Mapushanede gibiyiz!

banner37

Göçten, ev ve arazi konusundaki eş değer sorunlarından ve siyasilerin ilgisizliğinden yakınan Akıncılar sakinleri, Limya Kapısı’nın da açılmasını istiyor:

Mapushanede gibiyiz!

Ali ÇATAL

Akıncılar (Luricina) halkı, başta siyasiler olmak üzere, 1974’ten bu yana hükümet eden bütün partilere ve siyasetçilere tepkili. O günden bugüne, ‘köye bir çivinin dahi çakılmadığını’ savunan köy halkı, her şeyden önce Limya Sınır Kapısı’nın açılmasını ve bu sayede hem ‘ufak tefek’ işlerini Güney Kıbrıs’ta çözerek Lefkoşa’ya kadar gitmek zorunda kalmamayı hem de sosyo-ekonomik açıdan köyün gelişmesini hedefliyor.

Akıncılarlılar, köyü boşaltan göç sorunundan, ev ve arazi konularındaki eş değer problemlerine; işsizlikten, siyasilerin ilgisizliğine; öğrenci sayısının ‘nüfusa bağlı’ olumsuz değişiminden, devlet katkısının köye ulaşmamasına kadar birçok sorununu KIBRIS’a anlattı.

Akıncılar halkı ne dedi?... Akıncılar halkı ne dedi?... Akıncılar halkı ne dedi?...

Gökhan Paşa:

Güneye bir geçiş kapısı şart. Bu kapı mutlaka gerekiyor. Ev ve arazi konusunda da bir ‘eşdeğer’ sorunumuz var. Ayrıca, sürekli göç veriyoruz. Devletimizden, köye ‘özel bir katkı’ bekliyoruz.

Veli Karaböcek:

Sadece kapı olsun, bunun arkası eminim gelir. Köyde ‘kapı hariç’ 5-6 sorun bile sayamayız. Köyün sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan canlanması için güneye geçiş kapısı şart.

Hüseyin Karaböcek:

İşsizlik, arsa problemleri ve sorunları, köyün başlıca sıkıntıları. Devletten de köye yönelik herhangi bir katkı yok. Kapımız açılırsa hem iş olanakları artacak hem de köyümüz canlanacak.

İbrahim Demirci:

Bence hiçbir sorunumuz yok. Doyumsuzluk iyi bir şey değil. Pek çok kişinin yakındığı eşdeğer sorunu da zaten ‘yavaş da olsa’ çözülüyor.

Celal Kavas:

Her yıl, baba evime birkaç aylığına da olsa geliyorum. 1953’ten beri İngiltere’deyim. Buradan güneye geçmek çok zor. Halbuki ne kadar da yakınız. Burada şu an mapushanede gibiyiz.

Orhan Kedi:

Köy sorun dolu. Ne ovaya gidebiliyoruz ne tarlaya. Şu kapıyı açsınlar artık! Zamanında herkese toprak verildi, bana ‘siyasi görüşlerim nedeniyle’ verilmedi. Mücahit maaşım da iki ayda kesildi. Bir gün mücahitlik yapmayıp mücahit maaşı alanlar var.

Mehmet Gökşan:

Her şeyden şikayet etmenin anlamı yok. Bence ‘gayet’ iyi durumdayız.

Mehmet Altaçer:

Avustralya’da yaşıyorum ve köyümü resmen ‘yıkılmış’ buldum. Zamanında 3 bini bulan nüfus bugün 350’ye düştü. Çünkü dışarıya korkunç bir göç var. Gençler, Akdoğan ve Gönyeli başta olmak üzere, yurdun farklı yerlerine yerleşiyor. Eskiden ilkokulda 800 talebe vardı. Bugün bu sayı 10! Hatta 90 öğrencili bir de ortaokulumuz vardı. Şu an onun yerinde yeller esiyor.

Mustafa Rüstem:

Sınır kapısının açılması, köyün en büyük ihtiyacı.

Melek Parıldak:

Dışarıya adım atamıyoruz çünkü her yanımız yasak bölge. Tek seçeneğimiz Lefkoşa. Kapımızın açılmasını istiyoruz.

Coşkun Alaslan:

Sadece İngiltere’de 25 binin üzerinde köylümüz var. Avustralya’yı da işin içine katarsak, köyden göçün ‘ne seviyede’ olduğunu anlarsınız. Sınır kapısının da ‘aman aman’ bir şey katacağını sanmıyorum çünkü Rum zihniyeti, buradaki bakkaldan su alınmasına bile izin vermez. Bu mantıkta olmayan Rum arkadaşları da tenzih ederim.

Hüseyin Parıldak:

EOKA zihniyeti sürdükçe, kapı falan bir işe yaramaz. Ne bölgemiz kalkınır ne barışa katkı sağlanır. En büyük talebim, köyden göçün önlenmesi.

Soner Kansel:

Barış Harekâtı’ndan bu yana, bu köye çivi bile çakılmadı. Şayet bu iki toplum hem ayrı yaşayacak hem de yakınlaşacaksa, köyümüze de bir kapı şart. Derinya ve Aplıç’ın açılması kötü mü oldu? Bir kapı da biz istiyoruz. Göç konusu zaten berbat. Rum, sınır köylerindeki gençlere ‘sırf göç etmesinler diye’ 50 bin Euro hibe ediyor. Var mı bizde böyle bir siyasi irade?

Zübeyir Kansel: Güneyle aramızda 500 metre mesafe ya var ya yok ama geçemiyoruz. Bir işimiz olduğunda Lefkoşa’ya kadar gitmemiz gerekiyor. Bunun adı ‘günah’tır. Bu köy, mücadele yıllarında çok direndi ama üzülerek söylüyorum ki bunun mükâfatını alamadı.

Raziye Kansel:

Kapımızı isteriz! Diğer sorunlar, o kadar da önemli değil.

Bahaettin Kansel:

Özgür olalım istiyoruz ama bizi kim dinler ki? Kapımız açılmalı.

Hüseyin Bayramoğlu:

Kapının açılmasını istemiyorum çünkü mesleğim kasaplık. Kapı açılırsa, herkes eti güneyden alır.

Osman Yeniçeri:

Limya Kapısı, şu an üzerinde oturduğumuz sandalyelere 500 metre uzakta bile değil. En ufak ihtiyacımızı bile Lefkoşa’dan karşılamak zorunda kalıyoruz. Yazık değil mi bize? Siyasiler, bu köye sadece oy isteyecekleri zaman geliyor. Hem de akın akın!

Güncelleme Tarihi: 23 Aralık 2018, 10:42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER