Mehmet Tatar ölümden döndü

banner37

KIBRIS TV’ye konuşan Kıbrıs Türk Tabipler Birliği Asbaşkanı Dt. Teksen Köroğlu, Devlet Laboratuarı yangının etkilerinin hasıraltı edildiğini söyledi ve daire müdürüne konulan teşhise dikkat çekti:

Mehmet Tatar ölümden döndü
banner87

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Asbaşkanı ve Çevre Sorumlusu, ayrıca Çevre Platformu Temsilcisi Dt. Teksen Köroğlu, Başkent Lefkoşa’da Devlet Laboratuarı’nda 22 Aralık 2016 tarihinde çıkan yangınla ilgili riskin devlet yetkilileri tarafından gizlendiğini söyledi.

Köroğlu, daire müdürü Mehmet Tatar’a konulan teşhiste zehirlenmeye bağlı karaciğer fonksiyon bozukluğu görüldüğünü vurguladı ve “Mehmet Bey ölümden döndü. Çalışanlara ne olacağı belli değil. ‘Panik olmasın’ diyorlar. Gerçekleri saklamak bizi daha büyük bir felakete sürükleyecek” dedi.

Köroğlu, Devlet Laboratuarı’nda çıkan yangında zarar gören 1300’e yakın radyoaktif ve kimyasal maddenin ne olduğunun hâlâ açıklanmadığına dikkat çekerek, daire çalışanlarının yanı sıra Devlet Laboratuarı’nın çevresinde yaşayan insanların kontrolden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Teksen Köroğlu acı bir gerçeğe dikkat çekerek, daire müdürü Mehmet Tatar’ın yangın sonrası yaşadığı sağlık sorunlarının ve kendisine konulan teşhisin ölümden döndüğünü gösterdiğini kaydetti.

Teksen Köroğlu, KIBRIS TV’de “Markaj” programında KIBRIS Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ali Baturay’ın sorularını cevaplandırdı ve çarpıcı iddialarda bulundu.

“Risk saklandı”

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Asbaşkanı ve Çevre Sorumlusu Teksen Köroğlu, yangının çok basite indirgendiğini, Tabipler Birliği Başkanı Kenan Arifoğlu ile olay yerine gittiklerinde şok olduklarını dile getirdi. Köroğlu, yangın riskinin büyüklüğünün saklandığını kaydetti.

Yangın çıktığında laboratuarda 1300’e yakın madde bulunduğunu dile getiren Köroğlu, bu maddelerin hâlâ ne olduğunun ise açıklanmadığını söyledi. Köroğlu, kendi imkânlarıyla dış kaynakları kullanarak bir araştırma yaptıklarını ve yanan maddeler içinde pestisit, ağır metal ve hatta uranyum toryum gibi radyoaktif maddeler bulunduğunu söyledi.

Köroğlu, “Bu gizlenecek bir şey değil. Bu ülkede bir risk yaşandı. Bunu yönetebilmek çok önemliydi. Çevre ve halk sağlığı için... Fakat bizi yönetenler bunu yapamadı. Bunun da cezasını çalışanlar ve çevre halkı yaşıyor” dedi.

“Çalışanlara imza attırıldı”

Teksen Köroğlu, konuyla ilgili bir açıklama yaptıklarını da anımsatarak, kriz masası kurulması gerektiğini ve gereken konularda yardım edeceklerini söylediklerini dile getirdi.

Gerekli uyarıları yaptıklarını da dile getiren asbaşkan, söz konusu zehirlerin bertaraf yöntemleri ile ilgili olarak da bilgilendirme yaptıklarını kaydetti.

Köroğlu, “Katı atıkların yok edilmesi lazımdı. Buradan zehir çıktı. Özel variller getirildiğini söylediler.  Tehlike sınıflarına göre ayrımlar yapılıyordu. Bu doğru bir çalışmaydı. Ancak bizim bertaraf fırınlarımız yok. TC ile işbirliği yapmamız da gerekirdi. Bu variller şu anda çöpte bekliyorlar. Tehlikenin tanımlanması yapılmadı. Bunları bıraktılar laboratuar çalışanlarına da geri gelip ‘çalışın’ dediler, ‘burada çalışmayı kabul ediyoruz’ diye imza attırdılar. Bu bile bir soru işaretidir” diye konuştu.

Yangın sonrası gelen ekiple ilgili olarak da konuşan Köroğlu,  “Ekip geldiği söyleniyor ama iki kişi Türkiye’den geldi, diğerleri de yardım etsin diye kahvelerden toplandı” dedi.

“Tatar ölümden döndü”

Teksen Köroğlu, Devlet Laboratuarı Müdürü Mehmet Tatar’ın yangın sonrası yaşadığı sağlık sorunlarına da dikkat çekerek şunları kaydetti:

“Teşhisin açıklanmadığını söylediler. Ancak biz bazı bilgilere ulaştık. Mehmet Bey’de kimyasal toksin madde veya zehirlenme sebepleri görüldü. Bu adam bu maddelerden zehirlendi ve bunlara bağlı karaciğerin pıhtılaşma faktörleri ortadan kalktı. ‘Edimsel kanama diyatesi’ dendi. Özetle Mehmet Bey ölümden döndü. Bu kanama dilinin altıda değil de beyninde olsaydı ölebilirdi. Bu ilaç karaciğerde pıhtılaşma faktörlerini yapan mekanizmayı altüst etti. Ölüme gidebilirdi. Bunun neyini saklayacaksınız?  İşte bu yüzden hem çalışanlar hem de çevre halkı ciddi şekilde uyarılmalı ve gözden geçirilmeli...”

“Bekçi bile yok... Zehirli sular nereye gitti?”

Teksen Köroğlu, başka bir gerçeğe de dikkat çekerek, radyoaktif maddelerin bulunduğu bu denli önemli bir dairede bekçi dahi bulunmadığını, eğer o gece orada çalışan bir gece görevlisi olsaydı tüm bunların belki de daha hafif şekilde atlatılabileceğini söyledi.

Köroğlu, ayrıca 20 gün sonra gittikleri dairede elektriklerin olmadığına, Mersin- Anamur’a bağlı detektörün de dolayısıyla çalışmadığına işaret etti.

Köroğlu, şöyle konuştu:

“Burada radyasyon varsa bile detektör tepki vermedi. Bu bir faciaydı. Sorumluların sorumsuzluklarının hesabı sorulmalı. Böyle bir yerde bir bekçi yok, bir yangın önlemi yok. Böyle bir yangında söndürme işleminin dahi nasıl yapılması gerektiği belli değildi. Oradan çıkan atıklar nereye gitti? Bu zehirli sular kanalizasyona gittiyse bu zehirler arıtıldı mı? Arıtılan bu su tarlalara, bahçelere gitti mi? Yoksa sebzeler aracılığıyla bu zehirleri alıyor muyuz? Ayrıca yanan arka kısmın temizliğini yapan temizlik şirketi elemanları varmış. Bu insanların durumu ne? Bu tip olayların etkileri kısa vadede görülmez. Örneğin Mehmet Bey’de iki ay sonra çıktı...”

Güncelleme Tarihi: 03 Mart 2017, 09:22
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER