banner6

Ne cezalar caydırıyor, ne kural tanınıyor, hepimizin canı yanıyor

banner37

Ne cezalar caydırıyor, ne kural tanınıyor, hepimizin canı yanıyor
banner150 banner151 banner143

Ahmet UÇAR

   Devlet otoritesinin kendini hissettirememesi trafikte kaybedilen canların sürekli artmasına yol açıyor.

   Ülkemizde kanayan bir yara haline gelen trafiğe her geçen gün yeni kurbanlar verilirken, bu kazaların birçoğunda diğer etmenlerin yanında sürücülerin kurallara uymaması da ön plana çıkıyor.

   Trafikte altyapı yetersizliği, eksikliği veya hatası, eğitim, ehliyet, araç muayene gibi unsurların yanında kurallara uyulmaması da ölümle sonuçlanabilen kazalara davetiye çıkarıyor.

   Birçok araç sürücüsü kuralları bilmesine rağmen iş uygulamaya gelince bundan kendini muaf tutuyor ve bunun sonucunda da hepimizi derinden üzen, canını acıtan ciddi yaralanmalar ve ölümle sonuçlanabilen trafik kazaları meydana gelebiliyor.

   KIBRIS’a konuşan Kıbrıs Türk Trafik Kazalarını Önleme Derneği (TKÖD) Başkanı Mehmet Avcı, bu kadar trafik kazasının yaşandığı ülkede insanların kurallara uymamasının devlet otoritesinin hâlâ kendini yolda göstermediğinin bir göstergesi olduğunu belirterek, sürücülerin devletten korkmadığını, devletin de kendinden korkutmak için bir şey yapmadığını savundu.

   Avcı, yetersiz denetim sonucu yaşanan trafik kazalarında her şeyin faturasını hayatını kaybeden kişilerin ödediğini vurguladı.

“Kurallara uymama trafik kazalarında ön planda”

   TKÖD Başkanı Mehmet Avcı, trafik kazalarındaki en büyük sorunun kurallara uymama olduğunu belirterek, trafikte altyapı, eğitim, ehliyet verme, araç muayene gibi sorunlarının bulunduğunu ancak sürücü davranış bozukluklarının da ön planda olduğunu kaydetti.

   Avcı, sürücülerin tüm kuralları bildiğini dile getirerek, “Bir sürat limiti levhası gördüğünde ondan hızlı gittiğinin doğru olmadığını, kırmızı ışıkta ve kavşakta geçilmemesi gerektiğini, bir arabayı geçerken ön tarafın temiz olması gerektiğini biliyor. Bir sürücü yol kenarında yaya gördüğünde ne yapması gerektiğini ve emniyet kemeri takma zorunluluğunu da biliyor” şeklinde konuştu.

   Bu bağlamda ülkede gerçekleşen trafik kazalarında sürücülerde bilgisizlikten çok davranış bozukluğunun gözlemlendiğine işaret eden Avcı, özellikle emniyet kemeri takmayan kişilerin ölüm sayısının çok yüksek olduğunu anlattı.

   Avcı, çocukların çocuk koltuğunda, emniyet kemerine bağlı olması gerektiğine dikkat çekerek, bir çocuğun trafik kazasında yaralanması veya hayatını kaybetmesinin sebebinin buna uyulmamasından kaynaklandığını söyledi.

   Kazalarda meydana gelen tüm çocuk yaralanmaları ve ölümlerinin ailelerin ihmalinden kaynaklandığı değerlendirmesinde bulunan Avcı, hız tabelası bulunmasına rağmen limit üstü hızda araç sürülmesinin de bir davranış bozukluğu olduğu üzerinde durdu.

   Avcı, trafikte alkolün tamamen yasaklanmadığını 50 promile kadar izin verildiğini hatırlatarak, insanların bir mekana gittiğinde araca bineceğini bildiği halde içki şişesini bitirmeden kalkmadığı örneğini verdi.

“Devletin otoritesi yok”

   Bu kadar trafik kazasının yaşandığı ülkede insanların kurallara uymamasının devlet otoritesinin hâlâ kendini yolda göstermediğinin bir göstergesi olduğunu belirten Avcı, sürücülerin devletten korkmadığını, devletin de kendinden korkutmak için bir şey yapmadığını kaydetti.

   Avcı, alkolde 50 promile kadar izin verildiğini, 100 promilden sonra artık sarhoşluğun başladığını ve 150 promilden sonra ise araçların havada uçmaya başladığını dile getirerek, son zamanda yapılan kazalarda sürücülerin 300 promil alkol etkisi altında olduğunun görüldüğünü ifade etti.

   Avcı, “Bu ne demektir: Ben istediğim gibi içerim, kaza da yaparım, birisi ölecekse ölsün demektir” şeklinde konuşarak, polisin davasız halli ceza yazmasının caydırıcı olmadığını, önemli hata yapan sürücülerin mahkemeye gitmesi, ehliyetine el konulması ve hapis cezası da alması gerektiğini vurguladı.

   Tek yöne girme gibi hataların bilmeden yapılabileceğine işaret eden Avcı, ancak alkol, emniyet kemerini takmama, sürat gibi davranışların bilinçli işlenen suçlar olduğunu ve bunların cezasının daha caydırıcı olması gerektiğini anlattı.

   Avcı, emniyet kemerinin kişilerin ölümüne engel olacağına, bu nedenle önem arz ettiğine dikkat çekerek, “Aileler ve devlet trafikte de çocuğun hayatını korumak zorundadır. Çocuğun hayatını korumak devletin görevidir. Çocuğun emniyet kemeri bağlı değilse, koruma koltuğu yoksa devlet çocuğu korumak zorundadır. Eğer devlet bu konuda ailelere yaptırımda bulunmuyorsa görevini yapmıyor demektir” dedi.

   Gelişmiş ülkelerde toplumun polisin otoritesinden çekindiğini, “Eğer polis beni görürse alacağım ceza, beni süründürür” diye düşündüğünü söyleyen Avcı, Kuzey Kıbrıs’ta ise böyle bir durumun olmadığını, hükümetlerin ana yol devriyesi oluşturmadığını açıkladı.

   Avcı, hatalı sürüş yapan birisini polisin durdurma ihtimalinin yüzde 1 olduğunu, bunun yüzde 40 olması durumunda caydırıcı olacağını vurgulayarak, kurallara uymamanın faturasını hayatını kaybeden kişilerin ödediğinin altını çizdi.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110