Önce inşaatı, sonra planlamayı yapıyoruz

banner37

Ülkede hızla artan yapılaşmadan kaynaklı yeni okul, hastane gibi ihtiyaçlar doğarken, şehir plancılar bunun yeterli büyüklükte arazi bulunamaması ve devlet bütçesinin yetersizliğinden, inşaat mühendisleri; planlamanın inşaat sektörünün gerisinden geldiğinden, müteahhitler ise disiplinsizlikten kaynaklandığı görüşünde

Önce inşaatı, sonra planlamayı yapıyoruz
banner99

RAMİZ: İMAR ALANLARI DEVLET ELİYLE BÖLÜNMELİ… Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Şehir Planlamacısı Berkay Ramiz, bir bölge imara açıldığında oraya yerleşebilecek nüfusa göre okul ihtiyacının hesaplandığını, bölgede kamu arazisi varsa okul olarak gösterildiğini belirterek, ancak kimi zaman bölgede yeterli büyüklükte kamu arazisinin olmadığını, kimi zamansa devlet bütçesi olmadığı için okul yapılamadığını söyledi. Ramiz, arazi sıkıntısı yaşamamak için yeni açılacak imar alanlarının devlet eliyle bölünmesi durumunda sorunun ortadan kalkacağını belirterek, bölme yapılırken okul, yeşil alan, yol için gerekli olan çekilişlerin insanlardan alınarak, kalan parsellerin mal sahiplerine yüzdeliklerine göre dağıtılmasını önerdi.

YAĞCIOĞLU: DEVLET PLANLAMASI İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN GERİSİNDE… İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Gürkan Yağcıoğlu, ülkemizde ne yazık ki devlet planlamasının inşaat sektörünün gerisinden geldiğini söyleyerek, tüm izinler verildikten sonra devlet tarafından çeşitli planlamalar yoluna gidildiğini, halbuki imar planının önceden yapılması ve izinlerin de buna göre verilmesi gerektiğini vurguladı. Yağcıoğlu, “Yol, elektrik, kanalizasyon, planlamalar ve sondajlar önceden yapılsa ve bize ‘yapılaşmaya uygun değil’ denilse, biz de inşaata hiç başlamayacağız” diye konuştu.

KUNT: NÜFUS GELİŞİMLE BERABER DÜŞÜNÜLMELİ… Şehir planlamacıların kıstas koyduğunu ancak emirname bölgesinin bazen planlandığı gibi gelişmediğini vurgulayan İnşaat Mühendisi Engin Ömer Kunt, öğrencilerin ve çalışma izinli insanların çokluğunun, dengeleri alt üst ettiğine dikkat çekerek, nüfusun gelişimle beraber düşünülmesi gereğini kaydetti. Kunt, Lefkoşa’da Polis Okulu olarak inşa edilen ancak şu an boş olan binanın okul yapılmasının istendiğini hatırlatarak, “O bölgede bir sürü villa var. Gelir düzeyi yüksek kişiler çocuklarını özel okula gönderir. O bölgede devlet okuluna ihtiyaç var mı?” diye sordu.

GÜRCAFER: PLANI UYGULAMADA DİSİPLİNSİZLİK SÖZ KONUSU… İmar planı yapılırken 5-10 yıllık nüfus politikalarına göre okul ve hastane gibi tüm ihtiyaçların göz önünde bulundurulduğunu ancak, ekonomik planlamalar da dâhil olmak üzere, tüm plan, programların uygulamasında bir disiplinsizlik söz konusu olduğunun altını çizen Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer,“Önemli olan o disiplini sağlayabilmek. Gelişmiş ülkelerde, disiplini ihlal etmek suçtur. Bir Avrupa ülkesinde okul yapımı için ayrılan alana konut veya cami yapamazsın. Eğer okul öngörülürse okul yapacaksın” ifadelerini kullandı.

Serap ŞAHİN

Ülkede imara yeni açılan bölgelerden kaynaklı hızla artan yapılaşmayla birlikte mevcut okullar doluyor, hastaneler de yetersiz kalıyor.


Ülkede hızla artan yapılaşmadan kaynaklı yeni okul, hastane gibi ihtiyaçlar doğarken, şehir plancılar bunun yeterli büyüklükte arazi bulunamaması ve devlet bütçesinin yetersizliğinden, inşaat mühendisleri; planlamanın inşaat sektörünün gerisinden geldiğinden, müteahhitler ise disiplinsizlikten kaynaklandığı görüşünde.


Şehir plancılar; bir bölge imara açıldığı zaman yerleşecek nüfusa göre tüm ihtiyaçların hesaplandığını ancak bölgede yeterli büyüklükte kamu arazisinin bulunmamasından, ya da devletin okul ya da hastane yapacak bütçesi olmamasından kaynaklı sorunların olduğunu belirtti.


Arazi sıkıntısı yaşamamak için, yeni açılacak imar alanlarının devlet eliyle bölünmesi durumunda sorunun ortadan kalkacağını ifade eden plancılar, bunun için de yasal düzenlemenin olması gereğini vurguladı.


İnşaat mühendisleri ise; sorunların sebebinin devlet planlamasının inşaat sektörünün gerisinden geldiğini iddia ederek, tek sorunun bu olduğunu ileri sürdü.


İnşaat müteahhitleri ise; alt yapı hizmeti gerektiren konularda yaşanan sorunun, imar planı ile alakalı olmadığını, nüfus politikasıyla alakalı olduğuna dikkat çekerek, “Plan yapılırken, nüfus politikalarıyla birlikte düşünülmesi gerekir” dedi.

Ramiz: Yeterli büyüklükte kamu arazisi bulmak zor


Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Şehir ve Bölge Planlayıcısı Berkay Ramiz, bir bölge imara açıldığında, oraya yerleşebilecek nüfusa göre okul ihtiyacı hesaplandığını, bölgede kamu arazisi bulunursa okul olarak gösterildiğini kaydetti.


Ancak okul binası için yeterli büyüklükte kamu arazisi bulmanın zor olduğunun altını çizen Ramiz, “Eğitim Bakanlığı ile belirlenmiş bazı standartlar var. Minimum sınıf sayısına göre ihtiyaç olan, minimum metrekare büyüklüğü ortaya çıkar. Eğer gerekli büyüklükte araziyi bulursak, kullanımının okul olarak yapılabileceğini belirtiriz” ifadelerini kullandı.


İmara yeni açılan bölgelerde ana okul, ilkokul, ortaokul ve lisenin olmadığını belirten Ramiz sözlerine şöyle devam etti:


“Bu da iki sebepten kaynaklanıyor. Okul diye göstermek için ya yeterli arazi bulamamışızdır, ya da göstersek bile oraya okul yapmak için devletin bütçesi yoktur.”


Arazi sıkıntısı yaşamamak için yeni açılacak imar alanlarının devlet eliyle bölünmesi halinde sorunun ortadan kalkacağını belirten Ramiz sözlerine şöyle devam etti:

banner134

“Şehir plancısı olarak şahsi düşüncem; bölme yapılırken okul, yeşil alan, yol için gerekli olan çekilişlerin insanlardan alınmasıdır. Sonra kalan parsellerin mal sahiplerine yüzdeliklerine göre dağıtılmasıdır.


Böylece arazi sorunu yaşanmaz ve gerek okul alanı, gerek yeşil alan, gerekse diğer sosyal hizmet faaliyetleri için yeterli alan olur. Ancak bunun olabilmesi için yasal düzenleme gerekir. İmar yasası altında planlama enstrümanları dediğimiz düzenlemelerin tüzük olarak hazırlanması gerekir.”

Yağcıoğlu: Devlet planlaması, inşaat sektörünün gerisinden geliyor


İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Gürkan Yağcıoğlu, yapılaşma izni verilirken, mevcut bölgelerde okul ihtiyacının yanında yol, elektrik, kanalizasyon sıkıntılarının da doğduğuna vurgu yaparak “Bunlarda en büyük sebep ise, devlet planlamasının inşaat sektörünün gerisinden gelmesi” ifadesini kullandı.


Tüm izinler verildikten sonra devlet tarafından çeşitli planlamalar yoluna gidildiğini belirten Yağcıoğlu sözlerine şöyle devam etti:


“Yalnız okullarda da değil, yapısal eksikliklere varıncaya kadar alt yapı eksiklikleri mevcut. O bölgeye alt yapı hazır mı, araştırılır mı bakılması gerekir. Sadece izin veriliyor daha sonra sıkışıklık başlayınca devletimiz planlama yapalım diyor. İmar planının önden gitmesi lazım ki inşaat sektörüne “Alın size planlanmış yer” denilsin. Ama bizde tam tersi. Tüm sorunlar bundan kaynaklanıyor. Yol, elektrik, kanalizasyon, planlamalar ve sondajlar önceden yapılsa, yapılaşma uygun değil denilse inşaata hiç başlamayacağız.”

Kunt: Planlanan yerleşim ile uygulanan fiili yapı arasında fark var


İnşaat Mühendisi Engin Ömer Kunt, ülkenin yapılaşmaya doğru giderken, doğacak tüm ihtiyaçları göz önünde bulundurduğuna dikkat çekerek; şehir planlamacıların kıstas koyduğunu ancak emirname bölgesinin bazen planlandığı gibi gelişmediğini vurguladı.


Arazilerin okul alanı, devlet alanı, ticaret alanı, yeşil alan diye ayrıldığını belirten Kunt, sözlerine şöyle devam etti:


“Polis okulu olarak yapılan ancak daha sonra açılmayan binayı okul yapalım diyorlar. O bölgede bir sürü villa var. Gelir düzeyi yüksek kişiler çocuklarını özel okula gönderir. O bölgede devlet okuluna ihtiyaç var mı? Planlanan yerleşim ile uygulanan fiili yapısı arasında fark var.”


Öğrencilerin ve çalışma izinli insanların çokluğunun, dengeleri alt üst ettiğini ileri süren Kunt, nüfusun gelişimle beraber düşünülmesi gereğini vurguladı.

Gürcafer: Planı uygulamada sınıfta kaldık


Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, imar planı yapılırken 5-10 yıllık nüfus politikalarına göre okul ve hastane gibi tüm ihtiyaçların göz önünde bulundurulduğunu ancak planın uygulanma aşamasında ülke olarak sınıfta kalındığını vurguladı.


Ekonomik planlamalar da dâhil olmak üzere, tüm plan, programların uygulamasında bir disiplinsizlik söz konusu olduğunun altını çizen Gürcafer,“Önemli olan o disiplini sağlayabilmek. Gelişmiş ülkelerde, disiplini ihlal etmek suçtur. Bir Avrupa ülkesinde okul yapımı için ayrılan alana konut veya cami yapamazsın. Eğer okul öngörülerse okul yapacaksın” ifadelerini kullandı.


“Planlar yapılıyor ama uygulama noktasında katlediliyor” ifadesini kullanan Gürcafer, okul, hastane alt yapı hizmeti gerektiren konularda ülke olarak başarısız olmamızın nedeninin imar planı ile alakalı olmadığını, nüfus politikasıyla alakalı olduğuna dikkat çekti.


Ülke yasalarına göre çalışma izni ile gelen kişilerin, ailesini de getirme olanağı verildiğini belirten Gürcafer, başka ülkelerde bunun mümkün olmadığını söyledi.


Gürcafer, iş gücü ihtiyacının yurtdışından karşılanması ile alt yapının ona göre dengelenemeyeceğini ve planlananın ötesine çıkılacağını vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti:


“40 bin, 50 bin iş gücü ihtiyacının her biri çocuk getirse sayı katlanacak. Bu planda yoktur. Dolayısıyla bu öngörüde yokken realite böyle oluşuyorsa o zaman bütün alt yapı çöker. Hizmet kalitesi düşer ve sonuç olarak kaosa doğru sürüklenir. Bunlar bütün olarak irdelenmesi gereken konulardır. Plan yapılırken, nüfus politikalarıyla birlikte düşünülmesi gerekir. Bütünlük içinde ülke planlamasına bakılmalıdır.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75