banner6

Niyeti ve cesareti olanlar için zemin elverişlidir

banner37

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Cenevre’deki Kıbrıs Konferansı ve müzakerelerle ilgili KIBRIS’ın sorularını yanıtladı.

Niyeti ve cesareti olanlar için zemin elverişlidir
banner151 banner143

Emine DAVUT YİTMEN

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, müzakerelerin geleceğinin kurtarılması yönünde niyeti ve cesareti olanlar için zeminin elverişli olduğunu söyledi.

Burcu, hiçbir modalitenin, hiçbir çerçevenin, müzakereleri sonuçlandırmaya tek başına yeterli olamayacağını belirterek, “Kurgu tamamdır. Niyeti ve cesareti olanlar için zemin elverişlidir. Asıl önemli olan bu kurguya bağlı kalarak, cesaretle siyasi irade ortaya koymaktır. Cumhurbaşkanımızın yapmaya çalıştığı ve Sayın Anastasiadis’e anlatmaya çalıştığı tam da budur” dedi.

Kararlılık ve samimiyetle çözüme odaklandıklarını dile getiren Burcu,  hedeflerinin yıllar sonra yakalanan çok önemli fırsat penceresi kapanmadan, konferansın başarıyla tamamlanması olduğunu kaydetti.

“Belge tarafların Cenevre’ye gidip gitmeyeceğini belirleyecek bir içerikte olmayacaktır”

Burcu, ortak belgenin, son olarak Mont Pelerin’de beş tarafın katılımıyla gerçekleşen Güvenlik ve Garantiler konusundaki teknik çalışma esas alınarak hazırlanacağını ifade etti

Burcu, söz konusu belgenin, konunun özü ile ilgili fikir ayrılıklarını Cenevre öncesi giderecek değil, özün nasıl tartışılacağına ilişkin bir rehber niteliğinde olacağını belirtti. Belgenin, tarafların Cenevre’ye gidip gitmeyeceğini belirleyecek içerikte olmayacağını ifade eden Burcu, özün tartışılacağı yerin, Cenevre olacağını vurguladı.

“Başlıklar saniyesi saniyesine aynı anda görüşülmeyebilir”

Burcu, tek çatı altındaki konferansın bir beşli, bir de ikili yapısı olduğunu, konferans beşli toplandığı zaman Güvenlik ve Garantileri, ikili toplandığı zaman da diğer bütün başlıkları görüşeceğini ancak başlıkların belli bir sıraya göre ele alınmayacağını kaydetti. Bütün başlıkların eş zamanlı ve birbiriyle bağlantılı bir biçimde masada olacağını ancak saniyesi saniyesine aynı anda görüşülemeyebileceğini dile getiren Burcu, “Örneğin, sabahleyin beşli olarak Güvenlik ve Garantiler görüşülecekse, öğleden sonrada ikili olarak bütün başlıklar görüşülebilir veya tersi olur, ama bir şekilde paralellik ve eş zamanlılık sağlanır” dedi.

BM Genel Sekreteri Antonnio Guterres’in açıklamasında Toprak, Mülkiyet ve Yönetim ve Güç Paylaşımı’na vurgu yapmasının, AB ve Ekonomi konularının görüşülmeyeceği anlamına gelmeyeceğine işaret eden Burcu, göreceli olarak bu iki başlıkta daha çok ilerleme sağlandığı için özellikle diğer üç başlığa vurgu yapıldığını aktardı.

“Güvenlik ve Garantilerde değişiklik için tarafların rızası gerekir”

Tarihte ilk defa Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin, Güvenlik ve Garanti konusunun, iki kurucu devlet ve iki bölge temelinde bulunacak çözüme ve yeni koşullara uyarlanabileceğini ifade ettiğini anımsatan Burcu, karşılıklı kaygıların giderilmesi yönünde yapıcı tutum sergilediklerini belirtti. Güvenlik ve Garanti Antlaşmaları ve ona ilaveten yapılan ek anlaşmaların tümünün meşru ve hâlâ geçerli olduğunu, söz konusu antlaşmalardaki en küçük bir değişiklik için bütün tarafların rızasının gerektiğinin altını çizerek, “ Bu olamıyorsa, bu anlaşmalar ordadır ve aynen devamlılığı söz konusudur. Buna karşılık Rum tarafı ve Yunanistan ne yapıyor? Kaygıların karşılıklı giderilmesi ve herkesin kendini güvencede hissedebileceği bir gelecek için ne gibi önerileri oldu? Çünkü ‘sıfır asker, sıfır garanti’ söylemi buna hizmet etmemektedir” dedi.

Burcu, Rum tarafının Kıbrıs Türk toplumunun kaygılarını hiçe sayan tutumunda ısrar etmesi halinde, bunun karşılığının Güvenlik ve Garantilerin Annan Planı’nda olduğu gibi “mutatis mutandis” (gerekli değişikliklerin yapılması koşulu altında) devamı şeklinde olacağını kaydetti.

“Olumsuzluklar hızlı bir çözüm için fırsat oluşturabilir”

Burcu, Rum tarafında yaklaşan seçimlerin müzakere sürecini olumsuz etkilediğini söyleyerek, “Bu nedenle elimizi çabuk tutmalıyız. Siyasi irade, çözüm odaklı olmalı ve iç politik kaygılarla toplumunu çözüme hazırlamaktan geri durmamalı. Gerçek durumu ve olması gerekeni halkıyla samimiyetle paylaşarak var gücüyle çalışmalı. Cumhurbaşkanımız ve müzakere heyetimiz bu şekilde ve bu doğrultuda çalışmaktadır. Herkes aynı yaklaşımı sergilerse bu koşullarda dahi bir çözüme ulaşmak mümkündür” diye konuştu.

Burcu, Kıbrıs’ta varılacak bir çözümün, hem adada hem de bölgede var olan birçok tehdit ve tehlikeyi fırsata dönüştürme potansiyeline sahip olacağına işaret ederek, duruma bu açıdan bakılması halinde, olumsuzlukların hızlı bir çözüm için fırsat oluşturabileceğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, KIBRIS’ın müzakerelerle ilgili sorularını yanıtladı.

“Kurgu tamamdır”

SORU: Kıbrıs Türk tarafı, New York’taki görüşmeden çıkan sonucu nasıl değerlendiriyor? Müzakerelerin geleceğini kurtarmaya yardımcı olabilecek mi?

BURCU: Olumlu buluyoruz. Bu aklın ve sağduyunun bir ürünüdür. BM Genel Sekreteri Sayın Antonio Guterres’in girişimiyle olması gereken noktaya gelinmiştir. Bu gelişmeden memnuniyet duyuyoruz. 28 Haziran’da Cenevre’de toplanacak olan Kıbrıs Konferansı, 11 Şubat 2014 Ortak Deklarasyonu ve Ocak 2017’de Cenevre’de toplanan Kıbrıs Konferansı’nın Sonuç Bildirgesi’ne uygun olarak, bütün başlıkların paralel bir biçimde ve birbiriyle bağlantılı olarak görüşülmesi şeklinde gerçekleşecektir. Her şeyde anlaşılmadan hiçbir şeyde anlaşılmış olmayacağı ilkesi bir kez daha anımsatılmıştır. Sizin de dikkatinizi çekmiştir; Sayın Cumhurbaşkanımızın vurguladığı üzere “Güvenlik ve Garantiler sadece Rum tarafı için değil, her iki toplum için de çok önemlidir” şeklindeki ifadesi de New York görüşmesinden sonra yapılan açıklamada yer almıştır. Herhangi bir ön koşul söz konusu değildir. Ayrıca bu konferans, iki toplum liderinin ve üç Garantör ülkenin katılımıyla beşli olarak gerçekleşecektir. Konferans daha önce olduğu gibi beşli toplanacaktır. AB de konferansta geçen seferki gibi gözlemci üye olarak davet edilmiştir.

Müzakerelerin geleceğini kurtarmaya yardımcı olabilecek mi diye soruyorsunuz. Hiçbir modalite, hiçbir çerçeve müzakereleri sonuçlandırmaya tek başına yetmez. Kurgu tamamdır. Niyeti ve cesareti olanlar için zemin elverişlidir. Asıl önemli olan bu kurguya bağlı kalarak, cesaretle siyasi irade ortaya koymaktır. Cumhurbaşkanımızın yapmaya çalıştığı ve Sayın Anastasiadis’e anlatmaya çalıştığı tam da budur.

SORU: Kıbrıs Türk tarafı, Cenevre’deki konferans hazırlıklarına başladı mı? Konferans hazırlıkları çerçevesinde tarafların adada bir araya gelmeleri öngörülüyor mu?

BURCU: Biz, her zaman hazır olduk. Yoğun bir şekilde çalışmaya da devam ediyoruz. Mont Pélerin 1’de “hazır değilim” diyerek ara isteyen Sayın Anastasiadis idi. Yine Ocak 2017’de Cenevre’de düzenlenen Kıbrıs Konferansı’nda” hazır değilim” diyerek Konferans’ın devamlılığını engelleyen Yunanistan Dışişleri Bakanı Sayın Nikos Kotzias idi.

BM, tarafların uzlaşmasıyla Cenevre Konferansı’nın 28 Haziran’da toplanacağını açıkladı. Şu an için liderlerin adada bir araya gelmeleri yönünde planlanmış bir toplantı yoktur.

“Güvenlik ve Garantilerde özün tartışılacağı yer Cenevre olacak”

SORU: BM Genel Sekteri Antonnio Guterres açıklamasında, Güvenlik ve Garantiler konusundaki tartışmalara rehberlik edecek olan ortak bir belgenin hazırlanması için Genel Sekreter’in Özel Danışmanı Sayın Espen Barth Eide’nin tüm katılımcılarla temas içerisinde olacağını belirtmişti. Ortak belgenin kapsamı nelerden oluşacak? Bu belge bağlayıcı olacak mı?

BURCU: Hatırlanacağı gibi Ocak 2017’de Cenevre’de düzenlenen Kıbrıs Konferansı Sonuç Bildirgesi Güvenlik ve Garantiler konusunda bir çalışma grubunun bir araya gelip konu hakkında hazırlık nitelikli bir çalışma yapılması yönünde ödev vermişti. Bu çalışma başarılı bir biçimde tamamlandı. Bunun sonuçlarının bu görevi veren Konferans’a zaten sunulması gerekiyordu.
New York görüşmesi sonrası açıklamada sözü edilen ortak belge,  işte bu Mont Pélerin 3 diye de bilinen ve beş tarafın katılımıyla gerçekleşen “Güvenlik ve Garantiler” konusundaki teknik çalışma esas alınarak hazırlanacak. Tüm ilgili tarafların onayından geçerek, Cenevre’de Güvenlik ve Garantiler başlığının özlü bir şekilde nasıl ele alınacağı hakkında tarafların ortaya koyduğu pozisyon, düşünce ve endişeleri içeren ve konunun verimli şekilde ele alınmasını hedefleyen yol gösterici bir rehber belge niteliğini taşıyacak.

Bir başka deyişle, bu belge konunun özü ile ilgili fikir ayrılıklarını Cenevre öncesi giderecek değil, özün nasıl tartışılacağına ilişkin bir rehber oluşturacak bir belge olacaktır. Belge tarafların Cenevre’ye gidip gitmeyeceğini belirleyecek bir içerikte olmayacaktır çünkü  özün tartışılacağı yer Cenevre Konferansı’dır. Her halükarda Cenevre’ye gidilecektir. GKRY Dışişleri Bakanı Sayın Kasulidis de bunu bu şekilde anladıklarını bir söyleşisinde teyit etmiştir.

“Üç başlığın hiçbirinin diğerine göre bir önceliği yoktur”

SORU: Açıklamada, Toprak, Mülkiyet ile Yönetim ve Güç Paylaşımı başlıklarının paralel bir şekilde görüşüleceğinden söz ediliyor. Paralel müzakereden tam olarak ne kastediliyor? Yani söz konusu başlıklar, Güvenlik ve Garantiler konuşulurken aynı anda mı tartışılacak?

BURCU: Tek çatı altındaki Konferans’ın bir beşli, bir de ikili yapısı var. Konferans beşli toplandığı zaman Güvenlik ve Garantileri, ikili toplandığı zaman da diğer bütün başlıkları görüşecek. Başlıklar belli bir sıraya göre görüşülmeyecektir. Yani bu başlığı açalım, bitirelim sonra diğerine geçelim diye bir durum söz konusu değildir. Bütün başlıklar eş zamanlı ve birbiriyle bağlantılı bir biçimde masada olacaktır. Aynı anda mı olacak sorunuza gelince: Burada kastınız saniyesi saniyesine aynı anda mı olacak şeklindeyse bu teknik olarak mümkün olmayabilir. Fakat örneğin sabahleyin beşli olarak Güvenlik ve Garantiler görüşülecekse, öğleden sonrada ikili olarak bütün başlıklar görüşülebilir veya tersi olur, ama bir şekilde paralellik ve eş zamanlılık sağlanır. BM Genel Sekreteri’nin açıklamasında Toprak, Mülkiyet ve Yönetim ve Güç Paylaşımı’na vurgu yapması, vurgulanmayan AB Konuları ve Ekonomi konularının görüşülmeyeceği anlamına gelmez. Göreceli olarak bu iki başlıkta daha çok ilerleme sağlandığı için özellikle diğer üç başlığa vurgu yapılmıştır. Bu üç başlığın da hiçbirinin diğerine göre bir önceliği yoktur ve açıklamadaki sıra müzakere sırasını belirtmez. Bu konunun açıklamaya bu anlamda yazıldığını Sayın Cumhurbaşkanımız, New York’ta kayda geçirmiştir. BM Genel Sekreteri Guterres de bunun aynen bu şekilde olduğunu teyit etmiştir.

SORU: İki taraf açıklamayı farklı yorumluyor. Rum tarafı, Güvenlik ve Garantilerde sağlanacak ilerlemenin ardından, diğer konulara geçileceği şeklinde algılıyor. Açıklamada muğlaklıklar olduğunu düşünüyor musunuz? Rum tarafının bu yaklaşımı bir ön şart mıdır?

BURCU: New York’taki açıklama son derece açık ve nettir. Güney’de iç politik kaygılarla buna zorlama ve farklı yorumlar getirmeye çalışsa da bu durumu değiştirmemektedir. Gerçek, yeni önkoşul taleplerinin olumlu bir karşılık bulmadığıdır.

“Karşılıklı kaygıların giderilmesi yönünde yapıcı tutum sergiliyoruz”

SORU: Güvenlik ve garantiler konusunda, taraflar arasında, Kıbrıs’ta her iki toplumun güvenlik endişelerine cevap verecek bir formül bulunması gerektiği düşüncesi genel kabul görüyor. Eide de New York’ta yaptığı toplantıda 2017 yılının gerçeklerine uyarlanabilir bir güvenlik arayışından söz etti. Kıbrıs Türk tarafı, yeni bir güvenlik sistemine nasıl bakıyor?

BURCU: Tarihte ilk defa Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye, Güvenlik ve Garanti konusunun iki kurucu devlet ve iki bölge temelinde bulunacak çözüme ve yeni koşullara uyarlanabileceğini ifade etmiştir. Bu düzenlemenin, bir tarafın güvenlik ihtiyacı karşılanırken, bunun diğer taraf için tehdit algısı oluşturmaması gerektiğini de sıklıkla ifade etmekteyiz. Karşılıklı kaygıların giderilmesi yönünde yapıcı tutum sergiliyoruz. Unutulmamalıdır ki uluslararası hukuka göre Güvenlik ve Garanti Antlaşmaları ve ona ilaveten yapılan ek anlaşmaların tümü meşrudur ve hâlâ geçerlidir. Bu Antlaşmalardaki en küçük bir değişiklik kurallar gereği bütün tarafların rızasını gerektirir. Eğer bu olamıyorsa, bu anlaşmalar ordadır ve aynen devamlılığı söz konusudur.

Buna karşılık Rum tarafı ve Yunanistan ne yapıyor? Kaygıların karşılıklı giderilmesi ve herkesin kendini güvencede hissedebileceği bir gelecek için ne gibi önerileri oldu? Çünkü “sıfır asker, sıfır garanti” söylemi buna hizmet etmemektedir. Tarihte çok acılar çekmiş Kıbrıs Türk toplumunun kaygılarını hiçe sayan bu tutumda ısrar ederlerse bunun karşılığı Güvenlik ve Garantiler’in Annan Planı’nda olduğu gibi “mutatis mutandis” devamı şeklinde olacaktır.

SORU: Bir de doğalgaz konusu var. Ada açıklarında bulunan doğalgaz, müzakere konuları arasında yer almıyor ancak süreci etkileyen önemli bir faktör olarak kabul ediliyor. Doğalgazın müzakerelerde bir başlık haline getirilmesiyle süreci etkileyen krizlerin önüne geçilebilir mi? Ne düşünürsünüz?

BURCU: Cumhurbaşkanımız bu makama seçildiği günden beri, hatta daha da öncesinden başlayarak doğal gaz konusunun iki toplumun ve bölgedeki ilgili diğer tarafların yararına ortaklaşa planlanmasının ve yürütülmesinin önemine işaret etmektedir. Bu zenginlikler zaten ortak zenginliklerimizdir. Bir tarafın diğerini dışlayarak tek yanlı olarak bu çalışmaları sürdürmesi meşru değildir, etik değildir. Bunun doğru raya oturtulması gerekir. Fakat her şeyden önce Kıbrıs sorununa çok kısa bir sürede bütünlüklü bir çözüme ulaşmak ve enerji konusunu herkes için ortak yarar ilkesiyle bir işbirliği alanına çevirmek mümkündür. Bunun olmaması durumu, bugünkü şartlarda yeni krizlerin ortaya çıkmasını kaçınılmaz kılacaktır çünkü Rum tarafı tek yanlı girişimlerde ısrarcı olacağına sürekli vurgu yapmaktadır. Eğer bu tutum ve anlayışlarından vazgeçerlerse her aşamada ortak yarar çerçevesinde işbirliği yapılabilir.

“Elimizi çabuk tutmalıyız”

SORU: Güney Kıbrıs’taki başkanlık seçimi gölgesinde, Türkiye’nin, Avrupa ve Amerika ile ilişkilerinin gergin olduğu bir dönemde yapılacak olan böyle bir konferansın, ne kadar verimli olacağını düşünürüsünüz?

BURCU: Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, özellikle bölgemizde her an her şeyi etkileyecek gelişmeler olabilir. Rum tarafında yaklaşan seçimlerin müzakere sürecini nasıl olumsuz etkilediğini görüyoruz. Bu nedenle elimizi çabuk tutmalıyız. Siyasi irade çözüm odaklı olmalı ve iç politik kaygılarla toplumunu çözüme hazırlamaktan geri durmamalı. Gerçek durumu ve olması gerekeni halkıyla samimiyetle paylaşarak var gücüyle çalışmalı. Cumhurbaşkanımız ve müzakere heyetimiz bu şekilde ve bu doğrultuda çalışmaktadır. Herkes aynı yaklaşımı sergilerse bu koşullarda dahi bir çözüme ulaşmak mümkündür. Unutmayınız ki, Kıbrıs’ta varılacak bir çözüm hem adamızda hem de bölgemizde var olan birçok tehdit ve tehlikeyi fırsata dönüştürme potansiyeline sahip olacaktır. Duruma bu pencereden bakarsak sizin bahsettiğiniz olumsuzluklar hızlı bir çözüm için fırsat bile oluşturabilir. Yeter ki niyet ve siyasi irade olsun.

“Kararlılık ve samimiyetimizle çözüme odaklandık”

SORU: Cenevre’de somut ilerlemeler kaydedilmesi halinde, ortaya bir çerçeve anlaşma çıkması olasılık dahilinde midir?

BURCU: Elbette. Bütün başlıklardaki önemli konularda stratejik uzlaşılar sağlanabilirse, geriye kalan diğer konular daha sonra da tamamlanabilir. Yeter ki politik bir uzlaşıya varılmış olsun. Örneğin anayasaların yazımı, federal yasaların yazımı veya diğer uygulama alanlarının yer alabileceği bazı konular Cenevre Konferansı sonrasında yoğun bir çalışmayla tamamlanacak hususlardır.

SORU: Cenevre’de ilerleme sağlanmaması durumunda, sürecin başarısızlığın ilanı veya ileri bir tarihe kadar askıya aldığının açıklanması olasılıklar arasında mıdır?

BURCU: Biz bütün kararlılık ve samimiyetimizle çözüme odaklandık. Hedefimiz, yıllar sonra yakalanan bu çok önemli fırsat penceresi kapanmadan konferansın başarıyla tamamlanmasıdır. Bu başarının yakalanamaması durumunda olabilecekleri önceden konuşmaya başlamak veya erken yorumlar getirmek sürece olumlu katkı koymaz. Söylenecek her şey doğru zaman ve doğru zeminde kıymetlidir. Şimdi doğru zaman ve doğru zemin, çözüm için çalışmak ve buna odaklanmaktır. Yeter ki tüm ilgili taraflar bu bilinçle hareket etsinler.

Fotoğraf: Özmen YILANCILAR

 

Güncelleme Tarihi: 11 Haziran 2017, 10:52
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104