Kaymaklı Şehitleri ve Şehit Hüseyin Ruso anıldı

banner37

Kıbrıs Türk halkının var oluş mücadelesi yıllarında Küçük Kaymaklı’da şehit düşenler ve mücadelenin simge isimlerinden Şehit Hüseyin Ruso, bugün düzenlenen törenlerle anıldı.

Kaymaklı Şehitleri ve Şehit Hüseyin Ruso anıldı
banner90
banner8

21-25 Aralık Milli Mücadele ve Şehitler Haftası etkinlikleri kapsamında, ilk tören Küçük Kaymaklı Şehitler Anıtı’nda yer aldı. Bu törenin ardından, Şehit Hüseyin Ruso da Küçük Kaymaklı Şehitliği’ndeki mezarı başında anıldı.

Küçük Kaymaklı Şehitler Anıtı’ndaki anma töreninde, protokol sırasına göre çelenkler anıta sunuldu, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi. Tören, günün anlam ve önemini belirten konuşmanın ardından son buldu.

Anma törenine, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Başbakan Ersan Saner, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Zorlu Topaloğlu, ana muhalefet CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Cumhuriyet Meclisi Başkan Yardımcısı Zorlu Töre, bazı milletvekilleri, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Temsilcisi, siyasi parti temsilcileri, askeri erkan, muharip dernekler ve Küçük Kaymaklı Türk Spor Kulübü’nden yetkililer katıldı.

Çelenklerin konulmasının ardından, Türk Maarif Koleji öğrencilerinden Sudem Çeliker tarafından “Kaymaklılı Şehit Babam” isimli şiiri okudu. Ardından Şehit Aileleri Malul Gaziler Derneği Girne Bölge Temsilcisi Ersoy Taluğ konuşma yaptı.

TALUĞ: “KÜÇÜK KAYMAKLI’DA 1957-1974 YILLARI ARASINDA TOPLAM 67 ŞEHİT VERDİK”

Taluğ, 21 Aralık 1963 Kanlı Noel’de gerçekleştirilen soykırımın 57. yılında, Kıbrıs’taki Türk varlığını ortadan kaldırmaya yönelik saldırıların, katliamların, göçlerin, köylerin yakılıp yıkılmasının ve 11 yıllık direniş günlerinin unutulmaması gerektiğini söyledi.

Küçük Kaymaklı’da 1958 yılından itibaren gelişen olayları anlatan Taluğ, Tahtakale olaylarının ardından çatışmaların bölgeye sıçradığını, Büyük Kaymaklı ve Küçük Kaymaklı arasında mevziler kurulduğunu ve sürekli destek alan Rum askerleri karşısında, ellerindeki mermilerin bitmesine rağmen mücahitlerin kahramanca mücadele ettiğini kaydetti.

Küçük Kaymaklı bölgesinde 1957’den 1974 yılına kadar toplam 67 şehit verildiğini ve Barış Harekâtı sonucu 24 Temmuz 1974 günü Küçük Kaymaklı’nın tamamıyla Rumlardan temizlenerek tekrardan Türklerin kontrolüne geçtiğini belirten Taluğ, “Şehit kanları ile Küçük Kaymaklı toprağı vatan yapılmış ve vatan olarak kalacaktır.” şeklinde konuştu.

RUSO İÇİN KÜÇÜK KAYMAKLI ŞEHİTLİĞİ’NDE TÖREN DÜZENLENDİ

Küçük Kaymaklı Anıtı önündeki törenin ardından, çatışmalar sırasında vurularak öldürülen Şehit Hüseyin Ruso için Küçük Kaymaklı Şehitliği’ndeki mezarı başında tören düzenledi. Törende, aralarında ablası Meryem Ruso Paralik’in de bulunduğu Şehit Hüseyin Ruso’nun ailesi, kurucusu olduğu Küçük Kaymaklı Türk Spor Kulübü’nün yetkilileri ve sevenleri hazır bulundu.

28 yaşında Küçük Kaymaklı’da şehit edilen Ruso’nun kalıntılarına 54 yıl sonra ulaşılmış ve önceki yıl şehitlikte defnedilmişti.

Anma töreninde çiçek ve çelenklerin sunulmasının ardından, Şehit Hüseyin Ortaokulu öğrencilerinden Efnan Suiçmez, Hüseyin Ruso’nun hayatını anlatan bir metin okudu. Ardından Küçük Kaymaklı Türk Spor Kulübü Başkanı Akay Aşina, günün anlam ve önemini belirten konuşmayı yaptı.

AŞİNA: “KÜÇÜK KAYMAKLI HALKININ MÜCADELEYE UNUTULMAZ KATKILARI VAR”

Başkan Aşina, yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesinde gerek Küçük Kaymaklı halkının gerekse Küçük Kaymaklı Türk Spor Kulübü’nün unutulmayacak katkıları olduğunu söyledi.

Kanlı Noel olarak bilinen 21 Aralık 1963’te başlayan saldırılarda 133 Kıbrıslı Türkün şehit düştüğünü anımsatan Aşina, “Yeni jenerasyonlar tarafından aslında çok hafife alınan ve bazı zamanlarda unutulan bu olaylar, Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesinde çok büyük önem arz etmektedir” dedi.

Kıbrıslı Rumların, adaya ancak merkeze hakim olmakla sahip olunabileceği, bunda en büyük engelin ise Lefkoşa’ya bağlı 5 bin Kıbrıslı Türkün yaşadığı Küçük Kaymaklı olduğu düşüncesini taşıdığını belirten Aşina, bölgeye başlatılan saldırılarla 23 Aralık 1963’te buranın kuşatma altına alındığını anlattı.

Bunun üzerine Türk direnişçilerin 24 Aralık’tan itibaren bölgeyi Hamitköy ve Lefkoşa’nın güvenli bölgelerine doğru boşaltmaya başladığını kaydeden Aşina, “Tüm Hristiyan aleminin kutlama yaptığı o gece maalesef Hüseyin Ruso ve yanındaki birçok kahraman arkadaş için hazin son olmuştu” dedi.

banner134
KUSUR DURUMLARI

Şüpheli kaptan pilot M.A'nın olay günü rüzgarın istikameti ve şiddeti, pist zemininin ıslak oluşu, limit üstü şiddetli kuyruk rüzgarı nedeniyle durma mesafesinin olumsuz etkilenebileceği ve pist dışına çıkma olasılığının olduğu ihtimallerini göz önüne alması gerektiği aktarılan raporda, ancak Yalova dolaylarında uçağa yıldırım isabet etmesinin verdiği stres ile mevcut meteorolojik koşulların kötü olması ve yolcuların bu hava koşullarından olumsuz etkilenmesinin önüne geçmek amacıyla bir an önce uçağı güvenli bir şekilde indirmeye odaklanması nedeniyle bunu yapamadığının tespit edildiği vurgulandı.

Raporda, şunlar kaydedildi:

"Kaptan pilot M.A. stabil yaklaşma kriterlerinden hıza uymayarak yaklaşmaya devam ettiği, uçağı indirdikten belli bir süre sonra 57 kt hızında pist içinde durabilecek seviyede yavaşladığını düşünerek hız freni (speed brake) ve otomotik freni (auto brake) kapatmıştır. Uçak 6 saniye boyunca pist üzerinde yavaşlamadan ilerlemiş ve pilotlar tarafından yavaşlamak amacıyla manuel olarak maksimum frenleme yapılmış, fakat pist üzerinde birikmiş olan su nedeniyle hydroplaning meydana gelmiş, sürati düşmeye başlamış olan uçak yerde kuvvetli kuyruk rüzgarı etkisiyle yavaşlayamamış ve söz konusu kaza meydana gelmiştir."

Bilirkişi raporunda, bu nedenlerle kaptan pilot M.A'nın meydana gelen kazada asli kusurlu olduğu belirtildi.

YARDIMCI PİLOT AZ TECRÜBELİ

Şüpheli yardımcı pilot F.P'nin de, meterolojik koşullar hakkında kaptan pilotu bilgilendirme görevi olduğu aktarılan raporda, yol boyu telsiz teması sağlayıp uçuşun güvenle sürmesini temin etme, alınan meteorolojik bilgiler dahilinde performans hesaplaması yaparak uçağın bu veriler ışığında ilgili piste inip inemeyeceği konusunda kaptana yardımcı olma yükümlülükleri bulunduğu kaydedildi.

Yardımcı pilotun Pegasus Havayollarında 1 yıldan kısa süredir görev aldığı bildirilen raporda, yaklaşık 400 saatlik az bir tecrübesi bulunduğundan kendisinden daha tecrübeli kaptan pilotun gerçekleştirdiği yaklaşma ve iniş aşamalarında belli noktalarda, yüksek sürat ve glide slope farkları olduğu zaman yerinde sesli uyarıları yapmadığının görüldüğü aktarıldı.

Yardımcı pilotun ayrıca bu uyarıları yaptıktan sonra kaptan pilot tarafından herhangi bir düzeltme yapılmıyorsa önce "pas geç" sesli ikazı, hala tepki gelmiyorsa da kontrolleri alıp uçağı pas geçirmesi gerektiği kaydedilen raporda, yardımcı pilotun hem şirketteki hem de uçak içindeki düşük tecrübesinin etkisiyle bu görevleri tam olarak yerine getiremediği, bu nedenlerle tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığı bildirildi.

KULE GÖREVLİLERİNİN KUSUR DURUMU

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) C Ekip Şefi, Sabiha Gökçen Havalimanı'nda hava trafik kontrolörü olan S.K'nın da uçağın inmesinin riskli olabileceği konusunda kendisinde kanaat oluştuğunu ifade etmesine rağmen, bu konuda ilgili trafiğe yaklaşmaya devam ve iniş için izin verdiği, pas geçmesi ile ilgili uyarı ve tavsiyede bulunmadığı, hatta yaklaşmakta olan trafiğin bu meteorolojik koşullarda nasıl olsa pas geçeceği düşüncesiyle trafiğin güvenliğini sağlamak için gereken önlemleri almadığı kaydedildi.

Raporda bu nedenle kule şefi olan S.K'nın meydana gelen kazada asli kusurlu bulunduğu açıklandı.

Yeşilköy Havalimanı Yaklaşma Hava Trafik Kontrolörü C Ekip Şefi N.B.nin de, kaza günü ilgili tarfikten önceki iki uçağın pas geçmesine ve meteorolojik şartların pistin iki yönünde de anlık değişim göstermesi nedeniyle tehlikeli durumlar oluşabileceğinin farkında olmasına ve hatta yaklaşan trafiğin bu koşullarda nasıl olsa pas geçeceği düşüncesine rağmen ilgili trafiği "course" den çıkartmaması nedeniyle asli kusurlu bulunduğu ifade edildi.

Raporda, Sabiha Gökçen Havalimanı'nda hava trafik kontrolörü olan E.A'nın ise meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığı belirtildi.

HEAŞ'IN KUSUR TESPİTİ

Bilirkişi raporunda Havaalanı İşletme ve Havacılık Endüstrileri AŞ'nin (HEAŞ) kusur durumunun anlatıldığı bölümde, Sabiha Gökçen Havalimanı 06 pistinin sonunun 20 metre kot farkı olan yaklaşık 100 metre uzunluğunda, içinden iki adet yol, tali yol ve yeni yapılan pist için yakın zamanda inşa edilmiş bir istinat duvarı bulunan bölge olduğu kaydedildi.

DHMİ'nin raporlarının tamamında bu bölgeye havalimanı dışından acil durum müdahale yollarının uygun olmadığının belirtildiği aktarılan raporda, bu durumun gerçekleşen kazadan 24 dakika sonra acil müdahale araçlarının uçak başına ulaşabilmesine neden olduğu vurgulandı.

Raporda, kaza günü pistin 06 pist tarafından bulunan J-K arasında lastik izi temizleme çalışmasının yapıldığının raporlandığı, ancak HEAŞ tarafından 6 Mart'ta yazılan yazıda yer alan Apron Yönetim Şefliği görev formu incelendiğinde bu pistin sonu olan K-E arasında herhangi bir lastik izi temizleme çalışmasının yapıldığının raporlanmadığı bilgisi verildi.

Bahsi geçen bu bölgede uçağın pistin üzerinde maksimum fren yapmasına rağmen yeterli seviyede yavaşlayamalarak pist sonunda dışarı çıktığı ve kazanın meydana geldiği anlatılan raporda, bu nedenlerle HEAŞ'ın meydana gelen kazada asli kusurlu bulunduğu anlatıldı.

BİR BİLİRKİŞİDEN KUSUR DURUMUNA İLİŞKİN "KİŞİSEL GÖRÜŞ"

Bilirkişi heyeti içinde yer alan hukukçu Necmi Demir, bilirkişi raporunun katılmadığı bölümlerine ilişkin kişisel görüş raporu hazırladı.

Kişisel görüş raporunda, uçak kazasının meydana gelmesine neden olan kişilerin kusur durumu ile ilgili nihai değerlendirme yapabilmek için uçak kazası ile ilgili Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ulaşım Emniyeti İnceleme Merkezi Başkanlığı tarafından hazırlanacak nihai raporun beklenmesinin uygun olacağı savunuldu.

Söz konusu nihai raporun hazırlanmadan, bilirkişi heyet raporunun düzenlenmesinin uygun olmayacağı aktarılan kişisel görüş raporunda, eldeki verilerle kaptan pilot M.A. ile yardımcı pilot F.P'nin uçuş ekibi olarak birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle her ikisinin de asli kusurlu oldukları sonucuna varmanın daha doğru olacağı anlatıldı.

Kişisel görüş raporunda, diğer bilirkişi heyeti tarafından gerekçe olarak DHMİ'nin 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait denetim raporlarının tamamında bu bölgeye havalimanı dışından acil durum müdahale yollarının uygun olmadığı ve benzeri bulguların raporlanmış olmasına rağmen, HEAŞ tarafından herhangi bir düzeltici işlem yapılmamış olmasının gösterildiği ifade edildi.

Eğer söz konusu kazanın meydana gelmesinde HEAŞ'ın da asli kusurlu olduğu kabul edilecekse, öncelikle DHMİ'nin de kusurlu olduğunun kabulünün zorunlu olduğu savunulan kişisel görüş raporunda, "Zira DHMİ'nin yalnızca bir bulguyu yazması yetmez, bulgunun gereğinin derhal yapılmasını sağlayacak önlemleri de süratle alması gerekir." ifadelerine yer verildi.

Kişisel görüş raporunda, eldeki verilerle Yeşilköy Havalimanı Hava Trafik Kontrolörü olan N.B.'nin kusurunun olmadığı, Sabiha Gökçen Havalimanı Kontrolörleri S.K. ile E.A'nın da tali derecede kusurlu olduğu görüşü bildirildi.

Raporda, kaptan pilot M.A. ve yardımcı pilot F.P'nin pilot yeterliliğinin bulunup bulunmadığı konusunda Pegasus Hava Yolları'nın sorumluluğunun da değerlendirilmesinin yerinde olacağı belirtildi.

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2020, 12:45
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75