banner6

Kadına şiddet verileri korkutuyor!

banner37

LTB’nin “Şiddete Karşı Yan Yana Projesi” kapsamında yapılan anket sonuçları, kadına karşı şiddetin ne derece ciddi boyutlarda olduğunu gözler önünde seriyor. Ankete göre, kadına karşı fiziksel şiddet yüzde 40, psikolojik şiddet ise yüzde 60 oranında

Kadına şiddet verileri korkutuyor!
banner99

Eniz ORAKCIOĞLU

Ülkemizde kadına karşı şiddet her geçen gün büyüyor.

Mahkemeler ve Polis Genel Müdürlüğü’nün gündeminden düşmeyen, her gün bir yenisi ile karşılaştığımız kadına şiddet vakaları, insanı korkutuyor.

Lefkoşa Türk Belediyesi’nin (LTB) geçtiğimiz yıl 1000 kişi ile yaptığı anket sonuçlarından da anlaşılabileceği gibi azımsanamayacak kadar yüksek oranda kadına şiddet olayları yaşandı.

Anket verileri, toplumun gündeminde önemli bir yere sahip olan kadına karşı şiddetin bir an önce son bulması için uyarıları da içeriyor.

Veriler, toplumumuzda kadınların yüzde 60’ının, yani her 10 kadından 6’sının psikolojik şiddete maruz kaldığına işaret ederken, kadınların yüzde 40’ı da, bir başka ifadeyle her 10 kadından 4’ü de fiziksel şiddete uğruyor.

Yapılan anket sonucunda dikkat çeken diğer bir şiddet ise cinsel şiddet. Her 4 kadından 1’i cinsel şiddete, yine her 4 kadından biri de ekonomik şiddete maruz kalırken, her 10 kadından 2’si ateşli veya kesici bir aletle tehdit ediliyor.

 Konuyla ilgili KIBRIS’a konuşan LTB Şiddete Karşı Yan Yana Projesi Halkla İlişkiler Sorumlusu Ayşe Kişmir, aile içi ve okullarda ki eğitimin kadına şiddetin önüne geçmek için büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Cinsiyete dayalı eğitim olduğu müddetçe şiddet her daim olacak. Toplumun ihtiyacı olan insan bazlı eğitimdir” dedi.

Kurtarıcı telefonların “Alo 183” Şiddet İhbar ve “Alo 155” polis olduğunun altını çizen Kişmir, 155’i arayıp “Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Birimi’nin” istenebileceğini kaydetti.

Kişmir, Kadın Sığınma Evi’ne 7/24 ulaşılabilecek telefon numaralarının ise 0542 876 30 30 ve 0533 855 30 30 olduğunu söyledi.

“Kadınların yüzde 60’ı psikolojik şiddete uğruyor”

LTB Şiddete Karşı Yan Yana Projesi Halkla İlişkiler Sorumlusu Ayşe Kişmir,  Şubat 2020’de 1000 kişi ile yaptıkları anket sonucuna sonuca göre, fiziksel şiddeti ortaya çıkaranın psikolojik şiddet olduğunu vurguladı.

Kişmir, yine anket sonucunda psikolojik şiddetin yüzde 60 oranında olduğunun tespit edildiğini belirtti.

Ülkemizde kadınların yüzde 60’ının psikolojik şiddete maruz kaldığına işaret eden Kişmir, bu şiddetin zamanla fiziksele dönüştüğünü ve ülkemizde her 10 kadından 4’ünün fiziksel şiddete maruz kaldığını söyledi.

Kişmir, her 4 kadından 1’inin cinsel şiddete, yine her 4 kadından birinin de ekonomik şiddete maruz kaldığını

belirterek, her 10 kadından 2’sinin de ateşli veya kesici bir aletle tehdit edildiğini kaydetti.

“Ekonomik şiddete çok fazla rastlıyoruz”

Psikolojik şiddetin, şiddetin altyapısı olduğuna dikkat çeken Kişmir, ülkemizde şu anda en çok görülen şiddet türünün psikolojik şiddet olduğuna vurgu yaptı.

Kişmir, ekonomik şiddetin de çok fazla gözlemlendiğini söyleyerek,  “Şiddet türlerine bakıldığında, ekonomik şiddetin çok fazla bilinmediğini ve görülmediğini gözlemlemekteyiz. Örneğin, adamın karısının elinden parasını alması veya ona harçlık vermesi veya kadını bilmeden borçlandırması gibi durumlar, ekonomik şiddet altında toplanmaktadır” şeklinde konuştu.

Ekonomik şiddete çok fazla rastladıklarını kaydeden Kişmir, çiftler arasında boşanma gerçekleşeceğinde kadının bir şeylere imza attığını ama imza attığı şeyin ne olduğunu bilmediği gibi durumlarla karşılaştıklarını söyledi.

Kişmir, evlilik birliği içerisinde kocasının mal varlığını veya borcunu bilmeyen kadınlar olduğunun altını çizerek, boşanma davalarında, borç da aile birliği içinde olduğundan dolayı iki kişiye bölündüğünü belirtti.

  Kadına şiddeti her alanda gördüklerini ifade eden Kişmir, işyerlerinde de, aile içinde de şiddetin görülebildiğini, kadına şiddetin sadece partnerler arasında değil, babanın kızına, oğlunun annesine şiddet uyguladığının da görüldüğünü aktardı.

“Cinsiyet bazlı eğitim değil, insan bazlı eğitim”

banner134

Kişmir, kadına şiddetin özünün eğitimde başladığını kaydederek, ailelerin çocuklarını eğitirken erkek çocuklarına güç unsurunun vurgulandığını ve bunun da ileride şiddet doğurabildiğini ifade etti.

Kişmir, erkek çocuğuna yüklenen gücü şöyle tanımladı:

“Toplumumuzda erkek çocuk doğacağında, bu durum şenlik havası ile karşılanır.

Erkek çocuklarına aslan oğlum yakıştırmaları yapılır. Kaldı ki belki o çocuk kelebek olmak isteyecektir.

Mesela erkek çocuklarına sen güçlü olmak zorundasın denilir.

Erkek her zaman güçlü olmak zorunda da değildir”.

Kişmir, insan bazlı değil, cinsiyet bazlı olduğumuz ve aile içi eğitimde de çocuklara bu gösterildiği, okullarda toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri verilmediği için şiddetin doğduğunu kaydetti.

Erkeğe sürekli “sen güçlüsün, kadın naiftir”, kadına ise “sen alttan almak zorundasın. Bir sözden veya tokattan ne olacak” diye söylendiğini belirten Kişmir, kadının her zaman bakımlı olmak, evi toparlamak ve erkeğin her zaman bir adım gerisinde olmak zorunda bırakıldığını belirtti.

Kişmir, toplumda erkeğin kadını korumakla yükümlü olduğu algısının yaratıldığını, ama kadının korunmaya muhtaç olmadığını vurguladı.

“Cinsiyete dayalı eğitim olduğu müddetçe şiddet her daim olacak” diyen Kişmir, toplumun ihtiyacı olanın insan bazlı eğitim olduğuna dikkat çekti.

“Kadına şiddetin önüne eğitimle geçebiliriz”

Kişmir, 2016’da Kadın Sığınma Evi’nin kurulduğunu, 2018’de ise Şiddete Karşı Yan Yana Projesi’nin ve bu sayede Aile İçi Şiddete Müdahale Koordinasyon Mekanizması’nın hayata geçtiğini hatırlatarak, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusunun müfredatta olması gerektiğini, eğitim bakanlığı yapan kişilerce birçok kez konuştuklarını vurguladı.

Hiçbir bakanın eğitimde bu konunun yer almasına sıcak bakmadığını kaydeden Kişmir, siyasette kadın ve çocukların hiçbir zaman öncelik olarak görülmediğini söyledi.

Kişmir, ataerkil bir yapıya sahip olduğumuz için itilen, görülmeyen bir kesim olduğunu, yalnız anneler olduğunu belirterek, sosyal bir devlet olmadığımız ve sosyal devletin öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmediğimizden dolayı bu tür aksaklıkların her daim olacağını ifade etti.

Kadına şiddetin kökünün kazınamayacağını ama önüne bir nebze olsun geçilebileceğini vurgulayan Kişmir, bu engelin de ancak eğitimle olabileceğinin altını çizdi.

“Kasımda yeni sığınma evi binasına taşınıyoruz”

Kadın Sığınma Evi’nin 2016’da Lefkoşa Türk Belediyesi altında yer almaya başladığını anlatan Kişmir, 

2018’den bugüne Polis, LTB, Sosyal Hizmetler ve SOS ile sürekli istişare içinde çalışarak sağlıklı bir mekanizma yürüttüklerinden bahsetti.

Kadın Sığınma Evi’nin şu anki kapasitesinin 7 kadın 14 çocuk olduğuna dikkat çeken Kişmir, Avrupa Birliği finansmanı ve Lefkoşa Türk Belediyesi’nin çok büyük katkıları ile yapılan yeni bir bina olduğunu ve kasım ayı içerisinde binanın aktif hale getirileceğini söyledi.

Yeni Sığınma Evi’nin 12 kişisel odadan oluştuğunun altını çizen Kişmir,  1 oda içerisinde 1 veya 2 kişi kalınabileceğini ve çocuk kapasitesinin de duruma göre artırılabileceğini söyledi. Kişmir, binanın Avrupa standartlarında yapıldığını, kapsamlı bir yer olduğunu kaydetti.

“Proje kapsamında eğitimler veriyoruz”

Kişmir, LTB Şiddete Karşı Yan Yana Projesi’nden de bahsederek, hedefin, şiddet türlerinin farkındalığını artırmak olduğunu belirtti.

Kişmir, farkındalığı yaratmak için pandemi öncesinde bütün bölgeleri, özel kuruluşları ve Lefkoşa dışı belediyeleri gezerek, oralarda farkındalık eğitimleri verdiklerinin altını çizerek, pandemi ile birlikte bu eğitimlere ara vermek zorunda kaldıklarını, ama son dönemlerde yavaş yavaş eğitimlere devam ettiklerini anlattı.

Son zamanlarda Polis Genel Müdürlüğü’nün ilçelerde açtığı Kadına Şiddete Müdahale birim memurlarına eğitimler verdiklerini vurgulayan Kişmir, şunları kaydetti:

“Herhangi bir bölgeden 183’e gelen şiddet ihbarı, mekanizmanın sağlıklı işlemesinden dolayı süreç hem hızlı, hem de doğru bir şekilde yürütülmekte. Geçmiş yıllarda bu dosyaların kolayca kapatıldığını ve bize ulaşmadığını gördük ama şu an özellikle Lefkoşa şubesinin açılması sonrasında polise güven artmış, şiddet olaylarının üstü kapatılamamıştır.”

“Yolu şiddete uğrayan kadınla birlikte yürüyoruz”

Sığınma evine güvenlik riski ve uğradığı şiddet derecesi çok yüksek olan kadınları aldıklarını belirten Kişmir, “Şiddete uğrayan kadının gidecek yeri varsa, ona avukat veya yönlendirme, gıda gibi ihtiyaca göre dış destek sağlıyoruz” dedi.

Kişmir, sığınma evine, kadınları çocukları ile birlikte aldıklarını söyleyerek,  kadını aldıklarında ilk iş olarak koruma emri çıkarttıklarını ve sonrasında boşanmak isteyen kadınlar için boşanma işlemlerini yaptıklarını anlattı.

Boşanma işlemleri sürdürülürken sığınma evinde ikamet eden şiddet direnişçilerinin çocukları için de eğitim işlemlerinin başlatıldığını anlatan Kişmir,  kadın güçlendiğinde, kiralık ev bulduklarını, ev eşyasızsa eşya temin ettiklerini, kadına iş bulduklarını ve kadını, kendi ayakları üzerinde durabilecek noktaya getirdiklerini, kısacası yolu birlikte yürüdüklerini vurguladı.

“Devletin yapması gerekeni LTB yapıyor” diyen Kişmir, proje kapsamındaki tüm hizmetlerin ücretsiz olduğuna dikkat çekti.

Kişmir, Sosyal Hizmetlerden kadına bağlanan maaşın komik bir rakam olduğuna ve iyileştirilmesi gerektiğinde işaret ederek, o maaşla kadının çocuğunu okula göndererek, mutfak ihtiyacını gideremeyeceğini ve kirasını ödeyemeyeceğini söyledi.

Devletin şiddete uğrayan kadına iyi imkanlar sunabilmesi halinde kadının da daha hızlı ve kolay yaşama atılabileceğini ifade eden Kişmir, “Kısacası sığınma evinin çok olma taraftarı değil, kadının sığınma evine geldikten sonra hayata atılma sürecinin hızlandırılması yönünde devletin destek olması taraftarıyız” şeklinde konuştu.

““Alo 183” ve  “Alo 155”i aramaktan çekinmeyin”

Kişmir, “Alo 183” Şiddet İhbar/Destek Hattı’ndan bahsederek,  bu hattın kendileri gibi KKTC genelinde çalıştığını belirtti.

“Alo 183” arandığında eğer kadının güvenlik riski olduğu anlaşılırsa polise ulaşıldığını söyleyen Kişmir, polisin olaya müdahale ederek, kadını oradan aldığını ve eğer kadının gidecek yeri yoksa polisin kendilerine ulaştığını ifade etti.

Kurtarıcı telefonların “Alo 183” Şiddet İhbar ve “Alo 155” Polis olduğunun altını çizen Kişmir, 155’i arayıp “Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Birimi” istendiğinde direk hedefe ulaşıldığını vurguladı.

Kişmir, 2018’den önce “polise güvenebilir miyiz” algısı olduğuna işaret ederek, 2018 ve sonrasında Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Birimi’nin kurulması ile birlikte birim polislerinin inanılmaz özveri ve empati düzeyleri gelişmiş olarak olaylara müdahale ettiklerini kaydetti.

Kişmir, komşumuzda veya iş arkadaşımızda şiddeti gördüğümüzü ama “Aman konuşmayım, şimdi ararsam başım belaya girer” gibi yaklaşımlarla şiddeti ihbar etmediğimizi vurgulayarak, 183 ve 155 arandığında kim olduğunuzu söylemek zorunda olmadığınıza dikkat çekti.

Kişmir, Kadın Sığınma Evi’ne  7/24 ulaşılabilecek telefon numaralarının ise 0542 876 30 30 ve 0533 855 30 30 olduğunu söyledi.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104