Öfkeli bir toplum olduk

banner37

CMIRS’in Mart 2019 anketi toplumun ruh halini ortaya koydu. Bireysel mutluluk oranlarında görülen artışa karşı kendini sıkça çaresiz, öfkeli ve depresif hissedenlerin oranları kaygı verici boyutta

Öfkeli bir  toplum olduk

   Toplum olarak zor günlerden geçiyoruz… Her gün karşımıza çıkan bir olay, psikolojik olarak etkilenmemize de neden oluyor.

   Artan suç oranları, ekonomik anlamda yaşanan çıkmaz gibi herkesin hayatını bire bir etkileyen bu gibi olaylar bizleri hem endişeye sürüklüyor, hem de kaygılandırıyor.

   Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin (CMIRS) Mart 2019 anketi, toplumun ruh halini ortaya koydu. Üç ay öncesine göre toplum, daha öfkeli ve depresif durumda.

   Bireysel mutluluk oranlarında görülen artışa karşı kendini sıkça çaresiz, öfkeli, endişeli ve depresif hissedenlerin oranları kaygı verici boyutta.

   Her üç kişiden birinin sıkça kendini öfkeli hissetmesi ise araştırılması gereken bir konu.

   Anket sonuçlarına göre, kadınlar kendini daha çaresiz, endişeli ve umutsuz hissederken, erkekler daha sık öfkeli.

   Aralık 2018 anketinde toplumun yüzde 20.37’si kendini sıkça depresif hissederken, Mart 2019 anketinde bu rakam yüzde 26.2’ye çıktı.

   Üç ay önceki çalışmada toplumun yüzde 22.38’i kendini sıkça öfkeli hissederken bu oran şimdi yüzde 30.8’i buldu.

   CMIRS’in her 3 ayda bir düzenli olarak telefonla görüşülerek gerçekleştirdiği anket çalışmasıyla, Kıbrıslı Türklerin siyasi güven, sosyal güven, bireysel özgüven, mutluluk algısını ölçülüyor, bu oranların zaman içerisinde birbiriyle ilişkisi yanında yaşadığımız gelişmelerden ne şekilde etkilendiğini gösteriyor.

   CMIRS Direktörü Mine Yücel, Mart 2019 anketinde toplumun mutluluk oranlarında ciddi artış gözlemlendiğini belirterek “Anket çalışmamız, döviz kurunda ufak da olsa düşüş yaşandığı döneme denk gelmesinin yanında bahar aylarında da dönemsel mutluluk oranlarının artış gösterdiğini geçmiş çalışmalarımızda da yaşamıştık.  Bu anlamda, ülkede elle tutulur politik ve ekonomik değişimler yaşanmamış olsa da bazen toplum algısı küçük mutluluklardan etkilenebilmektedir” dedi.

“Her üç kişiden biri çaresiz”

   Bireysel mutluluk oranlarında ortaya çıkan rakamlar bir kenara, son 1 hafta içerisinde kendini sıkça çaresiz, öfkeli, depresif hissedenlerin oranlarının ise kaygı verici olmaya devam ettiğine dikkat çeken Yücel, toplumun yüzde 31’inin yani yaklaşık her 3 kişiden 1’inin geçtiğimiz hafta içerisinde kendini sıkça çaresiz hissettiğini söyledi.

   Yücel, kadınların erkeklere kıyasla daha sık çaresiz hissettiğini ifade ederken kadınların yüzde 36.49’unun erkeklerin ise yüzde 23.04’ünün geçtiğimiz hafta boyunca sıkça çaresiz hissettiğini belirtti.

“Erkekler kadınlara göre daha umutlu”

   Son 1 hafta içerisinde sıkça umutlu hissedenlerin oranının yüzde 62.93 olduğunu ifade eden Yücel, erkeklerin kadınlara kıyasla daha sık umutlu hissettiğini söyledi.

   Yücel, erkeklerin yüzde 66’sının, kadınların da yüzde 60.82’sinin geçtiğimiz hafta içerisinde kendini sıkça umutlu hissettiğini belirtti.

Endişe yüksek

   Son 1 hafta içerisinde katılımcıların yüzde 41.89’unun kendini sıkça endişeli hissettiğini ifade eden Yücel, kadınların erkeklere kıyasla çok daha endişeli olduğunu söyledi.

   Yücel, kadınların yüzde 44.74’ünün, erkeklerinse yüzde 37.71’inin son 1 hafta içerisinde sıkça endişeli hissettiğini belirtti. 

Gelecek endişesi taşıyoruz

   Son 1 hafta içerisinde kendini sıkça depresif hissettiğini belirtenlerin oranının yüzde 26.2 olduğuna dikkat çeken Yücel, “Bu dönemde toplumda her 4 kişiden birinin kendini sıkça depresif hissettiği ortaya çıkmaktadır.  Bu rakamların kaygı verici olduğunun altını çizmeye gerek duyuyoruz” dedi. 

   Yücel, toplumun sadece yarısının son 1 hafta içerisinde sıkça geleceğe güvenle bakabildiğini, erkeklerin kadınlara kıyasla daha sık geleceğe güvenle baktıklarını söyledi.

“Erkekler kadınlara kıyasla daha öfkeli”

   CMIRS Direktörü Mine Yücel, yüzde 30.8 oranında kesimin son bir hafta içerisinde sıkça öfkeli hissettiğini söyledi.

   Yücel, “Her üç kişiden birinin sıkça öfkeli olduğu bir toplumsal ruh hali içerisindeyiz” dedi.

   Genel olarak kadınların daha çaresiz, endişeli ve umutsuz olduğu halde erkeklerin bu duyguları daha sık öfkeye dönüştürdüklerini anlatan Yücel, sonucun da düşündürücü olduğunu vurguladı.

   Yücel, “Özellikle kadına ve çocuğa yönelik şiddetin kaygı verici noktada olduğunu düşünürsek, aslında bunun altında yatan etkenlerden birinin erkeklerin öfke yönetimi eksikliğiyle ilgili olduğu gerçeğini, bu rakamlar bir kez daha gözler önüne sermektedir” dedi.

 

İnsanların başkasına güveni kalmadı

 

   Ankete katılanlara “Sizce genel olarak insanlara güvenilir mi yoksa insanlarla iletişimde her zaman çok dikkatli mi olmak gerekir?” sorusu da yöneltildi.

   10 üzerinde 2.79 puan alan güven durumu, insanların güven konusunda çok tedirgin olduğunu ortaya koydu.

   Ocak 2017’de 10 üzerinden 3.50 puan olan sosyal güven notu,  Nisan 2017’de 2.02’ye düştü, Temmuz 2017’de yeniden 3.02’ye yükseldi. Ekim 2017’de 2.04 olan not, Şubat 2018’de 3.49, Haziran 2018’de 3.48 olurken Eylül 2018’de 2.04, Aralık 2018’de 3.85 ve Mart 2019’da 2.79’a düştü.

   Mine Yücel, şu yorumu yaptı:

   “Bu çalışmamızda ortaya çıkmış olan ilginç sonuçlardan bir tanesi de, bireylerin mutluluk oranlarında bir artış ortaya çıkarken, normal olarak bu dönemlerde artması beklenen sosyal güven (yani toplum içerisinde diğer bireylere duyulan güven) rakamlarında düşüşün devam etmesidir. 

   Normalde artan mutluluk oranlarıyla birlikte sosyal güven de siyasi güven de artış göstermektedir. Bu dönemde ise mutlulukla birlikte siyasi güvende gözlemlenmiş olan artış sosyal güvene yansımamıştır. 

   Bu da aslında toplumsal şiddet ve artan suç oranlarının bireyler arasında endişe ve çaresizlik hislerini artırdığını ve aslında ‘mutluyum’ diyen bireyin içten içe sosyal sorunlar ve güven konusunda endişeli olmaya devam ettiğini göstermektedir”. 

     Yücel, KKTC’de yaşanabilirlik notunun da 10 üzerinde 6 olduğunu belirterek “Bu ankette yeni bir soru olarak eklenmiş olan yaşanabilirlik notunun daha derin bir analizle incelenmesi gerekmektedir.  Toplum ülkede yaşanabilirlik açısından neleri olumlu neleri olumsuz buluyor, bunları daha derin bir şekilde inceleme ihtiyacımız vardır” dedi.   

“Bireysel mutsuzluklar kitlesel tepkiye dönüşüyor”

   Mine Yücel, toplumda mutluluk üzerine kurulu bir kalkınma modeline ihtiyaç olduğunu ifade ederek

Dünya’da birçok ülkenin, geçmiş dönemlerde Bhutan gibi pek az insanın adını duymuş olduğu bir yerde ortaya çıkan ve dünyaya yayılan mutluluk bazlı kalkınma modelini adapte ettiğini söyledi.

   Bunun örneklerini Avrupa’dan Amerika’ya pek çok yerde görmenin mümkün olduğunu belirten Yücel, şöyle devam etti:

   “Bugün dünya genelinde yaşanmakta olan ve liberal düzene karşı ortaya çıkmış kriz, aslında genel ekonomik büyümenin toplumun her kesimine yansıtılamamış olması yanında, kimlikler ve kişisel mutluluk kavramları da dikkate alınmadan sadece ekonomik bakış açısıyla oluşturulan düzenin sonucu olan bireysel mutsuzlukların kitlesel tepkiye dönüşmesidir.  

   Yönetimler bireylerin kaygılarını, mutlu olmak için neye ihtiyaç duyduklarını anlamalı ve bu ihtiyaçlar üzerinden kalkınma modellerini oluşturmalıdır.  Bunu yaparken de toplumun her kesiminin ayrı ayrı nabzının tutulması gerekmektedir.

   Örneğin bizim toplumumuzdaki gibi kadınların erkeklere kıyasla daha endişeli, çaresiz ve umutsuz hissettiği bir ortamda, kadına yönelik politikalar oluşturulması ve bu konunun daha derinlikli olarak acil bir şekilde ele alınması elzemdir.

   Kadınlar neden daha endişeli, çaresiz ve depresif hissediyor? Bunun kaynağı araştırılıp anlaşılmadığı sürece oluşturacağınız ve adına ‘kadına yönelik politika’ deyeceğiniz şeyler de pek anlam taşımayacaktır.  Önemli olan sorunların kaynağını araştırarak her grubun/alt grubun önem verdiği ve/veya etkilendiği konuların ortaya çıkarılıp toplumun genelinin fark gözetmeksizin devlet politikalarından eşit derecede faydalanabilmesinin yolunu açmaktır.

   Önümüzdeki dönemde özellikle kadın politikalarının oluşturulması yönünde gerek meclis ve gerekse hükümetin takipçisi olacağız. Toplumun yarısının diğer yarısına göre farklı duygular içerisinde olmasının artık daha fazla görmezden gelinemeyeceği aşikardır. Bu konuda bilimsel çalışmaların artırılması ve bunlar incelenerek kararlar üretilmesi gerekmektedir.

   El yordamı ile ülke yönetme devri artık kapanmalıdır.  Toplumun her kesiminin devletin kaynaklarından, politikalarından yardımlarından eşit derecede yararlanabilme hakkına sahip olması gerekmektedir”. 

Mutluluk puanı-10 üzerinden

Mart 2015; 5.54

Haziran 2015; 6.20

Eylül 2015; 5.73

Ocak 2016; 6.38

Nisan 2016; 6.81

Temmuz 2016; 5.81

Ekim 2016; 5.66

Ocak 2017; 6.02

Nisan 2017; 6.27

Temmuz 2017; 6.42

Ekim 2017; 6.27

Şubat 2018; 6.80

Haziran 2018; 6.59

Eylül 2018; 5.43

Aralık 2018; 6.25

Mart 2019; 6.71

Sosyal Güven puanı -10 üzerinden

Mart 2015; 2.49

Haziran 2015; 1.72

Eylül 2015; 2.15

Ocak 2016; 3.17

Nisan 2016; 2.69

Temmuz 2016; 2.01

Ekim 2016; 2.04

Ocak 2017; 3.50

Nisan 2017; 2.02

Temmuz 2017; 3.02

Ekim 2017; 2.04

Şubat 2018; 3.49

Haziran 2018; 3.48

Eylül 2018; 2.04

Aralık 2018; 3.85

Mart 2019; 2.79

Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2019, 11:34
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER