banner6

Kliridis'in önceden gördüğü çukurun içindeyiz

banner37

Eski bakan Kostas Themistokleus oyalama için Cumhurbaşkanı Anastasiadis’e eleştirilerde bulundu

Kliridis'in önceden gördüğü çukurun içindeyiz
banner150 banner151 banner143

Eski Rum Bakan Kostas Themistokleus, “Kıbrıs’ta çözümü oyaladığı”’ nı savunduğu Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis'e sert eleştirilerde bulundu.

“Kliridis’in önceden gördüğü çukurun içindeyiz” diyen Themistokleus, “Eğer Anastasiadis’in beş yılı çözüm olmadan sona ererse kayıp bir beş yıl olarak kaydedilecek. Anastasiadis’in şu andaki adımları Leyleğin Geciken Adımları’na benziyor. Kararlılığını, inanılırlığını gösterecek bir şey yapmıyor” dedi.

Themistokleus “Politis” gazetesine verdiği röportajda, “Sadece 2-3 ay kaldı. Seçim öncesi kampanyalar içerisinde Kıbrıs Sorununu çözemezsin ve görülüyor ki cumhurbaşkanı zaten başlamış olan seçim öncesi atmosfere karışmamış değildir. Cumhurbaşkanı Anastasiadis’in görev süresinin sona ermesine sadece birkaç ay kala Kıbrıs Sorunu konusundaki olayların bugün olduğu noktaya ulaşmasına izin vermeyeceğine dair pek çok umut taşıyordum.  Çok kısa bir zaman içerisinde konuyu kapatabileceğini değerlendiriyordum” diye konuştu.SORU: Kıbrıs Sorununun çözülmemesinin

sorumluluğunu Cumhurbaşkanı Anastasiadis’e mi yüklüyorsunuz?

CEVAP: Sayın Anastasiadis çok değerli bir zamanı kaybetti.  Evet, Hristofias’ın kendisine bıraktığı çok kötü hatta sefalet içerisinde bir ekonomi teslim aldı, fakat Kıbrıs Sorunu konusunda yanlış başladı. Hiç kimsenin hatırlamadığı ortak bir açıklama için bir yıl boşa harcadı, müzakereci atamak için adım attı, Kıbrıs Sorunu konusunda bazı durumlarda destek olmak yerine sürece engeller yaratan bir sürü grup ve komite kurdu. Ayrıca Mağusa için çok zaman kaybetti, baştan beri Maraş’ın açılması konusunun olmadığını biliyordu. Ayrıcaönümüzde olan gerçek olasılıkları görmezden gelerek geliştirilmiş bir Annan Planı söyleminde kendi kendinin tuzağına düştü. Savaşı biz kazanmadık. Talep ettiğimiz tüm şeyleri niye bize diğer taraf sunsun?  Pek çok kişi hatırlamayabilir fakat Cumhurbaşkanı Kliridis 2004 referandumu öncesinde “hayır”ın bizi ölçülemez derinlikte bir çukura atacağını söylemişti. Bugün maalesef bu noktadayız. Kıbrıs Sorunu konusunda başka bir düşünce bize  AB’ne katılımımızdan hemen sonra Avrupa çözümünün geleceğini söylüyordu. Avrupa çözümü nerede? Eğer gerçekten Kıbrıs Sorununu çözmek isteseydik Sorunun sorunlarına realist bir yaklaşım sergileyeceğimizi destekliyorum. Ayrıca Tasos Papadopulos’un kendisi de Annan Planında bir dizi değişiklik sundu. Bugün garantiler ve güvenlikle ilgili tüm söylediklerimizin 2004’te önerdiklerimiz olduklarını size hatırlatıyorum.

SORU: Cumhurbaşkanının kamuoyunu ölçmesi mantıklı mı? Önceden her şey reddedileceğini gösteriyorken bir anlaşmayı referanduma sunmasının nedeni var mı?

CEVAP:  Eğer seçildiği andan itibaren çözüm zamanı ile ilgili atmosferi işlemezsen son anda kamuoyunu ikna edeceğini nasıl beklersin. Her şey burada tamamlanıyor. Eğer iktidarda isen ve Kıbrıs Sorununun çözümü için planın varsa, bu yönde çalışman ve kritik kararların son iki ay öncesinde halkı önceden hazırlamayı beklememen gerekir. Olaylar olduğu gibi değildir. Çözüm atmosferine bir kala değil çok önceden ön hazırlık yapılması gerekir.  Herkes eğer “evet” kazanırsa Erdoğan’ın Kıbrıs Sorunu konusunda daha mantıklı olacağını umut ederek 16 Nisan’daki Türk referandumunun gerçekleşmesini bekliyor.

Türkiye bundan bir buçuk ay önce seçin öncesi kampanya dönemine girdi. Cumhurbaşkanı Anastasiadis’in dört yıldan beridir iktidarda olduğunu sizlere hatırlatırım. Sonuç olarak Kıbrıs Sorununun rahat bir zaman içerisinde ele alınması için yeterince zamanı vardı. Ayrıca cesaretli bir şekilde size söylemek isterim ki ben Kıbrıs Sorununun anahtarının Ankara’da olduğu görüşünü benimseyenlerden değilim. Kıbrıs Sorununun anahtarı Lefkoşa’dadır. Hiçbir şekilde Ankara’nın Kıbrıs Sorunundaki rolünü küçümsemek istemem fakat parantez içerisinde söylemek isterim ki biz kendimizin Ankara’yı müzakere masasına getirmeyi başardığımız iki durumda da – başlangıçtan beri bu Cumhurbaşkanı Anastasidis’in isteğiydi – her şeyi berbat ettik. Kendisinin nitelendirdiği şekilde başarı – Mavroyiannis Ankara’da ve Özersay Atina’da – yarım kaldı, hükümsüz bıraktık. Neden?... Görülüyor ki, yakın geçmişte Cenevre’de de olduğu gibi Türkiye’yi karşımızda görür görmez firar ettik. Sonuç olarak, diyoruz ki Türkiye’yi görüşmecimiz olarak istiyoruz fakat her iki durumda da, çabanın devamının olmamasına hazırlandık. Bunları uluslar arası topluluk haklı göremez. İşin özü Türkiye bizim karşımıza geldiği an gerek bizim kendi girişimlerimizden gerekse de diğerlerinin girişimlerinden durumu çıkmaza götüren nedenler yaratılıyor.

SORU: Neden Cenevre’de firar ettiğimizi söylüyorsunuz? Çünkü müzakere masasına mantıksız talepler koyan Çavuşoğlu idi.

CEVAP: Size Cenevre’de ne olduğunu tam olarak hatırlatayım. Ben, Kotzias’ın hiç kimsenin böyle bir şey beklemediği bir anda basın toplantısı yaptığını, jet lag’tan bahsettiğini, sürecin Kıbrıslılar olmaksızın devamına değindiğini, saçmalıklar yarattığını ve Cenevre toplantısının ertelenmesine değindiğini hatırlıyorum. Ayrıca size Kotzias’ın daha sonra geri çektiği non paper ile veya uluslararası toplantı öncesi ortaya koyduğu sorunlar ile kendisinin uluslararası toplantı başlamadan önce sorunlar yarattığını hatırlatırım. Bu nedenle kendi sorumluluğumuzu da görmemiz gerekir. Çavuşoğlu veya Türkiye, Çavuşoğlu aracılığıyla bazı sorunlar ortaya koymuş olabilir fakat biz bu nedenle oradaydık, bunları tartışmak için.

SORU: Bugün, Türkiye’de tüm olanlar ve Erdoğan’ın bilinen davranış/açıklamaları varken, Kıbrıs Sorununun çözümü için koşullar yeterince oluştu mu?

CEVAP: Bugün ve uzun yıllardır bunları söylüyoruz. Yani zamanında hareket etmemiz gerektiğini. Şimdi Türkiye’nin AB ile ters, karşı olduğu ve katılım süreci ile ilgili en az beklenti ve umutların olduğu bir noktadayız. 1999 yılında Türkiye’nin Kıbrıs ile birlikte AB’ne katılabilecek ülke olarak değerlendirildiğini hatırlıyorum. Bugün 1999’daki ve sonrasındaki Kıbrıs ve Türkiye’yi ilgilendiren ortak kararlardan uzağız. Bu nedenle dün çözüm dedik. Kıbrıs Sorunu bundan çok uzun yıllar önce, olaylar uluslararası boyutta çok daha iyiyken, Avrupa-Türkiye ilişkileri çok daha iyiyken ve AB Türkiye’ye etki edebilirken çözülmeliydi. Zaman kaybedildi ve eğer daha zaman kaybedilirse olaylar çok daha kötü olacak. O halde tekrarlıyorum ki, önümüzde Kıbrıs Sorununda çözüme ulaşmamız için çok az zaman var. Ve ilerlemeden bahsetmiyorum, çözümden bahsediyorum. “Eğer Anastasiadis’in beş yılı çözüm olmadan sona ererse kayıp bir beş yıl olarak kaydedilecek. Ve mevcut çözüm süreci sona erecek. Bir sonraki çözüm arayışı eğer böyle bir olanak olursa “kadifeden ayrılık” şeklinde olacak. Anastasiadis’in şu andaki adımları ‘Leyleğin Geciken Adımları’na benziyor. Kararlılığını, inanılırlığını gösterecek bir şey yapmıyor.

Güncelleme Tarihi: 03 Nisan 2017, 11:06
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110