Kamu görevlilerinin yasal hakları için çok çalıştı

banner37

Erdal Süreç… Sendikal hayatla tanışması 1970’de oldu… Aktif sendikacılık hayatında, savaşa ve yeni devlet kurulmasına tanık oldu. O dönemde yeni bir devlet kurulmuş olması nedeniyle yeni oluşacak yasalarda eksiklikler ve yanlışlıklar olmaması adına ona da büyük görevler düştü

Kamu görevlilerinin yasal hakları için çok çalıştı
banner90

  • ÜYELERE ULAŞMAK ZOR OLDU… KTAMS Genel Sekreterliği görevine 1973 yılında gelen Erdal Süreç, bu göreve gelmesinin bir yıl sonrasında savaşı yaşadı. Savaşta, sendika başkanı İbrahim Ramadan’ın şehit düşmesinin ardından sendika üyelerini yeniden bir araya getirme görevi Süreç ve arkadaşlarına kaldı. Ancak birçok kişinin yerinden göç etmesi ve o dönemde de herkese rahatlıkla ulaşılabilecek teknoloji olmaması, durumu çok zor bir hale getirdi 

  • BİRÇOK YASA YOKTU… Savaşın ardından yeni bir devlet kurulması nedeniyle ortada birçok yasal eksiklik vardı. Bu süreçte de kamu çalışanlarının örgütlü olduğu KTAMS ve başkanı Erdal Süreç’e büyük görev düşüyordu. Kamu görevlileri ile ilgili ilk hazırlanan taslak, birçok eksiklik ve “ek mesailerin ödenmemesi”, “barem içi artışların” ve “hayat pahalılığı ödeneği olmaması” gibi birçok sorun barındırıyordu. Tüm bunları kazanmak için de ciddi bir sendikal mücadele gerekiyordu. O dönemde KTAMS başkanı olan Erdal Süreç ise o günleri “5 dairede greve gittik. Grevimiz ses getirmiş ve diğer kurumlar da katılmak istiyordu. Beşinci günün sonunda hedefimize ulaştık ve daha demokratik bir yasa geçti” diye anlattı

  • “DENKTAŞ TARAFINDAN TEHDİT EDİLDİK”…  Yaptıkları bir grev nedeniyle bir gün, dönemin devlet başkanı Rauf Raif Denktaş’ın yanına çağrıldıkları ifade eden Süreç, yaşanan bir tartışmada, yine o dönemin KTÖS Başkanı Arif Hasan Tahsin’in “gerekirse grev silahımızı çekeriz” dediğini ve bunun üzerine de Denktaş’ın “o silah döner sizi vurur” dediğini anlattı. Süreç, bu olayın gazetede yer almasının ardından da toplantıda bulunan üç KTAMS üyesinin polis tarafından çağrılıp, ifadesinin alındığını söyledi

Ceren ÖZBİL


Ülkemizde, yıllarca Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) başkanlığı yapan Erdal Süreç, aktif sendikacılık hayatı boyunca savaş ve yeni devlet kurulmasına şahit oldu.


Bu dönem Süreç için de hiç kolay olmadı… Dönemin KTAMS Başkanı’nın 1974’de şehit düşmesinin ardından sendika başkanlığı görevine gelen Süreç, savaş nedeniyle yerlerinden göç eden sendika üyelerini bir araya getirmek için zorlu bir mücadele verdi, bu da yetmedi, yeni oluşacak yasalar nedeniyle kimsenin mağdur olmaması adına büyük bir mücadele içine girdi.


Tehdit edildi, mücadelesinden vazgeçmesi istendi ancak hiçbir zaman geri adım atmadı…

  Erdal Süreç ayrıca sendikal ve vekillik anılarının yer aldığı o günleri anlatan “Bitmeyen Bey Dönemi” adı altında bir de kitap yazdı.


KIBRIS Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Süreç, o zor dönemleri anlattı.

KIBRIS: Kendinizi tanıtır mısınız?


Erdal Süreç: l943 yılında, Lefkoşa'ya bağlı Flasu köyünde doğdum. Mağusa Namık Kemal Lisesi Fen Bölümü’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne girdim.


1964 yılında tahsile ara vererek Erenköy'e çıktım. 1966’da İstanbul’a dönerek tahsilimi sürdürdüm. 1967 yılında İktisat Fakültesi’nden mezun oldum. Ardından, bir yıl Londra'da çalıştıktan sonra 1968 yılında Kıbrıs’a döndüm.

KIBRIS: Sendikal hayata girişiniz nasıl oldu?


Erdal Süreç: Sendikal hayata girişim 1970’de, devlette göreve başladığım dönemlere denk gelir.


Kıbrıs’a geldiğimde bana “sendikaya üye” olamazsın dediler.


O dönemde Kıbrıs Cumhuriyeti’nden gelenlerin çoğunluğu lise mezunu olduğu için üniversite mezunlarına sendikaya üyelik hakkı vermemişlerdi.


Biz de mecburen başka bir sendika kurduk. O zaman Kıbrıs Türk Yönetimiydi adı… Orada bir sendika kurduk ve kendi çapımızda olanları üye yazarak işe başladık.

  Şu an KTAMS olarak bilinen sendikanın adı o dönemde Memurin Cemiyeti’ydi. Onlarla birlikte mücadelemizi yürüttük. Orada genel sekreter olan ve daha sonra Barış Harekatı’nda şehit olan İbrahim Ramadan bize “gelin sendikanızı kapatın, bize katılın. Biz de sizi bu sendikanın yetkili yerlerine alalım” teklifi yaptı. Biz de kabul ettik ve Memurin Cemiyeti’ne geçip, birlikte mücadeleye başladık.

KIBRIS: Aktif sendikacılık hayatınız 1974 öncesine dayanıyor. 1974’ten sonra ülkede göçler oldu, yeni bir devlet kuruldu. Bu durum sendikal hayatı nasıl etkiledi?


Erdal Süreç: Tam 1973 olayları başladığında ben sendikada genel sekreterdim, İbrahim Ramadan da sendikada genel başkandı. İbrahim Ramadan 1974’te Boğaz’da şehit düştü. O Barış Harekatı’nın 5,6 ayı toparlanma dönemi oldu.


Biz 1974 öncesinde Kıbrıs’ın her tarafına yayılmış durumdaydık. 1974’ten sonra ise belli bir bölgeye toplandığımız için büyük bir dağınıklık yaşadık.

  Limasol’da, Baf’ta ve Larnaka’da olan birçok üyemiz göç etti. Çeşitli yerlere dağıldılar. Bu nedenle de üyelerin ismini bile bulup toparlamak çok zordu…
Zaten 1974’ten sonra da hiç biri dairelere gidemiyordu. Ondan sonra yavaş yavaş herkes dairesine gitmeye başlayınca biz sendikaya sahip çıktık.

KIBRIS: Bu süreçte sendikayı yeniden harekete geçirmek, üyeleri toplamak zor olmadı mı?


Erdal Süreç: Üye sayısını toparladıktan sonra ve ciddi bir sayıya ulaşınca sendikanın ismini değiştirdik. Çünkü o dönemde cemiyet olarak geçen sivil toplum kuruluşu, sendika olarak görev yapamazdı. Bu nedenle ismini ve tüzüğü değiştirdik. Bunları yaparak önemli bir hareket olan grev yapma hakkını da kazandık. Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası adı altında faaliyete başladık. 

KIBRIS: Bir sendikacı olarak ülkedeki yasaların yeni yeni temellerinin atıldığı dönemi yaşadınız. Peki bu süreç nasıl ilerledi?


Erdal Süreç: KTAMS o dönemde memurların örgütlü olduğu en büyük sendikaydı… Memurların hemen hemen tümü de bize üyeydi. Tabi o dağınıklık içinde de memur hakları çok gerideydi.


Kıbrıs Cumhuriyeti’nden kalma hakları ile memurlar işlerini yürütmeye çalışıyordu. Çalışma saatlerinden tutun da memurların maaş düzenlemeleri, barem içi artışları, fazla çalıştığında para alma sorunları hep ortadaydı. Bu hakları yoktu. Bunların kazanılması için büyük bir mücadeleye girdik. Tabi o dönem bizim yaptığımız grevlerle sağlanan birçok kazanım var. O kazanımların sonrasında da Kamu Görevlileri Yasası güdeme geldi. Çünkü memurların yasası yoktu.


Kamu Görevlileri Yasası’nın taslağı gündeme geldiğinde yer yerinden oynadı. Çünkü o yasa tasarısının içinde çok anti demokratik maddeler vardı.

banner9
  Mesela, bakanlara istediği memuru işten durdurma yetkisi ya da bir kazadan diğer kazaya tayin etme yetkisi veriyordu. Ayrıca suç işleyen memurun emekliliğini dahi kesip onun ailesinin mağdur edilmesini sağlıyordu.


Bu yasa tasarısı kamu görevlileri arasında büyük bir infial yarattı. Sanırım bugüne kadar olan en büyük grevler o dönemde yapıldı.


Tabi bu, yalnız memurlarla ilgili yapılmadı, öğretmenlerle de yapıldı. Çok ses getirdi ve hükümet bu yasayı geri çekmek zorunda kaldı. Daha demokratik, hakları büyük oranda iyileştiren bir yasa geçti. Bunun yanında hayat pahalılığı diye bir husus uygulanmıyordu. Birçok dairenin önemli konuları vardı.


Biz de bütün daireler greve gideceğine 5 daire seçtik ve greve gittik. Bunlar hastaneler, gümrük, veteriner, maliye ve posta daireleriydi.


Bunlar o dönemdeki en etkili dairelerdi. Halkın temas ettiği ve devletin gelirlerinin sağlandığı dairelerdi. Biz bu grevlere çıkmadan diğer daire temsilcileri ile de toplantı yaptık. Biz bu grevi süresiz yapacağımızı ve hakkımızı alana kadar devam edeceğimizi belirttik. Ancak bu yapılırken para toplayacağımızı ve grevde olan insanları da ödeyeceğimizi söyledik. Memurlar kabul etti. Biz grevi başlattığımız ikinci günden sonra diğer daire memurları da buraya geliyor ve kendi dairelerinin de greve girmesini istiyordu.


O dönemde çok birliktelik ve mücadele ruhu vardı. Bir iki daire daha ekledik. Ancak önemli olan etkinliği korumaktı. O dönemde bilgisayar sistemi yoktu ve hükümet bu durumdan çok etkilenmişti…


Beşinci gün yani cuma günü bize görüşme teklifinde bulunuldu. O dönem Başbakan Necat Konuk’tu. Görüştük ve taleplerimiz kabul ettiler. Cumartesi grevi kaldırmak için anlaştık. Protokol imzalandı aramızda…

KIBRIS: Greviniz hiç yasaklandı mı?


Erdal Süreç: Hükümetle tartışmalarımız devam etti. Bir kere grevimizi de yasakladılar. Yasaklamalarına rağmen grevler devam etti. Onun üzerine ek mesailerin ödenmesi, memuru tayinlerinin daha uygun yapılması, barem içi artış uygulaması, çıkan hayat pahalılığına göre ödeme yapılması hakkı verildi. Zaman içerisinde farklı sorunlar çıktı.

KIBRIS: Sendika ciddi bir güç yakaladı. Peki bu sendikayı o dönemlerde bölmeye çalışanlar oldu mu?


Erdal Süre: Hükümet yöneticileri de bu olayların ardından birliktelik karşısında ciddi bir güç doğduğunu fark etti. Bizi bölmek için başka bir sendika da kendileri kurdurttu. Yani Kamu-Sen’in doğuşu bu şekilde oldu. Kamu-Sen’i yarattılar.


İlk önce İngiliz üslerinde çalışanları üye yapacağız diye madde koydular. Ancak daha sonra bizi sol kesim insanları diye lanse ederek, diğer kendilerine yakın insanlarla üyelerimizi çalmaya başladılar. Böylece biraz üyeleri azalttılar.


Tüm memurun üye olduğu sendika, giderek üye sayısını kaybetti. Daha sonra dairelerde sendika kurmaya başladılar.

KIBRIS: Yaptığınız eylemler ya da grevler nedeniyle hiç tehdit aldınız mı?


Erdal Süreç: Yaptığım bir eylem dolayısıyla bir gün Rauf Raif Denktaş tarafından çağrıldım ve ölüm tehdidi aldım. Bir toplantı yapılmıştı ve bizden 3, 4 kişi KTÖS’ten de o dönemin KTÖS Başkanı Arif Hasan Tahsin gitmişti.  Tartışılan konu ise yeni hayat pahalılığıydı…


O dönemde hayat pahalılığı artıyor ancak maaşlar artmıyordu. Arif Hasan Tahsin kalkıp, bir konuşma yaptı ve Türkiye’nin bu parayı onlara, onların da bize vermesi gerektiğini söyledi.


Bunun üzerine Denktaş, “vermezsek ne olur” deyince, bunun üzerine Arif Hasan Tahsin, “grev silahımızı kullanırız” dedi. Bunun üzerine Denktaş da “ o silah döner ve sizi teper” dedi.


Bu laf yayıldı. Orada olanların büyük bir bölümü hükümete yakındı. Muhalif olan birkaç kişiydik.


KTAMS yöneticileri ve Arif Hasan Tahsin’di. O dönemde Halkın Sesi ve Bozkurt Gazeteleri vardı.


Halkın Sesi bu olayın ardından attığı başlık kocaman puntolarla “Denktaş sendikacıları tehdit etti” şeklinde oldu ve haberin devamı da “eğer grev silahınızı çekerseniz o silah sizi tepecek” şeklinde oldu. Bunun sebebi ise Dr. Fazıl Küçük ile Denktaş arasındaki liderlik kavgasıydı.


Denktaş kim verdi gazeteye diye düşündü ve KTAMS temsilcilerini düşündü. Bizi bir bir evden arattı. O zamanın müsteşarı da Taner Etkin’di.


Polise gittiğimde diğer arkadaşlarımın da orada olduğunu bilmiyordum. Biz yapmadığımızı söyledik. Denktaş, Taner Etkin’i çağırıp, bizden biz yapmadık diye yazı istedi. Bunun amacı da bizi korkutmaktı.


Yine başka bir toplantıda yine tartışmalar oldu ve Denktaş bu kez de bize “ezeceğim sizi, üstünüzden silindir gibi geçeceğim” dedi.


Bu da Halkın Sesi tarafından duyuldu.  Ertesi gün Dr. Fazıl Küçük bir makale yazdı ve “bazı buldozerler türemiş memlekette ve ezecekmiş insanları” dedi. Çok hoş bir yazı yazmıştı. Ondan sonrada bu tür şeyler devam etti.

KIBRIS: Milletvekili olduktan sonra istediklerinizi yapabildiniz mi?


Erdal Süreç: Biz o dönemde muhalefet gibi kalıyorduk. 1974’ten sonra ülkede bolluk yaratılmıştı ancak devlet kademesinde sistem ve düzen yerleşmediği için o insanlara yansımıyordu, sadece ganimet alanlara yansıyordu. Bir adil dağılım yoktu.


Biz bazı sorunları gündeme getirdiğimizde yasa ile düzenlenmesini istiyorduk. En önemlisi 1974’ten sonra insanlar geçici olarak işe alındı, her yere daireler kuruldu.


1975’ten 1980’e geldik, kimse kadrolanmıyordu. Bu insanlara ya “kadroladım” denilecek ya da “işten çıkaracaksın”… O bolluk içinde de kimseyi işten çıkarmak istemediler. Bir yasa ile kadrolanmaları gerekirdi. 3 binden fazla kişi bu durumdaydı.


Biz de meclise girdiğimizde bu sorunları çözebileceğimizi düşündük. İktidar da temsilci seçsin, memurlar da meclise temsilci soksun diyerek o isteği yarattılar. Ben de meclise girmek istedim. 10 sene mecliste yer aldım ancak sendikal hayatımda daha mutluydum.


Mecliste istediklerimizi yapamadık. Hele muhalefet isen hiç yapamazsın.  “Beyaza beyaz” desen, sen muhalif olduğun için “beyaza beyaz” demezler.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96