“Kıbrıs sorunu ve iç sorunlar bir bütündür”

banner37

CTP Mağusa Milletvekili Erkut Şahali, ülkenin durumu ile ilgili düşüncelerini KIBRIS Gazetesi ile paylaştı. Şahali’ye göre, ülkedeki en büyük sorun “belirsizlik”…

“Kıbrıs sorunu ve  iç sorunlar bir bütündür”
banner90
banner8

“AYRI AYRI ELE ALINMAMALI”… CTP Mağusa Milletvekili Erkut Şahali, Kıbrıs sorunu ve iç sorunların bir bütün olduğunu söyledi ve bunları ayrı ayrı ele almanın neredeyse imkânsız olduğunu belirtti. “Kıbrıs sorunu konuşulmadığı zaman Kıbrıslı Türkler dünyada görülmez hale geliyor” diyen Şahali, bu durumun iş yapmak isteyen hükümetlerin önünde engel, iş yapmak istemeyen hükümetlerin ise elinde mazeret olduğunu ifade etti

“SİVİL SAVUNMA UYARMIŞTI”… Erkut Şahali, 1995’den günümüze kadar ülkede meydana gelen orman yangınlarını araştırmak üzere kurulan ve kendisinin de yer aldığı özel komitenin çalışmaları hakkında da bilgi verdi. Şahali, “Komiteye ulaşan bilgiler arasında, Kalkanlı’da çıkan ve ülkenin üçüncü büyük orman yangını olan yangının 10 gün öncesinde, o bölgede gerekli önlemlerin alınması için Sivil Savunma Başkanlığı’nın Başbakanlığa bir uyarı yazısı gönderdiği bilgisine ulaştık. Sivil Savunma Başkanlığı’nın komiteye sunduğu bilgiler arasında yer alıyor. Ancak bu taleplerin yerine getirilmemesi nedeniyle bu yangın oldu ve büyümeden kontrol altına da alınamadı” dedi

Ceren ÖZBİL

   Cumhuriyet Meclisi’ne 2013 yılında gerçekleşen genel seçimle giren Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Mağusa Milletvekili Erkut Şahali, siyasete girişini ve ülkenin durumu ile ilgili düşüncelerini KIBRIS Gazetesi ile paylaştı.

   Ülkedeki en büyük sorun olarak belirsizliği gören Şahali, bu durumu ise “Kıbrıs sorunu konuşulmadığı zaman Kıbrıslı Türkler dünyada görülmez hale geliyor” cümlesi ile anlatıyor.

   Şahali’ye göre, Kıbrıs sorunu ve iç sorunlar bir bütün ve bunları birbirinden ayırmak neredeyse imkânsız…

   KIBRIS Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Erkut Şahali, hükümetin çalışmalarını değerlendirdi ve yer aldığı komitelerdeki çalışmalar hakkında bilgi verdi.

KIBRIS: Siyasete girişiniz nasıl oldu?

   Şahali: 2013’te milletvekili oldum. Ama siyasete 2013’te girmedim.

  1996’da Kıbrıs’a döndüğümde CTP’ye üye oldum. Ama CTP içerisinde faaliyetlerim 1993 seçimlerinde başladı.

   O dönemde İstanbul’da öğrenciydim. 1994’de yerel seçimde yine çok sınırlı katkım oldum.

   Üyelikten başlayıp merkez yönetim kurulu üyeliğine kadar uzanan her noktada görev yaptım. Buna ocak yönetim kurulu üyeliği de dahildir.

   Siyasi bir figürdüm ama meclise 2013 yılında girdim. Bu ikinci dönemim.

   Aslında meclis, beklediğim gibiydi. Mecliste temel görevin yasama faaliyeti olduğunu bilerek girdim.

   Özellikle 2013-2018 arasındaki ilk dönemimde çok yoğun bir komite mesaim oldu.

   Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi’nde devletin şifrelerini çözme şansım oldu.

   Daha önce Mağusa Belediyesi’nde bir bürokrattım, vekaleten müdür muaviniyken milletvekili oldum. Dolayısıyla yerel bürokrasiyi daha iyi bildiğimi düşünüyorum.

  Arada iki yıllık bir özel kalem müdürlüğüm oldu. Dolayısıyla devletle de tanışıktım.

  Ama yine de bir milletvekili olarak yasama faaliyetinde yer almak, özellikle İdari Kamu ve Sağlık Komitesi’nde, yani sivil toplumu ve kamu görevlilerini ilgilendiren yasaların görüşüldüğü komitede görev almış olmak, devletin şiflerini çözmemi sağladı.

  Hem birinci dönemimde, hem de ikinci dönemimde bakan olarak da görev yaptım. Hem yasamacı, hem de yürütmeci olarak siyasetin farklı noktalarında oldukça yoğun deneyim biriktirdim.

  Beklentilerim aslında toplumun yararına iş üretmekti, hem yasa, hem de hizmet bağlamında…

   Önemli işlere imza attığımızı düşünüyorum ama yapılması gerekenlerin fazlalığı hesaplandığında, denizde bir damla su sayarım kendimi. Yapmamız gereken yığınla iş var.

KIBRIS: Sizce ülkedeki en büyük sorun nedir?

   Şahali: Bence ülkede yaşanan en büyük sorun belirsizliktir.

   Belirsizlik, iş yapma niyeti olan hükümetlerin ciddi anlamda elini kolunu bağlıyor.

   İş yapmaya niyeti olmayan hükümetler içinse çok ciddi bir mazerettir.

   En büyük belirsizlik, özellikle Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklanıyor.

   Kıbrıslı Türklerin statüsünün dünyada yok hükmünde oluşu, Kıbrıs sorunu konuşulmadığı zamanlarda Kıbrıslı Türklerin görülmez hale gelmesi, önümüzde duran en büyük problemdir.

   Sadece Kıbrıs sorununu çözerek, sadece bölgede ve ülkede istikrarı sağlamakla kalmayacağız, aynı zamanda dünya ile entegre olarak dünyanın deneyimlerini bu ülkeye aktarma, dünyanın kaynaklarından bu ülkeyi yararlandırma gibi bir şansa sahip olacağız. Ancak an itibari ile bu şanstan yoksunuz.

   Bununla birlikte ekonominin normal ülkelerdeki bileşenlerden oluşmaması, sahip olduğumuz kaynakların dünyada ölçülen değerler babında değerlendirilememesi, kendimize ait, hakkında söz sahibi olabileceğimiz bir para birimimizin olmaması, ekonomiyi ciddi anlamda etkilemektedir.

   Ekonomik bakımdan güçsüz bir ülkenin diğer alanlarda hareket etmesi de zordur.

   Gerek ulaşım, gerek iletişim, gerek eğitim, gerek sağlık alt yapısını geliştirmesi çok zordur. Bunların yarattığı ciddi belirsizlikler vardır.

   Örneğin Covid-19 ile birlikte biz, bu ülkenin ekonomisinde motor güç sayacağımız üç unsurda sıfır noktasını gördük. Eğitimde, turizmde, inşaata sıfır noktasını gördük.

KIBRIS: Sorunları Kıbrıs sorunu ve iç sorunlar diye ayırabilir miyiz?

   Şahali: İç sorunlar ve Kıbrıs sorunu gibi bir ayrım mümkün değildir. Her ikisi birbirini etkiler. Her ikisi birbirinden etkilenir ve beslenir. Yani hem yürüyüp, hem de sakız çiğnemek zorundayız.

   Dolayısıyla Kıbrıs sorununu çözmek için gayret sarf ederken, Kıbrıs sorunu çözülünceye kadar iç sorunlarımızı olabildiğince azaltmak gibi bir zorunluluğumuz var.

KIBRIS: Hükümeti başarılı buluyor musunuz?

banner134
   Şahali: Hükümeti bulamıyorum. Hükümet dediğiniz, yurttaşın sesini duyan, duyduğuna göre yanıtları olan, olmayan yanıtların neden olmadığını açıklayan bir aygıttır. Yurttaşın hizmetinde olması gereken bir aygıttır.

   Şu an itibariyle hükümet yok hükmündedir. Çünkü ekonomiye hükmedemiyor, sağlığa hükmedemiyor, alt yapı sorunlarımızın hiç birine çözüm üretecek bir konsantrasyonla mesai yapmıyor. Bu nedenle hükümeti bulamıyorum, şu anda hükümet yok. Yurttaşın genel kanaati de budur.

   Hükümet partilerine gönülden bağlı partizanlar bile hükümeti son derece başarısız bulmaktadır.

   Bunu bilmek için iki kaynağım vardır. Birincisi, an itibari ile tamamladığımız ve sonuçlarını değerlendirmede olduğumuz kamuoyu araştırmamız, diğeri de elbette artık bir haber ajansına dönüşen sosyal medyadır. Çünkü küçük bir ülkeyiz ve bir birini tanıyan insan sayısı fazladır.

KIBRIS: Siz de mecliste kurulan özel komitelerde yani araştırma komitelerinde yer aldınız. Bu komitelerde çalışmalar tamamlandıktan sonra sorunların ve aksaklıkların içerisinde yer aldığı raporlar hazırlanıyor. Ancak bu rapor doğrultusunda da gerekli adımlar atılmıyor. Bunun örneğini İlaç ve Eczacılık Dairesi’nin deposundaki ilaçlar konusunda gördük. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

   Şahali: Devlet dediğimiz aygıt sadece meclisten, hükümetten, ya da adli makamlardan oluşmaz. Bunların hepsinin bütünüdür. Bu bütünün her bir parçası kendi sorumluluğunu gereken zaman içerisinde yerine getirmek zorundadır.

   Mecliste kurulan araştırma komitelerinin icraat yapma yetkisi yoktur. O, diğer makamların görevidir. Bu makamlar da yeri gelir hükümettir, yeri gelir Sayıştay Başkanlığı’dır, yeri gelir Başsavcılık ve yargıdır.

   Ancak mecliste ortaya çıkarılan raporların kamuoyunda siyasi değerlendirme olarak bilinmesi son derece önemlidir, çünkü bir döneme, ya da spesifik bir olaya ışık tutan ve onun üzerinde meclisteki partilerin yaptığı bir değerlendirme olarak değerlendirilir.

   Benim görev yaptığım araştırma komiteleri içinde en acı verici olanı, örnek verdiğiniz gibi ilaçla ilgili olandı. Çünkü ortada duran korkunç bir toplumsal kaynak kaybı söz konusuydu. Bu kaybın giderilmesi için gerekense çok cüzi bir bütçe ama yoğun bir konsantrasyon…

   Merkezi ilaç deposunun çağdaş bir depolama sistemine kavuşturulması… Projesi hazırlanmış, bütçesi oluşturulmuştur ancak kaynağı bulunamadığı için yapılamamıştır. Yaklaşık olarak 300 bin TL’lik depolama, raflama, istifleme mekanizmasıyla, ilaçların son kullanım tarihine göre istiflenmesi, dolayısıyla miyadı yakın olanın erken tüketilmesini sağlayacak bir düzeneğin kurulması mümkün ve bu sadece küçük bir bütçe ile yapılabilir.

   Bir diğeri ise günümüzde artık elektronik alt yapıdan yararlanmaksızın hiçbir iş yapmak mümkün değildir. En küçük markette bile artık stok programı vardır. Günlük satışlar o stok programından düşer, gün sonunda o hesaplar yer alınır.

   Böylece depodaki stok hesaplanabilir. Ama bizim İlaç ve Eczacılık Dairesi’nde merkezi depoda bile bir stok takip programı oluşturulamadı. Oluşturulmuş ama deponun bir kısmında oluşturulmuş, deponun bir kısmında çalışıyor, bir kısmında çalışmıyor.

   Böylesi bir durumda bizim kimin atıl ilaç stoku oluşmasından sorumlu olduğumuz araştırmamız beklendi. Bunu başaramadık. Dolayısıyla tüm zamanları sorumluluk altına koyduk.

   Bir de polis terfilerinin araştırılması ile ilgili bir komite vardı. Sanırım 2014 yılında kurulmuştu. Orada çok ciddi sıkıntılar olduğunu tespit ettik, raporladık, ancak somut sonuçlara ulaşamadık.

   Konunun yargıda olması nedeniyle de araştırmamızı istediğimiz derinliğe de ulaştıramadık. Ancak yargıda konu yol aldıkça bu araştırma komitesinin yeniden oluşturulması gereği ortaya çıktı ve 2015 yılında yeniden aynı komiteyi kurduk. Bu sefer çok somut sonuçlar ve saptamalar yaptık. Nitekim o sonuçlarımıza uygun gelişen yargı sonucu sınavlarda, polis terfilerinde mağdur olan polislerin önemli bir kısmı bu mağduriyetini giderdi. Bu mağduriyetten kurtuldu.

   Meclis komiteleri sadece mecliste saptama yapan, onun ötesinde yetkisi olan komiteler değildir. Devletin diğer birimleri bu komitelerin yapmış olduğu çalışmaların devam süreçlerini takip etmek zorundadır.

KIBRIS: Şimdi de 1995’ten sonra meydana gelen büyük orman yangınlarını araştırmak üzere bir meclis özel komitesi kuruldu. Siz de bu komitede yer alıyorsunuz. Oradaki çalışmalar hangi aşamadadır?

   Şahali: Şu ana kadar bir toplantı yapabildik.

   Bu toplantıya Orman Dairesi, İtfaiye Müdürlüğü, Sivil Savunma Başkanlığı davetliydi.

   Çok enteresandır, bu toplantıya Polis Genel Müdürlüğü’ne bağlı İtfaiye Genel Müdürlüğü bütünü ile hazırlıklı ve dosyaları ile katıldı, Sivil Savunma Başkanlığı son derece dolgun bir çalışma ile birincil sorumluluğu olmamasına rağmen görev aldıkları yangınlarda ne gibi görevler icra ettikleri raporları ile geldi. Ancak Orman Dairesi’nden tek bir yetkili gelmedi. Hatta izinsiz ve özürsüz olarak katılmadı. Dolayısıyla bu hem halkın meclisine karşı saygısızlıktı, hem de üstlenilen görevin farkında olmamanın getirisiydi bize göre…

   Nitekim komite çalışması sırasında ortaya koyduğum tepki ile hükümete mensup milletvekilleri sayın bakanı aradı ve sayın müdürün geç de olsa toplantıya katılımını sağladılar. O an için muteber görünen ancak devlet ciddiyeti ile bağdaşmayan bir gerekçeydi, müdürün katılmamasını sağlayan. Ancak müdür katılmamakla kalmadı hazırlıklı da değildi. Bir ay öncesinden yapılmış bir çağrı için en azından hazırlığınızı yaparsınız.

   Devlette devamlılık esastır derler, dolayısıyla müdürün katılmadığı noktada ona vekalet edecek birinin görevlendirilmesi gerekirdi.

   Dolayısı ile orman yangınlarının araştırılması ile ilgili komite iyi başlamadı. İyi gidebileceğine dair inancım zayıflamış durumdadır.

   Ayrıca Sivil Savunma Başkanlığı’nın hazırladığı raporda bize hangi konularda ne gibi eksiklikler olduğunu, kendilerinin yaptığı gözlemler konusunda alınması gereken önlemlere ilişkin neler yaptıklarını ve özellikle 17 Mayıs’ta KKTC’nin üçüncü en büyük orman yangını yaşanmadan 10 gün önce o bölgede alınmış olması gereken tedbirleri anlatan yazısını da komiteye sundu.

   10 gün önce yapılmış o uyarı eğer dikkate alınmış olsaydı, bu orman yangını yine olacaktı ancak tarihin “üçüncü” büyük orman yangını olamayacaktı. Hiçbir tedbir alınmadı. Hiçbir tedbir alınmadı ve bu komitenin kurulmasına sebep o yangın yaşandı.

KIBRIS: Sivil Savunma Başkanlığı’nın hazırladığı bu önlemler raporunda ne yer alıyordu?

   Şahali: Bu raporda tam da orman yangınının çıkmasına ve yayılmasına yönelik ihmallerin giderilmesine yönelik bir yazıydı.

   Özellikle yol kenarlarındaki otların yangın tehlikesi oluşturduğu vardı ve yol kenarlarının çok acil temizlenmesi gerektiği uyarısı vardı. Bu yazı 10 Mayıs 2020 tarihinde Başbakanlığa hitaben yazılmıştı. Orman Dairesi’nin sorumluluğu altında alınmış olması gereken tedbirleri işaret ediyordu. Bu tedbirler maalesef alınmadı.

   Alınması şöyle dursun, bu tedbirlerin alınmasından ve korunmasından sorumlu yangın hazır kuvvet ekipleri yangının olduğu gün hâlâ oluşturulmamıştı.

   Mevzuatımızda yeri var 1 Mayıs ile 1 Kasım arasında yangın hazır kuvvet ekipleri… 6 aylık süre için istihdam edilen 125 kişilik ekiptir bunlar… Bunların görevi 13 ayrı gözlem kulesinde 24 saate dayalı gözlem faaliyeti yürütmek ve olası bir yangına doğrudan müdahale etmektir.

   Maalesef 1 Mayıs’ta oluşturulası gereken bu ekipler de ilk başta oluşturulmamıştır. Bu nedenle de hem yangının çıkışı tespit edilemedi, hem de yangına müdahalede çok ciddi gecikmeler yaşandı.

   Biz günün sonunda anıt zeytin ağaçlarının bile bir kısmını kaybettik. Şimdi biz bunları araştırıyoruz.

KIBRIS: Veri bulmanız kolay oluyor mu?

   Şahali: Olmuyor.

    Özellikle kurumsal hafızanın oluşmasında birinci etken insan kaynağında devamlılıktır.

   Bürokratik kadrolardaki sık değişim ve bu değişime bağlı olarak bürokratların altındaki kadrolarında sürekli devinim içinde olması, bizim veriye ulaşmamızda çok ciddi sorunlar yaratıyor.

   Buna bir de elektronik arşiv sisteminin oluşmayışını eklerseniz, yanına bir de bakanlıkların sürekli farklı birimlerden oluşturulmasını koyarsanız, günün sonunda siz veriye ulaşmakta korkunç bir zafiyet yaşarsınız.

   Örneğin ormandan söz ettik. Orman Dairesi son 12 yıldır, çevreden sorumlu bakanlıkla hep teşkilat şeması içinde yer alırdı.

   2018 yılında Orman Dairesi olması gereken yere ve Tarım Bakanlığı’na bağlandı. Ancak Orman Dairesi’nde 2017 yılına ait bir veriye erişmek isterseniz, bakacağınız yer, çevreden sorumlu bakanlığın arşividir. Çünkü tarımdan sorumlu bakanlığın arşivinde 2018 yılı öncesinde herhangi bir kayıt yoktur. Bu anlamda elektronik arşiv sistemi çok önemlidir.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75