“Kıbrıs ve Akdeniz çok ciddi bir risk altında”

Türkiye’de Mersin Akkuyu’da önceki gün temelleri atılan nükleer santralin ülkemizi de her yönden etkileyeceğini söyleyen uzmanlar, nükleer enerji santrallerinin dünyada bilinmezlikler içerdiğini belirtti

“Kıbrıs ve Akdeniz çok  ciddi bir risk altında”
  • 05 Nisan 2018, Perşembe 8:49

Tünay MERTEKCİ

Türkiye’nin Mersin ilinde önceki gün temelleri atılan Akkuyu Nükleer Santrali’nin ülkemizi ve Akdeniz bölgesini her yönden etkileyeceği uyarısında bulunan uzmanlar, nükleer santrallerinin dünyada bilinmezlikler içerdiğini belirtti.

Yeşil Barış Hareketi Genel Sekreteri Doğan Sahir, nükleer enerji santrallerinin dünyada bilinmezlikler içeren bir sistem olduğuna dikkat çekerken, Kıbrıs Türk Biyologlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Sarpten ise sadece kaza durumunda değil normalde de facianın korkunç boyutlarda olabileceğine vurgu yaptı.

Çevre Mühendisleri Odası da Akkuyu Nükleer Santrali’ne tepki göstererek yayınladığı basın açıklamasında, adamızın ve tüm Akdeniz’in çok ciddi bir riskle karşı karşıya bırakıldığını kaydetti.

Sahir: Bilinmezlikler içeren bir sistem

Yeşil Barış Hareketi Genel Sekreteri Doğan Sahir, nükleer enerji santrallerinin dünyada bilinmezlikler içeren bir sistem olduğunu belirtti.

“Her halükarda gelişmeler içerisinde olmasına karşın şu anda dahi bilinmezlikler içermektedir” diyen Sahir, bu nedenle bunlar için olağanüstü katmerli güvenlik sistemlerinin uygulandığını söyledi.

En yüksek teknolojiyi uygulayan ülkelerde dahi kazaların olabildiğini dile getiren Sahir, ilk ciddi kazanın Amerika’da olduğunu ifade etti ve o günden sonra Amerika’nın yeni tesis kurmamayı düşündüğünü kaydetti.

Diğer bir ciddi sorunun atıkların ne olacağıyla ilgili olduğunu vurgulayan Sahir, atıkların bertaraf edilmesiyle ilgili hiçbir şekilde bir çözümün bulunmadığını ifade etti.

“Atıkları saklamaktan başka çare yok, belli bir alan atık hale getirilir” diyen Sahir, dünyanın daralmaya başladığını, kaynakların azaldığını fakat insanların ise birçok gömüler oluşturmaya başladığını ifade ederek aynı zamanda bunların büyük bir maliyet gerektirdiğini de belirtti.

“Ölümcül enjeksiyon tehlikesi olabilir”

Gömülerin söz konusu bölgelerde binlerce yıl tehdit olarak durabileceğini dile getiren Sahir, örneğin terörist saldırılar söz konusu olduğu zaman, bu tehlikelerin dünyayı tehdit edebileceğini ifade etti.

Önceki gün temelleri atılan Akkuyu Nükleer Santrali’nin adamızı nasıl etkileyeceği açısından da yorum yapan Sahir, “alnımızın şakağında bir tane tesis kuruluyor, bu tesis doğrudan Kıbrıs’ı etkileyecek boyutlardadır” şeklinde konuştu.

Nükleer kazalarda birkaç etkinin söz konusu olduğunu dile getiren Sahir, bu santralin adamızın 90 kilometre ötesinde olduğunu belirtti.

Adamıza Türkiye’den gelen suya en ufak bir sızıntı olması halinde çok büyük ölümcül enjeksiyon tehlikesinin olabileceğini kaydeden Sahir, “Türkiye’den gelen su bardaklarımıza kadar girebiliyor, çok küçük sızıntılardan bile

ölümcül enjeksiyon tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz” diye ekledi.

Sarpten: Türkiye’den çok, bizim için tehdit unsuru

Kıbrıs Türk Biyologlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Sarpten, bu konuyla ilgili daha önce de nükleere hayır platformu içinde mücadele verdiklerini belirtti.

Sarpten, Akkuyu’da kurulacak nükleer santralin, Türkiye’den çok, bizim için tehdit unsuru olduğunu kaydetti.

“Biz bir yandan kendi ülkemizdeki küçük çevre sorunlarıyla uğraşırken, kucağımızda bir nükleer bombayla yaşayacağız” diyen Sarpten, söz konusu nükleer santralin Mersin’de bulunduğunu ancak Mersin il merkezine uzaklığının 110 kilometreyken Girne’ye uzaklığının 90 kilometre olduğunu ifade etti.

Olası bir kazada bu ülkede yaşanacak felaketin birinci derecede ülkemizde de etkili olacağının tartışmasız olduğunu dile getiren Sarpten, nükleer kazanın olmaması durumunda dahi böyle bir santralin işletilmesinin ülkemiz üzerinde olumsuz etkileri olacağına dikkat çekti.

“Deniz yaşamımız üzerinde de olumsuz etkileri olacaktır”

Denizde radyoaktif kirlenme yaratacağını söylemenin de mümkün olabileceğini kaydeden Sarpten, atıkların ne yapılacağı ve nasıl ortadan kaldırılacağı, sadece ülkemizde değil Türkiye’deki nükleer karşıtlarını da endişelendiren bir durum olduğunu belirtti.

Sadece kaza durumunda değil normalde de facianın korkunç boyutlarda olabileceğini ifade eden Sarpten, “gerek sızıntılarla gerekse akıntıların denize karışmasıyla, deniz yaşamımız üzerinde olumsuz etkileri olacaktır” dedi.

“Kanserden kırılan bir topluma dönüştük, nükleer santral, bunu daha da artırıcı bir unsur olacaktır” diyen Sarpten, nükleer santralin ülkemizi her yönden etkileyeceğini dile getirdi.

Nükleer santralin yapıldığı bölgenin deprem bölgesi olduğu yönünde de ciddi iddiaların olduğunu kaydeden Sarpten, olası bir depremde de Türkiye’den adamıza gelen su üzerinde oluşacak etkilerin kazaya daha da ehemmiyet verebileceğini ifade etti.

Sarpten, “Türkiye’den adamıza gelen su üzerine doğrudan bir etkisi olmasa da elbette ülkemizdeki her unsur üzerine etkisi mutlaka olacaktır” şeklinde konuştu.

Söz konusu durumun ülkemizde herkesi tedirgin etmesi gereken bir noktada olduğunu söyleyen Sarpten, hiçbir şekilde bizim kontrolümüzde, bilgimizde olmayan bir şekilde, hemen yanı başımızda, olası felaketlere gebe bir “saatli bombayla” yaşayacağımızı söyleyerek bunun kabul edilebilir bir şey olmadığını sözlerine ekledi.

Çevre Mühendisleri Odası: Kıbrıs artık nükleer tehditle yaşayacak

Çevre Mühendisleri Odası da önceki gün temeli atılan Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu imzasıyla bir basın bildirisi yayınlayarak “Kıbrıs artık nükleer tehditle yaşayacak” dedi.

Bu olayın bütün Doğu Akdeniz için bir milat olduğunu söyleyen yönetim kurulu, Akdeniz’in nükleer tehdit altında olduğuna vurgu yaptı.

Avrupa Birliği’nde nükleer enerjiye bağımlılığın azaltılmasıyla ilgili net bir politikanın olmadığını söyleyen yönetim kurulu, hâlihazırda AB’nin 14 ülkesinde nükleer enerji santrallerinin mevcut olduğunu ve nükleer enerjinin Avrupa’nın enerji gereksiniminin %30unu karşıladığını vurguladı.

“Nükleer enerji bazı AB ülkelerinde karbon emisyonlarını düşürme maksadıyla tercih edilse de, 2011 Fukushima felaketinden sonra birçok ülkede nükleer reaktörlere karşı çok ciddi muhalefet oluşmuştur” şeklinde açıklamalarda bulunan yönetim kurulu, güvenlik, radyasyondan korunma, radyoaktif atıkların taşınması, depolanması ve yönetimiyle ilgili ciddi kuralların olduğunu ve denetim mekanizmalarının kurulduğunu kaydetti.

Almanya’nın sahip olduğu 17 reaktörden 8’ini, 2022 yılına kadar kapatma kararı aldığına değinen yönetim kurulu, İtalya hükümetinin ise ülkelerinde nükleer enerji reaktörü kurulmamasını devlet politikası haline getirdiğine dikkat çekti.

“İsviçre ve İspanya da yeni reaktör kurulumunu durdurmuştur” diyen yönetim kurulu, nükleer reaktörlerin konvansiyonel olarak yaklaşık 300 derece sıcaklığa erişen suyla soğutulmakta olduğunu belirtti.

“Adamız ve Akdeniz, çok ciddi bir riskle karşı karşıya”

Akkuyu Nükleer Santrali’nin Çevre Etki Değerlendirme raporu Türkiye Mühendis Mimar Odaları Birliği Çevre Mühendisleri Odası tarafından 2014 yılında incelendiğini söyleyen yönetim kurulu, “Reaktörün konvansiyonel tip bir reaktör olarak tasarlandığı ve soğutma maksadıyla su kullanacağını net olarak ortaya koyulmuştur” dedi.

Akkuyu Nükleer Santrali’nin Kıbrıs’a mesafesinin yaklaşık 90 kilometre olduğunu kaydeden yönetim kurulu, meydana gelebilecek bir kazanın ülkemizde ve Akdeniz’deki etkilerinin çok büyük olacağına vurgu yaptı.

Tesisin 9 büyüklüğünde bir depreme ve uçak kazalarına dayanıklı olacağının iddia edildiğine değinen yönetim kurulu, “Fakat proje kapsamında soğutma suyu deşarjı için deniz dibine yerleştirilecek dört adet boru hattının olacağı, işletme dönemi sırasında tesisin endüstriyel su ihtiyacının 415 m3/saat olacağı belirtilmektedir. Kesintisiz su tedarikine ihtiyaç duyulduğundan tüm su ihtiyacı sürekli olarak desalinizasyon tesisleri aracılığı ile denizden karşılanacağı belirtilmektedir. Soğutma suyunun yaz aylarında denize deşarj edilmesinden dolayı su sıcaklığının 340 dereceye çıkacağı anlaşılmaktadır” şeklinde açıklamalarda bulundu.

İnsanoğlu ve tüm canlılar için 21’inci yüzyılın en büyük iki sorununun küresel ısınma ve nükleer tehdidi olduğuna vurgu yapan yönetim kurulu, alternatif enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve yenilenebilir enerjiye yatırımın birinci öncelik olması gerektiğine dikkat çekti.

“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin almış olduğu karar Adamızı ve tüm Akdeniz’i çok ciddi bir risk ile karşı karşıya bırakmıştır” diyen yönetim kurulu, artık Kıbrıslılar olarak nükleer tehditle yaşamayı öğrenmeye başlamamız gerektiğini belirtti.

Yönetim kurulu son olarak, “Hükümetimizin bu konuyla ilgili olarak bir an önce nükleer risklerle ilgili bir devlet politikası oluşturması da zorunlu hale gelmiştir” dedi.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 3 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 4

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık