banner6

İşletmeler vergi yükünden şikayetçi

banner37

İşletmeler vergi  yükünden şikayetçi
banner151 banner143

FİRMALARDAN KARAMSAR TABLO… KTTO raporuna göre, TL cinsinden firma satışları, ankete katılan toplam firma sayısının yüzde 66’sına denk gelen 134 firma için son bir yıl zarfında her ne kadar artış gösterse de bu firmaların yüzde 36,8’i ‘faaliyetlerinin azalarak devam ettiğini’, yüzde 45,27’si ‘aynı düzeyde kaldığını’ ve yüzde 17,9’u ‘artarak devam ettiğini’ söyledi. Ankete katılan işletmelerin yüzde 83,3’ü vergi, yüzde 74,5’i de istihdam yüklerinin, son bir yıl zarfında artığını belirtti. Firmaların yüzde 88’i, 2022 yılı içeresinde vergi yükünün ‘yüzde 25-yüzde 100 bandında’ artacağı öngörüsünde bulundu.

KREDİLER ‘BORÇ ÖDEMEYE’ GİDİYOR… KTTO raporu uyarınca, Kuzey Kıbrıs’taki işletmelerin yüzde 45,5’i ‘var olan borçlarını ödemek’, yüzde 39,7’si ise ‘işletme sermayesi için’ kredi kullandı, yüzde 14,7’si ise ‘yatırım’ amacıyla kredi çekti. Rapor, bu durumun da işletmelerin salgın döneminde daralan faaliyetleri nedeniyle likidite sıkıntısına girdiklerini, yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlandıklarını ve yalnızca var olan faaliyetlerini sürdürebilmek ve ‘hayatta kalabilmek’ için krediye başvurduklarını gösterdiğine de işaret etti.

Ali ÇATAL

   Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) tarafından, ‘Kuzey Kıbrıs Rekabet Edebilirlik Raporu 2021-2022 Özel Sayı’, ‘KKTC Tarım Sektörünün Dış Pazar Rekabet Gücü ve İhracat Fırsatları’ temasıyla yayımlandı.

   Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) akademisyenleri Prof. Dr. Mustafa Besim, Doç. Dr. Kamil Sertoğlu ve Yrd. Doç. Dr. Yenal Süreç tarafından hazırlanan rapor, KKTC de dahil olmak üzere toplam 38 ülkenin ‘rekabet edebilirliğini’ belirliyor.

   KTTO tarafından yayımlanan 13. Kuzey Kıbrıs Rekabet Edebilirlik Raporu’nda, Mart 2020 dönemiyle adaya da sirayet eden yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgınında ekonomik aktivitelerin durduğuna ve bunun da dış talebe dayanan kırılgan ekonomiye sahip KKTC’de büyük olumsuzluklara neden olduğuna dikkat çekildi.

   “Ne yazık ki, salgının etkisinden kurtulmaya çalışırken, kurların yükselişinden ve dünyadaki enflasyonist gelişmelerden kaynaklanan yeni bir fırtınaya tutulduk” ifadelerinin kullanıldığı raporda, döviz kurlarındaki oynaklığın ise tedarik sorunlarıyla uluslararası emtia fiyatlarının ve navlun maliyetlerinin yükselmesinin birleşmesiyle‘enflasyon baskısının’ daha da arttığına da vurgu yapıldı.

   İş hacimlerinin daralmasının, özel sektörün krize karşı dayanıklılığını düşürdüğü de ifade edilen rapordan derlenen veriler uyarınca, bu gelişmelerinde işletmeleri olumsuz etkilediğini ve iş yerlerinin cirolarını düşürerek masraflarını arttırdığına da dikkat çekildi.

   “Her işletme, bu gibi durumlarda cirosunu koruyacak önlemler alır ve kârından fedakarlık etmeye başlar ama bir süre sonra bu önlem de yetersiz kalır ve işletmeler kapanmaya veya küçülmeye başlar; istihdam azalır ve insanlar işsiz kalır” denilen raporda, bu süreçte öncelikli olarak işsizliği önlemenin, istihdamı korumanın ve ekonomik aktivitelerin devamlılığını sağlamaya yönelik destek ve kredi programları uygulayarak büyümeyi tetikleyecek önlemler almanın önemine işaret edildi. Bu kapsamda, istihdamın korunması ve işsizliğin önlenmesi amacıyla yürürlüğe konulan sosyal sigorta prim desteğinin revize edilerek, özellikle krizden doğrudan etkilenen sektörler için 2022 yılının sonuna kadar yüzde 100 yükselmesi gerektiği de ifade edilen raporda, bu oranın, diğer işletmeler için ise ‘en az yüzde 75’e’ çıkarılması gerektiği de kaydedildi.

“Faiz destekli ve ödemesiz dönemli kredi paketi şart”

   İşletmelerin, sermaye sorunlarının giderilmesi ve ekonomik aktivitelerinin devamlılığının sağlanabilmesi için faaliyetlerinin finansmanına yönelik ‘faiz destekli ve ödemesiz dönemli kredi paketi’ hazırlanması ve bu paketin ‘sektör farkı gözetmeksizin’ uygulanması gerektiğini de belirten rapor, uluslararası navlun fiyatlarındaki yükselişinde piyasadaki ürünlerin maliyetini artırdığı gerçeğine de parmak bastı.

   Rapor, ayrıca, piyasanın ucuzlatılması hedefi doğrultusunda, gümrüklerde alınan bütün vergi ve harçların, İngilizce ‘Free On Board’ terimini karşılayan FOB bedeli, yani tedarikçinin malzemeyi nakliye yapılacağı geminin güvertesine taşıyana kadarki sorumluluğunu içeren fakat fabrikadan liman gümrüğüne kadarki taşıma masrafları ile liman gümrüğü ve liman masraflarını tedarikçiye, malzeme gemi güvertesine taşındıktan sonraki sorumluluğu ise müşteriye yükleyen konsept üzerinden hesaplanmasını da talep etti.

   Odanın, başta kamu reformu olmak üzere reformların önemini her vesileyle vurguladığına da işaret edilen raporda, kapsayıcı ve güçlü bir ekonomik toparlanmanın sağlanması için reformların önceliklendirilerek hayata geçirilmesinin şart olduğu da belirtildi.

   Bahse konu reformların, kamusal hizmetlerin etkinliğini artırması ve çalışma saatlerini ‘özel sektör ile uyumlu’ hale getirmesinin yanı sıra kamusal sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimi kolaylaştırması gerektiği de kaydedilen raporda, kayıt dışılığı azaltırken ‘enflasyon muhasebesi’ uygulamasına geçilerek, kayıt altındaki işletmelerin enflasyona karşı koruması da talep edildi.

   Teşvik sistemini yeniden düzenleyerek,hem kamu kaynaklarının korunup hem de teşviklerin ‘hedefine ulaşmasını’ sağlamanın da elzem olduğu aktarılan rapor, yeni bir toplu taşıma sistemi ile ulaşım maliyetlerinin düşürülmesinin de yakıcı ihtiyaçlar arasında olduğunu aktardı.

“Üretim imkanları sınırlı, piyasaları

sığ, mal ithalatına bağımlı”

   Türkiye ile para birliğindeki KKTC’nin, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) uyguladığı para politikalarından doğrudan etkilendiği gerçeğine de vurgu yapan rapor, Kuzey Kıbrıs’ın, üretim imkanları sınırlı, piyasaları sığ ve mal ithalatına ‘fazlasıyla bağımlı’ mali yapısına dikkat çekti.

   Ayrıca, kurun fiyat geçişkenliğinin yüksek olduğu da belirtilen rapor, kamu maliyesindeki yapısal sorunlardan oluşan bütçe açıklarının karşılanması için fonlarda yapılan artışların ve bahsedilen diğer sorunların, KKTC’de yıllık enflasyonun Mayıs 2022 sonunda yüzde 98,2’ye ulaşmasına neden olduğunu vurguladı.

   Küresel düzlemde devam eden risklerin ve KKTC’nin enflasyonla ‘kendi çapında’ mücadelede politikadan yoksun olmasının, ülkede enflasyon sorunun devam edeceğinegösterdiği de belirtilen raporda, KKTC’nin Covid-19 salgını sürecine hem konjonktürel hem de yapısal olarak zayıf bir ekonomik yapı ile girdiğini kaydetti.

   Buna göre, 2018-2019 yıllarında yaşanan ‘düşük oranlı’ ekonomik büyümenin, aynı dönemde kur ve enflasyon sorunu ile para piyasalarında artan risklerle birleşerek KKTC ekonomisini salgın sürecinde ‘hazırlıksız yakaladığına’ da dikkat çeken rapor, ekonomik ve yapısal sorunların yanında, salgın dönemi başlangıcından bu yana hükümetlerde de istikrar sağlanamadığını hatırlattı.

   Yaşanan salgın karşısında hükümetlerin etkin, tutarlı ve sonuç alıcı kararlar alamamalarının ise ‘krizin derinleşmesine’ neden olduğu bilgisini veren rapor, bunun yanında, Türkiye ile gerçekleştirilen ve bütçede yer alan mali desteğin de hükümetlerin reformları hayata geçirememesi nedeniyle zamanlı ve tam olarak sağlanamadığına ve bunun da maliyede sıkıntı oluşturduğuna dikkat çekti.

   Rapor, maliyenin, asgari yükümlülüklerini yerine getirmek için iç borçlanmayı artırdığına ve fon gibi dolaylı vergilerde artış yoluna gittiğine de işaret etti.

“Hem vergi hem de istihdam yükü arttı”

   Ülke ekonomisindeki son gelişmeleri ‘işletmeler gözüyle’ de değerlendirebilmek adına, KTTO üyelerine telefon yöntemiyle anket düzenlendiği kaydedilen rapora göre, ankete katılan KTTO üyesi 201 işletmenin yüzde 41,8’i Lefkoşa, yüzde 22,9’u Gazimağusa, yüzde 19,4’ü Girne, yüzde 6,5’i İskele, yüzde 5,5’i Güzelyurt ve yüzde 4’ü Lefke menşeli.

   Rapora göre, TL cinsinden firma satışları, ankete katılan toplam firma sayısının yüzde 66’sına denk gelen 134 firma için son bir yıl zarfında her ne kadar artış gösterse de bu firmaların yüzde 36,8’i aynı dönemde ‘faaliyetlerinin azalarak devam ettiğini’, yüzde 45,27’si ‘aynı düzeyde kaldığını’ ve yalnızca yüzde 17,9’u‘artarak devam ettiğini’ söyledi. Yanı sıra, ankete katılan işletmelerin yüzde 83,3’ü vergi, yüzde 74,5’i de istihdam yüklerinin, son bir yıl zarfında artığını belirtti. Daha da kötüsü, ankete katılan firmaların yüzde 88’i, 2022 yılı içeresinde vergi yükünün ‘yüzde 25-yüzde 100 bandında’ artacağı öngörüsünde bulundu.

   Rapora göre, işletmelerinyüzde 45,5’i ‘var olan borçlarını ödemek’, yüzde 39,7’si ise ‘işletme sermayesi için’kredi kullandı ve işletmelerin yalnızca yüzde 14,7’si ‘yatırım’ amacıyla kredi çekti. Rapor, bu durumun da işletmelerin salgın döneminde daralan faaliyetleri nedeniyle likidite sıkıntısına girdiklerini, yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlandıklarını ve yalnızca var olan faaliyetlerini sürdürebilmek ve ‘hayatta kalabilmek’ için krediye başvurduklarını gösterdiğine de işaret etti.

   İşletmelerin yüzde 50,8’inin ekonomide iyileşmenin başlayacağını, yüzde 36,2’sinin olumsuz tablonun devam edeceğini ve yüzde 12,6’sının ise ‘ekonominin daha da kötü olacağını’ düşündükleri de söz konusu rapor yansıyan diğer veriler arasında.

   Rapora göre, toplamda “Her şey daha iyi olacak” ve “Her şey daha kötü olacak” diyenlerin neredeyse eşit oranda olması da son iki yıldır ekonomide yaşanan belirgin gerilemenin ve 2022 yılı başından itibaren ‘tam olarak yaşanamayan’ toparlanmanın belirtisi.

‘Enflasyonla mücadele’ de talep ediliyor

   Öte yandan, ankete katılan işletmeler, hükümetten öncelikli olarakvergi yükününün hafifletilmesini, istikrarın sağlanması ve enflasyonla mücadele edilmesini talep ediyor.

   KKTC için yaşanan ana sorunlara yönelik icraatın öncelikle ‘ekonomik politikalar geliştirmek’ olduğunu söyleyen ankete katılan işletmeler, enflasyonla mücadelenin de ‘net ve anlaşılır’ bir politika ortaya koymaktan geçtiğine inanıyor. Maliye politikasının kısa, orta ve uzun vadeli olacak şekilde ‘daha detaylı ve ince düşünülerek’ ayarlanmasının, ekonomi yönetiminde etkinliği sağlayacağına da inanç belirten işletmeler, özellikle vergi ve fon politikalarının net bir şekilde ortaya konulması ve işletmelerin önümüzdeki dönemde ‘neyle karşılaşacaklarının’ bilinmesini de talep etti.

   Harcamalar tarafında ise 2022 yılının ilk beş ayında yaşananlar da dikkate alınarak, ek bütçenin ‘yaşanan sorunlara çözüm bulmaya’ yönelik yapılmasını talep eden işletmeler, istikrarsızlık ve enflasyondan en fazla etkilenen düşük ve orta gelir gruplarına yönelik destekleyici politikalar geliştirilerek, bu kesimlerin desteklenmesi gerektiğini de ifade etti.

   Kamu maliyesi açıklarını karşılamak için başvurulan fon ve vergi ayarlamalarının da meydana getirdiği enflasyon ve piyasayı bozucu olumsuz diğer etkiler de dikkate alınarak düzenlenmesini isteyen işletmeler, bu konularda, hükümet edenlerden ‘ivedi’ eylem planı istedi.

   Son tahlilde, Kuzey Kıbrıs’taki işletmelerin yüzde 45’i ‘vergi oranlarının düşürülmesi’, yüzde 28’i ‘istikrar’ ve yüzde 27’si de ‘enflasyonla etkin mücadele’ talep etti.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104