banner6

Müzakere masasına etki etmez

banner37

ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Programı Öğretim Üyesi Dr. Özgür, Rum Yönetimi’nin Mısır ile doğalgaz anlaşmasını KIBRIS’a değerlendirdi:

Müzakere masasına etki etmez
banner99

Emine DAVUT YİTMEN

Rum Yönetimi’nin Mısır ile doğalgaz anlaşmasının siyasi içerik taşıdığı, işbirliği için iyi niyet belirtisi olmaktan öteye gitmediği ve şu anda müzakere masasına etkisi olmayacağı bildirildi.

ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Programı Öğretim Üyesi Dr. Hayriye Kahveci Özgür, işbirliği anlaşmasının hayat bulması için birçok teknik ve hukuksal antlaşmanın da gerçekleşmesi gerektiğini kaydetti.

Güney Kıbrıs’ın, son birkaç yıldır hem İsrail hem de Mısır ile dönem dönem işbirliği antlaşmaları imzaladığını ifade etti. Özgür, Mısır ve Güney Kıbrıs arasında daha ziyade siyasi içerik taşıyan bir antlaşma yapılmasının, bugüne kadar gündeme gelen diğer senaryoların, özellikle de Türkiye opsiyonunun ortadan kalkması anlamına gelmediğini, ancak yakın bir gelecekte bölge için ana arter görevi yapacak olan bir ihracat mekanizması geliştirilmesi için yatırım ortamının da yeterince olgunlaşmadığını vurguladı.

Özgür, bu aşamada Afrodit sahasının geliştirilme sürecinin nasıl hızlandırılabileceğine yönelik arayışların değerlendirilmesini görmenin şaşırtıcı olmayacağını söyleyerek, bu durumun piyasa koşullarına ve ihracat imkânlarına bağlı bir süreç olacağına dikkat çekti.

“Müzakerelerde ilerleme olmazsa…”

Özgür, Güney Kıbrıs ile Mısır arasında doğalgaz anlaşması imzalanmasının, müzakere masasına herhangi bir etkisi olacağını düşünmediği söyledi.

Özgür, buna rağmen, 2016 sonunda müzakerelerden olumlu sonuçlar alınmaması halinde, Şubat-Mart 2017 gibi üçüncü ihale sürecinin lisanslarının dağıtılması ve yeni arama sondajlarının başlamasından doğacak yeni bir gerginliğin gündeme gelmesinin şaşırtıcı olmayacağını kaydetti.

“İlişkilerin geliştirilmesine engel olmaz”

Özgür, Güney Kıbrıs’ın Mısır ile antlaşma imzalayarak bir siyasi girişim gerçekleştirdiğini bunun Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesine ve işbirliği olanaklarının artırılmasına engel olmadığını kaydetti.

Güney Kıbrıs ile imzalanan antlaşmaların benzerlerinin, Mısır ile Türkiye arasında da yıllardır imzalanmakta olduğuna dikkat çeken Özgür, bu antlaşmaların hiçbirinin Kıbrıslı Rumlara karşı Türkiye veya Türkiye’ye karşı Kıbrıslı Rumlar anlamını taşımadığını aktardı.

ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Programı Öğretim Üyesi Dr. Hayriye Kahveci Özgür, KIBRIS’ın sorularını yanıtladı.

SORU: Güney Kıbrıs’ın Mısır’la imzaladığı doğalgaz anlaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

ÖZGÜR: Bildiğiniz üzere Güney Kıbrıs, son birkaç yıldır hem İsrail hem de Mısır ile dönem dönem işbirliği antlaşmaları imzalamaktadır.  Bu antlaşmalar işbirliği için iyi niyet belirtisi olmaktan öteye değerlendirilmemelidir.  Zaten yapılan açıklamalara bakıldığı zaman imzacı taraflar bile bunu bir ön antlaşma olarak tanımlamakta ve eğer bir işbirliği hayat bulacaksa birçok teknik ve hukuksal antlaşmanın da gerçekleşmesi gerektiğini vurgulamaktadırlar.

SORU: Rum Enerji Bakanı Yorgos Lakkotripis ve Mısır Petrol Bakanı Tarek El Molla’nın imzaladıkları ortak açıklamanın, “Doğalgazın iç tüketim ya da yeniden ticaret için Kıbrıs MEB’inden, Mısır MEB’i ya da topraklarına denizaltından borular kullanılarak taşınmasıyla” ilgili olduğu belirtildi. Bu durumda İsrail gazının, Kıbrıs gazı ile birleşerek taşınması gündemden kalkmış mı oluyor?

ÖZGÜR: Bugün elimizde olan veriler ışığında henüz ispatlanma süreci tamamlanmamış olan Afrodit sahasının potansiyeli 4,5 trilyon ayak küp olarak hesaplanmaktadır ancak bu sahanın geliştirilebilmesinin önünde birçok engel mevcuttur.  Her şeyden önce, sahanın potansiyelinin kesinleştirilmesi gerekmektedir. Bu miktar her ne kadar da Kıbrıs adası için önemli bir miktar gibi görünse de uluslararası piyasalar açısından tek başına anlamlı bir kaynak değildir. Bölge için bir doğalgaz ihracat mekanizması kurulacaksa bu mekanizma bölgesel potansiyeli bir bütün halinde değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu ister bölge devletlerinin iç tüketimine yönelik mekanizmalar olsun isterse de bölge dışına geliştirilecek olan ihracat mekanizmaları olsun göz ardı edilmesi pek de mümkün olmayan bir durumdur. Bu nedenle Mısır ve Güney Kıbrıs arasında daha ziyade siyasi içerik taşıyan bir antlaşmanın yapılması, bugüne kadar gündeme gelen diğer senaryoların özellikle de Türkiye opsiyonunun ortadan kalması anlamına gelmemektedir. Ne var ki yakın bir gelecekte bölge için ana arter görevi yapacak olan bir ihracat mekanizması geliştirilmesi için yatırım ortamı yeterince olgunlaşmamıştır.

SORU: Türkiye-İsrail arasındaki son dönemde olan yakınlaşmanın ardından, sırada Türkiye-Mısır arasındaki sorunların çözülmesinin olduğu konuşuluyordu. Güney Kıbrıs’ın, Mısır’la böyle bir anlaşma yapmayı uygun görmesi, aslında Güney Kıbrıs’ın Türkiye karşısında elini çabuk tutmak istemesinden kaynaklanıyor olabilir mi?

ÖZGÜR: Güney Kıbrıs ve Mısır arasında bölgede petrol ve doğalgaz aramalarına yönelik işbirliği antlaşmalarının gündeme gelmesi, Kıbrıs-İsrail işbirliği antlaşmalarından çok daha önce başlar. Hatta, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ilk Münhasır Ekonomik Bölge belirleme antlaşmasını Mısır ile yapmıştır. Bütün bunlar bir yana, 2016 yazında bölgesel jeopolitik açısından taşların yeniden dizildiği bir döneme şahit olduk. Yaz başında Türkiye Cumhuriyeti, Rusya ve İsrail gibi bir süreden beridir gergin diplomatik ilişkileri olan devletlerle ilişkilerini düzelmek için adımlar attı. Bu gelişmelerin hemen sonrasında 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı. Tüm bunlar yeniden şekillenen bölge jeopolitiğinde, Türkiye’nin nasıl bir rolü olacak sorularını gündeme getirdi ilk bakışta. Ancak çok kısa bir süre içerisinde görülebildi ki Türkiye hem doğu hem de batı için stratejik bir ortak olmaya devam ediyor.  Bunu gerek Putin ile yapılan ortak açıklamada gerekse geçtiğimiz günlerde G 20 zirvesi sırasında Obama ile yapılan ortak açıklamadan gözlemlemek mümkün. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır ile antlaşma imzalayarak bir siyasi girişim gerçekleştirmiştir. Ancak, tıpkı İsrail ile gerçekleştirilen antlaşmalar gibi muhatap devletler açısından bu, Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesine ve işbirliği olanaklarının artırılmasına engel değildir. Güney Kıbrıs ile imzalanan antlaşmaların benzerleri, Mısır ile Türkiye arasında da yıllardır imzalanmaktadır. Yani bu antlaşmaların hiçbiri Kıbrıslı Rumlara karşı Türkiye veya Türkiye’ye karşı Kıbrıslı Rumlar anlamını taşımaz.

SORU: Mısır açıklarında Zohr’da bulunan geniş doğal gaz yatağının bu denklemde yeri ne olacak?

ÖZGÜR: Zohr’un, İsrail’in Leviathan sahası için yapılan en yüksek tahminlerden bile daha fazla bir potansiyeli olduğu söylenmektedir. Tıpkı başta söylediğim gibi bu sahalar, dünya piyasası ölçeğinde çok büyük anlamlar ifade etmeyen ama ev sahibi ülkeler ve bölge için önemli olan potansiyellerdir. Zohr, Mısır’ın önümüzdeki dönemde artan enerji ihtiyacının karşılanabilmesi için önemli bir kaynaktır. Mısır’ın enerji bağımlılığının azaltılmasına katkı saylayacaktır. Ancak bölgedeki diğer kaynaklar ve bölge devletleri ile işbirliği içerisinde kapsamlı bir ihracat mekanizması geliştirilemezse tek başına bölgesel etki etmesi mümkün değildir.

SORU: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis NOBEL, DELEK ve SHELL’le görüşmek için hareket geçti. Bu görüşmelerden neler beklemeliyiz?

ÖZGÜR: Bu aşamada net bir şey söylemek pek mümkün değil ama Afrodit sahasının geliştirilme sürecinin nasıl hızlandırılabileceğine yönelik arayışların değerlendirilmesini görmek şaşırtıcı olmaz. Tabii, bu hem piyasa koşullarına hem de ihracat imkânlarına çok bağlı bir süreç olacaktır.

SORU: Güney Kıbrıs ile Mısır arasında doğal gazla ilgili anlaşmanın imzalanması öncesinde Cumhurbaşkanı Sözcüsü Barış Burcu, gerginliği artırarak süreci zehirleyecek her türlü yaklaşımdan uzak durulması gerektiğini söylemiş ve yakın bir geçmişte görüşme masasının benzer olumsuz girişimler sonrasında dağıldığının unutulmaması gerektiğini belirtmişti. Bu açıklamalar ve son gelişmeler ışığında müzakere masasının bundan olumsuz etkileneceğini söylemek mümkün mü?

ÖZGÜR: Mısır ile imzalanan antlaşmanın müzakere masasına herhangi bir etki edeceğini düşünmüyorum.  Ancak özellikle Ocak 2017’den sonra eğer 2016 sonunda müzakerelerden olumlu sonuçlar alınmaya başlanmazsa Şubat-Mart 2017 gibi üçüncü ihale sürecinin lisanslarının dağıtılması ve yeni arama sondajlarının başlamasından doğacak yeni bir gerginliğin gündeme gelmesi hiç şaşırtıcı olmayacaktır.

Güncelleme Tarihi: 14 Eylül 2016, 10:20
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104