İşletmeler, kalifiye eleman bulamıyor

banner37

Ülkedeki eğitim, ekonomi ve üniversite kültürü nedeniyle kalifiye eleman eksikliği yaşanırken, bu eksiklik pandemi süreci sonrasında birçok sektöre darbe vurdu

banner87
İşletmeler, kalifiye eleman bulamıyor
banner90
banner99

“KALİFİYE ELEMAN AÇIĞI VAR… KTEZO Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, zanaatkarlar ve meslek liselerinin desteklenmemesi, ekonomi ve eğitim planlanmalarının gerektiği şekilde yapılmaması, genç neslin üniversiteye yöneltilmesi ve dışarıdan işçi ithal edilmesi gibi nedenler yüzünden zaten ülkede kalifiye eleman açığı yaşanırken, bu açığın pandemi döneminde somut olarak görüldüğünü söyledi.

“İNSANLAR İŞSİZ KALIYOR”… Mesleki eğitimin öneminin altını çizen Tulga, “Mesleki eğitime önem verseydik 20 bin işçinin üzerine, 40 bin ekleyebilirdik, işsizlik bu kadar artmazdı. Şu an insanlar, işsizlik nedeniyle yoksul, kendi ayakları üzerinde duramaz halde yaşıyor. Çoğu da ülkesinden göç etmek zorunda kalıyor. Bunun sebebi, insanlara mesleki beceri kazandıramamamızdan da kaynaklanmaktadır” dedi.

Ahmet UÇAR

   Ülkedeki kalifiye eleman eksikliği, pandemi süreci sonrasında birçok işletmenin sekteye uğramasına yol açtı. Ülkede kalifiye iş gücünde çalışan işçilerin büyük bir çoğunluğunun yabancı işçiler olması ve pandemi nedeniyle ülkelerine dönmesi nedeniyle birçok işletme zor durumda kaldı.

   Yerli iş gücünün eksikliği noktasında kamu ve özel sektörün sunduğu imkanlar arasındaki korkunç fark etkin rol oynarken, bu durum hemen herkesin devletin kanatları altında çalışma isteğini artırıyor.  

   Özellikle, özel sektördeki düşük ücretlerin yanı sıra çalışanın özelde gelecek güvencesi görememesi, kamuya olan rağbeti artırıyor ancak kamu sektörü de çok şiştiği için bu talepleri karşılayamıyor.

   Ülkenin çalışma yaşamındaki bu sorunlar ortada iken, diğer yanda da özel sektörün ara eleman sorunu bir türlü giderilemiyor.

   Gençlerin çok büyük bir çoğunluğu üniversitelere yönelirken, özelde ihtiyaç olan ara eleman için kimseler istekli olmuyor.

   Ülke nüfusunun çoğunluğunun üniversiteye yönelmesi, ülkede ara eleman açığının giderek artmasına yol açıyor.

   Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO) Genel Koordinatörü Hürrem Tulga da ara eleman eksikliğinden dem vuruyor.

   Tulga, zanaatkarlar ve meslek liselerinin desteklenmemesi, ekonomi ve eğitim planlanmalarının gerektiği şekilde yapılmaması, genç neslin üniversiteye yöneltilmesi ve dışarıdan işçi ithal edilmesi gibi nedenler yüzünden zaten ülkede ara eleman açığının yaşandığını ve bu durumun pandemi sürecinde net bir şekilde gözler önüne serildiğini kaydetti.

“Ülkede kalifiye eleman kalmadı”

   KTEZO Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, zanaatkarların ve meslek liselerinin desteklenmemesi, ülkedeki genç kesimin üniversitelere yönelmesi, ekonomi ve eğitim planlamalarının göz ardı edilmesi gibi unsurların ülkede kalifiye eleman eksikliğine yol açtığını belirterek, söz konusu eksikliğin sonuçlarının pandemi döneminde net bir şekilde görüldüğüne vurgu yaptı.

   Tulga, ülkedeki kalifiye iş gücünü başka ülkelerden gelen işçilerin sağladığını anımsatarak, Koronavirüs döneminde bu işçilerin ülkelerine dönmesi sonucunda birçok dükkanın kapalı kaldığını kaydetti.

   Ülkedeki gençlerin bir şekilde üniversiteye yöneldiğini belirten Tulga, gelişmiş ülkelerde nüfusun yüzde 75’i kalifiye iş gücüne katılmayı hedeflerken, ülkemizdeki nüfusun yüzde 80’inin ise mesleki okullara gidenler de dahil olmak üzere üniversite mezunu olmayı hedeflediğini kaydetti.

   Tulga, “Bunu biz yarattık. Çocuklarımızın bir üniversite diploması olsun, devlet memuru olarak dairelere girsin mantığıyla yürüdük. Böylece veliler de, öğrenciler de üniversitelere yöneldi. Bu pandemi sürecini galeri gibi düşünürsek tüm tabloları bize sergiledi. Kalifiye eleman eksikliğinin yarattığı sonuçları pandemi sürecinde yaşadık” diyerek, ülkede bir üniversite kültürünün yaratıldığına dikkat çekti.

   Meslek okullarına göre üniversitelere daha çok değer atfedildiğini dile getiren Tulga, üniversite eğitimine mesleki eğitime göre daha saygın bakıldığını söyledi.  

   Tulga, öğrencilerin üniversitelere yönelmesinde etkili olan bir diğer faktörün ise üniversitelerin beklentiyi düşük tutarak her başvuruyu kabul etmesi olduğuna işaret ederek, böylelikle mesleki okulların geride kaldığını vurguladı.

   Üniversiteye giden öğrencilerin üretime katılmadığını kaydeden Tulga, aynı zamanda iş imkanı olmayan bölümlerde okumayı tercih ettiğinden yakındı.

   Tulga, “Yatırımlar yaptığımızı söylüyoruz ama bu yatırımlarda çalışan işçilere baktığımızda bu kişiler yerli iş gücü değil, yabancı iş gücüdür. Böylece yapılan yatırımın da bir anlamı kalmıyor. Böylece toplumun iş gücü eriyor” şeklinde konuştu.

“Zanaatkarlar ve özel sektör desteklenmedi”

   Ülkedeki ara eleman eksikliğinin başında gelen diğer unsurların ise ekonomik durum ve zanaatkarların desteklenmemesi olduğunu dile getiren Tulga, ustaların, işçilerin, özellikle üretim açısından ülkenin bel kemiği olduğunu ancak ekonomik plansızlık nedeniyle zanaatkarların değerinin bilinmediğini ifade etti.

   Tulga, özel sektörün kendi kaderine terk edildiğini ifade ederek, pandemi döneminde 1500 TL’lik katkıların yaklaşık 70 gündür tam olarak tamamlanamadığını hatırlattı.

   Özel sektörün desteklenmemesi sonucunda mağduriyet yaşandığına işaret eden Tulga, buna paralel olarak genç kesimin kalifiye iş gücü yerine, üniversiteleri daha cazip bulduğunun altını çizdi.

“Ülkede yüzde 50 oranında işsizlik var”

   Söz konusu ara eleman açığının önüne geçebilmek adına kolay olduğu için dışarıdan işçi getirildiğini kaydeden Tulga, şu an bu uygulamanın da yararlı bir sonuç vermediğini anlatarak, “Usta bir insan, başka bir ülkeye neden gitsin ki? Kendi ülkesinde çalışmaya devam eder” dedi.

   Tulga, bu uygulamaların yerine meslek liselerinin desteklenmesi gerektiğine vurgu yaparak, ülkedeki ara eleman açığının ancak bu şekilde kapanabileceğine dikkat çekti.

   66 bin kişinin 2010’dan itibaren Sosyal Güvenlik Sistemi’ne geçtiğini anımsatan Tulga, bunun 46 bininin yabancı işçi olduğuna vurgu yaptı.

   Tulga, sadece 20 bin yerli işçinin istihdam edildiğine işaret ederek, bu durumun ise ülkedeki işsizliğin yüzde 50 oranına kadar çıktığının bir göstergesi olduğunu dile getirdi. Tulga, her sene 40 - 45 bin kişinin 18 yaşından sonra yüzde 50’sinin açıkta kaldığına vurguladı.

“Göbek bağımızı kendimiz kesmeliyiz”

   Mesleki eğitimin öneminin altını çizen Tulga, “Mesleki eğitime önem verseydik, 20 bin işçinin üzerine, 40 bin ekleyebilirdik, işsizlik bu kadar artmazdı. Şu an insanlar, işsizlik nedeniyle yoksul, kendi ayakları üzerinde duramaz halde yaşıyor. Çoğu da ülkesinden göç etmek zorunda kalıyor. Bunun sebebi insanlara mesleki beceri kazandıramamamızdan da kaynaklanmaktadır” şeklinde konuştu.

   Tulga, insanlara mesleki beceri kazandırabilmek için ise meslek okullarının yapılandırılması ve zanaatkârların korunması gerektiğine işaret ederek, ekonomi ve eğitim planlamalarının ciddiye alınması gereken olgular olduğuna işaret etti. 

   Kalifiye eleman eksikliğinin önüne geçilebilmesi için öncelikle mesleki eğitime önem verilmesi gerektiğini ifade eden Tulga, “Üretmezsek istediğimiz sonuca varamayız. Standart, bilinçli, güvenli bir mesleki eğitim verilmeli. Kendi göbek bağımızı kendimiz kesmemiz için, dışa bağlı olmamak için üretmeye gayret göstermeliyiz” dedi.

   İş bölümlerine saygı duyularak her iş bölümünde yerli iş gücü tarafından gelişim kaydedilmesi gerektiğini savunan Tulga, ihtiyaç duyulduğu durumda başka ülkelerden işçi getirilmesi gerektiğini anlattı.

   Tulga, öğrencilerin üniversitelere yönelme noktasında ise üniversitelerin belli kriterlere sahip olması gerektiğini dile getirerek, sadece bu kriterleri karşılayabilen kişilerin üniversite eğitimi alması gerektiğini söyledi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75