banner6

Ne iş hayatından uzak kaldı ne de ailesinden

banner37

Kıbrıs Türk toplum yaşamında çeşitli alanlarında faal, sosyal, kültürel anlamda zengin bir karakter olan Fatma Azgın, çalışmalarıyla öne çıkan kadınlarımızdan biri.

Ne iş hayatından uzak kaldı ne de ailesinden
banner151 banner143

Gülsüm KANCA

Kıbrıs Türk toplum yaşamında çeşitli alanlarında faal, sosyal, kültürel anlamda zengin bir karakter olan Fatma Azgın, çalışmalarıyla öne çıkan kadınlarımızdan biri. Ancak ne var ki iş hayatı ve aile denince tercih yapmak çok zor. Anne ve iş insanı Fatma Azgın, hiçbir zaman bu tercihi yapmamış ve ikisini de bir arada yürütmeye çalışmış.

Fatma Azgın, oğulları Mutlu ve Bilge Azgın ile ‘Benim Annem’e en özel anlarını anlattı.

Anne olduktan sonra da siyasetten, toplumsal etkinliklerden kopmayan Fatma Azgın, zaman zaman vicdan azabı çektiğini söylüyor.

İki kardeşin çocuklukları, Lefkoşa’da Köşklüçiftlik ve Surlariçi’nde geçmiş. İki farklı dünya tanımışlar.

Anne ve babanın okuyan bireyler olması nedeniyle iki kardeş okuma alışkanlığı konusunda önemli bir kazanım elde etmiş.

“Okul müdürüm eczacılığa yönlendirdi”

Lefkoşa’da dünyaya gelen Fatma Azgın, çok faal bir öğrencilik dönemi geçirmiş, her türlü etkinlikte yer almış.

Sosyal Bilimlere eğilimi olan Fatma Azgın, okul müdürünün yönlendirmesiyle eczacılık okumayı tercih etmiş.

Yükseköğrenim için İstanbul’a giden Fatma Azgın, elit bir çevreyle görüşerek kültürel, sanat ve siyasi anlamda birçok imkana ulaşmış.

Üniversiteyi bitirdikten sonra Kıbrıs’a dönen Fatma Azgın, eczanesini açmış.

“Siyasi ve toplumsal alanlarda aktif rol aldım”

1973 yılında Eczacılar Birliği’nin genel kurulunda genel sekreter seçilmiş ve Kıbrıs Federe Devleti döneminde de Kurucu Meclis’te görev almış.

Siyasi hayata da adım atan Fatma Azgın, eşi Bekir Azgın ile Meclis’te tanışmış ve 1977 yılında dünya evine girmiş. 1977 yılının ekim ayında oğlu Mutlu, 3 yıl sonra da Bilge doğmuş.

Anne olduktan sonra da siyasetten, toplumsal etkinliklerden kopmayan Fatma Azgın, 1981 yılında Eczacılar Birliği’nin başkanı seçilmiş. Toplumsal çalışmalarda da yer alan anne Fatma Azgın, zaman zaman vicdan azabı çektiğini söylüyor ve “Çocuklarımla yeterince vakit geçiremediğimi düşünüyorum. Onlara daha fazla vakit ayırmam gerekirdi ancak çalışma hayatında da aktif olmalıydım. Benim yapım böyleydi, çocuklarımın doğum günleri, veli toplantılarına bile zor katılıyordum” diyor.

“İç hesaplaşma yaşadım”

Mutlu Azgın yükseköğrenimini KKTC’de DAÜ’de tamamlarken, Bilge Azgın ise Amerika’da devam etmiş.

Oğlu Bilge ile ilk ayrılıklarının zor olduğunu anlatan anne Fatma Azgın, yaşadığı iç hesaplaşmayı “Bilge’yi Amerika’ya yolcu ederken gözlerim dolmuştu. İstanbul’da havalimanında çok kötü oldum, tanıdıklarımdan rica ettim beni aldılar, sonra ülkeye döndüm. Günlerce kendime gelemedim” sözleriyle anlatıyor.

“Bilge evcimen, ben dışarıdan enerji alırdım”

Mutlu Azgın’a, anne Fatma Azgın’ı ve çocukluğunu soruyoruz… Çocukken konsantrasyon problemi yaşadığını anlatan Mutlu Azgın, ilgisini çekmeyen birçok şeyde zorlu bir süreç yaşamış ve yaşatmış.

Mutlu ve Bilge iki kardeş olarak çok farklıymış. Bilge daha evcimen, Mutlu ise daha fazla dışarıdan enerji alan bir karaktere sahipmiş.

İki kardeşin çocuklukları Lefkoşa’da Köşklüçiftlik ve Surlariçi’nde geçmiş. İki farklı dünya tanıdıklarını anlatan Mutlu Azgın, Surlariçi’nde hayat farklı akar, Köşklüçiftlik’te ayrı diyor.

Sosyal ve toplumsal çalışmalarda yer alan bir ailenin çocukları olarak, birçok aile için önemli olan akşam yemeği kültürüne kendileri için bir anlam yüklenmemiş.

Mutlu Azgın, “Akşam yemeğinde buluşma kültürüne sahip bir aile, bunu yerine getirememesi durumunda mutsuzluk yaşar. Ancak biz de bu söz konusu bile değil, öyle evden çıkarken törenlerle de uğurlanmayız. Farklı bir aileyiz” diyor.

Anne Fatma Azgın, tüm bu yoğun temposuna rağmen birçok işi de aynı anda yürütürmüş. Mutlu Azgın, “Annem o kadar işin arasında ne evle ilgisini kesti ne de bir gün olsun babama sen de şu bulaşıkları yıka dedi. Feminizmi, yapısı itibariyle gelenekselci yapısını da korudu” şeklinde ifade ediyor.

“Pazar kahvaltısında ‘aslancık’ şarkısını söylerdi”

Akademisyen Bilge Azgın için pazar kahvaltısının özel bir anlamı varmış. Çünkü annesi “Aslancık” şarkısını söyleyerek kahvaltı hazırlar, kendilerini uyandırırmış.

Çocukken yemek konusunda seçici olduğunu ve hamur işlerini tüketmeyi daha çok sevdiğini anlatan Bilge Azgın, “beni kuş geldi, kuş kondu diyerek kandırıp yemek yedirirlerdi, Mutlu’nun hiç yemek problemi yoktu, iştahı yerindeydi” diyor ve gülüşüyorlar.

Mutlu bir çocukluk dönemi geçirdiklerini anlatan Bilge Azgın, sokaklarda saatlerce oyun oynadıklarını söylüyor.

Ailecek müzik seven bir ailenin içinde büyüyen iki kardeş piyano dersleri de almış. Anne ve babanın okuyan bireyler olması nedeniyle iki kardeş, okuma alışkanlığı konusunda da önemli bir kazanım elde etmiş.

Çocukluk yıllarında Bilge, ağabeyi Mutlu’dan dağınıklığı konusunda şikâyetçiymiş… “Örneğin Mutlu yatağını hiç toplamazdı, annem de bana toplattırırdı. Bir noktadan sonra ben de dağınık olmaya başladım ve ikimizin de yatağını toplamadım” diyor.

“Amerika’da okumama annem destek oldu”

Yükseköğrenimini Amerika’da tamamlayan Bilge Azgın, annesinin desteğiyle yapabildiğini düşünüyor. Anne Fatma Azgın, çocuklarının hangi mesleği tercih edeceğine pek karışmamış ancak evde sosyoloji de konuşuluyormuş.

Sohbetimizin sonunda anne ve iş insanı Fatma Azgın annelere, kadınlara mesaj veriyor. Ailenin toplumun önemli bir parçası olduğunu anlatan Azgın, hiçbir zaman çocukları üzerinde baskı kurmadığını belirtiyor. İş hayatı ve toplumsal çalışmalardan geri kalamayacağını anlatan Fatma Azgın, hâlâ ilk günkü enerjisiyle çalıştığını belirterek sözlerini noktalıyor.

 

 

Güncelleme Tarihi: 14 Mayıs 2017, 12:25
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104