“Kıbrıs sorunu ‘dostluğa’ engel değil”

banner37

Home Cafe’nin iletişim sorumlusu ve barista Feray Yalçuk ile aynı yerde aşçı olarak çalışan Maria Lukaidou’nun işi de, dertleri ile sevinçleri de ortak

“Kıbrıs sorunu ‘dostluğa’ engel değil”
banner90

“HİÇ YABANCILIK HİSSETMEDİM” Home Cafe İletişim Sorumlusu ve barista Feray Yalçuk, iki toplumun iç içe çalıştığı bir ortamda, toplumların birbirlerini daha iyi anlayabildiğini belirterek, “Ancak bu dertler ve sevinçler ortak olmaya başladığı zaman gerçekten bir barış inşası olabilir” şeklinde konuştu. Yalçuk, bir Kıbrıslı Rum’la birlikte çalışmaktan dolayı hiç yabancılık hissetmediğini belirterek, “Mesela ben ilk kez burada çalışmaya başladıktan sonra bir Kıbrıslı Rum yakın arkadaşım oldu” dedi.

“ARAMIZDA HİÇBİR FARK YOK” Home Cafe’de aşçı olarak çalışan Maria Lukaidou, bir Kıbrıslı Türk ile çalışmanın çok güzel bir duygu olduğunu belirterek, Kıbrıs sorununun dostluğa engel olmadığına işaret etti. Lukaidou, Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların tamamen aynı olduğunu belirterek, “Bizim aramızda hiçbir fark yok. Kültürlerimiz, gelenek ve göreneklerimiz, yaptığımız her şey aynı. Kıbrıs sorunu tamamen politik, hepimiz Kıbrıslıyız” dedi.

Ahmet KARAGÖZLÜ

İki yakın arkadaş… Biri Kıbrıslı Türk, diğeri Kıbrıslı Rum...

Lefkoşa’nın kuzey ve güneyini ayıran Ledra Palace Sınır Kapısı’ndan geçildiğinde ara bölgedeki Home Cafe’nin İletişim Sorumlusu ve barista Feray Yalçuk ile Home Cafe’de aşçı olarak çalışan Maria Lukaidou, herkese ‘dostluğun’ sınır tanımadığını gösterdi.

Yalçuk ve Lukaidou’nun konuştukları diller birbirinden farklı olsa da, birçok kişinin anlayamayacağı ‘dostluk’ kavramının dili, dini ve ırkının olmadığını bir kez daha ispat etti.

Feray Yalçuk, iki toplumun iç içe çalıştığı bir ortamda, toplumların birbirlerini daha iyi anlayabildiğini belirterek, “Ancak bu dertler ve sevinçler ortak olmaya başladığı zaman gerçekten bir barış inşası olabilir” dedi.

Bir Kıbrıslı Rum’la birlikte çalışmaktan dolayı hiç yabancılık hissetmediğini belirten Yalçuk, Home Cafe’de çalışmaya başladıktan sonra ilk kez Kıbrıslı Rum yakın arkadaşı olduğunu söyledi. Yalçuk, her iki toplumun yemek kültürünün aynı olduğunu, sadece bazı küçük esintilerin bulunduğunu belirterek, “Benim annem tarhana çorbasını hellimi kızartıp koyuyor ama onlar öyle yapmıyor. Yani tek farklılık bu” ifadesini kullandı.

Home Cafe’de aşçı olarak çalışan Maria Lukaidou ise bir Kıbrıslı Türk ile çalışmanın çok güzel bir duygu olduğunu belirterek, Kıbrıs sorununun dostluğa engel olmadığına işaret etti. Lukaidou, Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların tamamen aynı olduğunu belirterek, “Bizim aramızda hiçbir fark yok. Kültürlerimiz, gelenek ve göreneklerimiz, yaptığımız her şey aynı. Kıbrıs sorunu tamamen politik, hepimiz Kıbrıslıyız” dedi.

KIBRIS Gazetesi Haber Müdürü Ergül Ernur’la birlikte, Yalçuk ile Lukaidou’yu çalıştıkları Home Cafe’de ziyaret ettik ve herkese örnek olmasını istediğimiz dostluklarını, çalışma hayatlarını konuştuk.

SORU: Home Cafe’de çalışmaya başlamanız nasıl başladı?

YALÇUK: Yurt dışında okudum. Üniversite eğitimim bitince adaya geri döndüm. Home Cafe’de tam zamanlı ve yarı zamanlı olarak ‘barista’ istediklerine yönelik bir ilan gördüm. Her iki toplumdan kişilerin birlikte çalışabilmesi için ilanda hem Kıbrıslı Türk, hem de Kıbrıslı Rum arandığı belirtiliyordu. Ben de burada yarı zamanlı çalışmak için başvuru yaptım. Başvurumu kabul ettiler ve işe başladım. Daha sonra da yavaş yavaş ortamı çok sevdiğim için burada kalmaya karar verdim.

SORU: Hangi yıl başvurmuştunuz?

YALÇUK: 2016 yılının Eylül ayıydı… Yani burada tam 3 yıldır çalışıyorum. Home Cafe’nin yönetimi eskiden ihale usulüyle bir Kıbrıslı Türk’e, daha sonra da bir Kıbrıslı Rum’a veriliyordu. Bu yüzden çalışanlar da ona göre

oluyordu. Ancak daha sonra Dayanışma Evi’nin yönetim kurulu, ‘İşe alacığımız kişileri de biz belirleyelim’ şeklinde bir karar aldı.

Çünkü burası iki toplumlu bir yer olduğu için cafenin de iki toplumlu olması gerekiyordu. Böylece Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar birlikte çalışmaya başladı. Türk Lirası’nın Euro’ya göre değeri daha düşük olduğu için buraya Kıbrıslı Türklerin de gelebilmesini sağlamak için her iki para birimiyle de ödeme yapılabiliyor. Burada döviz kuru her zaman ‘bir’ düşüktür. Yani kur gerçekte 6’ysa bizde 5’tir.

SORU: Maria da sizinle aynı dönemde mi işe başladı?

YALÇUK: Hayır. Maria benden birkaç sene önce işe başladı. Biz ilk zamanlar Maria’yla aynı şiftte çalışmadığımız için birbirimizi çok da iyi tanımıyorduk. Çünkü her ikimiz de baristaydık ve çalışma saatlerimiz farklıydı. Burada öğle yemeği hizmeti vermeye başladıktan sonra Maria mutfağa geçti. Böylece birlikte çalışmaya başladık. Arkadaşlığımız da bu şekilde başlamış oldu.

SORU: Cafeye kuzeyden ve güneyden ilgi var?

YALÇUK: Şöyle anlatıyım; ilk geldiğim dönemde, Crans Montana süreci başlamıştı. Bu yüzden de burası o dönemde çok daha yoğundu. Normalde buranın belli bir kitlesi vardır. Yani buraya haftada en az 3 kez gelen insanlar var. Ancak o dönemde buraya daha önce hiç görmediğimiz insanlar da gelmeye başladı. Adamıza gelen turistler de Crans Montana sürecini duydukları için muhtemelen burayı da ziyaret ediyorlardı. Yani size anlatmak istediğim; buraya ilgi var ama bu ilgi sanki de çok hafifçe büyüyen bir balon gibi. İnsanların buraya ilgi göstermesi için bayağı emek harcıyoruz.

SORU: Ne yapıyorsunuz mesela?

YALÇUK: Mesela bu kur konusunu bu yüzden koyduk. Çünkü sadece Euro kabul ediyor olsaydık, Kıbrıslı Türklerin buraya gelmesi daha zor olurdu. Çünkü burası ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ olarak kabul edildiği için burada Euro geçiyordu. Ayrıca buraya ilgi çekmek için sürekli olarak etkinlikler de yapıyoruz. Mesela tüm yaz boyunca ayda birer kez olmak üzere ‘Perşembe’ akşamları ‘Thursday Lives’ etkinlikleri düzenledik. Thursday Lives günlerinde bir Kıbrıslı Türk, bir de Kıbrıslı Rum canlı müzik yapıyor.

SORU: İnsanlara etkinliklerinizi nasıl duyuruyorsunuz?

YALÇUK: Biz bunun için genellikle sosyal medyayı kullanıyoruz. Sosyal medya sayesinde de ‘Thursday Lives’ etkinlikleri artık bilinmeye başladı. Ayrıca yaz girişinde arka arkaya 4 cumartesi ‘brunch’ etkinliği de yaptık.

“Hem dertlerimiz, hem de sevinçlerimiz ortak

SORU: Bir Kıbrıslı Rum’la birlikte çalışmak ve her iki toplumdan insanlarla aynı yerde olmak düşüncesi size ne hissettirdi?

YALÇUK: Bir yandan farklıydı, bir yandan da çok benzer yanlarımız olduğu için yabancılık hissetmedim. Zaten ailemde de milliyetçi bir kanat hiç olmadığından ve farklı bir şey yapacağım için buraya gelirken heyecanlıydım. Buraya daha önce bazı sivil toplum örgütleriyle gelmişliğim vardı. Böyle bir yerde çalıştığınız zaman günlük hayatınızda hem dertleriniz, hem de sevinçleriniz ortak olmaya başlıyor. Bence ancak o zaman gerçekten bir barış inşası olabilir.

Mesela ben ilk kez burada çalışmaya başladıktan sonra bir Kıbrıslı Rum yakın arkadaşım oldu. Daha önce bildiğim insanlar veya gördüğümde seslendiğim insanlar vardı. Ama hiç bu kadar yakın konuştuğum kimse olmamıştı.

SORU: Herhangi bir çatışma falan oldu mu?

YALÇUK: Açıkçası çok derin politik konular konuşmuyoruz. Ayrıca bu mekanda çok çatışma olması zaten mümkün de değil. Çünkü biz aynı ortak amaç için buradayız. Tabi zaman zaman savaş dönemini de konuştuğumuz oluyor. Mesela Kıbrıslı Rumların eğitim sisteminde, savaş dönemi genellikle 1974 yılı ve sonrasıyla sınırlandırılıyor. Ama ondan önce yaşanan süreçler de var ve biz bunları konuşuyoruz. Sanırım birbirimizden birçok şey öğrendik.

SORU: Maria’nın bu konudaki düşüncesi nedir?

YALÇUK: Maria’nın düşüncesi de aynıdır. Mesela bir gün buraya yaşlı bir Kıbrıslı Rum amca geldi ve benimle Rumca konuşmaya başladı. Ben de kendisine Rumca bilmediğimi söyledim. Bu sefer o da bana ‘Sen nasıl bir Kıbrıslısın da Rumca bilmiyorsun’ dedi. O sırada Maria mutfaktan çıktı ve ona ‘Bu adada iki dil var, sen o zaman niye Türkçe bilmiyorsun’ dedi. Yani Maria da benimle aynı düşüncede. Sadece bu eğitim sürecinden kurtulmak biraz zor. Yani sanırım o eğitimin sana sürekli olarak dayattığı şeylerden çıkıp ‘Bak bunlar da oldu’ demek zordur.

SORU: Bir Kıbrıslı Türk’ün burada çalıştığını görenlerin tepkisi ne oldu?

YALÇUK: Burası, yani buraya gelenler, ‘barış’ isteyen insanlar olduğu için bu durum çok yadırganmıyor. Benim ailemde de hiç yadırgayan olmadı. Babaannem çok iyi Rumca konuştuğundan birkaç defa Maria’nın annesiyle de konuştu. Hatta yemek tarifi de alıp verdi.

SORU: Maria’yla aile olarak da karışıyor musunuz?

YALÇUK: Benim ailem ne İngilizce, ne de Rumca biliyor. Yani arada iletişim sıkıntısı yaşanıyor. Bu yüzden de sadece babaannemle karışabiliyorlar. Bu durum bence babaannem için bir ivmeydi ve bayağı mutlu oldu. Çünkü çok uzun bir zamandan sonra Rumlarla birebir karşılaştı, birebir evinde Rumca konuştu. Bu uzun süredir yapmadığı bir şeydi ve bu onun için bayağı duygusal bir andı.

SORU: Burada Türkçe veya Yunanca eğitimi konusunda bir şeyler düzenliyor musunuz?

YALÇUK: Dayanışma Evi her yıl Türkçe, Yunanca ve İngilizce kursları düzenliyor. Eskiden İspanyolca kursları da veriliyordu ama şimdi yok. Yani kurslarımız var.

SORU: Sizce her iki toplumda iletişim olabilmesi için karşı tarafın dilini bilmek önemli mi?

YALÇUK: Bence karşı tarafın dilini bilebilmek çok güzel bir şey. Çünkü her iki toplum, her iki dili birden konuşmaya başladığında ortak bir dil oluşmaya başlayacak. Her iki toplumun dilinde birçok ortak sözcük var. Mesela Maria ve ben çoğu şeyde neredeyse birbirimizi anlıyoruz ve bu bence çok önemli.

Buraya ilk geldiğim zamanlarda, Dayanışma Evi’nde ve Home Cafe’de çalışanlara karşı tarafın dili öğretiliyordu. Bunu 5-6 ay kadar yaptık. Ancak daha sonra etkinliklerimiz yoğunlaştıkça buna vakit bulamamaya başladık. Bu sene bunu tekrardan yapma planımız var. Mesela ben siparişleri Rumca alabiliyorum ama cevap veremiyorum. Umarım bir gün bu dili de öğrenirim.

SORU: Yemek menüsünde her iki toplumun ortak sevdiği lezzetleri nasıl ayarladınız?

YALÇUK: Aslında yemeklerimiz tamamen aynıdır. Sadece küçük farklı esintiler var. Mesela benim annem tarhana çorbası yaparken, hellimi kızartıp koyuyor ama onlar öyle yapmıyor. Ya da biz kuru nane koyuyoruz, onlar koymuyor. Demek istediğim, yemeklerimiz tamamen aynı. Sadece bu gibi farklılıklar var. Ayrıca bazı yemeklerin isimlerini ikimiz de aynı şekilde söylüyoruz. Mesela ‘mücendra’. Her ikimiz de mercimekli pilava ‘mücendra’ diyoruz ve menümüzde de bu şekilde yazıyor. Ama menümüz İngilizcedir.

Kapılar hayatımızdaki fiziksel bariyerlerdir

SORU: Bize birkaç anınızı anlatabilir misiniz?

YALÇUK: Ara bölgede olduğumuz için bazı turistler buraya gelip ‘Biz Türkiye’de miyiz, yoksa Yunanistan’da mıyız?’ diye soruyor. Bu da çok komik oluyor. Bizim onlara ilk önce burasının Kıbrıs olduğunu anlatmamız gerekiyor. Çünkü dışarıda maalesef böyle bir algı var. Yani çoğu kişi adanın yarısı ‘Yunan’, diğer yarısı da ‘Türk’ zannediyor. Hâlbuki ikisi de değil… Bazen böyle ilginç ve komik sorular geliyor.

SORU: Hiç yakındığınız bir durum oldu mu?

YALÇUK: İkimizin de köpeği var ama biz hiçbir zaman birlikte köpek gezdiremiyoruz. Bu durumdan da çok yakınıyoruz. Çünkü köpeklerin sınırdan geçişi yasak. Bizim için bir diğer sorun da araç sigortası sorunudur. Mesela ben gece saat 21.00’de Maria ile görüşmek istersem ve arabamda da sigorta yoksa Maria’ya gidemiyorum. Çünkü onun gelip beni alması gerekiyor. Yani kapılar hayatımızdaki fiziksel bariyerlerdir. Maria’yla normal bir arkadaş ilişkimiz var, sadece arada sınırlar var…

SORU: Bir Kıbrıslı Türk ile çalışmak nasıl bir duygu?

LUKAIDOU: Güzel bir şey. Burada beraber yemek yapıyoruz, beraber kahve yapıyoruz. Yani ihtiyaç olması durumunda birbirimize sürekli yardım ediyoruz. Mesela onun bana ihtiyacı olduğunda, ben kahve yapmada yardımcı oluyorum, o da bana mutfakta yemek pişirmede yardımcı oluyor. Bence bu çok güzel bir duygu.

SORU: Kıbrıs sorunu dostluğa engel mi?

LUKAIDOU: Hayır. Ben bir Kıbrıslı Türk’ün arkadaşımın olmasından çok mutluyum. Zaten bana göre Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar tamamen aynıdır. Aramızda hiçbir fark yok. Yaptığımız her şey de tamamen aynı. Ben Kıbrıs sorununun tamamen politik olduğunu düşünüyorum. Çünkü her iki toplum da Kıbrıslıdır. Yani kültürlerimiz, gelenek ve göreneklerimiz ortaktır. Yani biz Kıbrıslıyız. Bu yüzden de Kıbrıs sorununu çözüme kavuşturmak zorundayız.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner108

banner88

banner96

banner107