banner6

Ormanın çığlığını duyduk

banner37

Ormanın çığlığını duyduk
banner151 banner143

Ergül ERNUR

    Mersinlik bölgesinde dört gün önce çıkan yangın, dün akşam saatlerinde Ağıllar bölgesine sirayet etti. Gün boyunca havadan ve karadan yapılan müdahaleler yetersiz kaldı; günlerdir yaşadığımız felaketin imdadına yağmur yetişti.

   Yangınla mücadelede insanüstü bir çaba harcandı… Polis, itfaiye, Orman Dairesi, Sivil Savunma Teşkilatı ekibi, askerler, belediyeler, özel şirketler ve halk, alevlerle mücadele için tek yürek oldu.

   Yangın söndürme çalışmalarına katılan yüzlerce kişi, “of” demeden, uyku uyumadan, canla başla mücadele ederek alevleri söndürmeye çalıştı.

   KIBRIS ekibi de, dört gündür gece-gündüz demeden 24 saattir yangın bölgesindeki mücadeleyi yakından takip etti, kimi zaman mücadele anlarını fotoğrafladı, kimi zaman da alevlerle mücadeleye katkı sağlamaya çalıştı…

   Havanın kararması nedeniyle akşam saat 19.00’dan itibaren havadan müdahalenin durması sonrası insan gücü devreye girdi…

   İnsanüstü bir mücadelenin verildiği yangın bölgesindeki tüm yollar, müdahale için hazır bekleyen iş araçlarıyla doldu.

   Dün yangın yerine sabah saat 04.30’da vardığımızda, bizleri gökyüzünü saran sis bulutu karşıladı önce… Dağdan yükselen duman gökyüzünde tüm bölgeye perde olmuş… Yangın yerine yaklaşmaya başladığımız anda ağır yanık kokusu ciğerlerimize dolmaya başladı… Gökyüzünden üzerimize resmen kül yağdı…

   Polis birçok noktada nöbet tutuyor… Yangın bölgesine kontrollü giriş-çıkışların yapılmasını sağlıyor. Polis, bizleri dikkat etmemiz gereken noktalar konusunda ikaz ettikten sonra alana girişimize izin verdi…

   Yangınla mücadele alanına yürürken bizi yangından canını zor kurtaran anne ve yavru köpek karşıladı. İkisi de çok korkmuş ve savunmasız… Bölgedeki insanımız alevlerle mücadelenin yanı sıra onları da koruma altına almış… Dün yanımızdan hiç ayrılmadılar, birlikte yürüdük o yanmış yolları… Bize rehberlik ettiler o kapkara yollarda… Ve sonra Taşkent Doğa Parkı ekibi, onlara sahip çıktı…

   Sabah saat 06.00’dan akşam saat 19.00’a kadar havadan mücadelenin sürdüğü yangında, aynı zamanda karadan da tedbir amaçlı çalışmalar yürütüldü…

   Önceki gece dağın eteklerini saran ve Kantara’yı tehdit eden alevlerle mücadelede toplumsal seferberlik sonucu önlem alındı, daha da büyük bir felaketin yaşanması önlendi.

   Alevlerin yolu karşıya geçerek Kantara’ya sirayet etmesini önlemek için “karşı ateş” denilen uygulama devreye kondu, yol kenarındaki ağaçlar kesildi, kısmi ve kontrollü şekilde yol kenarındaki alanlar yakıldı. Bu sırada iş makineleri ve insan gücüyle toprak setler oluşturuldu, müdahale koridorları açıldı.

   Canla başla insanımızın verdiği mücadele sonucunda dün sabah “yangın kısmi de olsa kontrol altına alındı” açıklaması yapıldı, ekipler havadan ve karadan soğutma çalışmasına başladı…

   Su tankerleriyle yol kenarlarındaki alanlar ıslatıldı; dozerler dağın eteğinde yol açtı, riskli alanların etrafına toprak yığdı… Ancak akşam saatlerinde alevler bu kez Mersinlik ve Ağıllar bölgesine sirayet etti… Yoğun mücadele yeniden başladı…

   20 bin dönümden fazla bir alanın yandığı bölgeyi yerinde görenler, yüreğindeki acıyı daha da derin hissetti.

   İnsan gördükleri karşısında sorgulamadan, soramadan edemiyor…

   Yangının başladığı nokta ormanın tam göbeği… Binlerce ağacın içine gizlenen ormanlık evin önünde kepçeyle yol temizliği çalışması yapıldıktan sonra iş bitince kepçe yol kenarına park edilmiş ve elektrik aksamlarının kısa devre yapması sonucu yanmaya başlamış. Oradan atılan küçük bir kıvılcım ise, 5 gündür ülkeyi perişan eden, yasa sokan, telafisi yıllarımızı alacak bir felakete neden oldu.

   KIBRIS Gazetesi ekibinden Uğur Kaptanoğlu ile Ahmet Karagözlü, dün yangının başladığı o noktadan fotoğraflar çekti…

   Ormanın içindeki evin önünde “özel mülk” tabelası mevcut… Koruma altında olan ormanlarımızın içine özel mülk yapmak için imar izni nasıl verildi? Yangın felaketinin içinde tartıştığımız konulardan biri de bu… Ormanın içinde yapılacak herhangi bir müdahalede Orman Dairesi ile ilgili kaymakamlıktan izin almak gerekirken, o bölgeye iş makinesi nasıl girdi? Küçük gibi görünen ihmalkarlıklar bizlere ağır bedeller ödetiyor.

   Daha beş gün öncesine kadar yeşiliyle herkesi kendine hayran bırakan, doğa yürüyüşlerinin ve çeşitli aktivitelerin yapıldığı devasa ormanlık alanımız artık yok…

   Alevler o kadar hızlı yayıldı ki, bölgede yanacak yer de kalmadı…

   Alevlerin süratle yayıldığı bölgede, ateşin pençesine düşen ağaçlarımızın ve hayvanlarımızın isyan çığlığını duymamak mümkün değil… Ormanın çığlığı kulağımızda yankılandı, yüreğimizi parçaladı.

   Bölgede yeşil artık karaya çaldı, toprak külle donandı…

   Yemyeşil yapraklarıyla ülkemize hayat veren her bir ağacımız, kupkuru bir daldan ibaret artık… Kuşlar ve kelebekler gökyüzünde uçsa da konacak bir dal bulamıyor…

   Eskiden ağaçlarla dolu olan dağın eteğinde canlıların değil iş makinelerinin izleri var…

   Evinin penceresinden ve balkonundan yıllarca dağdaki yemyeşil güzelliği izleme şansı olan bölge halkı, kahreden yok oluşu görmemek için günlerdir ne penceresinden bakıyor, ne balkonuna çıkıyor.

   Binlerce ağaç, binlerce hayvanın can verdiği bölge küllerinden yeniden doğar mı?.. Hiç sanmıyorum…

   Bir varmış, bir yokmuş misali…

   Ama bu yaşadığımız maalesef masal değil, tam bir kabus…

   Herkesin isyanı ise ortak… Neden bu ülkede her şey için geç kalıyoruz?  

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104