Kuzeyde kalmalarına da, güneye gönderilmelerine de karşı çıkıyoruz

banner37

Ülkelerindeki zulümden kaçmaya çalışırken ölen insanların bedenlerinin sahile vurması haberleri herkesi derinden yaralarken bu insanlar ülkemize sığınmak istediğinde ise karşı çıkıyoruz. Hatta ülkede sığınma politikası olmaması nedeniyle güneye gönderildiklerinde dahi eleştiriyoruz

banner87
Kuzeyde kalmalarına da, güneye  gönderilmelerine de karşı çıkıyoruz
banner99

“BİR GÜN HERKES MÜLTECİ OLABİLİR”… Bir süre öncesine kadar ülkeye gelen mülteciler, ülkelerine yani aynı zulme geri gönderilirken, son zamanlarda Ercan Havaalanı’nda tutularak kısa süre içinde de adanın güneyindeki sığınma mekanizmalarına gönderilmeye başladı. Ancak bu durumda bazı kesimler tarafından eleştiri yağmuruna tutuldu. Mülteci Hakları Derneği, Ercan Havaalanı’na 70/80 kişilik yatak koydurup, konaklama yeri yaratılıp, ardından da orada kalan mültecilerin güneye iade edilmesini eleştirenlere yanıt verdi ve sığınmanın suç olmayıp, bir gün herkesin mülteci olabileceğini hatırlattı.

DERNEK KINADI… Mülteci Hakları Derneği yaptığı yazılı açıklamayla, Dünya Mülteciler Günü kapsamında, dünyanın dört bir yanında ve ülkemizde çeşitli örgütlerin mültecilerin gündelik olarak yaşadıkları sorunlara, denizde ölümlere ve sistematik hak ihlallerine dikkat çektiği böylesi bir günde, yerel medyada yer alan haberler ve yorumları endişe ve üzüntüyle takip ettiklerini belirtti.

KENDİLERİ ANLATTI… Ülkeye gelen mültecilerin yaşadıkları durumun bir kısmını olsun anlamak için Mülteci Hakları Derneği’nin hazırladığı raporlardaki sadece röportajlara bakmak gerekiyor. Derneğin “Mülteciler Hoş Geldiler Mi” adlı raporunda mülteci çocuklarla diğer çocukların oynamak istemediği, hastanelerde dil sorunu ile karşı karşıya kaldıkları ve yaşadıkları daha birçok sıkıntı yer alıyor.

Ceren ÖZBİL

   Her yıl dünyada binlerce insan ülkesinde gördüğü zulümden kaçmaya çalışırken denizlerde can veriyor. “Sahile vuran ceset” haberleri, “ölen göçmen çocuk” haberleri herkesin içini parçalıyor, ancak bu kişiler ülkemize sığınmak istediğinde bazı kesimler tarafından yadırganıyor ve sert bir dille eleştiriliyor.

   Bu durum ise ülkede sığınma talebiyle ilgili bir prosedür bulunmamasıyla da birleşince tam bir drama dönüşüyor.

   Ülkeye gelen mültecilerin yaşadıkları durumun bir kısmını olsun anlamak içinse Mülteci Hakları Derneği’nin hazırladığı raporlardaki sadece röportajlara bakmak bile yetiyor.

   Ayrıca bir süre öncesine kadar ülkeye gelen mülteciler, ülkelerine yani aynı zulme geri gönderilirken, son zamanlarda Ercan Havaalanı’nda tutularak kısa süre içinde de adanın güneyindeki sığınma mekânizmalarına gönderilmeye başladı. Ancak bu durumda bazı kesimler tarafından eleştiri yağmuruna tutuldu. 

   Mülteci Hakları Derneği, Ercan Havaalanı’na 70/80 kişilik yatak koydurup, konaklama yeri yaratılıp, ardından da orada kalan mültecilerin güneye iade edilmesini eleştirenlere yanıt verdi.

   Dernek yaptığı yazılı açıklamada Dünya Mülteciler Günü kapsamında, dünyanın dört bir yanında ve ülkemizde çeşitli örgütlerin mültecilerin gündelik olarak yaşadıkları sorunlara, denizde ölümlere ve sistematik hak ihlallerine dikkat çektiği böylesi bir günde, yerel medyada yer alan haberler ve yorumları endişe ve üzüntüyle takip ettiklerini belirtti.

“Sığınma suç değildir! Bir gün herkes mülteci olabilir”

   Dernekten yapılan açıklamaya göre; bazı medya kurumları tarafından gerek haberleştirerek, gerekse bazı gazetecilerin köşelerine taşıdıkları haberler, ülkemizde şu anda yaşanan insanlık krizini ortaya koymaktan çok uzak, mültecileri ve uğradıkları hak ihlallerini görmezden gelen, alanda çalışan örgütlerin deneyimlerini hiçe sayan bir anlayışla kaleme alındı. Açıklama şu şekilde devam etti:

   “Öncelikle bahse konu haberler, yaşanan hak ihlallerini görmezden gelip, uluslararası hukuku hiçe saymaktadır. İkinci olarak, yaşananlar ile ilgili yanlış, manipülatif ve eksik bilgilendirme içermektedir.

   Ülkemizde senelerdir yapılan çeşitli çalışmalar ve mevcut hukuki sorumluluklara rağmen herhangi bir sığınma politikası bulunmamaktadır.

   Bu nedenle savaş ve zulümden kaçmak zorunda kalıp ülkemize gelen kişilerin Kıbrıs’ın kuzey coğrafyasına ayak bastıkları andan itibaren sistematik olarak temel hak ve özgürlükleri ihlal edilmektedir.

   Bu hak ihlallerinin gerçekleştiği yerlere hava ve deniz limanları gibi giriş kapıları da dâhildir. Mülteci kadın, erkek, çocuk ve yaşlıların sınır kapılarımızda önce insanlık dışı koşullarda alıkonulup, akabinde de sınır dışı edilmeleri yerine varlıklarını sorunsallaştıran, hak savunucularının müdahalesiyle en azından bazılarının savaşa ve zulme gönderilmek yerine, Kıbrıs’ın güneyindeki sığınma mekanizmalarına erişimlerinin sağlanmasını skandallaştıran bu haberlerin amacını anlamakta zorlanıyoruz.

   Mültecileri, yani savaştan ve zulümden kaçmak zorunda kalan insanları, “başa bela” olarak nitelendirenlere, kendi toplumsal geçmişimizde halkımızın da zorunlu göç yaşadığını hatırlatır, onları empati yapmaya davet ederiz.

   Mültecilerin hayatlarını kurtarmak amacıyla çıktıkları zorunlu yolculuklarında ağır koşullar altında, hayatlarını riske atan düzensiz yollar ile seyahate zorlanmaları yerine, hepimizin kullandığı düzenli yollar ile seyahat etmelerinin garanti altına alınması öncelik olmalıdır.

   Mültecilerin yasal limanlara hayatlarını kurtarmak amacı ile seyahat etmelerini sorunsallaştırmak, onları bir “para düzeni”nin parçası olarak lanse etmek ve suç ile ilişkilendirmek sınıfta kalan insanlığımızı en çarpıcı şekilde yüzümüze vurmaktadır.

   Giriş limanlarında yıllardır süregelen hak ihlalleri ve bunların önlenmesi için geliştirilen yöntem ve politikaları yeni bir uygulamaymış gibi sunup, kurtarılan az sayıda hayatı bile çok gören bu haber ve makalelere halkımızı itibar etmemeye çağırırız. Giriş limanlarında mültecilerin maruz kaldığı hak ihlalleriyle ilgili mevcut uygulamalar, yasal düzenlemeler ve hak ihlalleriyle ilgili daha fazla bilgi içeren derneğimizin hazırladığı raporlara internet sitemiz üzerinden erişilebilir.

   Son olarak, mültecilere hizmet sağladığı için avukatların haksız kazanç sağladığına dair çok ağır ithamlar içeren bahse konu haberler ve makalelerde bu mesleği onurlu şekilde icra eden tüm avukatları ve özellikle de insan hakları alanında emek veren hukukçuları hedef gösteren gazetecilerin bu iddialarını dayandırdıkları kaynakları ve belgeleri paylaşmalarını, aksi halde ise hukukçulardan bir an önce özür dilemeleri gerektiğini belirtiriz.”

Mülteci Hakları Derneği’nin “Mülteciler Hoş Geldiler Mi” raporundan alıntı röportajlar şöyle:

28 yaşında, erkek bir Suriyeli:

   Kıbrıs’ın kuzey kesimine ilk vardığımda, evim yoktu. Çalışmaya başlayıp kendi evimi tutabilene kadar, bir ay boyunca orada burada arkadaşlarımda kaldım.

30 yaşında, kadın, Suriyeli:

   Çok iyi Türkçe konuşamıyorum. Çocuğum hastalanınca, onu hastaneye götürdüm. Orada bir çocuk doktoru bana ‘burası Arap ülkesi değil’ dedi ve yanımda tercümanımla gelmem gerektiğini söyledi. Ertesi gün, bir arkadaşımdan gelip benim için çeviri yapmasını rica ettim. Doktorun odasına girdiğimizde doktor bana ve

arkadaşıma muayene odasında kalabalık yarattığımızı söyleyerek bağırdı.

8 yaşında, erkek, Suriyeli:

   Okuldaki diğer çocuklar benimle oynamıyor; Suriyeli olduğum için, Arap olduğum için beni itip kakıp, bana isimler takıyorlar.

19 yaşında, erkek, Suriyeli:

   Günde 10 saat, haftada 6 gün çalışıyorum. 1500 TL kazanıyorum. Sosyal sigortama ve ihtiyat sandığıma para yatırılıyor mu, bilmiyorum. Sanmıyorum. Bu konuda şikayet etmedim çünkü biliyorum ki (yerel kurumlar) bunun hakkında hiçbir şey yapmayacaklar.

29 yaşında, kadın, Filistinli:

   MDH ve SOS’ten yemek, giysi, kira ve ilaç gereksinimleri için para desteği aldım. Yeterli değildi, ama çok yardımcı oldu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96