banner6

Mülk iadesinde tartışmalı karar

banner37

Güney Kıbrıs’ta faaliyet gösteren sözde “Girne Kaza Mahkemesi”, 4 Kıbrıslı Rum’un, Kuzey’de kalan mülklerine ilişkin ‘kullanım kaybı’ olduğu gerekçesiyle Türkiye’yi yaklaşık 40 milyon Euro tazminata mahkûm etti… KKTC hukukçuları ise bu kararın ‘hukuken’ geçerli olmadığını söyledi

Mülk iadesinde tartışmalı karar
banner8

TÜRKİYE’YE 30 GÜN SÜRE VERİLDİ… Güney Kıbrıs’ta 4 Kıbrıslı Rum, Kuzey’de kalan mülklerine ilişkin ‘kullanım kaybı’ olduğu gerekçesiyle Türkiye aleyhine dava açtı. Sözde “Girne Kaza Mahkemesi”nde görüşülen davada, Türkiye yaklaşık 40 milyon Euro tazminat ödemeye mahkûm edildi. Mahkeme ayrıca, Türkiye’nin 30 gün içinde taşınmaz malları yasal sahiplerine geri iade etmesine de karar verdi. KKTC hukukçuları ise bu kararın ‘hukuken’ geçerli olmadığını ifade etti.

“KARAR BİZİM İÇİN ‘YOK’ HÜKMÜNDE”… Cumhurbaşkanlığı Müzakere Ekibi Hukuk Danışmanı, Maraş Açılım Komitesi Başkanı, UBP Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, Güney Kıbrıs’taki mahkeme kararlarının hukuken geçerliliğinin olmadığını, KKTC nezdinde ‘yok hükmünde’ olduğunu belirterek, Rumların Kuzey’de kalan malları için Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuru yapması gerektiğini söyledi. Hasipoğlu, “Bizim yapmamız gereken, komisyonun etkili bir iç hukuk olmaya devam etmesini sağlamaktır” dedi.

“TÜRKİYE’NİN SAVUNMA YAPMASI GEREKECEK”… Avukat Murat Metin Hakkı, 4 Kıbrıslı Rum’un Türkiye aleyhine açtıkları davayla ilgili kararın, karar lehtarı tarafından AB’ye üye ülkelerde ‘Türkiye aleyhine icra edilebileceğini’ söyledi. Dünya genelinde 1970’lerden beri ticari varlıklara karşı icra konusunda ‘dokunulmazlığın’ kalktığını belirten Hakkı, Türkiye’nin icra aşamasında, icranın engellenmesi için savunma yapması gerekeceğini ifade etti. Hakkı, bu davanın muhtemelen hem usule, hem de uluslararası hukuka aykırı bir şekilde ilerletilip sonuçlandırıldığını kaydetti.

Ahmet KARAGÖZLÜ


Güney Kıbrıs’ta 4 Kıbrıslı Rum, Kuzey’de kalan mülklerine ilişkin ‘kullanım kaybı’ olduğu gerekçesiyle Türkiye aleyhine dava açtı… Sözde “Girne Kaza Mahkemesi”nde görüşülen davada, Türkiye yaklaşık 40 milyon Euro tazminat ödemeye mahkûm edildi.


Konuyla ilgili KIBRIS’a konuşan Cumhurbaşkanlığı Müzakere Ekibi Hukuk Danışmanı, Maraş Açılım Komitesi Başkanı, UBP Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, Güney Kıbrıs’taki mahkeme kararlarının hukuken geçerliliğinin olmadığını, KKTC nezdinde ‘yok hükmünde’ olduğunu belirterek, Rumların Kuzey’de kalan malları için Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuru yapması gerektiğini söyledi.


Avukat Murat Metin Hakkı ise 4 Kıbrıslı Rum’un Türkiye aleyhine açtıkları davayla ilgili kararın, karar lehtarı tarafından Avrupa Birliği’ne (AB) üye ülkelerde Türkiye aleyhine icra edilebileceğini söyledi.

banner134

Türkiye’ye 30 gün süre tanındı


Sözde “Girne Kaza Mahkemesi”, 7 Ekim’de davacılar Theodorou Theodoru, Anastasia Theodorou, Elenas Theodorou ve Despos Theodorou’nun Türkiye aleyhine açtığı davada kararını açıkladı.


Mahkemenin karar tutanağında, davacıların 20 Temmuz 1974’ten beri taşınmaz mallarını kullanamadığı, bu nedenle 12 Eylül 2014 tarihinde mahkemeye başvurduğu belirtildi.


Yine aynı tutanağa göre davalıların ‘haklı’ bulunduğuna karar veren mahkeme, Türkiye’nin davacıların her birine sırasıyla, yasal faizleriyle birlikte 2 milyon 670 bin 610; 16 milyon 660 bin 428; 8 bin 429 bin 967 ve 11 milyon 525 bin 958 Euro tazminat ödemesine hükmetti.

Toplamda 39 milyon 286 bin 963 Euro tazminata mahkum edilen Türkiye’nin ayrıca, 30 gün içinde taşınmaz malları yasal sahiplerine geri iade etmesine de karar verildi.


Kararda, Türkiye aleyhinde olan tüm hususların ayrıntılı olarak incelendiği ve davanın Lahey Sözleşmesi’ne de uygun olarak yapıldığı iddia edildi.


Öte yandan mahkeme, yargı yetkisi konusuna ilişkin de karar üretti. Buna göre sözde Girne Kaza Mahkemesi’nin yetkili bir ‘mahkeme’ olduğu öne sürüldü.


Davacıların KKTC’deki “Taşınmaz Mal Komisyonu” ve “Yüksek İdare Mahkemesi’nin” kanuna aykırılığını ve geçersizliğini talep etmesi üzerine, mahkemenin değerlendirmesinin, “mevcut mahkemenin, kurulmasını ve işleve geçmesine karar veren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını bozma yetkisine sahip olmadığı” şeklinde olduğu belirtildi.

Ayrıca Türkiye’nin dava sürecinde yer almadığı da bildirildi.

Hasipoğlu: Hukuken geçerliliği yok


Cumhurbaşkanlığı Müzakere Ekibi Hukuk Danışmanı, Maraş Açılım Komitesi Başkanı, UBP Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, Güney Kıbrıs’taki sözde “Girne Mahkemesi’nin” verdiği kararın hukuken geçerli olmadığını söyledi.


Hasipoğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Xenides-Arestis kararlarından sonra bu gibi davaların iç hukuk yoluyla çözümlenmesi gerektiğine karar verdiğini hatırlatarak, “Bu kararın hem KKTC, hem de AB kararları gereği geçerliliği ve bağlayıcılığı yok” dedi.


Oğuzhan Hasipoğlu, Güney Kıbrıs’taki mahkeme kararlarının hem hukuken geçerliliği ve bağlayıcılığının olmadığını, hem de KKTC nezdinde ‘yok hükmünde’ olduğunu kaydetti.


Rumların Kuzey’de kalan taşınmaz mallar için 67/2005 sayılı yasa tahtında kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuru yapması gerektiğinin altını çizen Hasipoğlu, “Bundan sonraki süreçte bizim yapmamız gereken, komisyonun etkili bir iç hukuk olmaya devam etmesini sağlamaktır” dedi.

Hakkı: Bu karar, AB’ye üye ülkelerde Türkiye aleyhine icra edilebilir


Avukat Murat Metin Hakkı, 4 Kıbrıslı Rum’un Türkiye aleyhine açtıkları davada sürecin kim tarafından başlatıldığıyla ilgili kapsamlı bir bilgi sahibi olmadığını, ancak bu kararın, karar lehtarı tarafından Avrupa Birliği’ne (AB) üye ülkelerde Türkiye aleyhine icra edilebileceğini söyledi.


Hakkı, dünya genelinde 1970’lerden beri ticari varlıklara karşı icra konusunda ‘dokunulmazlığın’ kalktığını belirterek, Türkiye’nin icra aşamasında, icranın engellenmesi için savunma yapması gerekeceğini ifade etti.


Genelde bu tür davaların egemenlik ve hükümranlık haklarıyla ilgili olduğunu kaydeden Hakkı, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ta hükümranlık yetkilerini kullanarak işlemlerde bulunduğunu dile getirdi.


Hakkı, söz konusu işlemlerin, diplomatik dokunulmazlık bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini, ancak Rum tarafında ikame edilen davanın muhtemelen hem usule, hem de uluslararası hukuka aykırı bir şekilde ilerletilip sonuçlandırıldığını söyledi.


Hakkı, herhangi bir icra girişiminin gündeme getirilmesi durumunda, icranın ticari mal varlıklarına karşı kullanılmaması için ‘usulsüzlüklerin’ ve ‘kamu siyasetine aykırılık’ iddialarının bir bakıma müdafaa olarak kullanılabileceğini sözlerine ekledi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104