Markidis: Anastasiadis, DİSİ, AKEL ve Akıncı çözümün katalizörü

banner37

Markidis: Anastasiadis, DİSİ, AKEL ve Akıncı çözümün katalizörü
banner87

Rum eski Başsavcı ve Anastasiadis’in müzakere heyetinin eski üyelerinden Alekos Markidis, DİSİ ve AKEL’in Kıbrıs sorununda aynı çizgide bulunduğunu belirterek “ideali DİSİ, AKEL ve Başkan’ın uzlaşmasıdır, aksi halde Kıbrıs sorunu çözülmez” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın iki bölgeli iki toplumlu federasyonda ısrar eden bir siyasi lider olduğunu, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın ise başka şeyler söylediğini savunan Markidis, “dolayısıyla, Akıncı’nın sözde seçimlerle olası devrilmesinden önce Kıbrıs sorununun çözüm tarihinin zaman çizelgesi var. (Akıncı’yı) bütün gün bozmak yerine ona karşı tavrımızı değiştirsek daha iyi olur” ifadesini kullandı. 

Anastasiadis’in müzakere heyetinde iki bölgeli iki toplumlu federasyona karşı olan üyeler bulunduğuna da dikkat çeken Markidis eskiden münhasır ekonomik bölge konusunun olmadığı yerde artık  var olduğunu ve doğal gazın çekişme konusu olacağı görüşünü de ortaya koydu.

Haftalık Kathimerini, Markidis’le yaptığı özel söyleşiyi     “Başkan, DİSİ, AKEL ve Akıncı Çözümün Katalizörü… Alekos Markidis İki Büyük Parti Kıbrıs Sorununda Aynı Çizgide, Bahaneyi Bıraksınlar Diyor” başlığıyla aktardı.

Cumhurbaşkanı Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in 9 Ağustos’taki gayrı resmî görüşmesinden ne beklediği sorulduğunda, geçmişteki deneyimi hatırlatarak çok fazla şey beklenmemesinin iyi olacağını kaydeden Markidis BM Genel Sekreteri’nin iki lideri üçlü görüşmeye çağırmasın ise olumlu gelişme olmakla birlikte “iki lidere, önce aralarında anlaşıp (üçlü) görüşmeye öyle gelmeleri mesajı olabileceğini” söyledi.

Markidis Crans Montana’dan şu ana kadar geçen zamanın aleyhe işlediğini ve Rum tarafının konumunu zorlaştırdığı görüşünü de ortaya koydu.

Bir süredir var olan, Anastasiadis’in iki devlet çözümü ile flört ettiği söylentileri hatırlatıldığında “objejtif olarak, desantralize federasyon ile ilgili yaptığı aleni açıklamalar temelinde  olguların karıştığını görüyorum”    diyen Markidis şöyle devam etti:

“Çünkü önerilenin tam olarak ne olduğu, merkezi hükümetten (kanatlara) gidecek yetkilerin neler olduğu izah edilmedi.  Öteki tarafça kabul edilmemesi için konu, bir olumlu oy meselesine de karıştırıldı. Bunlar ve diğer eylemler Kıbrıs sorununu çözüme götürmez.”

“BİZİM TARAFIN YAPTIĞI PROSEDÜREL HATA  MERKEZİ HÜKÜMETİ YÜKLEMEDEKİ ISRARIMIZDIR”

Markidis “Siyasi eşitlik konusunda gerileme mi var?” sorusuna karşılık  Rum tarafının tezinin, Bakanlar Kurulu’nun bütün kararlarında olumlu oy gerektiği ama  var olan diğer komitelere Kıbrıslı Türklerin de katıldığı ve bu komitelerin çoğunda Kıbrıslı Türklerin katılımının  yeterli olduğu, olumlu oy gerekmediği şeklinde olduğunu söyledi, şunları ekledi:

“Bizim tarafın yaptığı perosedürel hata, çok sayıda komite ile  merkezi hükümeti yüklemede ısrar etmemizdir.  Örneğin uzlaşılmış komite sayısı 25-30 iken biz neredeyse 130’a çıkardık. Anastasiadis’in önerisi Hristofyas döneminde uzlaşılan komitelere geri dönmemiz ise o zaman ben desteklerim.  Tezimiz federasyonu komitelerle ve ilave işleyiş giderleriyle doldurmak ise  bu yanlıştır. Olumlu oyu, şeytanlaştırarak tarihe karıştırdı, desantralizasyon konusuyla da karıştırdı, başbakanın dönüşümlü olacağı, başkanın dönüşümlü olmayacağı parlamenter sistemle karıştırdı. Bütün bunların görüşülmesi için çok geç ancak bu iki bölgeli iki toplumlu federasyonu terk ettiğimiz anlamına gelmez ve umarım haklıyım.”

Gazetenin “o zaman söylenenler Türk tarafının propagandası mı?” sorusuna karşılık Markidis, “Başkan Anastasiadis’in söylediğini kabul etmekten başka bir şey yapamam.  Böyle bir öneri yaptıysa, muazzam boyutlarda bir hatadır, inanmak istemiyorum.Kıbrıs’ta kendisiyle görüşen çeşitli kişilere söylemesi başka şeydir, Türkiye’nin Dışişleri Bakanı’na söylemesi başka. Akıncı’nın Guterres Çerçevesi’ni stratejik anlaşma olarak ortaya koyma teklifine olumlu cevap vermeme tavrını şahsen eleştirmiştim” dedi

“MÜZAKERE HEYETİNDE FEDERASYON İSTEMEYEN ÜYELER VAR”

Kıbrıs sorununda gelişme olacağı beklentisi hatırlatılarak Anastasiadis’in müzakere grubuna yeniden katılıp katılmayacağı sorulan Markidis “şahsen bu gruba, özellikle de öteki tarafın müzakere grubuyla görüşenler arasına Başkan’ın ana politikasına itiraz eden kişilerin katılamayacağını düşünüyorum” dedi, şunları söyledi:

“(Anastasiadis’in) Ana politikası, kararlar uyarınca siyasi eşitliği olan iki bölgeli iki toplumlu federasyon çerçevesinde ilerlemek ve Crans Montana’da kalınan yerden başlamak ise gerçekte istemedikleri çözüm olmasın diye  sistemli olarak engeller çıkaran kişilere dayanmamalı. İki bölgeli iki toplumlu federasyona karşı çıktığını zannetmediğim ancak son zamanlarda, hiçbir yere götürmediğine inandığım prosedürel öneri yayınlayan Sayın Polivios  Poliviu’nun ismini vermedim.  İki bölgeli iki toplumlu federasyonu istemeyen  başkaları var ve Başkan’ın bunca deneyimiyle bunların kimler olduğunu bilmediğine inanmıyorum.”

Markidis gazetenin, müzakere heyetine katılmayıp prosedüre ve iki bölgeli iki toplumlu federasyona bağlılığa nasıl yardım edeceğini sormasına karşılık, “ben, yalnız Başkan’ın söylem değiştirmeye başladığını fark ettiğimden değil,  müzakere masasına konulan bazı tezler (federal devletin yetki ve konularının artırılması, v.b.) nedeniyle de olguların nereye gittiğini  2016’da anladım. Nedenini sorduğumda,  müzakerecimiz Sayın Mavroyannis’ten, Başkan onay verdi cevabını aldım” diye konuştu.

Gazetenin, Türkiye’nin tavrının ne olmasını beklediğini sorması üzerine sözlerine “Münhasır Ekonomik Bölge konusu olmadığı yerde şimdi var”  diyerek başlayan Markidis Türkiye’nin, Fatih sondaj gemisinin bulunduğu yerin kendi kıta sahanlığı olduğunu, Yavuz’u gönderdiği yeri ise kendisi talep etmemekle birlikte KKTC’nin orada hakkı olduğu gerekçesiyle Kıbrıslı Türklerin hakkını koruduğunu söylediğini anımsattı. Markidis “dolayısıyla konu karmaşıklaştı. Türkiye’yle kim müzakere edecek? Biz istemediğimiz için değil ama Türkiye Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımadığı için şu anda olamaz. Çözümden sonra federal Kıbrıs ile Türkiye arasında müzakere olacak mı?  O zaman  durum mecburen bu olacak”  ifadelerini kullandı.

“DOĞAL GAZ ARTIK ÇEKİŞME KONUSUDUR”

Markidis “Doğal gaz müzakere masasına mı giriyor?” sorusuna karşılık ise “doğal gaz orada.  Artık çekişme konusudur. Çünkü unutmayın, yakınlaşmalara atıf yaptık ama her şey üzerinde anlaşmaya varılana kadar hiçbir şeyde anlaşılmış sayılmaz diyen bir anlaşma daha var.  Dolayısıyla herkes her an bir yakınlaşmayı alıp masaya atabilir” dedi.

Anastasiadis’in Cumhurbaşkanı Akıncı’nın önerisine cevap mektubundan memnun olup olmadığı sorulduğunda ise  “Akıncı’nın önerisinin olduğu gibi kabul edilmesi düşünülemezdi ancak içeriği değiştirilebilirdi. Reddetmekle kalmayalım, örneğin Maraş konusu gibi başka konuları da ekleyerek öze dair karşı öneriler yapalım” diyen Markidis, gazetenin üstelemesi üzerine şunları söyledi:

“Hükümet Maraş konusunda siyasi öneri şekillendirmeliydi ve orada  bu şekilde müzakerelere gitmemiz imkanı olurdu. Müzakerelere şu veya bu şekilde gidiyoruz denilebilir ama  inisiyatif Akıncı’ya ait.”

Akıncı’nın Rum tarafının görüşme önerisini ret mi ettiği  sorulduğunda “Başkan öyle dedi.  Ama özde kim şekillendirip öneri şeklinde sundu? Akıncı.  Gayrı resmî beşli konferansı o önerdi,  bunu alenen yaptı ve hareketlerin inisiyatifini aldı” diyen Markidis “yani halkla ilişkiler açısından Kıbrıs Türk tarafı mı  kazandı?” sorusuna ise şu cevabı verdi:

“ONU BÜTÜN GÜN BOZMAK YERİNE KENDİSİNE KARŞI TAVRIMIZI DEĞİŞTİRSEK DAHA İYİ OLUR”

“Akıncı, iki bölgeli iki toplumlu federasyonda ısrar eden bir siyasidir. Seçimde aday olacak olan Özersay ise başka şeyler söylüyor.  Dolayısıyla Akıncı’nın sözde seçimlerle dolası devrilmesinden önce Kıbrıs sorununun çözüm tarihinin zaman çizelgesi var. (Akıncı’yı) bütün gün bozmak yerine kendisine karşı tavrımızı değiştirsek daha iyi olur.”

Markidis gazetenin “Özersay’ın Maraş’la ilgili hareketi seçim öncesi maytap mı yoksa şu ana kadarki olguların tamamen değiştiğini mi gösteriyor” sorusuna şu cevabı verdi:

“TÜRKİYE’NİN DESTEK GEMİSİ EDİNMESİ AN MESELESİ”

“Nahoş gelişmeler olduğu için kabul etmek istemiyorsun diye birinin eylemlerini küçümsemek istersen, maytaplardan söz edersin. Bunun paralelinde de gemileri olmadığı için Türkiye’nin sondaj yapamayacağını söylersin. Artık gemileri olduğundan, şimdi de  tutuklama emirlerin ile desteğini kestiğini söylersin.  Gerçekten de desteği kestiysek, size şimdiden söylüyorum, Türkiye’nin kendi destek gemilerini edinmesi an meselesidir. Özersay’ın Maraş konusunda net bir siyasi çizgisi var ve bu çizgi de çok açıktır.”

Markidis Kıbrıs sorununda son şanstan sıklıkla söz edildiğini, ancak 45 yıl sonra sorunun çözülmesi gerektiğini belirterek “Çözülmezse, uluslararasında hiç hoşumuza gitmeyecek başka sonuçlar çıkarılacak” uyarısında bulundu.

Çözüm olmazsa doğal gaz konusunda ne olacağı sorulduğunda “hiçbir şeyi. Bugün gördüklerimiz olacak.  Bu faaliyetlerin engellenmesi imkansız” diyen Markidis, “DİSİ’nin tavrını nasıl yorumlarsınız? Hükümeti müzakere masasına daha erken dönmeye ikna edebilir mi?” sorusuna şu cevabı verdi:

“AKEL VE DİSİ KIBRIS SORUNUNDA AYNI ÇİZGİDE”

“Zannederim DİSİ  denedi ama sonuna kadar gidemedi.  DİSİ liderliğinden bir Başkan (Anastasiadis) olduğu için de durumu zor.  Sürekli karşı karşıya gelemezler. İdeali; DİSİ, AKEl ve Başkan’ın uzlaşması, aksi halde Kıbrıs sorunu çözülmez.  Bu bir ittifak değil. Kıbrıs sorununda çizgileri aynı, kaçmayı bıraksınlar.  En azından 1985’ten beridir aynı çizgideler. Neden gizliyorlar?  Bunu söylemekten neden korkuyorlar, hiç anlamadım.  Çözüm için AKEL’e de DİSİ’ye de ihtiyaç var. DİSİ olmadan AKEL, AKEL olmadan DİSİ yapamaz.  Her halükarda Başkan’ın da katılımı şart.”

“NİYAZİ KIZILYÜREK’İN ADAYLIĞI TAMAMEN YANLIŞTI”

AP seçimleri sırasındaki dönüşünün DİSİ’ye zarar verip vermediği sorulduğunda ise Markidis “Kızılyürek’in adaylığı tamamen yanlıştı.  Anlamadıkları şey Niyazi Kızılyürek’i tercih oyları ile -ki AKEL’e oy verdikleri anlamına gelir- DİSİ’lilerin seçtiğiydi” dedi.

“ÇÖZÜM ÇERÇEVESİNDE TEK DEĞİŞİKİK ‘KKTC’NİN  SİYASİ AÇIDAN YÜKSELTİLMESİ OLACAK”

Markidis, gayrı resmî bir beşli konferansta çözüm çerçevesinde değişiklik ihtimalinin dışlanıp dışlanmadığı sorusuna karşılık “başka çözüm çerçevesi hangisidir?” diye sordu, özetle şunları söyledi:

“Konfederasyon mu iki devlet mi?  Ne olduğunu anlamadılar. Çünkü konfederasyon merkezde birleştirilen  eşit egemenlik anlamına gelir. Bu iki olgu, iki bölgeli iki toplumlu federasyon dışında  o kadar kolay anlaşamaz, dolayısıyla ne kalır?  45 yıldır devam eden bu fiili durumun  artık sürdürülebilir olmadığı ve değiştirilmesi gerektiği yerleşmiş algısı. Peki nasıl? Mecburen tek bir yöntem sözde ‘KKTC’nin siyasi açıdan yükseltilmesi olacak. Yani, hiç hoşumuza  gitmeyecek şekilde değişecek.  Başka değişme yöntemi yok.”

Klerides ekolünün temsilcisi olmadığını, başkalarına da puan veremeyeceğini söyleyen Markidis Anastasiadis’in Crans Montana sonrasında  izah etmeksizin desantralize federasyon önererek, bir olumlu oyu şeytanlaştırarak siyasi eşitlik konusunu tamamen küçümseyerek yaptıklarının ve parlamenter sistemle ilgili söylediklerinin  yanlış icraatlar olduğuna dikkat çekti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER