banner6

Önemli bir değerimizi daha yitirdik

banner37

Önemli bir  değerimizi  daha yitirdik
banner151 banner143

   Onalt Sanayi’nin kurucusu, Kale Boya’nın sahibi, sevilen sayılan iş insanı Hasan Onalt, yaşamını yitirdi.

   Bir süredir rahatsızlığı dolayısıyla tedavi gören Onalt, dün sabah hayata gözlerini yumdu. Onalt’ın ölümü, ülkede büyük üzüntü yarattı.

   Onalt’ın cenazesi dün yaşadığı ve büyük yatırımlar yaptığı Aslanköy’e defnedildi.

   Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, iş insanı Hasan Onalt’ın vefatı nedeniyle taziye mesajı yayımladı; Onalt’a Allah’tan rahmet, ailesi ve yakınlarına da başsağlığı diledi.
   Tatar’ın mesajı şöyle:
   “Ülkemizin sevilen iş insanlarından, yaptığı yatırımlarla yüzlerce vatandaşımıza iş imkânı sağlayan Hasan Onalt’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Yatırımlarına 9 fabrika ile devam ederek ülke ekonomisine büyük katkı sağlayan Hasan Onalt; Kıbrıs Türkü’ne uygulanan haksız ambargoları aşmış, 5 ülkeye ihracat yapmayı başarmış örnek bir girişimciydi. Dünya markası yaratan Onalt’ın başarısı, uluslararası altın kalite ödülleriyle de tescillenmiş, Kıbrıs Türkü’nün gerekli olanaklar sağlandığı takdirde nelere muktedir olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Hasan Onalt’ın başarı öyküsü her daim Kıbrıs Türk sanayicisine ilham verecektir”.
   Kıbrıs Türk Sanayi Odası da Hasan Onalt için yayımladığı başsağlığı mesajında “Çalışkanlığı, insani ilişkileriyle sevilen ve sayılan Hasan Onalt, ülkesine yaptığı değerli yatırımla ve odamıza kattığı değerlerle her zaman saygı ve sevgiyle anılacak” ifadelerine yer verildi.
   Onalt’ın oda kurulunda üyelik ve As Başkanlık görevleri üstlenerek, gelişip büyümesine önemli katkılarda bulunduğunu belirtilen mesajda, “Ülkesine olan sevgisini her fırsatta dile getiren Hasan Onalt, bunu sıfırdan başlayarak bugün ülkemizin sayılı yatırımları arasına çıkardığı kuruluşuyla da ispatlamıştır” denildi.

 

İnşaat işçiliğinden

fabrika patronluğuna

Yıllar önce KIBRIS Gazetesi’ne röportaj veren Hasan Onalt, iş hayatında başarı merdivenlerini nasıl çıktığını anlatmış, hayat felsefesini paylaşıp, gençlere de öğütler vermişti.

   Limasol’da Pendagumu köyünde doğan Onalt, 8 kardeşten biriydi. Önce ilkokul yıllarında inşaatlarda usta yanında çalıştı ardından Türkiye’ye ilk nakliyeciliği yapanlardan oldu. Sonra Aslanköy’de alçı ocağı kurarak Mesarya alçı, ardından boya işine girip oğullarıyla birlikte Kale Boya tesislerindeki fabrikaları yönetti.

   İşte Onalt’ın anlatımıyla o yıllar:

   “Güney’de ilkokulu bitirdikten sonra bir Kıbrıslı Rum ustanın yanında inşaatta çalışarak kendimi yetiştirdim. Köyümüzdeki Kıbrıslı Rum ve Türklerin evinde tamirat ve tadilat yaptım. Girişimcilik ruhum o zamana dayanıyor. 15 yaşına geldiğimde ise usta yanından ayrıldım. Bu süreç askere gidene kadar devam etti. Ardından 1974 Barış harekâtı olduktan sonra Boğaz’da Beşparmak dediğimiz bölgede askerlik yaptım. 1976’da terhis oldum. Tekrardan inşaat işine girdim ve bir yıl yürütebildim. Çünkü o dönemde Kuzey’de çok boş ev vardı ve hem ustaya hem de inşaata çok gereksinim kalmıyordu.

   Türkiye’ye ilk kamyon ve TIR ile nakliyecilik yapanlardan biriyim. Ardından 1977 yılında kendime bir kamyon alarak nakliyecilik yapmaya başladım.

   1978 yılında eşim Gönül Hanım ile evlendim. Üç oğlum dünyaya gelmişti. Halil, Nezih ve Gürkan diye üç erkek çocuğum vardır. 1979’larda Türkiye’ye narenciye de götürürdük. Güzelyurt bölgesinden Türkiye’ye, oradan da kara yolu ile Habur Sınır Kapısı’ndan geçip Suriye’ye karpuz da götürdüğümüz günler oldu. Bu gidip gelmeler esnasında Türkiye’de bulduğum bazı ürünleri de ben kendim ithal etmeye başlamıştım.

   Soğanı kendim satın alıp Kıbrıs’a soğan getirirdim. Soğanları Seracılar Kooperatifi’ne verirdim. Ankara’ya yolum düştüğünde ise dönüşün tuz gölünün yanında küçük tuz temizleyen atölyeler vardı onlardan tuz yükler Kıbrıs’a getirip Eti Teşebbüsleri dahil bir çok yere bunları verirdik.

   1984’e kadar kendi araçlarım ile nakliyecilik yaptım. Çocuklarımın iki tanesi doğduktan sonra artık yurt dışına gidip gelmek bana da zor gelmeye başlamıştı. 9 yıl, günde 35 ton taş dizdim, 1985 yılına geldiğimde kendim inşaattan geldiğim için bir iş kurmak istiyordum.

   Aslanköy’de alçı ocağı kurdum. Eski tip gamini dediğimiz dışı taş ile örülmüş gaminilerden esinlenerek ben de bu gamini dediğimiz türü yaptım. Taşı pişirmeye başlamıştım. Dokuz yıl günde 35 ton taş dizmek zorunda kaldım. Birini sabahleyin yapıp pişirdikten sonra diğer ocağa geçiyorduk. O dönem elektrik yoktu ve ilkel metodlarla traktörle çalışıyorduk. İlk günlerde ise el arabaları ile işliyorduk. Talep de çok vardı. Ürün de kaliteli olunca insanlar rağbet ediyordu.

   Biz kaliteye çok önem veriyorduk. Çünkü inşaattan geldiğim için malzemenin nasıl olması gerektiğini biliyordum.

   Çalışma hayatımda günde 16 saatin altına hiç bir zaman düşmedim. Çok yorucu olurdu. Çalışmazsam piyasayı bir başkasına kaptıracaktım. Önemli olan piyasada o üründe bir hakimiyetinizin olmasını sağlamaktır. Ardından “Con tozu” dediğimiz bir ürün daha koyduk. Hazır alıp bunları paketleyip satmaya başladık.

   Çaresizlik içerisindeydim, parasızlık diz boyu kazandığımız para ancak bir kaç işçiyi ve beni geçindirmeye yetiyordu. Derken aklıma bir fikir geldi ve bu sanayiciliği yapmaya karar verdim.

Büyük oğlum ortaokul son sınıfa gidiyordu. Çocuk teneffüse çıktığı zaman Lefkoşa’nın içerisinde ürünlerimizi pazarlamaya gidiyordu. Sonra biraz ithalat yaparak işimi güçlendirip yeni bir yer yapabilmeliyim dedim.

“Kiremitten kazandığım parayla ‘Kale Boya’yı yarattım”

   O yıllarda ülkemize kiremit ithal edilirdi. Ben de Türkiye Çorum’a giderek bir kiremit fabrikası ile anlaşma yaparak iki üç yıl yüklü miktarda kiremit ithal ettim. Buradan topladığım paralar ile şu an Aslanköy’de Kale Boya’nın olduğu yerde temel atmaya başladım.

   Yıl 1998’e gelmişti. Kale Boya’nın bulunduğu yeri bitirmiştim. Tamamen öz kaynaklarımla yapmıştım. Çünkü borca girersem sil baştan olabilir diye tedbirli ve temkinli davranıyordum. Eşim 10 yıl süre ile evimizde işçilere aralıksız yemek yaparak fabrikaya taşıdı. Bizim her zaman yanımızda oldu. Ardından ben günümün yarısını dışarıda pazarlamada diğer yarısını ise içerde üretim yaparken büyük oğlum bana bir teklifte bulundu.

  “Baba beraber çalışacaksak parasal duruma ben, üretim durumuna sen bak dedi” ve böyle bir paylaşıma girdik. Günümüze kadar bu işler böyle sürdü. 1998’den itibaren ise ben kendimi tamamen üretime verdim. 1998 yılında Aslanköy’de Kale Boya tesislerine taşınmış olduk.

   Burada seramik yapıştırıcıları, derz dolgusu ve hazır sıvalar da dahil tüm yapı kimyasallarını yapmaya başladık. Con tozları bizim lokomotif malımızdı.

“Her zaman kendimizi yenileriz,

çağın gerisinde kalmıyoruz”

   Mesarya Alçı’yı hiç bırakmadım, bırakamadım. Boya üretimine ise 2000 yılında geçtik. Onları da kendi içerisinde çeşitlendirerek en kaliteli biçimde üretmeye çalışıyoruz. Her zaman kendimizi yenileriz, çağın gerisinde kalmıyoruz.

   Dış ülkelerden gelen birçok dünya markaları ile sürekli rekabet içerinde olmamız ise bana ayrı bir haz veriyor. İthal ürün olmamış olsa idi belki de biz şu anki konumda olmamış olabilirdik. Çünkü rekabet daima kaliteyi getirir.

   Kıbrıs’ta sektörün içerisine girdikten sonra birçok eksik bölümlerin olduğunu fark ettim. Kendi kendime, ithal edilen ürünleri ben niçin yapmayım dediğimi hatırlıyorum. Bu yüzden biz birçok alana girdik. Bugün Kale Boya çeşit olarak 400 kalemin kendi üretimi bir ürünü vardır. Büyük bir lojistik ağ kurduk, Kıbrıs’ta en iyi dağıtım ağına sahibiz.

“İşinize aşık değilseniz o işi götüremezsiniz”

   İşinizi seveceksiniz. İşinize aşık olacaksınız. İşinize aşık değilseniz o işi götüremezsiniz.

   Severek yapılan her işin mutlaka getirisi vardır ve büyümeye de açıktır. Bunun en önemli ayağı ise çalışmaktan geçer. Bir işe girerken benim tavsiyem yarısı işi bilmektir. Yarısı ise cesarettir. Bu iki şeyi bir araya getirebilirseniz başaramayacağınız hiç bir şey yoktur. İş kuracak gençlere tavsiyem işi bileceksiniz.

   Yarısı bilmek ise yarısı da cesarettir. Bana göre en değerli şey ise biri sağlık, ikincisi zamandır. Sağlıktan sonra en değerli şey bana göre para değil, zamandır. Zamanınızı boşa harcamayın. Sağlıklı bir zamanınız var ise gerisi gelir”.

Fotoğraflar / Doğan SAMER

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104