Konfederasyon ya da iki devletli model

banner37

KIBRIS’a konuşan UBP Milletvekili Hasipoğlu, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda yıllarca yürütülen federasyon tezinin artık tükendiğini savunarak, alternatif çözüm modellerinin konuşulması gerektiğini söyledi

Konfederasyon ya da iki devletli model
banner90

“EN İYİ İKİ MODEL”… UBP Gazimağusa Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, federasyon temelinde yapılan müzakerelerde konuşulmadık hiçbir konunun kalmadığını belirterek, artık alternatif çözüm modellerinin konuşulması gerektiğini söyledi. Bu saatten sonra federasyon tezinin artık tükendiğini belirten Hasipoğlu, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda en iyi modelin konfederasyon veya iki devletli modellerin olduğunu vurguladı

“ANASTASİADİS’E NE İSTEDİĞİ AÇIK BİR ŞEKİLDE SORULMALI”… Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in bugün yapacağı gayri resmi görüşmeye değinen Hasipoğlu, Rum tarafıyla bu saatten sonra yapılacak görüşmelerde ortak bir vizyonunun olup olmadığına bakılması gerektiğini söyledi. Hasipoğlu, bugünkü görüşmede, Anastasiadis’e ne istediğinin açık ve net bir şekilde sorulması gerektiğini belirterek, “Biz bu görüşmede Kıbrıslı Rumların bizimle ortak vizyonlarının olup olmadığının ciddi bir şekilde sorgulanmasını istiyoruz” dedi

“DENİZLERDE TAKSİMCİ BİR ANLAYIŞ HAKİM OLACAK” Doğal gaz konusuna da değinen Hasipoğlu, Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüme ulaşılamamasının en büyük sebeplerinden birinin doğal gaz konusunda yaşanan ‘egemenlik savaşı’ olduğunu ifade etti. Doğu Akdeniz’de yaşanan sorununun her iki tarafın da menfaatlerinin çatışmasından kaynaklandığını belirten Hasipoğlu, “Rum tarafı doğal gaz konusunda müspet bir sonuç elde etmek istiyorsa, bizimle uzlaşmaya varmak zorundadır. Eğer bu uzlaşmaya varamazsa denizlerde taksimci bir anlayış hakim olacak” şeklinde konuştu

“KAPALI MARAŞ AÇILACAK”… Oğuzhan Hasipoğlu, Crans -Montana’da yapılan görüşmelerde federasyon düşüncesinin ortadan kalkmasının ardından parça parça çözüm veya tek yanlı adımların atılmasının zamanının geldiğini ifade ederek, bu bağlamda Kapalı Maraş’ta envanter sayımının yapılmaya başladığını söyledi. Envanter sayımının istatistiki bir çalışma amacıyla yapılmadığını belirten Hasipoğlu, “Artık bu işin geri dönüşü yok, Kapalı Maraş açılacak” ifadesini kullandı

“CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI İÇİN NABIZ YOKLUYORUM”… Önümüzdeki yıl yapılacak  Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de değinen Hasipoğlu, UBP’de teammül gereği genel başkanların aday olduğunu, ancak Başbakan Ersin Tatar’ın, birçok yerde aday olmayacağını dillendirmesinden dolayı şu anda parti tabanının nabzını yokladığını ve bu konuyu daha sonra etraflıca değerlendireceğini söyledi. Hasipoğlu ayrıca UBP’nin seçimlerde mutlaka kendi adayını çıkaracağını da söyledi

Ahmet KARAGÖZLÜ

   Ulusal Birlik Partisi (UBP) Gazimağusa Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda yıllarca yürütülen federasyon tezinin artık tükendiğini savunarak, bu saatten sonra en iyi çözümün konfederasyon veya iki devletli model olduğunu vurguladı.

   Hasipoğlu, Rum tarafının Kıbrıslı Türklere üniter bir devlet içerisinde azınlık hakkı vermek istediğini öne sürerek, “Rum tarafı bizimle ne yönetimi, ne de doğal gazı paylaşmak istiyor” dedi.

   Federasyon temelinde yapılan müzakerelerde konuşulmadık hiçbir konunun kalmadığına işaret eden Hasipoğlu, her iki tarafın da birbirinin kırmızı çizgisini gayet iyi bildiğini söyledi.

   Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in bugün yapacağı gayri resmi görüşmeye de değinen Hasipoğlu, Rum tarafıyla bu saatten sonra yapılacak görüşmelerde ortak bir vizyonunun olup olmadığına bakılması gerektiğini dile getirdi.

   Cumhurbaşkanı Akıncı’nın görüşmede, Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’e açık ve net bir şekilde ne istediklerini sorması gerektiğini belirten Hasipoğlu, “Biz bu görüşmede Kıbrıslı Rumların bizimle ortak vizyonlarının olup olmadığının ciddi bir şekilde sorgulanmasını istiyoruz. Eğer bizimle ortak bir vizyonları yoksa, ‘tamam bu iş bitti’ denilmesini bekliyoruz” dedi.

   Doğal gaz konusuna da açıklık getiren Hasipoğlu, Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüme ulaşılamamasının en büyük sebeplerinden birinin doğal gaz konusunda yaşanan ‘egemenlik savaşı’ olduğunu ifade etti.

   Doğu Akdeniz’de yaşanan sorunun her iki tarafın da menfaatlerinin çatışmasından kaynaklandığını dile getiren Hasipoğlu, “Rum tarafı doğal gaz konusunda müspet bir sonuç elde etmek istiyorsa, bizimle uzlaşmaya varmak zorundadır. Eğer bu uzlaşmaya varamazsa denizlerde taksimci bir anlayış hakim olacak” dedi.

   Crans- Montana’da yapılan görüşmelerde federasyon düşüncesinin ortadan kalkmasından dolayı alternatif çözüm modellerinin konuşulması gerektiği belirten Hasipoğlu, bu bağlamda parça parça çözüm veya tek yanlı adımların atılmasının zamanını geldiği için Kapalı Maraş’ta envanter sayımının yapılmaya başladığını söyledi.

   Hasipoğlu, Kapalı Maraş’taki envanter sayımını istatistiki bir çalışma amacıyla yapılmadığını dile getirerek, “Artık bu işin geri dönüşü yok, Kapalı Maraş açılacak” dedi.

   Önümüzdeki yıl yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de değinen Hasipoğlu, UBP’de teammül gereği genel başkanların aday olduğunu, ancak Başbakan Ersin Tatar’ın, birçok yerde aday olmayacağını dillendirmesinden dolayı şu anda parti tabanının nabzını yokladığını ve bu konuyu daha sonra etraflıca değerlendireceğini kaydetti.

   UBP Gazimağusa Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, KIBRIS muhabirinin sorularını yanıtladı.

KIBRIS: Doğu Akdeniz’deki son gelişmeleri ve doğal gaz konusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

HASİPOĞLU: “Doğal gaz konusu aslında Kıbrıs meselesinin bir parçasıdır. Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüme ulaşamamamızın en büyük sebeplerinden biri karadaki egemenlik savaşıdır. Bu savaş, doğal gaz konusu yüzünden aynı şekilde denizlerimizde de devam ediyor.

   Doğu Akdeniz’de yaşanan sorun aslında her iki tarafın da menfaatlerinin çatışmasından kaynaklanıyor.

   Yani Kıbrıs Rum tarafıyla menfaatlerimiz örtüşmediğinden ve ortak bir paydada buluşamadığımızdan dolayı yaşanıyor. Bir bakımdan burada egemenlik meselesi de ön plana çıkıyor.

   Rum tarafı doğal gaz konusunda ‘tanınmış egemen devlet benim, eğer bir gün çözüm olursa, sana da hakkını vereceğim’ diyor. Ancak bu doğru bir yaklaşım değildir. Bu yaklaşım aynı zamanda federasyon mantığına da uygun bir anlayış değildir. Çünkü federasyon; yönetimi, egemenliği ve zenginliği paylaşım üzerinedir.

   Biz tamamen federasyon mantığına uygun olarak doğal gaz konusunda ortak bir komite kurulmasını ve doğal gazın birlikte yönetilmesine dair öneride bulunduk. Ancak Rum tarafı herkesin malumu olarak bu öneriyi reddetti.

   Rum tarafı maalesef her şeyi müzakere masasına endeksliyor. Bizi, müzakere masasına hapsederek zamanın geçmesini ve bu süreçte ekonomik ve siyasi olarak zarar görmemizi bekliyor.

“Rum tarafı bizimle uzlaşamazsa

denizlerde taksimci bir anlayış olacak”

   Maalesef bu beklenti doğrultusunda yönetim ve zenginliği bizimle paylaşma iradesi olmadan hareket ettiklerinden dolayı da bugün Doğu Akdeniz’de sıkıntı yaşanıyor.

   Rum tarafı eğer bu uzlaşmaz tavrını sürdürmeye devam ederse, biz daha çok araştırma ve sondaj gemisinin sahibi olacağız.

   Ben petrol ve doğal gaz meselesinin, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Rum tarafı için önemli bir teşvik unsuru olmasını ümit ediyorum. Ayrıca adamızın etrafındaki bu zenginliğin bir çatışma sebebi olmamasını da temenni ediyorum.

   Rum tarafı doğal gaz konusunda müspet bir sonuç elde etmek istiyorsa bizimle uzlaşmaya varmak zorundadır. Eğer bu uzlaşmaya varamazsa denizlerde taksimci bir anlayış hakim olacak.

   Yani herkes kendi parselinde kendi zenginliğini çıkaracak. Bu durum da uluslararası deniz hukukunun kabul ettiği bir teamüldür.

   Çünkü uluslararası deniz hukuku, kıyıdaş devletler arasında bir sorun varsa, parsel paylaşımı yaparak bir anlaşma sağlanabileceğini söylüyor. Yani bu süreç bu şekilde evirilebilir.

   Benim temennim, şu an tırmanmakta olan bir krizin bizi çözüme götürmesidir.”

KIBRIS: Peki sizce Doğu Akdeniz’de yaşanan bu kriz, bizi sıcak bir çatışmaya götürebilir mi?

HASİPOĞLU: “Hayır. Rum tarafı bizim egemenliğimize veya gemilerimize tecavüz etmediği müddetçe ben sıcak bir çatışma olacağını asla düşünmem. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hiçbir zaman saldırgan bir tutum içerisinde olmadı.

   Zaten Türkiye’nin 1974 yılında Kıbrıslı Türklerin can güvenliğini ve mal bütünlüğünü tesis etmek için yaptığı müdahale de zaten barışın sağlanması içindi. Dolayısıyla sıcak bir çatışma yaşanması olasılığı tamamen Kıbrıs Rum tarafının tutumuna ve tavrına bağlıdır.

KIBRIS: Kıbrıs sorununun çözümü konunda yapılan müzakereleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

HASİPOĞLU: “Kıbrıs sorununun çözümü konusunda artık federasyon modeli tükendi. Çünkü bugüne kadar ‘federasyon’ nezdinde yapılan müzakerelerde konuşulmadık hiçbir konu kalmadı, her şey enine boyuna tartışıldı.

   Yani artık her iki taraf da birbirinin kırmızı çizgisini gayet iyi biliyor. Bu noktadan sonra Rum tarafı geri adım atar mı? Eğer atarsa bu ortak bir vizyon gerektirir.

   Birleşmiş Milletler, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar arasında ortak bir vizyon olup olmadığını tespit etmek için Kıbrıs’a ilk kez ‘geçici özel temsilci’ atadı. Bu bağlamda da Bayan Lute adaya gelip her iki liderle de görüştü.

   Bayan Lute, her iki tarafta ortak bir vizyonun olup olmadığını tespit etmek için mekik diplomasisi yaptı ve ortak bir vizyonun olmadığı kanaatine vardı.

   Yani BM bu tespiti yaptıktan sonra federasyon tezini zorlamanın bir mantığı var mı? Tabi eğer bir sonuç alabiliyorsak ve bu konuda son bir deneme daha yapılacaksa, evet yapılabilir. Ancak bunu yaparken mutlak suretle bir süre sınırı olması gerekiyor. Eğer bu sürenin sonunda ortak bir vizyonda anlaşılamazsa, Kıbrıslı Türklerin önünü görebilmesi adına anlaşamadığımızın ilan edilmesi gerekiyor.”

KIBRIS: Yani ‘federasyon’ tezi artık geçerliliğini yitirdi mi?

HASİPOĞLU: “Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler federasyondan farklı şeyler anlıyor. Rum tarafı halen bizimle yönetimi paylaşmaya hazır değil. Daha önce belirttiğim gibi, federasyonlar paylaşım üzerinedir. Ancak Rum tarafı, ‘Kıbrıslı Türklerin her kararda olumlu oyunun olmasına gerek yok’ diyor.

   Siyasal eşitlik, sayısal olarak eşit olmasak bile her kararda olumlu oyun olacağı bir mekanizmadır. Ancak Rum tarafı siyasal eşitliği reddediyor.

banner9
   Hatta şu an siyasal eşitlik konusunda Crans- Montana’dan bile daha geri gittiler. Biz, Crans- Montana çöktükten sonra artık federasyonun çöktüğünün ilan edilmesini beklerken, şimdi ne oldu da tekrardan müzakere masasına oturuyoruz?.”

KIBRIS: Peki sizce Kıbrıs sorununda nasıl bir çözüm modeli olmalı? Sayın Anastasiadis, daha önce bu konuda desantralizasyon önerisini sunmuştu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

HASİPOĞLU: “Sayın Anastasiadis, desantralizasyon önerisiyle ‘merkezi hükümetteki yetkileri kurucu devletlere verelim’ diyor. Yani kurucu devletlerin yetkilerinin artırılmasını söylüyor.

   Aslında bu öneri bize olumlu bir sinyal veriyor. Bu bizim için çok güzel bir model. Ancak bu önerideki esas sıkıntı yetkilerin paylaştırılmasının ardından merkezi hükümetin elinde kalan yetkiler sorunudur.

   Sayın Anastasiadis, merkezi hükümetin elinde kalan yetkilerde Kıbrıslı Türklerle ortak karar vermek istemiyor, Kıbrıslı Türklerin sadece kendilerini ilgilendiren konularda karar vermesini istiyor.

   Hatta Sayın Anastasiadis bu konuda örnek bile veriyor; petrol ve doğal gaz konusunun sadece Kıbrıslı Türkleri ilgilendiren bir konu olmadığını, dolayısıyla da bu konuda Kıbrıslı Türklerin olumlu oyunun olmasına gerek olmadığını söylüyor.

   Bu kesinlikle kabul edilebilir bir durum değildir. Dolayısıyla da bu saatten sonra federasyon olamayacağından dolayı alternatif çözüm önerilerinin masaya konması gerekiyor.

   Kıbrıs sorununda en iyi çözüm, konfederasyon ya da iki devletli çözüm modelidir. Ancak Rum tarafının esas istediği bir üniter devlet içerisinde bize azınlık hakkı vermektir.

   Esas sıkıntı da zaten bu noktada başlıyor. Kıbrıslı Rumların adamızın etrafındaki zenginliği bizimle paylaşma sıkıntısı var.

KIBRIS: Yarın (bugün) yapılacak olan gayri resmi görüşmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu görüşmeden beklentiniz nedir? Siz bu konuda liderlere ne gibi mesaj vermek isterdiniz?

HASİPOĞLU: “Kıbrıs sorununun çözümü konusunda biz bu kadar zaman resmi olarak her şeyi görüştük. Bu saatten sonra gayri resmi bir görüşme yaparak ne moralize edilmek isteniyor? Yani biz tek yanlı olarak yapacağımız açılımları müzakere masasına hapis mi edelim?

   Tek yanlı açılımlar derken, petrol ve doğal gaz konusu ve Kapalı Maraş’ın KKTC iradesinde açılma girişiminden bahsediyorum. Herkesin malumu olduğu üzere bu adımlar Rum tarafını rahatsız ediyor.

   Bizim şu an yaptığımız bu girişimler, kapsamlı çözümün mantığına ters açılımlardır. Çünkü biz yeni hükümet olarak artık umudumuzu kestik ve bu yüzden de bu açılımları yapmaya başladık.

   Tabii umudumuzu kestik derken ‘artık bir daha görüşmeyelim’ demiyoruz.

   Biz sadece bu parametrelerde federasyon görüşmelerinin tüketildiğini düşünüyoruz. Yoksa tabii ki de görüşerek ve uzlaşarak bir yerlere varabiliriz. Ancak önce ne görüşeceğimizi anlamamız gerekiyor.

“Liderlerden net bir cevap bekliyoruz”

   Yani Rum tarafının artık bize net bir şekilde ortaklıktan ne anladığını izah etmesi gerekiyor.

   Bizim 9 Ağustos’taki, yani bugünkü gayri resmi görüşmeden beklentimiz, Sayın Akıncı’nın açık ve net bir şekilde Sayın Anastasiadis’e ne istediğini sormasıdır.

   Birleşmiş Milletler parametreleri ortada, siyasi eşitlik kavramı ortada… ‘Kardeşim sen benimle yönetimi ve petrolü ve doğal gazı paylaşmak istiyor musun?’ Biz bu sorunun sorulmasını istiyoruz.

   Ayrıca Rum tarafından da ‘evet’ veya ‘hayır’ anlamında net bir cevap bekliyoruz.

   Biz bu görüşmede Kıbrıslı Rumların ortak vizyonlarının olup olmadığının ciddi bir şekilde sorgulanmasını istiyoruz. Eğer bizimle ortak bir vizyonları yoksa, ‘tamam bu iş bitti’ denilmesini bekliyoruz. Yani biz liderlerden net bir cevap bekliyoruz.”

KIBRIS: Peki ortak bir vizyon belirlenemezse sizce görüşmelerin kaderi nasıl olur?

HASİPOĞLU: “Bu saatten sonra Kıbrıs sorununun çözümü konusunda yeniden bir başarısızlığı ne Birleşmiş Milletler, ne de Kıbrıs Türk tarafı göze alabilir. Zaten mevcut statüko Rum tarafının umurunda değil.

   Çünkü mevcut statükodan menfaat sağlayan Rum tarafıdır. Dolayısıyla da bu statükonun devam etmesi sadece Rum tarafının işine gelir, bizim değil.

   O yüzden Kıbrıs sorununun çözümü konusunda artık karar gününün gelmiş olması gerekiyor. Bunun için doğru bir zemin ve zaman da ortadadır. Çünkü bu süreçte gerçekten tükettik.

   BM Güvenlik Konseyi’nin kararları da bu konuda gayet ortadadır. Konsey, ‘Kıbrıs Türk tarafı ne zaman haritayı masaya koyar, ne zaman haritayı müzakere masasında tartışmaya başlar ve ne zaman güvenlik ve garantiler konularını tartışmaya başlarsa bu çözüm için son aşamadır’ şeklinde ifadeleri vardır.

   Dolayısıyla biz zaten son aşamayı Crans -Montana’da gerçekleştirdik. Ancak bu aşama bir sonucun gerçekleştirilmesini gerektirirken, maalesef o sonucu alacak müzakere stratejileri ortaya konamadı.

   Yani biz Crans- Montana’da sonuç alamadığımız için artık federasyon tezini görüşmeyeceğimizi ve başka alternatifleri görüşmeye başlayacağımızı o zamandan masaya otururken teminat altına almamız gerekiyordu.

   Biz bugüne kadar yapılan görüşmelerde bir anlaşma sağlanamaması durumunda ne olacağını BM’ye ve karşı tarafa kabul ettirmeden müzakere masasına oturduğumuz için şu anki süreci yaşıyoruz.

   Şimdi ise gayri resmi görüşme yaparak ortak vizyon bulunacağı zannediliyor. Daha önce belirttiğim gibi bunu Bayan Lute bile bulamadı. Bu saatten sonra da bulunması çok zor.

   Bugünkü süreç, Kıbrıslı Türklerin yıllarca müzakere masasına hapis edilmesi anlamına geliyor.”

KIBRIS: Yani siz gayri resmi görüşme yapılmasının zamanı değil miydi diyorsunuz?

HASİPOĞLU: “Hayır. Şu anda görüşme yapılsın tabi. Ancak bu görüşmede gerçek niyet de sorgulansın. Eğer niyette ortak bir vizyon yoksa ve Rum tarafı halen bizimle doğal zenginliği ve yönetimi paylaşma konusunda irade eksikliği gösteriyorsa, bizim de bu saatten sonra boşa zaman kaybetmememiz gerektiğini düşünüyorum.”

KIBRIS: Kapalı Maraş’taki envanter çalışması hakkında ne düşünüyorsunuz?

HASİPOĞLU: “Kapalı Maraş yıllarca kapsamlı bir çözümün parçası olarak telakki edildi ve her zaman Kıbrıs Türk tarafının toprak başlığı altındaki bir veriydi.

   Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Crans- Montana’da yapılan görüşmelerde federasyon düşüncesi ortadan kalktı. Yani artık alternatif çözüm modellerinin konuşulması gerektiği için biz parça parça çözüm veya tek yanlı adımlar denilen adımların artık atılmasının zamanının geldiğini düşünüyoruz.

   Bu bağlamda da Kapalı Maraş’ın açılması yönünde irade ortaya konuldu. Bu konu hükümet programında da yer aldı.

   Çünkü bir yandan kapsamlı çözüm çalışmaları devam ederken, diğer yandan Kapalı Maraş’ın Kıbrıslı Rumlara verilmesi düşüncesi ortada olurken biz Kapalı Maraş’ı açamayabiliriz.

   Ancak biz Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin herhangi bir onayına tabi olmadan federasyon temelinde kapsamlı bir çözüm olmayacağı için Kapalı Maraş konusunda bu adımları atıyoruz.

   Kapalı Maraş’a şu an komite girdi ve envanter işlemlerine devam ediyor. Benim tahminimce yıl sonuna kadar bu konuda net resmi göreceğiz.”

KIBRIS: Kapalı Maraş, envanter çalışmasının ardından gerçekten açılacak mı?

HASİPOĞLU: “Biz Kapalı Maraş’taki envanter sayımını istatistiki bir çalışma olsun diye yapmıyoruz. Yani biz bu çalışmayı orada neyimiz var, neyimiz yok bilelim diye yapmıyoruz.

   Biz zaten Kapalı Maraş’ta belli bir bilgi ve veriye sahibiz. Orada bu verileri güncellemek amacıyla bir çalışma yapıyoruz.

   Yani şu anda Kapalı Maraş’taki tamiri mümkün olmayan veya yıkılması gereken binalar, tamir edilebilecek olan binalar ve bu binaların güncel değerlerinin ne olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz.

   Kapalı Maraş’ın açılması konusunda benim kendime ait bir görüşüm var… Kapalı Maraş’la ilgili geçmiş kararlara baktığımızda, 1979 Doruk Antlaşması bize yol gösteriyor. Bu antlaşmada Kapalı Maraş’ın kapsamlı çözüm beklenmeden açılması yönünde bir madde var.

   O zamanın liderleri, sanki de de kapsamlı bir çözümün olmayacağını bilerek anlaşmaya böyle bir madde koymuşlar. Ancak biz bir şekilde Kapalı Maraş konusunu elimizde bir koz olarak tutup açmamışız…

   Kapalı Maraş’la ilgili bir diğer karar da BM Güvenlik Konseyi kararlarıdır. Bu kararlar, Kapalı Maraş’ın

1974 yılından önceki sakinlerine iade edilsin diyor.

   Ancak bu kararlarda kimin idaresi altında iade edilsin şeklinde bir ibare yoktur. Sadece BM gözetiminde ibaresi yer alıyor. Evet BM gözetiminde pekala olabilir. Dolayısıyla sırf böyle bir karar var diye açamayacağımız anlamına gelmez.

   Bizim burada dikkat etmemiz gereken esas mesele şudur; biz Kapalı Maraş’ı açarken, uluslararası hukuku da dikkate alarak adımlar atmak zorundayız ki geçmişte yapılan hatalara düşmeyelim. Uluslararası hukuka göre,  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Taşınmaz Mal Komisyonu’nu etkin ve fiili bir iç hukuk olarak kabul ediyor. Kapalı Maraş’taki taşınmaz mallar konusunda zaten halihazırda 274 tane Kıbrıslı Rum’un başvurusu bulunuyor. Yani bizim komisyonu daha etkin kullanmamız gerekiyor.

KIBRIS: Kamuoyunda Taşınmaz Mal Komisyonu’nun mal tazmin ödemelerinde çok ciddi sorunlar yaşadığı ve bunun başvuruların azalmasına neden olduğu söyleniyor. Sizce Taşınmaz Mal Komisyonu’na yeterli kaynak ayrılıyor mu?

HASİPOĞLU: “Öncelikle Taşınmaz Mal Komisyonu’na bütçeden para ayrılmıştır. Hatta bunun parası bizzat Türkiye Cumhuriyeti’nden geliyor.

   Sorunuza gelecek olursak; evet haklısınız… Ödemelerde bir takım yavaşlama var. Ancak bu Kapalı Maraş’ın açılması için tam bir engel teşkil etmiyor.

   Yani mesela Taşınmaz Mal Komisyonu iade yapılmasına yönelik bir karar üretirse ilgili taraflar kendi aralarında oturup anlaşmaya varabilirler. Yani örneğin otelinin iadesini isteyen bir Kıbrıslı Rum, KKTC egemenliğinde o oteli işletmeyi kabul edebilir. Tabii o otel vakıf malı üzerindeyse de Vakıflar İdaresi’yle otelinin olduğu alanın toprağını uzun vadeli kiralayabilir.

   Biz bu saatten sonra Kapalı Maraş’la ilgili çok zor geri adım atarız. Yani artık bu işin geri dönüşü yok. Kapalı Maraş açılacak”.

KIBRIS: Önümüzdeki yıl yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sizin de aday olacağınız konuşuluyor. Cumhurbaşkanlığına aday olmayı düşünüyor musunuz?

HASİPOĞLU: “Ulusal Birlik Partisi’nde teammül gereği her zaman genel başkanlar cumhurbaşkanı adayı olur. Ancak bu konuda başbakanımız aday olmayacağını dillendirmektedir.

   Şu anda tabanımızdan cumhurbaşkanlığına aday adayı olma konusunda şahsıma ciddi bir talep var.

   Eğer başbakanımız aday olmayacağı yönündeki iradesini yetkili kurullara yansıtırsa, ben de zamanı geldiğinde UBP Parti Meclisi’nde tam net bir irade ortaya koyacağım.

   Şu anda tabanımızın nabzını yokluyorum, bu konuyu daha sonra etraflıca değerlendireceğim.”

   Bu arada şunu da eklemek istiyorum; UBP, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde mutlaka kendi adayını çıkaracak. Eğer tüm tabanımız UBP’nin çıkaracağı adayı desteklerse de o aday mutlaka seçimi kazanacak.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108