'Kıbrıs Türkü ile yönetimi paylaşmak istemiyorlar'

banner37

3’üncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Rum tarafının Kıbrıs Türkü ile yönetimi paylaşacağı bir anlaşma istemediğinin ortada olduğunu, mevcut BM parametreleri ile bir yere varılamadığını, Kıbrıs Türk tarafının bir politika değişikliği ile ambargolar ve izolasyonun kalkması için çalışması gerektiğini söyledi.

'Kıbrıs Türkü ile yönetimi paylaşmak istemiyorlar'
banner99

Ofisinden yapılan açıklamaya göre, bir programa onuk olan Derviş Eroğlu, Kıbrıs konusunda son gelişmelerle ilgili soruları yanıtlayarak, açıklamalarda bulundu.

3’ncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Rum tarafının Kıbrıs Türkü ile yönetimi paylaşacağı bir anlaşma istemediğinin ortada olduğunu, mevcut BM parametreleri ile bir yere varılamadığını, Kıbrıs Türk tarafının bir politika değişikliği ile ambargolar ve izolasyonun kalkması için çalışması gerektiğini söyledi.

Eroğlu, neden anlaşma olmadığına ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi:

“Kıbrıslı Rumların esas niyetleri ortada. ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nden vazgeçmek istemiyorlar. Bizimle yönetimi paylaşmaya hazır değillerdir. Bu niyet değişmedikçe Rumların bir anlaşmaya ‘evet’ diyeceğine inanmıyorum. Cumhurbaşkanı Akıncı, çözümün gelecek nesillere kaldığını ifade etmişti ancak gelecek nesillerin de karşısına aynı zihniyet çıkacaktır. Doğrusu Rumların zihniyetlerini değiştireceğini de düşünmüyorum.”

"İzolasyonları aşmak için iş birliği gerekli..."

3’ncü Cumhurbaşkanı, bundan sonra neler yapılması gerektiği ile ilgili bir başka soru üzerine de özetle şöyle dedi:

“Bir politika değişikliği gerekiyor. Öncelikle iç meselelerle ilgilenilmeli. Vatandaş iyi bir yönetim ve ekonomik sorunların asgariye indirilmesini istiyor. Dış dünya ile temaslar artırılarak izolasyonlardan ve ambargolardan kurtulmanın yolları zorlanmalı. Otururken bu işler başarılamaz. Bütün siyasi partilere de bu noktada görev düşer. Dolayısıyla bana göre artık bu sorunu çözmek için yeni politikalar ortaya koymanın zamanı gelmiştir.

Partilerden bazıları yetkili kurullarını toplayarak kararlar aldı. Cumhurbaşkanı temaslar yapıyor. İnşallah hükümet de bir an önce gerekli değerlendirmeleri yapar, alması gereken kararları alır ve birlikte bir çalışma içine girlir. Tabii Türkiye ile de istişare içinde... Türkiye Dışişleri Bakanı geldi ve giderken çalışmaların devam edeceğini söyledi. Her halde tekrar gelir ve sonuç alıcı bazı atılımlar yapılır.

Masadan kaçan ve anlaşmaya imza atmayan hep Rum tarafı olmuştur. Bu dünyaya iyice anlatılmalıdır. İzolasyonlar kaldırıldığı takdirde Kıbrıs Türkü çok rahatlayacaktır. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere bize uygulanan bu insanlık ayıbından vaz geçilmeli.  Bunun için de bütün siyasi partilerin katılımıyla yoğun bir faaliyet içine girilmelidir. Bunu sadece Türkiye ve hükümetten beklemek yerine iş birliği içinde bu doğrultuda çalışmalıyız. Aynı mesajı vermeliyiz.

Federasyona saplanıp kaldık. Değişiklik alternatifleri bulmak siyasi partilerin üzerine düşer. Statümüzün yükseltilmesi için dış dünyaya açılmamız gerekir. Türkiye’nin dış gücünden faydalanmamız lazım. ‘KKTC’yi tanıyın’ deseniz belki bugün tepki doğacaktır. Ama KKTC’nin varlığını hissettirerek dışa açılmalı. Bugünkü koşullarda bu pek kolay değil.

Ancak Türkiye’nin dost bildiği ülkeler ile açılım yaparak statünün yükseltilmesine çalışılmalı. Türkiye büyük bir devlettir. Açabileceği birçok kapılar vardır. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın AB ile arası iyidir. Orası ile temas kurularak ambargolardan kurtulmamız için çare üretilmesi istenmelidir.”

“Tüm siyasi partilerin politika değişikliğine ihtiyacı var”

“Meclis’in Federal Çözüm kararının kaldırılması yönündeki tartışmaları” da soru üzerine  değerlendiren Eroğlu, şöyle devam etti:

“Maalesef bu konuda siyasi partiler arasında bir fikir birliği yok. Kendilerini sol olarak kabul eden partiler, politikalarını ‘federal çözüm’ üzerine kurmuşlardır.  Bu politikadan vazgeçmeleri halinde durumlarının ne olacağı endişesi içerisindeler. Siyaset günün koşullarına göre hareket etme sanatıdır. 1968’den beri federasyona bağlandık. ‘Bu çözüme muhtacız, politika değişiklini düşünmüyoruz’ dediğiniz sürece Rum masada zamana oynar ve bizim çözülmemizi bekler. Bence artık siyasi partilerin tümünün bugüne kadar peşinde koştuğumuz bu çözüm şeklinin bütün iyi niyetimize rağmen gerçekleşmediğini dikkate alarak yeni bir politika üretmeleri gerekir”.

banner134
“Mevcut parametrelerde ısrarın bir faydası yoktur”

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın “Sorun BM parametrelerinde değil, Rumların zihniyetindedir” açıklamasının hatırlatılması üzerine de Eroğlu, mevcut parametrelerde ısrarın bir faydası olmadığına dikkat çekti:

“BM iyi niyet misyonu çerçevesinde yürütülen müzakerelerde bugüne kadar Rumların tavrı ortadadır. Annan Planı’nda olduğu gibi bundan sonra da ortaya konacak bir başka anlaşma metnine Rumların evet diyeceğini kim söyleyebilir. Bu çerçevede yürütülen müzakereler ile bir anlaşmaya varılacağına inanmayanlardan biriyim. Genel Sekreter’in de bu inancı taşdığını düşünüyorum.”

“Akıncı Denktaş’laştı söylemi…”

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın “iki devletli çözüm” açıklaması nedeniyle eleştirildiğini kaydeden Eroğlu, şunları kaydetti:

“Kıbrıs siyasetinin yaptığı hatalardan biri de KKTC’yi ilan ettiğimiz gün hepimizin bu devlete sahip çıkmayışıdır. Devletimize sahip çıkarak, kalıcılığına inanabilsek, dışa vereceğimiz mesajlar çok daha anlamlı olur. Her zaman vurguladığım gibi KKTC’nin varlığı bizim en büyük gücümüzdür. Bunu iyi bilmemiz ve masada veya masa sonrasında iyi değerlendirmemiz lazımdır. Sayın Akıncı’ya ‘iki devletli çözüm’ açıklaması nedeniyle bedel ödettirmeye çalışıyorlar. ‘Denktaş’laştı’ diyorlar. Sayın Talat için de söylemişlerdi bunu…”

“Kendi kendimizi suçlama kompleksinden kurtulmalıyız”

Cumhurbaşkanı Akıncı için yapılan “istifa etmeli” yorumlarına karşı çıkan Eroğlu, Cumhurbaşkanı’nın beş yıl için seçildiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Sol, yıllarca Sayın Denktaş’ı çözüm istemiyor diye suçladı. Sayın Talat, Hristofyas ile anlaşamadı. Ben geldim ‘zaten Eroğlu anlaşma istemez’ dediler.  Crans-Montana’da benim asla vermeyeceğim , bana göre yanlış önemli tavizler vermiş olmasına rağmen şimdi de Sayın Akıncı’yı ‘Denktaş’laştı’ diyerek suçluyorlar. Solcu da geldi, sağcı da geldi, bir anlaşma olmadı. Anlaşma metinlerini kabul etmemize rağmen Rumlar anlaşmaya imza koymadı. Peki hala neden kendi  seçtiklerimizi suçluyoruz? Bundan vazgeçelim artık. Rum anlaşma istemiyor…”

“Akıncı ile KKTC’nin devamında ve tanıtılmasında anlaşmıştık”

Bir soru üzerine, 1999 yılında kurulan UBP-TKP koalisyon hükümeti programında, “görüşmelerde bir sonuç alınmazsa devletin tanıtılmasının”  öngörüldüğünü de söyleyen Eroğlu, “Dolayısıyla ben Sayın Akıncı’nın Denktaşlaştığı değil, gerçekleri görmekte olduğu görüşündeyim” dedi.

“İsterlerse yardımcı olurum”

Hükümetin icraatlarını nasıl bulduğunun sorulması üzerine de Eroğlu şunları söyledi:

“UBP’nin icraatlarını ben değil vatandaş değerlendirecek. Ben değerlendirmeye kalksam ‘Eroğlu emekliliği hazmedemedi’ diyebilirler. Neticede mevcut iktidarın başarılı olmasını isterim. Zafiyetler var mı? Evet var. Tahmin ederim onlar da bunları biliyorlar ve düzeltme yoluna gideceklerdir. Hükümet edenler halkın beklentilerine dikkat etmeli. O koltuklara oturan arkadaşlar ülke insanının refahına yönelik beklentilere cevap verecek çalışma içinde olmalı.”

“Seçim döneminde UBP’ye desteğinin sürüp sürmeyeceğinin” sorulması üzerine ise Eroğlu şunları söyledi:

“1976’dan beri UBP’nin içindeyim. UBP denince akla ilk gelen isimlerden biri benim. Dolayısıyla yardım istenirse yardımcı olurum. Yardıma ihtiyaç yok denirse ben de keyfime bakarım. Siyasi partiler iktidar için seçime girerler. Manevi destek görebilecekleriyle de iş birliği içinde olmaya çalışırlar...”

Güncelleme Tarihi: 24 Ağustos 2017, 17:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75