsuz olarak etkilemeyecek politikaları sağlamak ve yabancı işçilerin ücretleri ve iş koşullarında, yurttaş çalışanlarla ayni koşulların ve eşitlik ilkesinin olmasını sağlamak olduğunu dile getirdi.

Asgari ücret, insanca yaşamdır

DEV-İŞ eski Genel Başkanı Seyis, asgari ücret belirlemesi kriterleri arasında “İşçi ve ailesinin insanca yaşam için gereksinimlerini karşılayacak ücret” ve “Çalışanların Ulusal gelirden adalete dayalı pay alması” gibi ilkeler bulunmasına rağmen belirlenen günümüzde ücretin, hem insanca yaşamaya yetecek bir ücret olmadığını, hem adalete dayalı gelir dağılımı sağlamaktan çok uzak olduğunu söyledi.

Mehmet Seyis, ülkemizde brüt 2 bin 20 TL olan asgari ücretten Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı yatırımları kesildikten sonra işçinin eline geçen net asgari ücretin bin 757 TL ve 40 kuruş olarak kaldığını kaydetti.

Asgari ücret 3 bin TL’nin üzerinde olmalı

İşçinin eşi ve çocukları ile birlikte bin 757 TL ile insanca yaşam için gereksinimlerini karşılamasının mümkün olmayacağını belirten Seyis, “Ülkemizde kamu çalışanları 3 ve 6 bin TL, müsteşarlar, müşavirler, müdürler 8-10 bin TL ve milletvekilleri, bakanlar 13-15 bin TL maaş alırken, işçiye reva görülen bin 757 TL ulusal gelirden adaletli bir pay mı? Hayır. Kesinlikle değildir” diye konuştu.

Mehmet Seyis, asgari ücret ne kadar olmalıdır konusunda söylenebilecek çok şey olmakla birlikte, bu aşamada halen yürürlükte olan Asgari Ücretler Yasasındaki kriterler uyulması halinde mevcut yasaya ve belirlenen kriterle uygun belirlenecek asgari ücretin 3 bin TL’nin üzerinde olması gerektiğine dikkat çekti.

Ülkemizde yasalar patronların çıkarına pas edildiğini ve asgari ücretin de el yordamı ile belirlendiğini ifade eden Seyis, kendisinin mevcut Asgari Ücret Komisyonu toplantılarını bir çadır tiyatrosuna benzettiğini, herkesin rolünün önceden belli olduğunu, ellerin role göre kalkıp indiğini söyledi.

“Keşke olsa da versek...”

Mehmet Seyis, her toplantı açılışında işveren temsilcilerinin biraz da pişkince “Keşke olsa da versek ama yok, onun için ayni kalsın ya da aşağıya çekelim” dediklerini kaydetti.

İşçi temsilcilerinin pozisyonunun da rica minnet, olması gereken rakamı bile tam koymadan pazarlıkçı rolünde olduğunu anlatan Seyis, devlet temsilcisinin ise “Hade 3-5 kuruş artsın da bizim sayemizde görünsün” modunda olduğunu belirtti. Mehmet Seyis, hâlbuki yasanın ne olması gerektiğini kriterler ve piyasa fiyatları, gıda kalıpları ile otomatik belirlemeye uygun olduğunu bildirdi.

Mehmet Seyis, maalesef bu tiyatroda rol alan işçi tarafının da senaryodaki rollerini yerine getirdiğini söyledi.

Orada işçiyi temsil eder diye oturan sendikanın temsilcilerinin yaşamları boyunca asgari ücretli çalışmadıkları için işçinin halinden de anlamadıklarını ifade eden Seyis, mevcut Komisyon yapısı içinde ne yazıktır ki Asgari Ücretliyi temsil eden taraf olmadığının acı bir gerçek olduğuna dikkat çekti. Mehmet Seyis, özel sektörde çalışan işçilerin bu komisyonda temsil edilmek için mutlaka örgütlenmeleri gerektiğinin altını çizdi.

Güncelleme Tarihi: 01 Mayıs 2017, 08:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75