Mahkemelerin çok sorunu var

banner37

Devletimizin en önemli bacağı olan yargı, gereken bütçenin ayrılmaması nedeniyle personel ve alt yapı yetersizliğiyle boğuşuyor.

Mahkemelerin çok sorunu var
banner90
banner99

Ahmet İLKTAÇ

Hukukçular, devletimizin en önemli bacağı olan yargının, gereken bütçenin ayrılmaması nedeniyle başta personel ve alt yapı eksiklikleri gibi sorunlarla boğuştuğuna dikkat çekti. 
Mahkemelerde tebliğ ve icra memuru eksikliğinin yanında ciddi şekilde kitabet ve mukayyitlik personeli eksikliği de yaşandığını belirten hukukçular, mahkemelerin alt yapısal olarak da ciddi eksiklikleri bulunduğunu bildirdi.
Hukukçular, mahkemelerdeki memur eksikliğinin, dava sayısı, tebliğ ve icra sayısının çok fazla olmasından kaynaklandığına dikkat çekerlerken, mahkeme memurlarının insanüstü çaba sarf etmelerine rağmen ortaya çıkan aksaklıklardan hem hukukçuların hem de vatandaşın mağdur olduğunu söyledi.
Hukukçular, artan yükle başa çıkılabilmesi için hem daha fazla bütçe katkısı yapılması gerektiğini hem de bozuk olan ülke ekonomimizi ve sistemimizi düzeltmemiz gerektiğine vurgu yaptı.
Çocuk suçluların adil yargılanabilmeleri için Çocuk Mahkemeleri’nin bir an önce kurulması gerektiğini ifade eden hukukçular, yabancıların yargılanma sürecinde yaşadıkları kaosun önüne geçilebilmesi için KKTC Mahkemeleri’nin tümünde 1 tercümanın görev aldığını belirterek, tercüman sayısının artırılmasının elzem olduğunu vurguladı. 
Mahkemelerimizde büyük alt yapı eksiklikleri bulunduğunu ifade eden hukukçular, mahkemelerin engelli bireylere uygun olmadığını ve mahkemelerde ciddi güvenlik zafiyetinin olduğunu belirtti. Hukukçular, engelli bir bireyin mahkemelerin ikinci katında davaları olması halinde ellerinden ayaklarından tutularak basamaklardan çıkarıldıklarına dikkat çekerken, özellikle Mağusa Mahkemesi’nin oldukça ilkel bir durumda olduğunu ve mahkemeye girişte polis kontrolü olmaması nedeniyle, cana ve mala kastetmek isteyen herhangi bir şahsın rahatlıkla duruşma salonuna girebildiğini bildirdi.

Bedevi: Bütçe yetersiz

Gazetemiz KIBRIS’a konuşan Barolar Birliği ve Baro Konseyi Başkanı Ünver Bedevi, bütçedeki yetersizliğin yargıda her alana yansıdığını söyledi.
Sorunların çözümü için yatırım gerektiğini ifade eden Bedevi, devletin üçte birini oluşturan yargı bacağından, Dışişleri Bakanlığı’nın bütçesinin dahi daha fazla olduğunu dile getirdi. Bunun büyük bir dengesizlik olduğunu anlatan Bedevi, artan yük ile başa çıkılabilinmesi için yargıya gerekli bütçe katkısının yapılmak zorunda olduğunun altını çizdi.
Ünver Bedevi, icra ve tebliğde yıllardır ciddi sorunlar yaşandığını kaydetti. Son yapılan adrese tebliğ yapmak suretiyle geçerli tebligat olması değişikliğiyle bir iyileştirme gerçekleştirildiğine değinen Bedevi, icra ve tebliğin çok kolaylaştırılarak Türkiye’deki gibi hüküm dahi elde edilmeden peşin icranın gerçekleştirilmesi halinde KKTC’de uygulanan gerçek adalete yönelik Anglo-Sakson Hukuk Sistemimizi etkileyebileceğimizi kaydetti.
Barolar Birliği Başkanı Bedevi; “Ülkemizde hüküm elde edilmeden icra imkânı bulunmamaktadır. Aynı şekilde de tebliğlerde de kişinin davadan haberi olması gerekmektedir. Türkiye’deki hukuk sisteminin çok ciddi aksaklıkları ve adaletsizlikleri vardır. Uygulamada da sıkıntılar vardır. Biz, bizim sistemimizi daha iyi uygulayan İngiltere, Avustralya ve Kanada gibi ülkeleri örnek almalıyız” dedi.
Mahkemelerdeki memur eksikliğinin, dava sayısının, tebliğ ve icra sayısının çok fazla olmasından kaynaklandığını ve çalışanların içerisinde bulundukları durumunun çok zor olduğunu ifade eden Bedevi, bu tür sıkıntıların ülkemizde fazla olmasının nedeninin de ekonominin ve sistemin bozuk olmasından kaynaklandığını açıkladı.
Ünver Bedevi, Merkez Bankası’nın bankaları ve finans işi yapanları yeterli seviyede denetlemediği için uçuk borçlar oluştuğunu ifade etti.
Gelişmiş ülkelerde merkez bankalarının, bankaların vatandaşa uyguladıkları her şeyi denetlediğini ve hatta iyi bir örnek olarak görmediği Türkiye’de dahi bu yönde ciddi denetim olduğu belirten Bedevi, KKTC’de ise sadece yapılandırma yasasına göre bir indirim sağlandığını ancak maalesef doğru dürüst faiz yasası dahi bulunmaması nedeniyle vatandaşın boynunda borç enkazları oluştuğunu bildirdi.
Ünver Bedevi; “Sistemin geneline ve özüne de bakmak lazımdır. Bu şekilde üreyen bu dava yükü temizlenmesi için para ve yasal düzenlemelere gerek vardır. Bunlar yapılmadığı için enkaz büyüyor. Olay sadece icra memuru sayısını artırmak değildir” diye konuştu.

İzveren: Hukukçu da vatandaş da mağdur

Lefkoşa Mahalli Barosu Başkanı Avukat Arzu İzveren, mahkemelerdeki personelin yetersiz olduğunu birçok platformda dile getirdiklerini bildirdi.
Mahkeme memurlarının insanüstü çaba sarf ederek iş yapmaya çalışsallarda aşırı iş yükü nedeniyle oldukça zorlandıklarını ifade eden İzveren, bu durumdan hukukçuların yanında vatandaşların da mağdur olduğunu dile getirdi.
Arzu İzveren, mukayyitliklerde bulunan ve özellikle tebliğ ve icra mukayyitliğinde görevli personel sayısının yeterli olmaması nedeniyle işlemlerin yavaş ilerlediğini kaydetti.
İzveren, dava sürecinin hızlı ve etkin bir şekilde ilerleyebilmesinde yaşanan en büyük tıkanıklığın tebliğ ve icra memurlarının sayısının az olması nedeniyle yaşandığını belirterek hukuk davalarının hızlı bir şekilde mahkeme huzurunda görüşülüp neticelendirilmesi ve lehine hüküm elde eden tarafın hükümdeki kazançlarını temin edebilmesi için öncelikle tebliğ ve icra mukayyitliklerinde çalışan personel sayısının arttırılması gerektiğini belirtti.

banner134
Arzu İzveren, tebliğ sistemdeki tıkanıklığı gidermek amacıyla Yüksek Mahkeme tarafından 2015 yılında Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü’nde yapılan değişiklikle tebliğ sürecinin önünün açılmaya çalışıldığını belirtti.
İzveren, getirilen değişiklikle mahkemenin uygun görmesi halinde tebliğ edilecek adrese celpnamenin tebliğinin yapılamaması halinde ilgili adrese o kişi hakkında celpname çıkarıldığı ile ilgili mektup gönderilmek ve/veya ihbar verilmek ve/veya ilan verilmek suretiyle de ilgili celpnamenin tebliğinin yapılmaya başlandığını ve keza taraflar arasında yapılan sözleşmeden kaynaklanan bir dava açılmışsa ve sözleşmede davalının kararlaştırılmış tebliğ adresi veya elektronik posta adresi bulunuyorsa, sözleşmede kararlaştırılan tebliğ adresine bırakmak suretiyle veya elektronik posta adresine elektronik posta gönderilmek suretiyle de tebliğ yapılabilmek için mahkemeden emir alınıp tebligatların yapılmaya başlandığını, ancak getirilen bu değişikliklere rağmen mukayyitliklerde çalışan personel sayısının yetersiz olması nedeniyle işlemlerin beklenen şekilde hızlı ilerleyemediğini kaydetti.

Çerkez: Reformlara ihtiyaç var

Girne Mahalli Barosu Başkanı Dervişe Günay Çerkez, mahkemelerde personel, kitabet ve mukayyitlik personelinin sayısının ivedilikle artması şart haline gelmiştir.
Dervişe Günay Çerkez, bölüştürülerek birçok kişinin yapması gereken iş yükünü çok az sayıda personel yapmakta olduğunu ve haliyle de zorlanmakta ve olması gereken hızda tamamlayamamakta olduğunu kaydetti.
Örneğin küçük meblağlı davalar hususunda çok ciddi sıkıntılar mevcut olduğunu anlatan Çerkez, bir günde tek bir yargıcın yüzlerce dava görmesi ve bu davalarla ilgili işlemlerle ilgili aşamaların personel sayısının yetersiz olmasının yasal süreci yavaşlattığını ve avukatları da zor durumda bıraktığını bildirdi.
Dervişe Günay Çerkez, tebliğ ve icra sisteminin birbirinden ayrılarak personel sayılarının artırılması gerektiğini dile getirdi.
Elektronik haberleşmenin artık her alanda kullanıldığı bu zamanda tebliğin halen fiziksel yapılmasının çağ dışı kaldığını ifade eden Çerkez, e-tebliğ sistemine geçilmesi gerektiğini söyledi.
Dervişe Günay Çerkez, bunun yanı sıra memurların yetkilerinin arttırılması ve gereken performansı gösterebilmeleri için alt yapı ve bütçe sağlanması gerektiğini kaydetti. Çerkez, avukatların yetkilerinin yetersiz olduğunu ve herhangi bir avukatın ofisinde otururken internet üzerinden birçok bilgiye ulaşabilmesi gerektiğini ifade etti.
Dervişe Günay Çerkez, dünyanın birçok ülkesinde davaların icra safhasında neticelenmekte olduğunu, bizde ise bahsetti sıkıntılardan dolayı icra sisteminin verimli çalışmamakta ve davalar sürüncemede kalmakla birlikte vatandaşın mağduriyetlerinin de her gün artmakta olduğunu bildirdi. 
Dava sayısının her gün arttığı ve özellikle küçük meblağların dahi sadece mahkeme vasıtasıyla çözümlendiği adalet sistemimizin ciddi reformlara ihtiyacı olduğunu kaydeden Çerkez, dava çeşidine göre, farklı uygulamaların hayata geçirilmesi, örneğin belirli bir meblağ altında kalan ve spesifik dava mevzusu taleplerine yönelik ayrı ayrı hakem heyetleri kurulabileceğini ve bazı hallerde boşanma davaları ile ilgili ilk etapta bir uzlaşımcı ile görüşmeler mecburi kılınabileceğini aktardı.
Bu uzlaşımcılar ve hakem heyetleri üyelerinin, hukuk mezunu olmaları, belli bir tecrübe sahibi ve bu hususlar ile ilgili spesifik eğitimler almış kişiler olması gerektiğini ifade eden Çerkez, böylece çeşitli konularda uzmanlıkların artacağını ve süreçlerin de hızlanacağını belirtti.
Dervişe Günay Çerkez; “böylece mahkemenin dava sayısı yükü bölüştürülmüş olacaktır. Kanaatimce artık belirli konular ile ilgili süreçler farklı mahkeme binalarında yer almalıdır, örneğin çocuklar ile ilgili özel uygulamalar olmalıdır. Çocukların hakları korunmalıdır, var olan yapı içerisinde çocuklar küçük yaşta hem deşifre edilmekte hem de travmalara maruz kalmaktadır. Dava sayısı yüksek olması sebebiyle davalara spesifik saat dilimleri verilmemekte, bu sebeple tüm avukatlar aynı anda bir den fazla yargıç huzurunda bir den fazla dosyaya yetişebilme endişesini her gün yaşamakta. ‘İlk gelenin davası ilk görülür’ prensibi artık çalışmamakta, bir yargıcın önünde sıra beklerken diğer yargıç tarafından çağrılmak ve karşı tarafın avukatını beklemekle geçen süreler artık avukatlar için ciddi zaman kayıplarına sebep olmaktadır. Yargıç ve personel sayısı artırılsa dahi mevcut mahkeme binaları yetersiz kalmakta; mukayyitlik odaları, yargıç odaları ve dava salonları büyütülmeli, kaynak eksikliğini gideren kütüphaneler ve avukat odaları artırılmalıdır. Kısacası ivedilikle mahkemelere ayrılan bütçe katlanarak yükseltilmeli ve bu hususları çözümleyecek yasal reformlar yapılmalıdır” diye konuştu.

Demirel: Mağusa Mahkemesi enkaz durumdadır

Gazimağusa Mahalli Barosu Başkanı Ahmet Demirel, mahkemelerde ciddi personel yetersizliği olduğunu söyledi.   Kitabet, mukayyitlik ve icra bölümlerinde personel eksikliği yaşanmakta olduğunu kaydeden Demirel, mukayyitliklerde 10 kişinin yapması gereken işi, 5 kişinin yaptığını bildirdi.
Ahmet Demirel, personel eksikliği nedeniyle işlerin aksadığını, bu nedenle de personel istihdamlarının yapılması gerektiğinin altını çizdi. İcra memurlarının İcra ve Tebliğ Bölümü olarak 2’ye ayrılması gerektiğini anlatan Demirel, bu bölümlerdeki personel sayısının artırılması gerektiğini söyledi.
Ahmet Demirel, Gazimağusa Kaza Mahkemesi’nde yargıç sayısının dahi az olduğunu dile getirdi. Belli zamanlarda yargıçların salon yetersizliği olduğu için dava yapabilmek için meslektaşlarını beklemek zorunda kaldıklarını açıkladı. Bunun çeşitli aksamalara yol açtığına değinen Demirel, en önemlisi zaman kaybına yol açtığını söyledi.
Mağusa Mahkemesi’nin her konuda ilkel kaldığını ifade eden Ahmet Demirel, Mağusa Mahkemesi’nin enkaz durumda olduğunu kaydetti.
Ahmet Demirel; “internet ortamında dava tebligatı bizim ülke koşullarına uygun değildir. Sıkıntı yaşanacak. Çok daha fazla iş yükü biner. Ülkemizdeki tebligat sisteminin biraz daha kolaylaştırılması gerekir. Bunun şahsa ulaştırılması veya muadil tebliğ mahkemelerin biraz daha esnek olması gerekmektedir” diye konuştu.

Avukatlar ne dedi… Avukatlar ne dedi… Avukatlar ne dedi…

Ramadan Sanıvar:

“Mevcut binamız artık Gazimağusa Kaza Mahkemesi’ni barındırmak için yeterli değildir. Yıllardır hiçbir restorasyon çalışması yapılmamıştır. En başta mahkemenin çalışma düzenini etkileyen eksikliklerden biri duruşma salonlarının az olmasıdır. Gazimağusa Kaza Mahkemesi maalesef eski bir yapıdır. Özellikle binadaki pencere ve kapılar 1970’li yıllardan kalmakla birlikte duvarlardaki boyalar sürekli dökülmektedir. Binada, gerek salonlardaki gerekse yargıç odalarındaki sandalye ve masalar neredeyse çürümüş haldedir. Duruşma salonlarında klimaların bakımı yapılmadığı gibi koridorlarda maalesef ısı sistemi de kurulmuş değildir.  Modern teknolojik imkânlardan yoksundur. Yine duruşmalarda kullanılan ses kayıt sisteminde zaman zaman aksaklık yaşanmakla birlikte, video ve görüntü kayıtlarının izlenebilmesi için her salonda televizyon bulunmamaktadır. Merdivenler engellilerin kullanabileceği şekilde yapılmamış olmakla birlikte çağın gerisindedirler. Gazimağusa Mahkemesi’nde güvenlik zaafiyeti de vardır. Ciddi denetim eksikliği mevcuttur. Mahkeme kapısında polis kontrolü yapılmadığı gibi, cana/mala kast etmek, suç işleme, zarar verme amacıyla mahkemeye gelen bir kişinin duruşma salonlarına kolayca girebilmesi de mümkündür. Kaldı ki görevini yerine getirmeye çalışan basın mensuplarına hemen hemen her gün zanlı/sanık yakınları tarafından saldırılar yapılmaktadır. Her adli yılın başında dile getirilen personel eksikliği halen giderilmiş değildir. Stenograf diğer adıyla zabıt katibi ve/veya mukayyitlikteki memur sayısı oldukça azdır. İş yükü fazladır ve ağır çalışma temposu içindeki memurlar isyan edecek hale gelmiştir. Tebliğ ve İcra Memuru sayısı yetersizdir. Hukuk davalarında tebligatların yapılmasında büyük zorluklar yaşandığı gibi güçlü bir icra sistemi de yoktur. Alacaklılar yıllarca alacağını almak için beklemekte, uzun süren prosedürler nedeniyle daha fazla mağdur olmaktadır. Kötü niyetli kişiler ise bu çarpık sistemden faydalanmak için özellikle borç ödemekten kaçınmaktadır. Ayrıca ceza davalarında da sanıklara tebliğ yapılamadığı için askıda bekleyen dava sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Kanaatimdir ki hukuk davalarına ilişkin İcra/İflas Yasası, Faiz Yasası gibi yasaların bir önce yapılması ve mevcut yasalarımızda gerekli tüm tadilatların, değişikliklerin gerçekleşebilmesi için bir hukuk reform komitesine ihtiyacımız vardır. Tecrübeli hukukçuların yanında genç yetenekli hukukçuların görevlendirileceği böyle bir komite zaruridir. Böyle bir komitede görevlendirilecek çok yetenekli gençler ve meslekten emekli olmuş tecrübeli hukukçularımız mevcuttur. Gerek KKTC Anayasasında gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde kişi duruşmada kullanılan dili anlamadığı takdirde ücretsiz bağımsız tercüman yardımından yararlanma hakkına sahiptir. Yabancı uyruklu kişilerin davaları sırf tercüman eksikliğinden ötürü ertelenmekte, duruşmaları yapılamamaktadır. Adada Yüksek Mahkeme dahil, Girne, Gazimağusa, Lefkoşa, Güzelyurt, Lefke, İskele Kaza Mahkemelerinde hukuk veya ceza davaları için görevlendirilmiş sadece 1 yeminli tercüman bulunmaktadır. Bu tercümanın bütün kazalara gitmesi, bütün davaları takip etmesi mümkün olamaz. Bu tercümanın izine çıkması durumlarında yabancı uyruklu kişiler için kaos yaşanmaktadır. Tercüman eksikliği, anayasada ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinde güvence altına alınan bir insan hakkı ihlalidir.
Çocuk suçluların yargılamaları halen daha Kaza Mahkemelerinde yapılmaktadır. Adil ve hakkaniyetli bir yargılama yapılabilmesi için Çocuk Mahkemelerinin bir an önce kurulması ve çocuk ıslahevinin oluşturulması elzemdir. Yargıya devlet tarafından ayrılan bütçe bu imkânsızlıkları giderebilecek yeterlilikte değildir. Devletin bir an önce çözüm üretmesi gerekmektedir.”

Batur Sağlamer:

“Gazimağusa’da Hukuk Mukayyitliği Bölümü’nde avukatlar dosya incelemek isterlerse oturup dosya inceleyebilecekleri yerler yoktur. Rum tarafında, dosyayı görmek istediğinde mukayyitliğin içinde onlara ayrılmış bir yer vardır. Dosyayı verirler oturun incelen. Fotokopi makinesi vardır. İstediğin evrakın fotokopisini alabilin. Mağusa Mahkemesi’nde salonlar yetersiz kalmaktadır. Kütüphane yetersizdir. İskele Mahkemesi açıldı. Orada salonlar bomboştur. Her gün binlerce dosya yapan Mağusa’da herhangi bir iyileştirme yapılmadı. Ama günde 15 tane dosyası olan İskele’de salonlar tüm gün boş bekliyor. Salonlarda soğutma yeterli değildir. Engelli insanlar mahkemeye geldiğinde elden ayaktan tutularak yukarıya çıkarılıyorlar. Engelliler için bir asansör dahi yoktur. İcra ve tebliğlerde büyük sıkıntı yaşıyoruz. İcra ve tebliğ memurlarının elinde yüzlerce dosya vardır. Yetiştirmeleri imkânsızdır. İstihdam yapılması gerekiyor. Mağusa’da yaklaşık 18 bin dava vardır. İcra da çalışan insanlar bu sayılarıyla inanılmazı başarıyorlar. İstihdam yapsan dahi görev yapacakları ofis yeterli olmayacaktır. Tebliğ ve davalarının geç bitmesi insanların adalete güvenlerini etkiler. Adaletin sürekli gecikmesi bazı insanların adaleti kendinin aramasına yol açar.”

İbrahim Demirtaş:

“Mahkemelerde personel sayısı konusunda sıkıntılarımız vardır. Kendi kazamız olan Gazimağusa Kaza Mahkemesi açısından konuşmak gerekirse tüm mukayyitliklerde iş yükünün fazlalığı göze çarpmaktadır. Buna karşın personellerin tüm gayretlere rağmen yetişemediği fark edilmektedir. Örneğin sık sık talep ettiğimiz geçmiş ve sonlanmış bir dava ile ilgili emir hüküm veya kararın yazılıp tarafımıza tebliğ edilmesi veya herhangi bir dosyanın tetkik edilmesi ile ilgili bir başvuru aynı gün içerisinde halledilmesi gereken bir işlem gibi görünse de mahkeme personelinin sayısal olarak yetersizliği nedeni ile bu bazen uzunca süreler almakta, haliyle yapılması istenen işlem de o noktada tıkanmaktadır. Bir başka örnek verilmesi gereken husus da, mahkemede konuşulanların kaydedilip zabıtlara geçmesi ve yazılı halde temin edilmesidir. Bununla ilgili taraf avukatı olarak bir başvuru yaptığımızda bir davanın kararı veya herhangi bir celsesinin zabıtları istendiğinde ki bu husus yargılamada çok önem teşkil etmektedir, bu iş ile görevli stenografların sürekli çalışma halinde olmasına rağmen yetiştirilemediği bazen bir dava ile ilgili bir zabtı temin etmenin haftaları bulduğu tarafımızca tecrübe edilmektedir. Oysa ki yeterli personel sayısını haiz olunsa bu tür işlemler seri bir şekilde yapılabilecektir. Bilindiği üzere icra sistemi yargılamada sonuca varmak için en önemli aşamaların başında gelmektedir. Ancak her kazada icra memuru sayısı oldukça az olup icra dosyalanan meseleler memurların yetişememesi hasebiyle bazen aylarca askıda kalmaktadır. Vatandaş teoride kazanmış olduğu bir davanın pratikte bir menfaatini makul sürede elde edememektedir. Mahkemelerimizin İskele Kaza Mahkemesi dışında, oldukça eskimiş olup kanaatimce yeterli değildir. Özellikle İskele ve Mağusa Mahkemeleri dışında diğer kazalarda olası bir eyleme karşı güvenlik önlemi almak binaların yapısından dolayı oldukça güçtür. Bir diğer önemli konu özellikle zemin kat dışında olan işlemlerle ilgili engelli vatandaşlarımıza karşın hiçbir şekilde bir yapı mevcut değildir. Bu konu en öncelikli konu olmalıdır. Örneğin tekerlekli sandalye ile ikinci kata çıkmak isteyen ve duruşma salonu ikinci katta olan bir davalı, davacı veya sanık bu yapılar itibarı ile en basit haliyle bile en az üç kişinin yardımına ihtiyaç duymaktadır. Bu durum engelli vatandaşlarımız için sağlık açısından güçlüklere, insani açıdan ise vatandaşlarımızı kötü hissettirecek anlara sebep olmaktadır. Tek cezaevi, kapasitesinin üzerinde tutuklu ve mahkûm barındırıyor. Yaşam koşulları oldukça zor devam ediyor. Cezaevinde birçok tutuklu hâlâ yargılanmayı bekliyor. Cezaevinde birçok tutuklu, özellikle duruşmasını yapmak ve haklarını savunmak için ceza ve ağır ceza davalarındaki olağanüstü iş yoğunluğu sebebiyle yargılanmayı beklemektedir. Ağır Ceza Mahkemeleri heyetleri tüm yoğun çalışma takvimine rağmen bu yoğunluğa haliyle cevap veremedikleri anlar mevcuttur. Her kazanın haftanın her günü oturum yapan heyetlerinin var olması halinde bu durum çözüme kavuşabilecektir.”
 

 

Güncelleme Tarihi: 14 Mayıs 2017, 11:03
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75