Kamu kaynakları istismar ediliyor

banner37

“2018 Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algısı Raporu”nun sonuçları ülkemizdeki yolsuzluk ve rüşvet olaylarının nasıl olduğunu ortaya koydu. Raporu oluşturan ve iş insanlarıyla yapılan anket çalışmasında dikkat çeken sonuçlar

Kamu kaynakları  istismar ediliyor
banner90

   “2018 Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algısı Raporu”nu oluşturan anket çalışmasında yolsuzluğun ne kadar yaygın olduğu da araştırıldı.

   Ankete katılanların yüzde 58'i yolsuzluğun siyasetçiler arasında 'çok yaygın' olduğunu söylerken, yüzde 54'ü siyasal partilerin de yolsuzluklara bulaştığını düşünüyor.

   Üst kademe memurlar ile alt kademe memurları arasında mukayese yapan iş insanları, iki grup arasında bir ayrım olduğunu ortaya çıkardı.

   Katılımcıların yüzde 46'sı üst kademedeki memurlar arasında yolsuzluğun 'çok yaygın' olduğunu düşünürken, bu oran alt kademe memurlar arasında yüzde 31 seviyesinde kaldı.

   Kıbrıs Türk Ticaret Odası üyesi firmalarda yönetici pozisyonunda bulunan 373 iş insanıyla yapılan anket, ülkemizde yolsuzluk ve rüşvetin yaygın hatta en fazla yolsuzluğun 'kamuya ait arazi ve binaların tahsis ve kiralanmasında' olduğunu ortaya koydu.

   Friedrich Ebert Vakfı akademisyenleri Ömer Gökçekuş ve Sertaç Sonan’ın hazırladığı “2018 Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algısı Raporu”nu oluşturan anket çalışmasında, iş insanlarının yüzde 64'ü genel olarak kamu kaynaklarının, 'çok yaygın' şekilde istismar edildiğini düşünüyor.

   Katılımcıların yüzde 59'u mali denetim kurumlarının bağımsız olduğuna inanmadığını ifade ederken, yargının yolsuzluğa bulaşan bakanları/yetkilileri yargılayabilecek kadar bağımsız olmadığı kanaatindekilerin oranı ise, yüzde 64.

   İşte raporun detayları…

Kamu ihalelerinde rüşvet çok yaygın

   Anket, Dünya Rekabet Edebilirlik Yıllığı’ndan (IMD) gelen ve ülkede yolsuzluk ve rüşvetin bulunup bulunmadığına dair doğrudan bir soruyla başladı.

   Ankete katılanların yüzde 51'i KKTC'de yolsuzluk ve rüşvetin 'çok yaygın' olduğunu düşünürken, yüzde 11'i yolsuzluğun hiç olmadığı kanaatinde. Bir başka ifadeyle, katılımcıların yüzde 89'u, farklı derecelerde de olsa, ülkede yolsuzluk olduğunu düşünüyor.

   'Kamu kaynaklarının, yolsuzluktan dolayı özel şirketlere, bireylere ve gruplara aktarılması ne kadar yaygındır?' şeklinde sorulduğu zaman katılımcıların yüzde 38'i 'çok yaygın' yanıtını verirken, sadece yüzde 14'ü 'hiç yoktur' yanıtı verdi.

   'Kamu ihalelerini kazanabilmek ya da çıkar/ayrıcalık elde edebilmek için rüşvet verme geleneği var mıdır?' sorusuna katılımcıların yüzde 43'ü bunun 'çok yaygın' olduğu kanaatinde olduğunu belirtirken, sadece yüzde 24'lük bir kesim bu soruya 'hiç yok' yanıtını verdi.

   'Yolsuzluk ülkemizde ne kadar büyük bir sorundur' sorusuna cevap verenlerin yüzde 59'u 'çok ciddi bir sorundur' yanıtını verirken, yüzde 12'lik bir kesim bunun sorun olmadığını ifade etti.

Son bir yılda yolsuzluk ne arttı ne azaldı

   Katılımcılardan yolsuzluğun bir önceki yıla göre artıp artmadığı konusunda da bir değerlendirme yapmaları istendi. Bu soruya cevap verenlerin yarıya yakını (yüzde 48) son bir yıl içerisinde yolsuzluğun aynı kalmış olduğunu düşünüyor. Yüzde 36'lık bir grup yolsuzluğun arttığını belirtirken sadece yüzde 16'lık bir kesim yolsuzluğun azalmış olduğu fikrini beyan etti.

Yolsuzluğun en yaygın olduğu alan kamu arazi ve binalarının tahsisi

   İş insanlarına, 'KKTC'de aşağıdaki durumlarda, rüşvet vermek ya da el altından (kayıt dışı) fazladan ödeme yapmak ne kadar yaygındır?' sorusu da yöneltildi.

   2018 yılında yayınlanan raporda, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Yönetici Görüşleri Anketi kaynaklı soruya ülkemiz şartlarına uygun olarak fazladan iki durum eklendi.

   Bunlar, 'kamuya ait arazi ve binaların tahsis ve kiralanması' ve 'kamu bankalarından kredi alırkendi’. Bu yılki çalışmada ise 'teşvikler', 'tapu işlemleri', 'gümrük işlemleri' ve 'şehir planlama' izinleri de ankete eklendi.

   Geçtiğimiz yıla benzer şekilde, kamu arazi ve binalarının tahsisi yolsuzluğun en yaygın olduğu düşünülen alan olmuştu. Katılımcıların nerdeyse yarısı (yüzde 49) bu alanda yolsuzluğun 'çok yaygın' olduğu kanaatinde.

   Yüzde 48'le 'teşvikler', ikinci sırada. Bu iki durumda, rüşvetin hiç olmadığını söyleyenlerin oranıysa yüzde 18'de kaldı. 'Kamu ihaleleri' (yüzde 43), 'kredi tahsisi' (yüzde 43) ve 'gümrük işlemleri' (yüzde 41) rüşvetin çok yaygın olduğu düşünülen diğer alanlar olarak öne çıktı.

   'Elektrik, su ve telefon hizmetleri' ve 'mahkeme kararlarını etkileme' rüşvetin en az karşılaşıldığı alanlar olarak öne çıktı. Katılımcıların yüzde 45'i 'elektrik, su ve telefon hizmetleri'nin elde edilmesinde rüşvetin hiç bulunmadığını söylerken, yüzde 34'lük bir kesim aynı şeyi mahkeme kararlarının etkilenmesi konusunda söyledi.

   Katılımcıların yüzde 64'ü 'genel olarak kamu kaynaklarının', 'çok yaygın' şekilde istismar edildiğini düşünüyor. 'Hiç istismar edilmediğini’ düşünenlerin oranı ise sadece %10'da kaldı.

Siyasi partiler de yolsuzluğa bulaştı

  Anket çalışmasında yolsuzluğun ne kadar yaygın olduğu da araştırıldı. Ankete katılanların yüzde 58'i yolsuzluğun siyasetçiler arasında 'çok yaygın' olduğunu söylerken, yüzde 54'ü siyasal partilerin de yolsuzluklara bulaştığını düşündüğünü ifade etti.

banner9
   Üst kademe memurlar ile alt kademe memurları arasında mukayese yapmaları icap eden soruya katılımcıların vermiş olduğu cevaplarsa bu iki grup arasında bir ayrım olduğunu ortaya çıkardı.

   Katılımcıların yüzde 46'sı üst kademedeki memurlar arasında yolsuzluğun 'çok yaygın' olduğunu düşünürken, bu oran alt kademe memurlar arasında yüzde 31 seviyesinde kaldı.

Bakanlar, kamu kaynaklarını kötüye kullanıyor

   Katılımcıların %55’i kamu kaynaklarının bakanlar/yetkililer tarafından 'çok yaygın' şekilde kötüye kullanıldığını düşünüyor.

   Sadece yüzde 12'lik bir kesim yetkililerin kamu kaynaklarını hiç kötüye kullanmadığını ifade etti. Bunun ne ölçüde şahsi çıkar ne ölçüde parti finansmanı için yapıldığı konusunda değerlendirme yapması istendiğinde, yüzde 54'lük kesim parti finansmanı için istismarın çok yaygın olduğunu söylerken, yüzde 57'lik bir kesim kişisel istismarın çok yaygın olduğunu kaydetti.

Atamalar siyasi

  Ankette 'yetkililerin elinde hesap verme kaygısı taşımadan kullanabilecekleri denetime tabi olmayan özel fon'ların olup olmadığı’ sorusu da yer aldı. Ankete katılanların yüzde 71'i soruya 'evet' yanıtını verdi.

   Kamu yönetiminin ağırlıklı olarak siyasi atamalardan mı yoksa profesyonellerden mi oluştuğu sorusuna katılımcıların yüzde 79'u atamaların 'tamamen siyasi', yüzde 3'ü de 'tamamen profesyonellerden' oluşan bir kamu yönetimi yanıtını verdi.

   Kamu kaynaklarının kullanımını düzenleyen kesin prosedürlerin olup olmadığının sorgulandığı ankette, katılımcıların yarısı 'evet' yarısı 'hayır' yanıtını verdi.

   Sadece bu soruya 'evet' yanıtı verenlere, bu prosedürler 'yetkililerin özel çıkarları için mevkilerini istismar etmelerini ne derece engelleyebilmektedir' şeklinde devam sorusu yöneltildi. Bunların içinden sadece yüzde 21'i bu prosedürlerin yolsuzluğu önlemekte 'çok etkili' olduğunu söylerken, yüzde 40'ı bunların 'hiç etkili' olmadığı görüşünü ortaya koydu.

Yargı, yolsuzlukları yargılayabilecek kadar bağımsız değil

   'Kamu maliyesinin idaresini denetleyen bağımsız kurumlar' bulunup bulunmadığı konusunda ise, 'kamu kaynaklarını istismar eden bakanları/yetkilileri yargılayabilecek güce sahip bağımsız bir yargı olup olmadığı’ soruldu.

   Her iki soruya da yanıt verenlerin önemli bir çoğunluğu olumsuz yönde görüş belirtti. Katılımcıların yüzde 59'u mali denetim kurumlarının bağımsız olduğuna inanmadığını ifade ederken, yargının yolsuzluğa bulaşan bakanları/yetkilileri yargılayabilecek kadar bağımsız olmadığı kanaatinde olanların oranı nerdeyse katılımcıların üçte ikisine (yüzde 64) ulaştı.

   Bağımsız mali denetim kurumları bulunduğunu düşünenlerin sadece yüzde 18'i bunların yetkililerin yolsuzluk yapmasını engellemekte 'çok etkili' olduğunu düşünürken, yüzde 50'siyse bunların 'hiç etkili' olmadığını söylüyor.

   Yargının caydırıcılığı konusundaki algı bir nebze daha iyi olsa da burada da durum pek iç açıcı değil. Yargının üst düzey yetkilileri cezalandırabilecek kadar bağımsız olduğunu düşünenlerin sadece yüzde 21'i yargıyı 'çok etkili' bulmakta, yüzde 34'üyse 'hiç etkili' bulmuyor.

'Yolsuzluğun yargıya taşınmasını' caydırıcı bulmuyorlar

   Katılımcıların üçte ikisi 'kamu görevlilerinin mal beyanında bulunması mecburiyetini', 'siyasal partilerin gelir ve giderlerini regüle eden yasaları' ve 'mali denetim kurumlarını' yolsuzluğu engellemekte 'hiç caydırıcı' bulmuyor. Bunları 'çok caydırıcı' bulanların oranı sadece yüzde 10.

   Buna benzer şekilde, katılımcıların yüzde 60'ı 'medya ve yurttaşların bilgiye erişimini kolaylaştıran düzenlemeleri' ve yüzde 59'u 'şeffaf kamu ihale sistemini' yolsuzluğu engellemekte 'hiç caydırıcı' görmüyor.

   Bu soruda ele alınan mekanizmalardan, 'yolsuzluğun yargıya taşınmasını' 'hiç caydırıcı' bulmayanların oranı da yüzde 60 düzeyinde. Katılımcıların beşte birinden azının (%19) 'yolsuzluğun etkin şekilde yargıya taşınmasını' 'çok caydırıcı' bulması ise akademisyenler tarafından “son derece düşündürücü” olarak yorumlanıyor.

Sosyal medya etkili bulunuyor

   Çeşitli kurumların yolsuzluğu önlemede ya da ifşa etmede ne kadar başarılı olduğu yönündeki soruya verilen yanıtlar ise, “karamsarlık yaratacak cinsten” şeklinde değerlendirildi.  

    Katılımcıların en başarılı ya da etkili bulduğu kurum “sosyal medya” oldu.

   Fakat en başarılı bulunan sosyal medya için dahi 'son derece başarılı/etkili' diyenlerin oranı katılımcıların sadece yüzde 28'ine denk geliyor. Mahkemeler, yüzde 22’yle ikinci sırada. 

   Klasik medya, Başsavcılık, Polis, Ombudsman ve sivil toplumu, 'son derece başarılı/etkili' bulanların oranı yüzde 18-20 arasında değişiyor. Bunları yüzde 16'yla sendikalar takip ediyor.

   KKTC'deki mali denetim kurumları, Maliye Teftiş ve İnceleme Kurulu, Sayıştay ve Başbakanlık Denetleme Kurulu yolsuzlukla mücadelede en az başarılı olarak algılanan kurumlar olarak öne çıkıyor.

   Meclisin performansı da bunlara çok yakın. Tüm bu kurumlar için 'çok başarılı/etkili' diyenlerin oranı katılımcıların onda biri civarında. 'Hiç başarılı/etkili' bulmayanların oranıysa yarıdan fazla. Katılımcıların yarısından fazlası toplumun da üzerine düşen görevi yapmadığı kanaatinde. 

   Hükümetin yolsuzlukla mücadele konusunda ne kadar başarılı bulunduğuyla ilgili katılımcıların yüzde 58'i hiç başarılı bulmazken, yüzde 7'si 'son derece başarılı' bulduğunu ifade etti.

  'Bir milletvekilinin hakkındaki yolsuzluk suçlamalarından ötürü dokunulmazlığı kaldırılmıştır. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz' sorusuna katılımcıların yüzde 50'si bunu 'çok olumlu bir adım' olarak değerlendirirken, yüzde 34'ü bunu 'yetersiz bir adım' olarak nitelendirdi. Katılımcıların yüzde 16'sıysa bunu 'partizanca atılmış bir adım' olarak gördüğünü ifade etti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96