banner6

Ölümlerin yarısı inşaatlarda

banner37

KKTC’de 2011-2016 yılları arasında meydana gelen 1243 ciddi iş kazasında 44 kişi öldü

Ölümlerin yarısı inşaatlarda
banner150 banner150 banner151 banner152

4 -10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası nedeniyle gözler yine iş kazalarına çevrilirken, 2011-2016 yılları arasında meydana gelen 1243 ciddi iş kazasında 44 kişinin öldüğü açıklandı.

İş kazası oranının oldukça yüksek olduğu KKTC’de ölümlü iş kazalarının yüzde 47’sinin inşaat sektöründe meydana geldiği dikkat çekerken, özellikle bu sektörde bir türlü ciddi güvenlik önlemlerinin alınmadığı kaydediliyor.

2011 -2016 yılları arasında ülkede meydana gelen 1243 kazanın yüzde 21’ine denk gelen 267’si inşaat iş kolunda yaşandı. Aynı dönem içinde meydana gelen 44 ölümlü iş kazasının 21’i, başka deyişle ölümle sonuçlanan kazaların yüzde 47’si inşaat sektöründe yaşanıyor.

Hükümetlerin birinci işi olmalı

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahitleri Birliği (KTİMB) Başkanı Cafer Gürcafer, iş sağlığı ve güvenliğinin, çözümlenmesi gereken öncelikli sorun olarak hükümetlerin birincil vazifesi haline gelmesi gerektiğini kaydetti.

Gürcafer, iş sağlığı ve güvenliği hususunda yaşanan olumsuzluklarda yanlış davranışın, her gün daha büyük bir sorun olarak yeniden karşılarına çıktığını belirtti.

Ülkedeki sorunların çözümsüz kalıyor olmasının en önemli nedeninin, sorunların önceliklerine göre belirlenmemesi olduğunu ifade eden Gürcafer, bu konuda verilen mücadelenin yazılan birkaç cezadan öteye gitmediğini savundu.

“Hiçbir şey insan hayatından daha değerli değil” diyen Gürcafer, konunun, çözümlenmesi gereken öncelikli sorun olarak hükümetlerin birincil vazifesi haline gelmesi gerektiğini kaydetti.

Ülkede en yaygın sektörün inşaat sektörü olduğunu, bu nedenle en çok kazanın da bu sektörde yaşandığını belirten Gürcafer, bu konuda kalıcı ve sürdürülebilir politikalar üretilmesinin önemli olduğunu anlattı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı H. Ersan Saner de İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında “İş İşten Geçmeden Önce İş Güvenliği" sloganıyla düzenlen “İnşaat Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği Paneli’nde yaptığı açıklamada, iş sağlığı ve güvenliğinde temel amacın çalışanların sağlığına zarar verebilecek risk oluşturan hususların önceden belirlenerek gereken önlemlerin alınması, rahat ve güvenli bir çalışma ortamı sağlanması olduğunu belirtti.

Dünyada iş kazalarına da değinen Saner "Her gün yaklaşık 6 bin 300 kişi, her 15 saniyede bir kişi iş kazasında hayatını kaybetmekte, iş kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısı her yıl 22 milyonu bulmaktadır. Halbuki iş kazalarının yüzde 98’inin önlenebileceği kabul gören bir gerçektir" dedi.

Panelde konuşan Çalışma Dairesi Müdürü Yusuf Önderol ise ülkede iş kazalarının yüksek olduğunu, bunların yüzde 50’sinin ise inşaat sektöründe yaşandığını anlattı.

Önderol, "İnşaatlarda iş sağlığı ve güvenliğinde işyerlerinde risk değerlendirme yapılması, uzman katkısının sağlanması, çalışanların iş yerlerindeki tehlikeler konusunda bilgilendirilmesi, çalışanlara eğitim verilmesi, koruma ve önleme bilincinin yerleştirilmesi öncelikli olmalıdır" şeklinde konuştu.

Etkin ve sürdürülebilir uygulama şart

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Birliği (İSG-BİR), iş sağlığı ve güvenliği konusundaki en önemli sorunlardan birinin yürürlükteki yasa ve tüzüklerin uygulanmaması olduğunu vurgularken, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının etkin ve sürdürülebilir olması için sundukları 11 maddelik öneri listesini hatırlattı. Öneriler şöyle:

1.Çalışma Bakanlığı bünyesinde sınırlı personelle de olsa çekirdek bir ekip (İş Sağlığı ve Güvenliği Birimi) kurarak, herhangi bir iş kazası olmadan önce işyeri denetimlerinin başlatılması gerekmektedir. Müfettiş yetersizliği nedeniyle denetimler merkezi bir ihbar yazısı ile sektörel bazda başlatılmalıdır. Öncelikle denetime tabi olan işyerlerine, Yasayla ilgili çalışmalarının başlatılması, risk analizlerinin yapılması ve çalışanlarının eğitilmesi için tehlike sınıflarına göre en az 6 ay ile bir yıl süre verilmelidir. Denetimlerin adil yapılması çok önemlidir. İş Sağlığı ve Güvenliği kurallarına uyanlara ödül ve teşvik olacağı gibi uymayanlara yaptırım gücü olacak şekilde cezalar kesilmedir.

2. Çalışma izni, kaçak işçi, vb. konular ile ilgili çalışmalara İçişleri Bakanlığı, belediyeler ve güvenlik birimleri dahil edilmeli, bu sayede Bakanlığın bünyesindeki Çalışma Dairesi Müfettişlerinin İş Sağlığı ve Güvenliği denetimlerine daha çok zaman ayırabilmesi sağlanmalıdır.

3. İş Sağlığı ve Güvenliği kavramının, yasal mevzuatı ile birlikte, etkin bir şekilde aralıksız tanıtımı yapılmalıdır. Bu çerçevede radyo, TV ve gazeteler aracılığıyla reklam, parodi ve duyurular yapılmalı, broşürler dağıtılmalıdır. Gerekirse profesyonel bir reklam hizmeti alınmalıdır. Diğer bakanlıkların yaptığı gibi (KDV, meme kanseri, çevre kirliliği, vs.) etkin kamu spotları hazırlanmalıdır. Bu çerçevede ‘Alo 102 İhbar Hattının’ kullanımının yaygınlaştırılması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Bu hattın sadece şikayet değil, kazaları önleme açısıdan önemli olduğu vurgulanarak, ihbar hattının içselleştirerek toplum baskısı oluşturması sağlanmalıdır.

 

4. Merkezi İhale Komisyonunun açacağı Devlet Kurum ve Kuruluşlarının yapım işlerine ait ihalelerinde “Risk Değerlendirme Raporu”nun hazırlanması zorunlu hale getirilmeli, hazırlamayan firma ve/veya şirketlere Merkezi İhale Komisyonunun uygun göreceği cezalar uygulanmalıdır.

5. Acil servislere başvuran hastalara geçirdikleri kazanın nerede ve nasıl olduğu, herhangi bir iş yaparken mi olduğu sorulup, kazanın bir iş kazası olup olmadığı kaydı tutulmalıdır. Aynı şekilde hastane ve polikliniklerde yapılan muayenelerde, geçirilen rahatsızlığın yapılan işten dolayı olup olmadığı belirlenip, meslek hastalığı kayıtları oluşturulmalıdır. İşyeri Hekimi eğitimini tamamlayan Kıbrıs Türk Tabipler Birliğine bağlı hekimlere gerekli destek verilmelidir.

6. Tüm sektörlerdeki tüm çalışanlar için, işe başladıkları ve işin niteliğine uygun olarak belli periyotlarla sağlık kontrolünden geçirilmesi zorunlu hale getirilmelidir.

 

7. İnşaat veya şantiye tescili için başvuruda bulunanlara “Risk Değerlendirme Raporu”nun hazırlanması zorunlu hale getirilmelidir.

8. İşyeri ve ekipman sigortalarında “Risk Değerlendirme Rapor”larının göz önünde bulundurulması için gerekli çalışmalara başlanmalı ve bu konu hakkında Sigortalar ve Reasürans Birliği gibi ilgili kurumlara bilgi verilmelidir.

9. İş Sağlığı ve Güvenliği kavramı vakit kaybetmeksizin Milli Eğitim Bakanlığı eğitim müfredatına, ilkokuldan lise seviyesine (özellikle de teknik ve meslek liselerine) kadar her seviyeye uygun olarak konmalı ve sürekliliği sağlanmalıdır.

10. 35/2008 İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası gereği hazırlanması zorunlu olan “Risk Değerlendirme Raporu”nun ISO, HACCP ve OHSAS benzeri sertifikalar gibi tescillendirilmesi için gerekli çalışmanın tarafınızdan yapılmasını gerekmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimi alan ve “Risk Değerlendirme Raporu” hazırlayan firmalara, Gelir ve Vergi Dairesi tarafından hazırlanan ’Borcu Yoktur’ vs. gibi belgeler verilmeli, uygulama yapanlar ve yapmayanlar Çalışma Dairesine ait web sitesinde yayımlanmalıdır. Gerekli Kurumlardan inşaat ruhsatı vb., işyeri açma izni vb. gibi izinler alınırken, İş Sağlığı ve Güvenliği “Risk Değerlendirme Rapor” koşulu aranmalıdır.

11. İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası gereği hazırlanması zorunlu olan “Risk Değerlendirme Raporu” yanında, çalışma izni ile işe başlayan çalışanların en geç 3 ay içerisinde İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimi aldığına dair Çalışma Dairesine belge sunulması için takip sistemi oluşturulmalı, ayrıca Türkçe lisanı olmayan çalışanlarda asgari İngilizce lisan aranmalıdır. Avrupa Ülkeleri ve Türkiye’de uygulandığı gibi tehlikeli sektörler başta olmak üzere tüm çalışanlara yılda asgari 8 saat eğitim verilmelidir ve eğitim almayanların çalışma izinleri iptal edilmelidir.”

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2017, 09:14
banner350 banner343
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88