“Katma değer üretecek kaynakları kullanmıyoruz”

banner37

KIBRIS TV’ye konuşan Ekonomist İrfan Çelik, kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi yaratabilmenin, kaynakları doğru kullanmakla mümkün olduğunu söyledi

“Katma değer üretecek kaynakları kullanmıyoruz”
banner99

“ÜRETKENLİK VE VERİMLİLİĞE ODAKLANILMALI”… Ekonomist İrfan Çelik, ülkemizde 45 yıldır sorunları neden çözemediğimizi ve niçin ayaklarımızın üzerinde duran bir yapı kuramadığımızı sorgulamamız gerektiğini ifade etti. Çelik, ülkemizin kendi ayaklarının üzerinde durması için yeterli mal varlığına ve katma değer üretecek kaynaklara sahip olduğunu ancak bu kaynakların kullanılmadığını belirtti. Hiçbir yerden para istemeden bu yapıyı düzeltmenin mümkün olduğunu vurgulayan Çelik, “Ekonomide üretkenlik, verimlilik ve katma değer yaratmaya odaklanılırsa, bilgiye ve teknolojiye dayalı, katma değeri yüksek ürünlerle kendi ayaklarımızın üzerinde durabiliriz” dedi.

Ekonomist İrfan Çelik, ülkemizin ekonomik olarak kendi ayaklarının üzerinde durması için yeterli mal varlığına ve katma değer üretecek kaynaklara sahip olduğunu ancak bu kaynakların kullanılmadığını vurguladı.


Mezbahalarda kesilen hayvanların derilerinin, balon balığının, medikal alanda kullanılmak üzere Hintkeneviri üretiminin kaynak olarak kullanılabileceğine işaret eden Çelik, ekonomide üretkenlik, verimlilik ve katma değer yaratmaya odaklanılırsa, bilgiye ve teknolojiye dayalı, katma değeri yüksek ürünlerle kendi ayaklarımızın üzerinde durabileceğimizi vurguladı.


Ekonomist İrfan Çelik, KIBRIS TV’de Can Sarvan’ın sunduğu ‘Söz Lafta Kalmasın’ programına konuk oldu ve ülke ekonomisi ile gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

Çelik: 45 yıldır neden sorunları çözemediğimizi sorgulamalıyız


Ekonomist İrfan Çelik, ‘Yol Yoksa Seyrüsefer de Yok’ adı altında sosyal medyada örgütlenen insanların, kısa sürede çok yüksek sayıya ulaşmasının ülkede ciddi sıkıntılar olduğunu gösterdiğini fakat sorunun sadece yol ve seyrüseferle sınırlı olmadığını belirtti. Çelik, ülkedeki sorunların ortadan kalkması için “kurtuluş savaşı” verilmesi gerektiğini ileri sürdü.


45 yıldır neden sorunları çözemediğimizi ve niçin ayaklarımızın üzerinde duran bir yapı kuramadığımızı sorgulamamız gerektiğini ifade eden Çelik, “Yol sorununun bu kadar çok insan tarafından sahiplenilmesi çok güzel ama keşke 45 yıldır sosyal örgütlenmede geri kalmasaydık ve siyaset de bu kadar gerilemeseydi” dedi.

“Çöken sadece yollar değil”

banner134
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı’nın emekliye ayrılıp istifa edeceğinin söylemesinin aslında deprem etkisi yaratması gerektiğine dikkat çeken Çelik, “Yolda hayatımızı kaybediyoruz ama yolda kaybetmediğimiz hayatımızı da hastanede alamadığımız sağlık hizmeti nedeniyle yitiriyoruz. Altyapı çökmüş, eğitim çökmüş, sağlık çökmüş ki müsteşar istifa etmiş. Yani çöken sadece yollar değil. Her şey çökmüş durumdadır” dedi.


Çelik, bugün var denilen devletin aslında olmadığını savunarak şöyle devam etti:


“Tarihten gelen hakkımız ortadadır ve bir devletimiz olmalıdır. Olması gereken devlet bu değil. Bu devletin anayasası var ama anayasal düzeni yok. Siyaset yapma biçiminin değişmesi için halkın varlığını bir çelik yumruk gibi her alanda göstermesi lazım. Biz buradayız, bu toprakların sahibi biziz duygusunu hissettirmezsek ve bu vatanın sahibi biziz demezsek; bizi herkes manipüle edecektir, kullanmaya çalışacaktır.”

“Kaynakları kullanılmıyoruz”

Kendi ayakları üzerinde duran bir ekonominin nasıl yaratılabileceğinin tartışıldığı programda ekonomist İrfan Çelik, ülkemizin kendi ayaklarının üzerinde durması için yeterli mal varlığına ve katma değer üretecek kaynaklara sahip olduğunu ancak bu kaynakların kullanılmadığını savundu.


Ülkemizde mezbahalarda kesilen hayvanların derilerinin bile katma değer üretecek şekilde değerlendirilemediğini kaydeden Çelik, kıyı balıkçılarının en büyük sıkıntısı olan balon balığının doğru tutulması ve zehrinin doğru şekilde çıkarılmasıyla büyük servet yaratacak ihraç ürününe dönüşebileceğini belirtti.


Ülkemizde derin deniz balıkçılığının yasak olmasını eleştiren İrfan Çelik, “Dünyada derin su balıkçılığını yasaklayan tek ülkeyiz. Ada ülkesiyiz ama balıkçılık yasak. Bizim derin denizlerimizde, Güney Kıbrıs’tan, İtalya’dan, İsrail ve Mısır’dan gelip derin deniz balıkçılığı yapıyorlar, geleni tutuklayıp 3 gün sonra bırakıyorlar. Ama biz derin deniz balıkçılığı yapamıyoruz. Bize başka bir ülke mi yasak koydu? Hayır, biz kendimiz kaynağı değerlendirmiyoruz” dedi.


Katma değer yaratacak şekilde, medikal alanda kullanılmak üzere Hintkeneviri üretmek için dünyanın en uygun iklim ve coğrafi koşullarına sahip ülkelerden biri olduğumuza dikkat çeken Çelik, “Yasal çerçevede medikal Hintkeneviri üretiminde dünya ile bağlantı sağlayarak bir üretim düzeni oluşturulabilir ama o da yasak” ifadelerini kullandı.


Bir başka katma değer yaratacak üründen örnek veren Çelik, canlı hayvanda en lezzetli ete sahip olduğumuzu, körfez ülkelerine 1.5 milyar dolarlık canlı hayvan satılabileceğini ancak et fiyatının artacağı endişesiyle bunun da yapılamadığını belirtti. Çelik, “Halbuki et fiyatı ancak üretim arttıkça düşer” dedi.


Ekonomist İrfan Çelik, hiçbir yerden para istemeden bu yapıyı düzeltmenin mümkün olduğunu belirterek ekonomide üretkenlik, verimlilik ve katma değer yaratmaya odaklanılırsa, bilgiye ve teknolojiye dayalı, katma değeri yüksek ürünlerle kendi ayaklarımızın üzerinde durabileceğimizi vurguladı.


Çelik, Fransa’nın Roquefort kasabasındaki rokfor peyniri üretim sürecini örnek vererek “Sadece 572 kişinin yaşadığı kasabada 1 milyar Euro’luk rokfor peyniri üretilerek ciddi bir katma değer yaratıldı. Üretim için belirlenen ovada Fransızların gözleri gibi baktıkları 800 bin koyundan oldukça düşük miktarda, günde sadece 1.8 litrelik süt alarak, dünyanın en çok satan, en kaliteli peynirlerinden birini üretiyorlar” dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75