Kıbrıs’tan bir arkadaşlık, yardımlaşma hikayesi; “Garaböcü”

banner37

Eğitimci-yazar Akıle Ruh Ekizoğlu tarafından hazırlanan masal, TUFAD tarafından yayınlandı

Kıbrıs’tan bir arkadaşlık, yardımlaşma hikayesi; “Garaböcü”
banner90
banner99

Murat OBENLER

1924 doğumlu Hamide Nene’nin annesinden dinlediği ve kendisinin de çocukları ile torunlarına anlattığı “Garaböcü” adlı Kıbrıs Halk Masalı, eğitimci-yazar Akıle Ruh Ekizoğlu tarafından tekrardan yoğrularak TUFAD aracılığıyla bugünün çocuklarına sunuldu.


Gelişim psikoloğu ile Talim Terbiye Dairesi’nden onaylı, müthiş görsel çizimlerle desteklenen bir Kıbrıs fabl örneği olan masal, Kıbrıslı kimliğinin kültürel öğelerini günümüz çocuklarına aktarmayı amaçlıyor.
  Yardımlaşma, arkadaşlık, affetmek, cömert olmak gibi evrensel değerlerle dolu kitapta çocuklar içlerindeki ham cevheri keşfe de çıkacak. Çocuklara alternatif zaman geçirme imkanı sağlamayı da amaçlayan masal eğitimin yakından uzağa ilkesi çerçevesinde yerel bir hikayeyi anlatıyor.


Masal doğuş hikayesini hem Akıle Ruh Ekizoğlu’ndan hem de TUFAD Başkanı Arzu Turgay’dan dinledik

Turgay: TUFAD olarak ilk kez bir yazılı yayın çıkardık

SORU: TUFAD olarak bu projeyi nasıl oluşturdunuz ve pandemi döneminde bu süreç nasıl ilerledi?

Arzu Turgay: Kültür Dairesi her yıl Derneklere Yardım Tüzüğü altında ülkedeki STÖ’lere proje bazlı destekler verir. K.T. Halk Dansları Federasyonu’na bağlı derneklerden biri olduğumuz için de her yıl iki proje sunma hakkımız vardır. Genel Sekreterimiz Erçin Selasiye’nin toplantıda bu konuda elinde masallar olan Akıle Ruh Ekizoğlu’nun bir masalını proje olarak sunmamızı önerince herkes kabul etti ve Akıle ile online olarak birkaç toplantı sonrasında projeyi yazılı olarak sunduk. Bu proje ile o hayalini gerçekleştirmiş biz de böylesi bir zamanda kültürümüzle ilgili özellikle çocuklara yazılı bir miras bırakmış olacaktık.

“Birçok sosyal sorumluluk projemiz var ama ilk kez bir kitap çıkardık”

SORU: Bu kitabın dernek olarak ilk kitabınız olması gibi de bir özelliği var sanırım...

Arzu Turgay: Dernek olarak birçok sosyal sorumluluk projemiz (LTB Engelsiz Halk Dansları ekibinin eğitmenliğini üstlendik, Karpaz’da çevreyle ilgili çöp toplama etkinliği, lösemili bir çocuk için kermes organizasyonu) vardır ama ilk kez bir yazılı yayın çıkardık. Gençlerin yaratıcı yönleri ön plana çıkıyor. Bu kitabı derneğimizin ilk çocuğu olarak adlandırırız. Kitaba katkı koyan Kültür Dairesi’ne, Mehmet İlkerli, Psk. Dr. Fatih Bayraktar, Meryem Yıldız ve Okman Printing Ltd.’ye çok teşekkür ederim.

SORU: Pandemi dönemi kısıtlamalar toplumsal ve ekonomik olarak sıkıntıları içinde barındırması yanında sanatçıların, kültür insanlarının kafasındaki, bilgisayarındaki projeleri üretime çevirmesinin zamansal olarak altyapısını oluşturdu. Sizin için de böyle mi oldu bu kitap?

Arzu Turgay: Dernek olarak pandemi döneminde evlerden çiftlerimiz danslar oynadılar ve bu çekimlerle Boğaziçi Üniversitesi’ndeki online yarışmaya katıldık. Gençlerimiz Uluslararası Sanat Solo Dans ve Müzik Yarışması’nda büyük ödülün sahibi oldular. Yine kısa açık yaz döneminde kına gecelerimizi ve LTB ile birlikte TUFAD olarak “Köyden İndim Şehere” etkinliğini yaptık. Bu pandemi herkesin bir nevi öze dönüş, herkesin ne olduğunu anladığı bir süreç oldu.

Ekizoğlu: Hamide Nene, bu masallara ilgi duyup daha da araştırmama neden olan kişidir

SORU: “Garaböcü” Akıle hanım ile TUFAD’ın ortak çocuğu diyebilir miyiz?

Akıle Ruh Ekizoğlu: Aslında Kıbrıs’a mal olan bir çocuk oldu. Bizler faniyiz ama bu kitap kütüphanelerde hep kalacak. Biz bu kitabı çocuklar için uygun mu diye gelişim psikoloğu ile bir süzgeçten geçirdik.

SORU: Kıbrıs masalları yazılı olarak ne kadar geriye gider?

Akıle Ruh Ekizoğlu: Mahmut İslamoğlu, Mustafa Gökçeoğlu, Oğuz Yorgancıoğlu ve Şevket Öznur’un masallarla ilgili bir sürü kaynak çalışması vardır. Ben masallarımıza başka insanların da ilgi duymasını isterim.

Kıbrıs masallarını keşfetmek için 3 arkadaş Nisan 2001’de saha araştırması yapmıştık. Biz masalları araştıran 3 arkadaştık ve o alan araştırmasında Hisarköy’de iri yarı Gorkut Dede hikayeleri çıktı. Bu hikayeleri toparlayıp Has-Der’in Halkbilimi dergisinde yayınladık. Bu masalı ise aynı yıl Şubat ayında Kalavaçlı Hamide Nine’den dinleyip kaydettim. Hamide Nene benim bu masallara ilgi duyup daha da araştırmama neden olan kişidir. Hamide Nene, erkek kardeşi Derviş amca, Peymam Nene ve kendi annemin anlattıklarını da 2010 yılında yine Halkbilimi dergisinde yayınladık.

“Bir eğitimci olarak kültürümüze ait bu öğeleri, sorumluluk duygusuyla çocuklara aktarmalıyım”

SORU: Milli Eğitim’e bağlı örgün eğitimde bizim masallarımız ne kadar kullanılıyor? Bizim ülkenin çocukları “1001 Gece Masalları”, “Ezop Masalları” veya “Nasreddin Hoca hikayeleri” kadar eşit şartlarda kendi kültürünü yansıtan masalları okuyabiliyor mu?

Akıle Ruh Ekizoğlu: Müfredatların içinde yerellik esası vardır. Yakından uzağa eğitimin ilkelerindendir. Yaşadığı çevre, içinde bulunduğu toplum önceliklidir. Çocuk yereli öğrendiği zaman onu bire bir gözlemleme şansı vardır.  Çocuğun bir Kanlıdere’yi öğrenmesi ile yurtdışındaki bir nehri öğrenmesi arasında method olarak çok farklar vardır. Siz bir çocuğu götürüp Kanlıdere’ye indirip orayı gösterirseniz daha iyi öğrenir. Masallarda da bu böyledir. Önce kendi kültürüne ait masalları öğrenen çocuğun ilgileri, öncelikleri de farklı olur. Bu masalda böcek karafatma olmasına rağmen bizde garaböcü diye söylenir. Çocuğa garaböcü daha kendinden, tanıdık gelir. Garaböcücük diyenler de vardır.  Yine bir ninemizden Külkedisi gibi “Küllü Bitta” masalını dinledim. Derviş amca bana “7 Arşın Dişli Dev” masalını anlattı.

banner134

Müfredatta öğretmenlerimiz konuya uygun olan masallarımızı, şiir, tekerleme ve müzik vs. seçer ve programa ekler. Benim öğretmenliğe başladığım 1998’de Dr. Küçük Haftası’nda çocuklara dinletebileceğim Dr. Fazıl Küçük şarkısı bulamazdım. Daha sonraları bu eksiklik hissedildi ve şimdilerde Dr. Küçük ile ilgili şarkılar var.

Mesela anaokulda çocuklara bizim zamanında oynadığımız “Tahta Tahta Ben Var” adlı şarkılı oyunu öğrettik ve bu kuşaklar da keyifle oynamaya başladı.


Çocuklar artık bilgisayar/tabletdeki oyunlara yöneldi. Ben bir eğitimci olarak bilinçli ve planlı bir şekilde kültürümüze ait bu öğeleri bir sorumluluk ve zorunluluk duygusuyla çocuklara aktarmalıyım. Kültür eğitim ile öğrencilere aktarılabilir. MEB öğretmenlerden bu tür programları zaten talep ediyor ve bizler de bunları programlara yerleştiriyoruz. Mesela eskiden folklor oyununu sadece üst sınıflara öğretiyorduk ama artık anaokullara da folklor oynatıyoruz. Her şeyiyle (bindallı, orak, testi vs.) bir Kıbrıs havası yaratarak kültürümüzü çocuklara sevdiriyoruz.

“Garaböcü psikolog onaylı, Talim Terbiye onaylı, görsellikle desteklenen bir Kıbrıs fabılıdır”

SORU: Birçok hikaye içinden Garaböcü’yü seçmenizin sebepleri nedir?

Akıle Ruh Ekizoğlu: İlk başta heyecanla elimdeki hikayeleri alıp geldiğimde karşımda heyecanla, ışıldayan gözlerle bana bakan insanlar gördüm ve bu projeye hep beraber sahip çıkıldığını görmek bana güç verdi. Okulda hep “Niye bizim de çocuklara okutacak kendi masal kitaplarımız yok?” diye sorardım. 


Burada eğitimci edebiyat hocaları arkadaşlarla da konuştum ve bu kitapta Kıbrıs ağzını sadece diyaloglarda kullandım çünkü 1. sınıf bir çocuğa Türkçe dilini kurallı bir şekilde öğretmeye çalışırken Kıbrıs ağızındaki devrik cümlelerle dolu bir kitap sunmak istemedim. Ama dilimizin kaybolmasını istemediğim için bu ağızı kullandım. Bu masal bir fabl örneğidir. Fabl insanlara ahlaki bir ders vermek amacıyla oluşturulan hayvanlar ve insan dışı varlıkların kullanılarak üretilen hayal ürünü kısa hikayelerdir. Buna La Fontaine’nin, Ezop’un Masallarını gösterebiliriz. Bu da bizim fabl’ımızdır. Bu masalın kaynak kişisi olan Hamide İbrahim(Hamide Nene) ve onun gibi çınarlarımıza teşekkür borcumuzdur. O da annesinden öğrenmiş ve bana anlattı. Ben de anlattıklarını not ettim ve her seferinde anlattıklarını da ekleyerek birçok masalı bilgisayara aktardım.


Şiddete karşı bir insan olarak eğitimci kimliğimle bir gelişim psikoloğundan görüş aldım ve şiddete karşı özendirici bir unsur içermediği konusunda Psk. Dr. Fatih Bayraktar görüş verdi. Daha sonra da Talim Terbiye Dairesi’nin onayından geçirerek kitabın anaokulu/ilkokullarda kullanımı için uygunluk aldık. Görsellikle desteklenen masalın çok daha etkili olduğunu bildiğim için özellikle anaokullarda da kullanılması için masalı resimledik. Mehmet İlkerli hocamız tüm illistrasyon ve resimlemeleri yaptı.

“Masal çocukların yaratıcılıklarını ve içindeki ham cevheri keşfetmelerine yardımcı oluyor”

SORU: Bu sıçan ve garaböcü çocuklara ne kadar dokunuyor? Kitapta bunun için nasıl bir yöntem uyguladınız?

Akıle Ruh Ekizoğlu: Buradaki hayvan karakterlerde hem kişileştirme hem de konuşturma özelliği var. Buradan öğrenciler bir ders çıkartsın istedik ve bu yüzden masalın sonuna “Buradan ne anladık?” sayfası ekledim. Yaratıcı özelliklerini kullanmaları için de buradan ne gibi yeni masallar üretebileceklerini soruyoruz. Çocuklardaki ham cevheri keşfetmek gerekir. Anne babaların da görevi onları desteklemektir. Ben bu kitabın ulaştığı her çocuğa bu katkıyı yapmak istedim.


Buradaki sıçan ve garaböcünün hikayesinin içinde çoban, çiftçi, eşek, öküz gibi karakterler de vardır. Masal sürpriz bir sonla biter.

“Affetmek, cömertlik gibi evrensel değerlerle dolu bir hikaye”

SORU: Bu masalda iyi-kötü karakterler var mıdır?

Akıle Ruh Ekizoğlu: Masalların içerisinde genelde evrensel doğrular, değerler (iyi/kötü, güzel/çirkin vs.) vardır. Affetmek veya cömertlik evrensel bir değerdir.
 

SORU: Bu kitapta ülkedeki çocuklara öğreteceğimiz hangi kültürel değerlerimiz vardır?

Akıle Ruh Ekizoğlu: Dil olarak Kıbrıs ağzı var, figür olarak dağarcıklı, elinde topuzu ile çoban var, çift değneği (çift çıbığı) olan çiftçi var, bitta var. Burada kültür yoluyla asıl Kıbrıslı kimliğimizin farkına varmasını arzuluyorum.


Eğitim boyutunda yardımlaşma var, arkadaşlık var, birbirine zarar vermeme var. Burada çocuklar kitap okumayı sevdirmeyi amaçlıyorum. Çocuklara alternatif zaman geçirme imkanı sağlamayı amaçlıyorum. Eğitici ve geliştirici bir masal olan Garaböcü’de çocukların yanı sıra yetişkinlere dersler de vardır.  7’den 77’ye okunacak bir masaldır. M.Ö. 600’lü yıllarda yaşayan fabl üstadı Frigyalı Ezop baskıcı yönetimle alakalı düşüncelerini anlatmak amacıyla fabllar yazmaya başlamış.


Yıllar önce Tuncer Bağışkan’ın bir ders sırasında bize söylediği “Kültür akışkan ve yapışkandır” cümlesinden çok etkilendim. Kültür nesilden nesle akıp gelen bir su gibi olma özelliği vardır (su da bazen kirlenir, yönü değişir vs.). Kültür ayrıca toplumdan topluma, insandan insana, farklı kültürden kültüre aktarılan etkilenen ve yapışan bir şeydir. Masallarla ilgili değişkenlik de söz konusudur. Masal anlatıcısı masala ekleme yapar, süsler, renklendirir vs. Masal anlatıcıları zaten kaynaktan aldığı gibi bire bir söylememesi gerektiğini söylüyor, masalı öğren, yüreğinde, beyninde yoğur ve ona göre anlat diyor. Müzisyen, besteci, şef Türkay Altay hocamız da bizim müziklerin Trakya yöresindeki müziklere benzerliği konusundaki soruma “Bu insanlar 1571’de bu adaya göçtüklerinde bavullarına giysisinin yanına masalını, müziğini ve müzik aletini de koyarak getirdi” diye cevap verdi. Göçler vesilesiyle kültür bir yerden başka bir yere aktarılır, etkileşime girer. Bu doğal akıştır. 


Bu gelenlerin yanı sıra burada yaşayan halkın da kültürü, müzikleri vs. uzun yıllar içinde etkileşime girerek karıştı ki Kıbrıs’a ait bir kültür oluştu. Bu masal da onun bir ürünüdür. Ben bu masalın farklı bir varyantına Türkiye’de ulaştım. Buna benzer bir masal Rum toplumunda var mıdır? diye de merak ediyorum.


Arzu Turgay: TUFAD olarak masalın iki veya üç dilli olması hedefimiz de vardır ama yine pandemi bizi engelledi.

“Atölye çalışmaları ve masal okuma etkinlikleri ile 6 bölgeye ulaşma hedefi var”

SORU: Bu kitapla ilgili hayalleriniz ve hedefleriniz nelerdir?
 

Arzu Turgay: 6 bölgemize de ulaşıp bu kitabı çocuklara ulaştırmak istiyoruz. Masal okuma etkinlikleri yapmak istiyoruz. Bir tercüman ile bu masalı belki Kıbrıslı Rum toplumuna da aktarabiliriz. Partnerimiz Vassilica Derneği ile bir şeyler yapabiliriz. Bu konu hakkında atölye çalışmaları da yapmayı istiyoruz. Akıle Ruh Ekizoğlu: Kültür Dairesi’ne sunduğumuz projede kitap basımı ve ardından da çocuklara yönelik kendi masallarını yazma atölyeleri yapmak da vardı. Pandemi sonrası da bunu yapmak istiyoruz. Umarım okuru çok olur ve bu masal(lar) nesilden nesle aktarılır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75