KKTC’de vergi denetimi yetersiz

banner37

Ekonomist, vergi uzmanı Kemal Özçakır, KKTC’deki vergi gerçeğini KIBRIS’a değerlendirdi:

banner87
KKTC’de vergi denetimi yetersiz
banner99

“BEYANIN DOĞRU YAPILIP YAPILMADIĞI KONTROL EDİLMELİ”… Ekonomist, vergi uzmanı Kemal Özçakır, ülkedeki kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması için denetim yapılması gerektiğini söyledi. Özçakır, denetimin genel anlamda gelirlerin artırılması, dar anlamda ise vergi incelenmesi olduğunu anlattı ve denetimin, bir işin doğru ve yöntemine uygun olarak yapılıp yapılmadığının kontrolü anlamı taşıdığını ifade etti

“SUÇ GELİRİ OLARAK KARŞIMIZA ÇIKABİLİR”… Özçakır, her ülkede olduğu gibi KKTC’de de öngörülen yasal çerçevenin, devlet sisteminin sınırları olduğunu belirtti ve “bu sınırlar dışında oluşan vergi dışı piyasa ekonomisi içerisindeki ekonomik aktivitelerden, gayri resmi bir sistem boyutunda kontrol edilemeyen gelir, zaman zaman bir suç geliri olarak da karşımıza çıkabilmektedir” dedi

Ceren ÖZBİL

Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) de ciddi oranda kayıt dışı yani resmi istatistiklere yansıtılmamış ve neyi öngördüğü bilinmeyen ekonominin varlığından söz ediliyor.

Özellikle her vergi listesi açıklandığında kayıt dışı ekonomi konusundaki tartışmalar daha da alevleniyor.

Vergi listelerinde açıklanan oranların gerçeği yansıtmadığı ve bazı kişilerin gelirini düşük gösterdiği tartışmaları yaşanıyor.

Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne konuşan ekonomist, vergi uzmanı Kemal Özçakır, ülkedeki kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması için denetim yapılması gerektiğini söyledi.

Özçakır, denetimin genel anlamda gelirlerin artırılması, dar anlamda ise vergi incelenmesi olduğunu anlattı.

“Beyanın gerçekçiliği yasal çerçevede yapılmalı”

Denetimin, bir işin doğru ve yöntemine uygun olarak yapılıp yapılmadığının kontrolü anlamı taşıdığına işaret eden Özçakır, “Beyana dayalı bir vergi sistemini esas kabul ettiğimize göre, bu beyanın gerçekçiliğinin ve yasal çerçeve içerisinde yapıldığının ciddi anlamda denetlenmesi, yaptırımcı ve hükmedici konumundaki devletin en başta gelen görevleri arasında olmalıdır” dedi.

“Kontrol edilemeyen gelir, karşımıza suç geliri olarak çıkabilir”

Özçakır, her ülkede olduğu gibi KKTC’de de öngörülen yasal çerçevenin devlet sisteminin sınırları olduğunu belirtti ve şöyle konuştu:

“Bu sınırlar dışında oluşan vergi dışı piyasa ekonomisi, içerisindeki ekonomik aktivitelerden gayri resmi bir sistem boyutunda kontrol edilemeyen gelir, zaman zaman bir suç geliri olarak da karşımıza çıkabilmektedir.

Devlet, sistem dışındaki bu ekonomiyi, sistem içerisine çekebilmek için yaygın yoğun ve etkin bir mücadele sürdürmelidir.

Bu mücadelenin en önemli yöntemlerinden biri de denetimdir. Vergi bir maliye politikasıdır.

Devlet, maliye politikası ile ekonomik ve mali hedefler belirler ve bu hedeflere ulaşılabildiği oranda, yerleşmiş ve sağlam temellere oturmuş bir ulusal politikadan bahsedilmesi mümkün olabilmektedir”.

“Hem haksız rekabete yol açabilir,

hem de vergide dengeleri bozabilir”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, her alanda olduğu gibi, vergide de devletin, denetim fonksiyonunu yerine getirebilmesinde zaman zaman zafiyet yaşadığı gerçeğinin ortada olduğunu kaydeden Özçakır, “Bunu iyi gözlemleyen bir kısım gerçek ve özellikle tüzel kişi statüsündeki vergi yükümlüsü, devletin çizdiği yasal çerçeve dışına çıkmakta ve belki de devlet kontrolünde olan kayıt altındaki ekonomi hacmine yakın bir vergi dışı piyasa ekonomisi yaratıp, hem rekabet unsurunu ortadan kaldırmakta, hem de vergide dengeleri bozmakta ve toplum nezdinde verginin adalet boyutunun tartışılır hale gelmesine sebebiyet vermektedirler” dedi.

“Bazı siyasi partiler, kendi iç

paketimizi oluşturmamız gerektiğini savunuyor”

Özçakır, ülkede, başta ana muhalefet partisi olmak üzere bazı muhalif partilerin, Türkiye ile imzalanan Ekonomik ve Mali İş Birliği Protokolü’ne ilaveten, toplumsal bir mutabakat sağlanması suretiyle kendi iç paketimizi de yayınlamamız gerektiğini ifade ettiğini hatırlattı ve şöyle devam etti:

“Muhalif partiler, TC-KKTC Ekonomik ve Mali İş Birliği Protokolü’nde öngörülen bazı maddelerin bir boşluk ve eksiklik yaratacak nitelikte olduğu yanında, protokolde de ekonomik alt yapımız ile pek de bağdaşmayan maddeler olduğunu ileri sürmektedirler.

Bu noktadan hareketle ülkemiz gerçekleri dikkate alınarak uygulanabilir ekonomik ve mali paketin hazırlanıp yürürlüğe konmasının gerekliliği üzerinde ısrarlı olmaktadırlar.

Ana muhalefet partisi Lideri Sn. Tufan Erhürman, bir iç paket hazırlanması gerektiğine ilişkin görsel ve yazılı basında yapmış olduğu açıklamalarında, şimdiye kadar insan aracılığı ile yapılan vergi denetimlerinde doğru dürüst netice alınamadığını belirtmiştir.

Vergiyi düşürerek E-Vergi projelerinin de hayata geçmesi ile birlikte vergi kayıp ve kaçaklarından kurtulmanın mümkün olacağını ve bununla birlikte vergiye ilişkin kaynaklara ulaşarak gelirlerinin reel hale geleceğini ifade etmiştir.

Sn. Erhürman şimdiye kadar insan aracılığı ile yapılan denetimlerden, yani yükümlü nezdinde bil fiil yapılan genel denetim ve vergi incelemelerinden doğru dürüst netice alınamadığını açıklarken, kısıtlı imkânlarla çalışan, yeterli sayıda eğitimli personeli olmayan ve bunun sonucunda yaygın-yoğun ve etkin denetim fonksiyonu zaman zaman kesintiye uğratılan siyasi karışmacılığın söz konusu olduğu Gelir ve Vergi Dairesi’nden denetimlerle ilgili nasıl bir netice beklentisi içerisinde olunduğunu da açıklaması gerekirdi”.

“Sadece mali boyutu değerlendiriliyor”

Özçakır, vergi denetiminin mali, ekonomik ve sosyal amaca yönelik olarak yapılmakta olduğunu söyledi ve Erhürman’ın söz ettiği denetimin sadece mali boyutu ile değerlendirmekte olduğunu belirtti.

Denetimle bütçe dengesinin sağlanamayacağını kaydeden Özçakır, caydırıcılığın ön planda olup, vergi yükümlüsünün gönüllü uyumu ile vergi tabanının genişletilmesi ve ekonominin kayıt altına alınmasında katkının söz konusu olduğunu belirtti.

“Vergi oranlarının düşürülmesi, vergi kayıplarını körüklerdi”

Ülkede 1985 yılına gelinceye kadar kurumlar açısından uygulanan Kurumlar ve Gelir Vergisi’nin toplam oranının yüzde 48 olduğunu belirten Özçakır, ekonomi çevrelerinin bu oranın yüksek olduğuna ilişkin itiraz, eleştiri ve talepleri sonucunda 1985 yılından başlayarak yıllar itibarı ile yapılan düşüşler sonucunda bu oranın yüzde 25 olduğunu söyledi.

Özçakır, “Daha gerçekçi beyanların yapılabilmesi amacıyla düşürülen bu vergi oranları, bırakın gerçekçi beyan sunulmasını, vergi kayıp ve kaçağını körüklemiştir” dedi.

Burada göz ardı edilenin, devlet hizmetlerinin yerine getirilmesi ciddiyeti ve vergi ödevini yerine getirmedeki istekliliğin seviyesi, yani vergi bilincinin düzeyini oluşturmuş olduğunu söyleyen Özçakır, şunları kaydetti:

“E-devlet kapsamında E-vergi projelerinin hayata geçmesi ile vergiyi doğuran bütün kaynakların elektronik ortamda tespiti ile gelirlerin reel hale geleceği, iktidar ve muhalefetin yani siyaset kurumunun beklentisi haline gelmiştir.

Günümüz dünyasında ABD ve gelişmiş bazı AB ülkelerinde, vergide bilgisayar destekli işlemler, yani otomasyona tam anlamıyla geçiş söz konusudur.

Bu ülkeler, otomasyona geçiş ile ilgili idari ve teknik projelerini hayata geçirmişlerdi.

KKTC’de E-devlet kapsamında hazırlanan E-vergi projeleri yıllardır konuşulmaktadır.

Sadece Motorlu Araçlar Mukayyitliği’nde 2019 yılı sonu itibarı ile tam olarak otomasyona geçileceği hedeflenmektedir.

TC-KKTC Ekonomik ve Mali Protokolü’nde de bu madde yer almaktadır”.

“Yasalar tadil edilmeli”

Özçakır, E-devlet kapsamında geliştirilen projelerin uygulanabilmesi için öncelikle gelir kaynaklarının elde edildiği devlet kurum ve kuruluşların yasalarının tadil edilmesi ve otomasyon sistemine geçişe uygun hale getirilmesi gerektiğini kaydetti.

Bu yapıldıktan sonra Gelir ve Vergi Dairesi’ne bilgi akışını sağlayacak entegre sistemin geliştirilebileceğini belirten Özçakır, şöyle konuştu:

“E-vergi kapsamında 2020 yılında vergi beyanlarının elektronik ortamda sunulması hedeflenmektedir.

E-devlet kapsamında E-vergi ile ilgili idari ve teknik projelerin orta ve uzun vadede gerçekleşebileceği dikkate alındığında, bu süre içerisinde gerçekleşen kısmi mevcut otomasyonun sistemin emrine verilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.

Gelir ve Vergi Dairesi, kısmi otomasyona geçen diğer kamu kurum ve kuruluşlardan, vergi yükümlüleri ile ilgili kaynaklara bir-iki gün içerisinde ulaşabilmektedir”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96