Milyonlarca liralık kayıt dışı ekonomi var

banner37

Hükümetler, vergi kaybı ve kaçağına yol açan kayıt dışı ekonomi konusunda ne yazık ki başarı gösteremiyor. Ekonomist, vergi uzmanı Kemal Özçakır, “Kayıt dışılıkla etkin mücadele hedefi, hükümetlerin programlarında yer alan ve hiçbir zaman hayata geçmeyen birkaç yaldızlı cümleden ibaret olmuştur” dedi:

Milyonlarca liralık kayıt dışı ekonomi var
banner90
banner8

Ceren ÖZBİL

“KAYIT DIŞILIK KÖRÜKLENİYR”… Ekonomist, vergi uzmanı Kemal Özçakır, idarenin vergi oranlarını devamlı değiştirmesinin, devam vergilerde bile indirim yapmasının, devamlı çıkarılan vergi aflarının, yoğun denetim yapılmamasının ve vergi mevduatında sıklıkla yapılan değişikliklerin kayıt dışılığı körüklediğini söyledi. Özçakır, “Yükümlü tarafından piyasalardaki mal-hizmet hareketlerinin belgelenmemiş, eksik belgelenmiş ya da kayıt altına alınmamış olması, kayıt dışılığın nedenlerinin başında gelir” dedi

Ülkemizde milyonlarca TL’lik kayıt dışı ekonomiden söz ediliyor. Hemen her hükümet programında kayıt dışı ekonomiye karşı mücadele başlatılacağı yönünde maddeler yer alsa da, uygulamada bunun önüne bir türlü geçilmiyor.

Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne konuşan ekonomist, vergi uzmanı Kemal Özçakır, kayıt dışı ekonominin önüne nasıl geçileceği ve bu konuda atılabilecek adımlar hakkında bilgi verdi.

Özçakır, kayıt dışı ekonominin mali, iktisadi ve sosyal tahribatlara yol açtığını söyledi ve “Kayıt dışılıkla etkin mücadele hedefi hükümetlerin programlarında yer alan ve hiçbir zaman hayata geçmeyen birkaç yaldızlı cümleden ibaret olmuştur” dedi.

“Kayıt dışı ekonomi, iktisadi, mali ve sosyal tahribatlara sebep olur”

Ekonomist, vergi uzmanı Kemal Özçakır, kayıt dışı ekonominin, belgeye dayanmayan ve belgeye dayanmadığı için kayda geçirilmeyen, kayıt dışı kalan enformel ekonomi, gayri resmi, gizli ekonomi yani genel anlamda devletin öngördüğü yasal çerçevenin dışında kalan ve bir ülkenin gayri safi milli hasılasına dahil olmayan ekonomi anlamına geldiğini belirtti.

Kayıt dışı ekonominin, ulusal ve uluslararası boyuta ulaşmasının iktisadi, mali ve sosyal tahribatlara da sebep olduğundan söz eden Özçakır, şöyle konuştu:

“Vergi gelirlerinin, kamu gelirleri içerisindeki payı, gelişmiş ülkelerde yüzde 90, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 70 ve KKTC’de ise yüzde 55 oranındadır.

Ülkede Covid-19 salgınının kendini hissettirmeye başlaması ile birlikte Mart 2020’den itibaren ekonomik aktivitelerin azalması ve parasal daralma, kamu finansmanını zor duruma sokmuştur.

Pandeminin ekonomimiz üzerinde yarattığı olumsuzluklara ilaveten döviz kurundaki yükselme ve yükselmenin ekonomik kriz boyutuna ulaşması ile yaratılan fiyat artışı sonucunda var olan kayıt dışılık, daha rahat ve geniş bir yayılma zemini bulmuştur.

Kayıt dışılık, Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) hesaplamalarında kullanılmayan yaratıcı ekonomik faaliyetler olarak ortaya çıkmaktadır.

Devletin bilgi ve denetim dışında tutmasının nedeni ise vergi kaçırma sistemidir”.

“Kayıt dışı ekonomi ile mücadele programları hiçbir zaman hayata geçmedi”

Ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde kayıt dışı ekonominin her türlü kaçakçılığı barındıran yasa dışı sektörlerde görülmekle birlikte, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde ise mal ve hizmet alımının belgelendirilmemesi, diğer bir anlatımla piyasadaki mal ve hizmet hareketlerinin miktar ve teslim bedelinin gerçeği yansıtmayacak şekilde manipüle edilmesi olduğunu belirten Özçakır, şöyle devam etti:

“İnsan unsuru söz konusu olduğu için kayıt dışılık, sınırlı kaynaklara karşın insanların hayat şartlarını, yaşam kalitesini, refah ile servetini sağlayan mali gücünü vergi vermek suretiyle devletle paylaşmak istemez.

Bunun yanında insanlar belirli ekonomik faaliyetlerini kayıt dışında tartarak alıştığı tüketim düzeyinin altına inmek istemediği gibi piyasada itibarını sarsacak şekilde ödeme kabiliyetinin azalmasını istemez.

  Diğer ülkelerde ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde kayıt dışı ekonomiye sebebiyet veren unsurların çok daha fazlasını KKTC’de gözlemlemek mümkündür.

Bizde kayıt dışılığı körükleyen nedenler hemen hemen herkes tarafından gözlemlenmesi ve sosyal boyutları ile yaşantımızın belirgin bir gerçeği olmasına karşın, devlet kurumunu yönetmekte görev üstlenmiş, siyasi erk, kayıt dışı ekonomi ile ciddi anlamda mücadele ederek, sürdürülebilir mali ve iktisadi politikanın temelini oluşturup da bunu bir devlet politikası haline getirmemiştir.

Kayıt dışılıkla etkin mücadele hedefi hükümetlerin programlarında yer alan ve hiçbir zaman hayata geçmeyen birkaç yaldızlı cümleden ibaret olmuştur”.

“Ekonomik istikrar şart” Ekonomik istikrarın oluşmasının önemine dikkat çeken Kemal Özçakır, şunları kaydetti:

“12 Nisan Pazartesi yapılan meclis birleşiminde KKTC’deki kayıt dışı ekonomi ve bu kayıt dışılıkla mücadele anlamında nelerin yapılması gerektiği ile ilgili olarak ana muhalefet partisi milletvekili Fikri Toros, meclis kürsüsünde, KKTC’deki kayıt dışılığı ifade ederken, mevcut kayıt dışılığı körükleyen bir kısım gerçeği ortaya koymuş, ancak kayıt dışılığı biraz zümresel bir bakış açısıyla irdelemiştir.

Sayın Toros’un ülkedeki ekonomik istikrarın olmamasından dolayı yabancı yatırımcının yatırım yapmaktan çekindiği, devlete güvensizlik olduğu, bürokrasinin hantallığı, üretime yönelik yatırım yapılması gerektiği, kayıt dışı istihdamın sosyal düzeni bozduğu, devlet borçlanmasının son çare olması gerektiği, atıl sermayenin üretime yönlendirilmesi, rekabet anlayışının kurumsallaşmayı engellediği ve Gelir ve Vergi Dairesi’nin yapısal eksikliklerinin giderilmesi ile ilgili görüşlerine katılmamak mümkün değil.

banner134
Ancak Toros’un vergi yükümlülüğü fazlalığı, vergide reform yapılması ile kayıt dışılığın önleneceği çağdaş vergicilik paralelinde hiçbir önlem olmadığı, sadece kamu maliyesinde reform yapıldığı, vergi tabanının genişletilmesi gerektiği, istisna ve muaflıkların daraltılması ve vergi kapsamına alınması, vergi yasalarının ve özellikle Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi gibi temel yasaların gözden geçirilmesi gerektiğine, vergi yükünün azaltılması ile ilgili görüşleri iş insanları örgütlerinin ve Ticaret Odası’nın gerek pandemi öncesi, gerekse de pandemi döneminde serbest devamlı süratte ortaya koyduğu vergilerin azaltılmasına yönelik zümresel takipleri ile bir paralellik arz ediyor gibi…

Her ülkede olduğu gibi KKTC’de de kayıt dışı ekonominin vergi kayıp ve kaçağına sebebiyet verdiği gerçeği ortadadır. Vergi kayıp ve kaçağını doğuran nedenlerin başında, vergi oranlarının yükselmesi olduğu uluslar arası kabul görmüş bir görüştür.

Yalnız Sayın Toros bu gerçeği ifade ederken 1974 yılından başlayarak günümüze gelinceye kadar iki temel vergi olan Gelir Vergisi ile Kurumlar Vergisi oranlarının devlet tarafından kademeli bir şekilde ne derece indirildiğini ve bu indirimin nasıl bir sonuç verdiğini iyice bir incelemesi gerektiği görüşündeyim. Bunu yaparsa görüşlerinin farklı bir gerçek etrafında şekilleneceğine inanmaktayım”.

“Belgelenme yapılmaması başlıca nedenlerden”

Yükümlü tarafından piyasalardaki mal-hizmet hareketlerinin belgelenmemiş, eksik belgelenmiş ya da kayıt altına alınmamış olmasının kayıt dışılığın başlıca nedenlerinden olduğunu söyleyen Özçakır, şunları anlattı:

“Sayın Toros, istihdamın üzerindeki vergi yükünün azaltılması ifadesini kullanmıştır.

Gün işleyip, gün yiyen, yoğun emekle çalışan insanların vergi yükünün azaltılmasını talep etme, emeğe olan saygının bir gereğidir.

KKTC bu yeni yükümlülük ile istisna ve muafiyet kapsamını daraltmakla vergi tabanını gerçek anlamda genişletemezsiniz.

Vergi tabanı ile uğraşılacağı yerde vergi tavanını genişletme yönünde adımlar atılırsa, yani üst gelir grupları reel anlamda vergilendirilirse, o zaman istihdamın üzerindeki vergi yükünün azaltılması zemininde fikir beyan edebilirsiniz.

KKTC’de gerek idareden, gerekse de vergi yükümlüsünden kaynaklanan nedenlerden dolayı kayıt dışı ekonomi ve buna bağlı olarak vergi kayıp ve kaçakçılığı doğmaktadır.

İdarenin vergi oranlarını devamlı değiştirmesi, devam vergilerde bile indirim yapması, devamlı çıkarılan vergi afları ve yoğun denetim yapılmaması, vergi mevduatında sıklıkla yapılan değişiklikler kayıt dışılığı körüklemektedir.

 Yükümlü tarafından piyasalardaki mal-hizmet hareketlerinin belgelenmemiş, eksik belgelenmiş ya da kayıt altına alınmamış olması kayıt dışılığın nedenlerinin başında gelir.

Vergi uyumunun sağlanmasının önünde bir engel olarak duran düşük seviyedeki vergi kültürü ve vergi bilineninin yani vergi ödeme istatistiğinin çok düşük olduğu KKTC’de, vergi yükümlüsünün gelişmiş bir ülke yükümlüsü gibi davranmasını bekleyemezsiniz.

Karşınızda insan unsurudur. Vergi yükümlülüğünün tam anlamıyla yerine getirilmesini engelleyen ekonomik, siyasi, sosyal ve psikolojik etkenler yanında vergide adalet boyutunun devamlı surette tartışılıyor olması, KKTC’de reel anlamda vergi ödemeyi engelleyen unsurlar olarak öne çıkmaktadır.

KKTC’de tüm bu gerçekler söz konusu iken vergi toplanmasını sisteme bağlama, sistem üzerinden reform anlayışına girmek, gerçekleri göz ardı etmenin ötesinde bir anlam taşımaz”.

“Reforma gerek yok”

Kemal Özçakır, ülkede beyana dayalı bir vergi sistemi olduğunu ve bu sistemin çoğu dünya ülkesinde uygulanan bir sistem olduğunu belirtti.

Dış dünya ile sistem farkımız olmadığını ancak zihniyet farkımız olduğunu kaydeden Özçakır, esas problemin de bizlerin zihniyetinde olduğunu ifade etti.

Sayın Fikri Toros’un çağdaş vergicilik paralelinde hiçbir önlem alınmadığı ifadesini biraz abartılı gördüğünü kaydeden Kemal Özçakır,  “Vergi yasalarımız ve bu yasaların öngördüğü hükümlere bağlı olarak yapılan uygulamalar çağdaş vergicilikle bağdaşır uygulamalardır. Reforma da gerek yoktur. Zaman zaman günümüz değişen koşulların öngördüğü değişiklikler ve tadilatlar yasalarımızda zaten yapılmaktadır” dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75