Kaçak yollarla geyik getirenler bile var

banner37

Yasak olduğu halde ülkemize maymun, rakun, piton, boa yılanı, iguana, mirket, kertenkele ve timsah kaplumbağası ve bunun gibi egzotik hayvanlar getiriliyor

Kaçak yollarla geyik getirenler bile var
banner8

Eniz ORAKCIOĞLU

“EN ÇOK KARA VE SU KAPLUMBAĞASI GETİRİLİYOR”… Taşkent Doğa Parkı Direktörü Kemal Basat, merkezlerinde şu anda 2 tür maymun, rakun, piton, boa yılanı, iguana, mirket, kertenkele çeşitleri, timsah kaplumbağası ve geyik gibi birçok hayvan türü bulunduğuna dikkat çekti. Ülkemize en çok getirilen kaçak hayvanlar arasında kara ve su kaplumbağaları olduğunu vurgulayan Basat, kırmızı yanaklı kaplumbağaların, hatta tüm kaplumbağaların ülkemize girişinin 10 yıldan fazladır yasak olduğunu ifade etti

“STRES, HAYVANI ÖLDÜREBİLİYOR”… Yaban hayvanlarına çok duygusal yaklaşılmasının sorun yaşattığına vurgu yapan Basat, “Yaban hayvanı bulduğumuzda, onu elimizde tutmak, onu sevmek, öpmek ve anne içgüdüsü ile hemen yedirip içirmek, hayvan için yapabileceğimiz en kötü şeydir” şeklinde konuştu. “Stres, yeri geldiğinde hayvanı öldürebiliyor” diyen Basat, hayvanı o süreçten uzaklaştırmak gerektiğini, bunun için de en mantıklı şeyin hayvanın bir karton kutu içerisine konulması ve 1190 Yaban Hayatı Destek Hattı’nı aramak olduğunu kaydetti

Ülkeye kaçak getirilen egzotik hayvanlar ve silahla vurularak ya da basılarak öldürülen veya yaralanan yaban hayvanları, ülkemizde sık sık rastlanılan sorunlardan sadece ikisi.

Gün geçmiyor ki zehirsiz bir yılan öldürülmesin, ya da ülkeye kaçak yollarla çeşitli hayvanlar sokulmasın.

Gerek ülkeye getirilirken el konulan egzotik hayvanlar, gerekse yaralanan yaban hayvanları noktasında büyük mücadeleler veren ve onları rehabilite eden, yeri geldiğinde de doğal ortamları gibi Avrupa standartlarında yuva veren Taşkent Doğa Parkı’nın Direktörü Kemal Basat, KIBRIS’a konuştu.

Taşkent Doğa Parkı Direktörü Kemal Basat, yıllar önce çıktığı bu yolda, hayvan sayısının giderek artmasıyla büyüttüğü Kıbrıs Yaban Hayatı Araştırma Enstitüsü çatısı altında ülkeye getirilen kaçak hayvanlara doğal yaşamlarını sunuyor, “1190” Yaban Hayatı Destek Hattı’ ile gelen yaralı hayvanları rehabilite ederek, doğal yaşamlarına gönderiyor.

“Devlet el koyduğu hayvanları bize veriyor”

Taşkent Doğa Parkı Direktörü Kemal Basat, Kıbrıs Yaban Hayatı Araştırma Enstitüsü bünyesinde 3 farklı tür kategoride hayvan bulunduğunu belirterek, “Yaban Hayatı Destek Hattı’na ulaşıp buraya gelen hasta, yaralı, yardıma muhtaç hayvanlar var. Bunların tedavileri ve rehabilitasyon süreçleri tamamlandıktan sonra doğaya geri dönecekler. Çünkü amacımız, ülkemizdeki yaban hayvanları doğaya geri kazandırmaktır” şeklinde konuştu.

Basat, ender de olsa doğaya geri dönemeyecek olan ama belli kriterler sağlanırsa kendi başına hayatını idame ettirebilecek, refah içinde yaşayabilecek yaban hayvanları da Yaban Hayat Barınağı’na aldıklarını kaydetti.

Diğer bir kategorinin de ülkeye kaçak sokulmuş, yasadışı şekilde giren ve evcil olmayan, egzotik hayvanlar olduğunu söyleyen Basat, devlet tarafından el konulan bu hayvanların Doğa Parkı’nın bünyesine verildiğini, aynı şekilde vatandaşların ülkeye kaçak getirdiği egzotik hayvanlara bakamadığı zaman da yine kendilerine teslim edildiğini belirtti.

Kaçak geyik getiren bile var

Basat, Doğa Parkı’nda şu an 2 tür maymun, rakun, piton, boa yılanı, iguana, mirket, kertenkele çeşitleri, timsah kaplumbağası ve geyik gibi birçok hayvan türü bulunduğuna dikkat çekti.

Ülkemize en çok getirilen kaçak hayvanlar arasında kara ve su kaplumbağaları olduğunu vurgulayan Basat, kırmızı yanaklı kaplumbağaların, hatta tüm kaplumbağaların ülkemize girişinin 10 yıldan fazladır yasak olduğunu, kırmızı yanaklı kaplumbağaların getirilerek kaçak olarak satıldığını ifade etti.

Basat, özellikle Türkiye’den ağırlıklı olarak kaplumbağa ve sincap geldiğini belirterek, geçtiğimiz gün Mağusa limanında 230 kara kaplumbağasına el konularak kendilerine teslim edildiğini anlattı.

Sincaplardan da bahseden Basat, şöyle devam etti:

“Türkiye’de yasak ve kaçak yakalanan sincaplar var.

Bu durumda 10 sincabın 8’i yakalanırken veya yakalandıktan sonra ölüyor.

Benzer durum kaplumbağalar için de geçerli.

Kaplumbağalar havasız ortamlarda bile uzun süre yaşayabilen hayvanlardır. Ama hasta olduklarını, sert kabuklarından dolayı belli etmiyorlar ve birçok kaplumbağa satıldıktan sonra ölüyor.

Geçtiğimiz gün bize gelen 230 kaplumbağanın da birkaçı, ortamı düzeltmemize rağmen öldü.”

banner134
“1 yılda 800 hayvan teslim aldık”

Sürekli olarak “neyi daha iyi yapabiliriz” noktasında olduklarını ifade eden Basat, şu anda en büyük sıkıntılarından birinin lojistik olduğunu vurguladı.

Basat, “yılda 40-50 hayvan gelir” diye yola çıktıklarını ama geçtiğimiz yıl 800 hayvan teslim aldıklarını anlatarak, bu rakamın günde 3 hayvana denk geldiğini söyledi.

Bugün Dilekkaya’da, Paşaköy’de, İskele’de ve Mağusa’da hayvan olduğunu belirten Basat, bu noktada çok önemli 3 konu bulunduğunu ifade etti.

Basat, lojistiğin kendileri için masraf, külfet ve zaman kaybı olduğunu işaret ederek, vatandaşların, hayvanları Doğa Parkı’na ulaştırabileceğini ve bu konuda ilan çıktıklarını, ama ilana dönüş yapan bir gönüllünün olduğunu aktardı.

Bu konuda belediyeleri ziyaret etiklerini anlatan Basat, her belediyenin kendi sınırlarındaki yaban hayvanlarını Doğa Parkı’na ulaştırabileceğini belirtti.

Basat, sloganlarının işbirliği ile korumak olduğundan bahsederek, “Bir merkezin, bir kişinin, bir organizasyonun adadaki bütün yaban hayvanı sorununu tek elden çözmesi imkansızdır. Burada işbirliğine girmek zorundayız” dedi.

“Stres, yeri geldiğinde hayvanı öldürebiliyor”

Yaban hayvanlarına çok duygusal yaklaşımların yanlış olduğunu vurgulayan Basat, “Yaban hayvanı bulduğumuzda, onu elimizde tutmak, onu sevmek ve anne içgüdüsü ile hemen yedirip içirmek, hayvan için yapabileceğimiz en kötü şeydir” şeklinde konuştu.

“Stres, yeri geldiğinde hayvanı öldürebiliyor” diyen Basat, “Yaban hayvanları elde tutulduğu zaman, hayvan, onu sevip, ilgi gösterdiğinizi düşünmez. Onu yakalayıp, yemeye çalıştığınızı düşünür ve o anda çok büyük bir strese girer. Özellikle yaban hayvanını öpmeye çalışmak, ciddi bir sıkıntıdır” uyarısında bulundu.

İnsanların küçük baykuş, kuşlar ve tavşan gibi hayvanları öptüğünü belirten Basat, bunun kesinlikle yanlış olduğundan bahsetti.

Basat, yapılması gerekenin hayvanı o süreçten uzaklaştırılmak ve bunun için de en mantıklı şeyin hayvanı bir karton kutu içerisine koymak olduğunu vurgulayarak, kesinlikle hayvanı yedirmenin doğru olmayacağını kaydetti.

Basat, hayvan kutuya konulduktan sonra 1190 Yaban Hayatı Destek Hattı’nı aramanın en doğru hareket olduğunu söyleyerek, “Biz, bize gelen hayvanı stresli görüyorsak, yarası olsa bile hayvanın ölümüne sebep olabileceğini fark ettiğimizde, muayeneyi birkaç saat erteleyebiliyoruz. Bize gelen hayvanı karanlık yere alıp, sakinledikten sonra gerekli müdahaleleri ve muayeneleri yapıyoruz” dedi.

Bunların yanında “kuşları kesinlikle tel kafese koymamak gerekir” diyen Basat, kuşların tüylerinin zarar gördüğünü ve tekrar çıkmasının aylar aldığını belirtti.

“Basılan ve öldürülen yılanların yüzde 90’ı zehirsiz”

Basat, yolda basılan yılanlara da dikkat çekerek, “Basılan ve öldürülen yılanların ne yazık ki yüzde 90’ı zehirsiz yılanlardır. Yılanları öldürmek, ekosisteme ciddi zararlar veriyor. Yılanları yolda gördüğümüzde öldürmek için uğraşıyoruz, sonra da farelerin sayısı arttı diye şikayet ediyoruz. Aynı şey baykuşlar için de geçerli” şeklinde konuştu.

“Hayvan ne olursa olsun, doğru olanı yapmak önemli” diyen Basat, hiçbir zaman insanların talebi doğrultusunda hareket etmediklerini, çevre için yapılması gereken, olması gereken neyse onu yaptıklarını söyledi.

Basat, bazen insanların kendi şahsi düşüncelerini kendilerine empoze etmeye uğraştıklarını anlatarak, “Evden bu yılanı gelip alın diyenler oluyor. 10 yılda bir kez yılan gören biri bile bizi arıyor ve gittiğimizde hiçbir zaman yılanı bulamıyoruz. Ki anlatılan yılan hem zehirsiz yılan, hem de orada olması faydalı” dedi.

Basat, kara ve sikkeli yılanın orada olmasının zehirli yılanları bölgeden uzak tutuğuna dikkat çekerek, insanlara anlatmaya çalıştıklarını ama bazen insanların kendilerini çok zorladığını belirtti.


 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75