“Kıbrıs Türk toplumunu yok oluşa sürükleyen bir protokol”

banner37

banner87
“Kıbrıs Türk toplumunu yok oluşa sürükleyen bir protokol”
banner99

Sendikal Platform’un bugün KTAMS merkez binasında “Yok Oluşa Hayır” sloganı altında düzenlediği basın toplantısında, sendika başkanları anlaşmanın kendi alanlarındaki maddelerine yönelik değerlendirme ve eleştirilerde bulundular.

BENGİHAN 

KTAMS Başkanı Güven Bengihan, birlik ve beraberlik içinde Kıbrıs Türk halkının varlığını sürdürme adına tüm güçleriyle mücadeleye etmeye devam edeceklerini söyledi. 
Bengihan, KKTC ile TC arasında imzalanan İktisadi ve Mali İş Birliği Anlaşması’nın Kıbrıs Türk toplumunu yok oluşa sürükleyen bir protokol olduğunu iler sürerek, Sendikal Platform’un anlaşmanın uygulanmasına izin vermeyeceğini belirtti. 
Begihan, İktisadi ve Mali İş Birliği Anlaşması’nın Meclis’e gelmesi halinde genel grev ve direniş gösterileceğini kaydetti. 
Protokolle birlikte Göç Yasası’ndan istihdam edilenlerin ek artış almasının engelleneceğini, istihdam politikalarına kısıtlama getirileceğini, kamunun ihtiyacı olan personel sayısının emekli sayısı ile engellenip gençlerin göçe zorlanacağını ileri süren Bengihan, maaşlar hariç yüzde 10 kesinti yapılarak emekliler, çalışanlar ve tüm üretici kesimlerin fakirleştirileceğini savundu. 
Hükümetin yüzde 2’lik kesintiye ilişkin mahkeme kararını dikkate almadan, kesintiye devam edeceğini açıkladığını dile getiren Bengihan, Sendikal Platform’un bu “hukuk tanımazlığa” karşı en sert tepkisini ortaya koyacağını söyledi. 

YALINKAYA 

BES Başkanı Mustafa Yalınkaya, anlaşmayla birlikte belediyelerin birleştirilmesi, belediyelere ilişkin yasalarda değişiklikler ve toplu iş sözleşmeleri ile ilgili bazı konuların gündeme geldiğini belirtti. 
Belediyeler yasasına ilişkin değişikliklerin birçok kez gündeme geldiğini, çalışmalar ve yasalar yapıldığını, kadük olup yeniden görüşüldüğünü ancak Meclis’ten geçirilmediğini söyleyen Yalınkaya, ekim ayında tasarının Meclis’e gönderileceğinin söylendiğini ancak nasıl bir çalışma yapıldığını, içeriğinde nelerin olduğunun bilinmediğini kaydetti. 
Yalınkaya, birleştirme söz konusu olursa, 3 bin 500 belediye çalışanının akıbetinin ve borç stokunun ne olacağını sordu. 
Halkın hizmet kalitesinin artması, hesap verebilirliğin sağlanması, başkanların keyfi kararlar almasının önlenmesi gibi konulara çözüm getirilmesi gerektiğini söyleyen Yalınkaya, 1995’te geçen yasayla belediyelerin hizmet vermeyi sürdürdüğünü, yasanın yenilenmesine ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Yalınkaya, bu reformların Türkiye ile bir anlaşma imzalanmasına gerek duyulmadan da yapılabileceğini söyledi. 

ÖZKIRAÇ 

EL-SEN Başkanı Kubilay Özkıraç, “Bizim gailemiz ülkeyi, ülkede yaşayanların yönetmesidir. Dayatma paketler ülkenin fıtratına uymuyor.” dedi. 
Paketin amacının Kıbrıs Türk toplumunu vatansızlaştırma olduğunu savunan Özkıraç, “Bizim başka ülkemiz yoktur, direniş başlatacağız” diye konuştu. 
KIB-TEK’in ülkenin öz değeri olduğunu, kuruma yatırım yapılması gerektiğini, bu yapılmazsa ülkenin gelecek yıl karanlığa boğulacağını dile getiren Özkıraç, “Dört jeneratöre ihtiyaç vardır. Biz bu yatırım mutlaka yapılmalı diyoruz” dedi. Özkıraç, UBP-DP ve dörtlü koalisyon hükümetleri döneminde bu konuda ihaleye çıkılmasına karşın bugün Başbakan’ın bu konunun gündemde olmadığını söylediğini iddia etti. 
Maliye Bakanlığı’nı da eleştiren Özkıraç, bakanlığın KIB-TEK’e 110 milyon, kooperatiflere ise trilyonlarca borcu bulunduğunu söyledi. 
Özkıraç, bağımsız, demokratik, özerk bir KIB-TEK istediklerini ancak bunun yapılmadığını belirtti. 

VARIŞ 

TIP-İş Başkanı Ahmet Varış, İktisadi ve Mali İş Birliği Anlaşması’nda sağlıkla ilgili endişe verici birkaç madde olduğunu söyledi. 

Ambulans ve teçhizat alımı için 2 buçuk milyon TL’lik bir yardımdan bahsedildiğini söyleyen Varış, bu paranın vatandaş olmayan, sosyal güvencesi bulunmayan ve acil olan bireylerden sadece Lefkoşa hastanesinden bir ayda sağlık fonundan karşılanabildiğini belirtti. 
Varış, Genel Sağlık Sigortası sistemi ve bunun Türkiye’deki uygulamalarına değinerek, sistemin özelleştirmeyi getirdiğini savundu. 
Sağlık harcamalarının arttığını, finansman sorununun ortaya çıktığını, son yıllarda sağlığa ayrılan bütçenin yetersiz olduğunu söyleyen Varış, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın mali sıkıntıda olduğu gerekçesiyle 1995’ten beri sosyal sigortalı hastalarının kamu sağlık merkezlerinden aldığı hizmetin bedeli olan 500 milyon TL üzerindeki bedeli Sağlık Bakanlığı’na ödememesinin ve her bireyin sağlık sigortası kapsamına alınmamasın, finansman yetersizliğini ortaya çıkardığını belirtti. 
Varış, bu iki sorunun giderilmesiyle ek kaynak ihtiyacının ortadan kalkacağını söyledi. 
Sağlık merkezlerine yatırım yapılması ve personel alınması gerektiğini dile getiren Varış, TIP-İŞ olarak “devlet eliyle kamu sağlık merkezlerinin zayıflatılması ve yurttaşların en temel insan hakkı olan sağlık hizmetlerine erişimlerinin engellenmesine” izin vermeyeceklerini ifade etti. 

ELCİL 

KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil,  İktisadi ve Mali İş Birliği Anlaşması’nın sadece özelleştirmelerle ilgili olmadığını “siyasi bir dayatma olduğunu” savundu. 
Kıbrıs Türk toplumunun yok oluşa sürüklendiğini ileri süren Elcil, anlaşma ile bu sürecin ileriye taşındığını iddia etti. 
Sağlık ve eğitimin özelleştirildiğini savunan Elcil, şunları söyledi: 
“Devlet okullarında okuyan öğrencilerin yüzde 56’sı TC vatandaşı iken yüzde 5’i üçüncü ülke ve yüzde 39’u KKTC ve çift uyruklu öğrencilerden oluşuyor. Adanın kuzeyinde yaşayan Kıbrıslı Türk sayısı 135 bin iken, nüfus 800 binin üzerindedir.”
Türkiye’nin dış borcunun 462 milyar dolar olduğunu söyleyen Elcil, KKTC’ye verileceği söyleyen 750 milyon TL’nin bu rakamın yanında çok düşük bir rakam olmasına karşın bu kaynağın hâlâ aktarılmadığını, kaos yaratılmak istendiğini savundu.
Elcil, ülkede kaynak sıkıntısı olmadığını, devlete, T& T Şirketi’nin 52 milyon, gazinoların 65 milyon borcu bulunduğunu söyleyerek, devletin araç seyrüsefer ruhsatlarından 82 milyon TL alacaklı olduğunu, bu paraların tahsil edilmesiyle kaynak sıkıntısının çözüleceğini belirtti. 
Konuşmasında Türkiye’ye giden Başbakan’ı ve Başbakan Yardımcısı’nı eleştiren Elcil, muhalefetin de “Cumhurbaşkanlığı seçimi derdine düştüğünü” savundu.
Temel sorunun özgürlük olduğunu ileri süren Elcil, “Kıbrıs Türk toplumunun özgürlük ve bağımsızlık sorunu vardır” iddiasına bulundu. 

Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2019, 16:08
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96