KKTC’nin 48,5’i plansız

banner37

Ülkemizin yüzde 51,5’inin planlı, geri kalanın plansız olduğunu vurgulayan Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Üyesi Berkay Ramiz, plansız kesimler için adımlar atılması gerektiğini kaydetti

banner87
KKTC’nin 48,5’i plansız
banner99

“PLANLAMA ÜLKENİN TÜMÜNDE OLMALI”… Şehir planlamasının ülkenin her yerine götürülmesi gerektiğini ve yapılan planların değiştirilmeden uygulanması gerektiğini vurgulayan Şehir ve Bölge Plancısı Berkay Ramiz, ülkemizin yüzde 48,5’lik kesiminin plansız olduğunu ve planlamanın ülkenin her yerinde olması gerektiğinin altını çizdi.

“İSTİHDAM YAPILMIYOR”… Ülkemizde bulunan şehir plancıları için en son 2008’de kadro açıldığına dikkat çeken ve 11 sene sonra Şehir Planlama Dairesi tarafından bir kişilik kadro açıldığını belirten Ramiz, dairede kadrolu olarak çalışan plancıların iki elin parmak sayısını geçemeyeceğini ifade ederek, şehir plancıları için ciddi şekilde istihdam yapılması gerektiğini vurguladı.

Erol KANLIADA

Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Şehir ve Bölge Planlayıcısı Berkay Ramiz, KKTC’nin sadece yüzde 51,5’inin planlı, geriye kalan 48,5’inin ise plansız olduğunu açıklayarak, ülkenin tümünün planlı olması gerektiğini belirtti.

İmar Yasası’ndan sonra ilk yapılması gerekenin Ülkesel Fizik Plan çıkarmak olduğunu ancak bizim ülkemizde Ülkesel Fizik Plan’ın en son 2015 yılında yürürlüğe girdiğinin altını çizen Berkay Ramiz, onun da, sektörel plan ve 5 yıllık kalkınma planları olmadığı için, sektörel kararlar ile makansal kararları oluşturan raporlarla çıkarıldığını kaydetti.

KKTC genelinin, yüz ölçüm olarak 173 bin hektarlık alanının planlama kontrolu altında bulunduğunu belirten Ramiz, Ülkesel Fizik Plan’ın 2015’te çıkarıldığını, 2015’e kadar yapılan planlar da olduğunu, ancak bundan sonra yapılacak planların Ülkesel Fizik Plan ışığında yapılası gerektiğini ve bu planların 20 yıllık gelişmeyi öngörmeye yönelik planlar olması gerektiğinin altını çizdi.

Ramiz, şehir planlamasının ülkenin her yerine götürülmesi gerektiğini ve yapılan planların da değiştirilmeden uygulanması gerektiğini söyledi.

“Ülkenin yüzde 48,5’lik

kesimi plansızlık içinde”

Adanın kuzeyindeki, 96 bin hektarlık alanının emirnamelerin, 77 bin hektarlık alanının da imar planlarının kontrol ettiği alanlar olduğunu ve bunun da ülkenin yüzde 51,5’ine denk geldiğine vurgu yapan Ramiz, geriye kalan 162 bin hektarlık alanın ise yüzde 48,5’e denk geldiğini ve kalan bu kısmın plansız olduğuna dikkat çekti.

Planlama kontrolu altında olmayan alanlar için Fasıl 96 Yollar ve Binalar Yasası olduğunu ve bu yasanın altındaki tüzüklerin bulunduğunu ifade eden Ramiz, “Maalesef bu 48,5’lik bölgede planlama kontrolü yok ve bu yasaya göre isteyen istediği yere bina dikebiliyor. Bu da plansızlığı ve çarpık yapılaşmayı getiriyor” dedi.

Girne için yapılan ilk emirnamenin 2007 Ocak’ta yürürlüğe girdiğini belirten Ramiz, bu planın 2007 Kasım’da değişikliğe uğratıldığını, bunun üzerine 2009’da, 2010 Mart, 2010 Kasım, 2013 ve 2016’da değişikliğe uğradığının altını çizdi.

Girne’deki yaygın gelişmeyi durdurmak için 2007’de yapılan Emirnamenin defalarca değişikliğe uğraması sonucunda şehrin bu hale geldiğini savunan Ramiz, “Girne’de insanlar artık nefes alamıyor, tabii alamaz, çünkü zamanında bir sürü gereksiz değişiklikler yapıldı” dedi.

Ramiz sözlerine şöyle devam etti:

“Planlama kontrolu altında olmayan alanlara örnek vermek gerekirse, ovaların ortasına yapılan üniversite veya şehirler arası bölünmüş anayol üzerine yapılmış benzin istasyonlarına bakılabilir. Güney Kıbrıs’ta ve başka ülkelerde olmak üzere, anayoldan benzinci veya restorana direkt yol yok. Ya ayrılma şeridi ile çıkışı “Exit” yapılır ya da servis yolu yapılır ve gelişme onun üzerine verilir, direkt dönerkenden mekâna giremezsiniz.

Mesela tarlası olan vatandaşların büyük bir kısmı üretim yapmak yerine apartman yapmak istiyor. Böylece tarımdan alamayacağı parayı, diktiği binadaki daireleri satarak veya kiralayarak kazanmak istiyor.

Bu durumun ülkeye yararı yok, üretmek gerekiyor, ülke olarak üretmemiz gerekiyor ama insanlar da haklı.

İnsanlar, evlatlarına bir şeyler bırakmak istiyor ve daha fazla para kazanabileceği tercihe yöneliyor.”

“Planlama ülkenin

her yerinde olmalı”

Ülkemizin yüzde 48,5’lik plansız kesimi için adımlar atılması gerektiğini vurgulayan ve planlamanın ülkenin her yerinde olması gerektiğini belirten Ramiz, bu yapılırken de emirnamelerin sürekli değişikliğe uğramaması gerektiğini ve emirname yerine imar planlarının yapılması gerektiğini söyledi.

Şehir Planlama Dairesi’nin de çok ciddi güçlendirilmesi gerektiğini dile getiren Ramiz, özellikle belediyelerin şehir plancısı alarak kadrolarını bu yönden güçlendirmesi gerektiğini vurguladı.

Ramiz, ülkemiz şehirlerinin daha iyi planlanabilmesi için her şehri ayrı ayrı inceleyecek, iyi bir şehir planlama kadrosunun bulunması gerektiğine dikkat çekti.

Öte yandan, şehir plancılarının işinin kolaylaşması ve daha doğru planlar üretebilmek için tarım, yüksek eğitim ve turizm gibi ana ekonomik sektörlerin yasa, plan, hedef ve stratejileri olması gerektiğini söyleyen Ramiz, bunların eksikliğinde bu yükün kendi üzerlerine kaldığını ve bunun doğru olmadığına dikkat çekti.

Ramiz, 5 yıllık kalkınma planlarının yapılması gerektiğini, ancak bunun maalesef en son 1993-1997 yılları için yayınlandığının altını çizdi.

Ramiz, sözlerine şöyle devam etti:

“Sektörel gelişmelerin nasıl olacağı bu noktalarda tartışılmalı ve sonuçlandırmalı, imar planları ise bu kararların mekâna yansımasını öngörmeli. Ancak o zaman daha kabul edilebilir imar planları ortaya çıkabilir.

Örneğin Tarım Dairesi’nden aldığımız görüşe göre 1’inci, 2’nci ve 3’üncü sınıf tarım topraklarının hatta 4’üncü sınıfın tarım topraklarının da bir kısmının gıda güvenliği nedeni ile korunması gerektiği söyleniyor. Ancak bunu öngören bir yasa veya plan yok. Tarımcıların koruması gereken toprakları imar planlarında biz korumaya çalışıyoruz ve hal böyle olunca insanlar tepkilerini tarımcılara göstermek yerine biz şehir plancılarına gösteriyor.”

“Şehir plancıları

istihdam edilmiyor”

Ülkemizde bulunan şehir plancıları için en son 2010’da kadro açıldığına dikkat çeken Ramiz, 9 sene sonra Devlet Planlama Dairesi tarafından bir kişilik kadro açıldığını vurguladı.

Dairede kadrolu olarak çalışan plancıların iki elin parmak sayısını geçemeyeceğini kaydeden Ramiz, geçici çalışanlar da dâhil olmak üzere 10 plancı bile bulunmadığını söyledi.

Ramiz, “Artık yeni şehir plancıları için daha fazla istihdam açılmalı, çok önemli bir mesleğe sahibiz ama gereken önem gösterilmiyor” dedi.

Şu anda, daire personeli olarak Mağusa, İskele ve Yeniboğaziçi İmar Planı’nda iki, Dikmen İmar Planı’nda bir, Lefke İmar Planı’nda bir plancı bulunduğunu belirten Ramiz, “Peki geri kalan bölgeleri kim yapacak? Üstelik bir kişi ile planlama mı yapılır?” diye sordu.

Ramiz, şu anda Girne ve Gönyeli Belediyesi dışındaki tüm belediyelerde şehir planlamacısı bulunmadığına, bu 2 belediye dışında sadece Dikmen, Lefke ve Mehmetçik belediyelerinin geçici süre için imar planlarında çalışmak üzere sözleşmeli olarak Şehir Plancısı istihdam ettiğine dikkat çekti.

Ramiz, adanın en büyük belediyesi olan Lefkoşa Türk Belediyesi’nde bile şehir plancısı olmadığını ve durumun böyle de anlaşılabileceğini söyledi.

Özellikle Lefkoşa başta olmak üzere çoğu belediyelerde plancı olmaması nedeniyle meydan çalışması ve meydan genişletmesi gibi hayatımıza dokunacak alt ölçek çalışmalarının olmadığına dikkat çeken Ramiz, bu işlerin şehir plancısı veya kentsel tasarımcı tarafından yapıldığını söyledi.

Adanın kuzeyinde olan ve planlı yapılan kısımlarda da bazen aksaklıklar yaşanabileceğini vurgulayan Ramiz, “En azından bu kısımlarda yasal mücadele verebiliyoruz, fakat diğer plansız yerlerde insanlar bize ‘benim burada koçanım var’ diyor ve istediğini yapabiliyor” dedi.

Ramiz sözlerini şöyle tamamladı:

“Dünya’nın en değer gören mesleklerinden biri olmasına rağmen 4 senelik eğitim hayatı sonrasında iş bulma sıkıntısı var. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu bile göreve gelir gelmez şehrin başına bir şehir plancısı getirdi. Bizdeki belediyelerde çalışan plancı sayısı ise bir elin parmak sayısını geçmiyor.

Maalesef doktora yapıp bu mesleği icra edemeyenler var ve insanlar artık bu mesleği yapmak veya bunun okulunu okumak istemiyor. İnsanlar haklı, çünkü dairenin 10 yılda bir kadro açmasını mı bekleyecek?

Sırf bu yüzden başka mesleklere yönelen meslektaşlarım var.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96