Ortadoğu için önümüzde kötü günler var!

banner37

İranlı komutan Kasım Süleymani’nin ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla öldürülmesinin ardından, İran’ın da ABD’nin Irak’taki iki üssünü vurması, iki devlet arasındaki gerginliği tırmandırdı. Konuyla ilgili KIBRIS’a konuşan siyasi bilimler ve uluslararası ilişkiler uzmanları, bu gelişmeleri değerlendirdi:

banner87
Ortadoğu için önümüzde kötü günler var!
banner90
banner99

ABD’NİN HAMLESİ MERAK EDİLİYOR… İran Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Kasım Süleymani’nin ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla gerçekleştirilen suikastta öldürülmesinin ardından, İran’ın da ABD’nin Irak’taki iki üssü vurması, gerginliği daha da artırdı. ABD’nin, İran’ın bu hamlesine yanıt verip vermeyeceği ve bu durumun Kıbrıs’ı nasıl etkileyeceği merak ediliyor. Siyasi bilimler ve uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre, bu gerginliğin Kıbrıs’a yansıması çok düşük bir ihtimal

“ANCAK ÜSLERİN KULLANILMASI DURUMUNDA KIBRIS’I ETKİLER”… GAÜ Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. M. Sadık Akyar, Kıbrıs’ı etkileyecek konunun, sadece adanın güneyinde bulunan üslerin kullanılması olabileceğini kaydetti. Akyar, durumun Kıbrıs’ı daha çok ekonomik olarak etkileyebileceğini söyledi ve bunun da ülkeye gelen öğrenci ve turist sayısının azalmasına neden olabileceğini anlattı

“GERGİNLİK DAHA DA TIRMANABİLİR”… DAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sözen, hoş olmayan bir gelişme ile karşı karşıya olduğumuzu söyledi. Sözen, iki devlet arasındaki gerginliğin tırmanmaya doğru gidebileceğini belirtti ve hem ABD başkanının tutumunun, hem de İran’daki rejimin bu konuda iç açıcı olmadığını söyledi

“BÖLGE BARIŞI VE İSTİKRARI AÇISINDAN TEHLİKELİ”… YDÜ Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şevki Kıralp, ABD-İran çatışmasında iki tarafın birbirlerine karşı böylesi adımları sürdürmeleri durumunda, bunun bölgesel barış ve istikrar açısından ciddi bir tehlike oluşturacağını ifade etti. Kıralp, ayrıca bu durumun Kıbrıs’a sıçrayacağını düşünmediğini belirtti ve “İran, şu an için doğrudan Amerikan hedeflerini vurmayı seçiyor. İngiltere, bu çatışmaya doğrudan müdahil olmazsa, sorun, ABD ile İran arasında kalır gibi görünmektedir” dedi

Ceren ÖZBİL

   İran Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Kasım Süleymani’ye yönelik ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla gerçekleştirilen suikasta, Tahran yönetimi karşılık verdi ve İran, ABD’nin Irak’taki iki üssünü vurdu.

   Bu gelişmeler üzerine Ortadoğu alarma geçti.

   ABD’nin, İran’ın bu hamlesine yanıt verip vermeyeceği merak ediliyor. Ayrıca bu durumun Kıbrıs’ı da nasıl etkileyeceği merak konusu…

   KIBRIS Gazetesi’ne konuşan GAÜ Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. M. Sadık Akyar, DAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sözen ve YDÜ Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şevki Kıralp bu gelişmeleri değerlendirdi.

Akyar: Kıbrıs’ı en fazla, güneydeki üslerin kullanılması olarak etkiler

   GAÜ Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. M. Sadık Akyar, olayın ancak yaygın bir savaşa dönmesi durumunda Kıbrıs’ın etkilenebileceğini söyledi.

   Kıbrıs’ı etkileyecek konunun bir de adanın güneyinde bulunan üslerin kullanılması olabileceğini kaydeden Akyar, şöyle konuştu:

   “İran’ın bununla ilgili bir açıklaması var.

  “Zaten İran’ın BM’deki büyükelçisi ve Dışişleri Bakanı ‘artık bir saldırı istemiyoruz’ dedi.

   ABD’nin, Süleymani’yi vurmasının ardından, İran’ın üsleri vurması karşılıklı bir harekettir. Bundan sonra gerginlik azalacak gibi görünüyor. Bu konuda Trump’ın yapacağı açıklama önemlidir.”

“Ekonomik olarak etkileyebilir”

   Akyar, “Kıbrıs’ı da vuracaklar” demenin ülkeye ekonomik olarak da kaybettireceğini söyledi ve bunun ülkeye gelen öğrenci ve turist sayısını etkileyeceğini anlattı.

   Sadık Akyar, “Bu durum Kıbrıs’ı uçak seferlerinde iptaller olması, turist gelmemesi olarak etkiler. Sonuç olarak sıcak bir şekilde Kıbrıs etkilenmez” dedi.

Sözen: Beklenenden büyük bir karşılık oldu

   DAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sözen, hoş olmayan bir gelişme ile karşı karşıya olduğumuzu ifade ederek, şöyle konuştu:

   “ABD, Kasım Süleymani’yi öldürdükten sonra İran’dan bir atak bekleniyordu. Ama anladığım kadarıyla bayağı büyük karşılık oldu.

   Beni en çok kaygılandıran, ABD’de azil süreci yaşayan ve bir sonraki seçimi düşünen bir başkanı olup, çok dengeli de olmamasıdır.

   Donald Trump gibi bir başkanın olması beni korkutuyor.

   Daha önce yaptığı bir açıklama var ve o da ‘İran bir misilleme yaparsa, İran’da kültürel, tarihi eserler de dahil olmak üzere 50 kusur hedef belirledik ve onları vuracağız’dır.

   Böyle bir sürece girersek, genelde ve orta doğudaki bütün ülkeleri negatif etkilememesi mümkün değildir.”

  

“Çok ciddi bir tırmanmaya gidebilir”

   Ahmet Sözen, konunun çok ciddi bir tırmandırmaya doğru gidebileceğini, bunun nedeninin de ABD başkanın ve İran’ın tutumu ve yapısı olduğunu anlattı. Sözen, şöyle devam etti:

   “Çünkü bir tarafta biraz önce söz ettiğim ABD’de ne uluslararası hukuku, ne yerleşmiş uluslararası değer ve normları önemseyen ve saygı duyan bir başkan var, diğer tarafta ise özellikle İran İslami Devrimi’nden sonra giderek radikalleşen, kökdenci olan bir rejim var.

   Bu rejimin de aslında uluslararası hukuk olsun, uluslararası değer ve normlar olsun, bunlara saygısı çok tartışmalıdır.

   Böyle iki tane faktörün işi tırmandırmasını görüyoruz. Birisi süper güç, birisi bölgesel bir güçtür.

   O yüzden bu iş maalesef istenmeyen kötü sonuçlara doğru ilerleyebilir.

   Kısa vadede hiç iyimser değilim.

   Gerek BM’nin, gerekse AB’nin büyük aktörlerine, bu tansiyonu düşürmek için önemli rol düşüyor. Tarafları diyaloğa ve diplomasiye kanalize etmeleri gerekiyor. Ancak bunun da kısa vadede pek mümkün olduğunu düşünmüyorum.”

“Bunlar daha iyi günlerimiz”

   2015’ten beridir gerek bölgemiz için, gerek dünya için “bunlar daha iyi günlerimiz” dediğini hatırlatan Sözen, “Umarım yanılan ben olurum diye düşünüyorum ancak son 4-5 yıldır baktığım zaman hâlâ yanılmış değilim. Ne yazık ki daha iyiye doğru gitmiyoruz” dedi.

“Kıbrıs’a bir saldırı olacağını düşünmüyorum”

   İran’ın eğer vuracaksa Kıbrıs gibi kendisiyle hiçbir sıkıntısı olmayan bir ülkeye saldırı yapacağını düşünmediğini ifade eden Sözen, ancak Ortadoğu’daki, özellikle Amerikan Üslerine, Irak’ta yaptığı gibi zarar verebileceğini düşündüğünü belirtti.

   Sözen, “Örneğin Lübnan’daki, Suriye’deki Amerikan Üslerine zarar verecek durumdadır” dedi ve şunları kaydetti:

   “Ortadoğu için önümüzde kötü günler var. Saldırı olsun olmasın, bütün ülkeler, güvenlik tedbirlerini artıracak. Güvenlik tedbirlerini artırmak demek, herkes daha fazla ekonomik masrafa girecek demektir. Artı normal vatandaşların günlük yaşamı da etkilenecektir.”

Kıralp: Trump’ın yeniden ekonomik yaptırımlar

uygulamaya başlaması iki ülkenin arasını gerginleştirdi

   YDÜ Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şevki Kıralp, 2015 yılında Barack Obama hükümeti ile İran arasındaki ilişkilerin normalleştiğini hatırlattı ve İran, ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Çin ve Almanya arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde de Tahran’ın hassas nükleer faaliyetlerini sınırlandırdığını, uluslararası gözlemcilerin denetimini kabul ettiğini ve bunun karşılığında da ekonomik yaptırımlardan kurtulduğunu anlattı.

   Kıralp, şunları anlattı:

   “Bu anlaşma, ABD-İran ilişkilerinin seyrini değiştirebilecek nitelikteydi ancak Donald Trump hükümeti, 2018 yılında bu anlaşmadan çekilerek, İran’la yeni bir anlaşmaya gitmek için Tahran’dan daha fazla geri adım talep etti ve yeniden ekonomik yaptırımlar uygulamaya başladı.

  Bu noktadan itibaren ABD-İran ilişkileri yeniden bozuldu ve iki devlet arasında bir tür bilek güreşi başladı.”

“Zıtlaşma Irak üzerinde yoğunlaştı”

   Kıralp, geçtiğimiz aydan itibaren ABD ile İran arasındaki zıtlaşmanın Irak üzerinde yoğunlaştığını söyledi ve “Kerkük’te ABD Üssü’ne bir saldırı yapıldı ve buna misilleme olarak ABD, Irak ve Suriye’deki Hizbullah güçlerine saldırı düzenledi” dedi.

    Kıralp, şöyle dedi:

   “Son olarak ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği, Şii milislerin baskınına uğradı ve ABD, misilleme olarak İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı Kasım Süleymani’yi ve İran destekli Haşdi Şabi güçlerinin başkan yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’i katletti.

   Altını çizmek gerekir ki, bu saldırı Irak’ta gerçekleştirildi.

  ABD bu saldırıyı doğrudan üslendi, İran da misilleme yapacağını açıkladı ve Irak Meclisi Şii vekillerin oylarıyla, başını ABD’nin çektiği IŞİD’e Karşı Mücadele Koalisyonu’nun Irak’ı terk etmesi kararına vardı.

  Bunun ardından İran, yine Irak’ta, ABD askerlerinin bulunduğu Ayn el-Esad Üssü’nü vurdu. İki devlet birbirleriyle şu an için Irak üzerinde doğrudan çatışır durumda ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres taraflara sağduyu çağrısı yaptı.”

“Barış ve istikrar açısında tehlikeli”

   ABD-İran çatışmasında iki tarafın birbirlerine karşı böylesi adımları sürdürmeleri durumunda bunun bölgesel barış ve istikrar açısından ciddi bir tehlike oluşturacağını ifade eden Kıralp, şunları anlattı:

   “ABD, belki İran’ı kara ordusunu göndererek istila etmeyi planlamıyordur ancak, karşılıklı saldırılar devam ederse, şu an için öncelikli çatışma alanının Irak olduğu görünüyor.

   Çatışmanın İngiliz Üslerinden ya da başka bir sebepten ötürü Kıbrıs’a sıçramasını yüksek bir ihtimal olarak görmüyorum, çünkü İran, şu an için doğrudan Amerikan hedeflerini vurmayı seçiyor. İngiltere bu çatışmaya doğrudan müdahil olmazsa, sorun, ABD ile İran arasında kalır gibi görünmektedir.

   Zaten İngiliz hükümeti taraflara sağduyu çağrısı yaptı ve Washington, İngiltere’yi “ABD’nin yanında olmamakla” suçladı. Bundan dolayı henüz İngiltere’nin krize müdahil olacağı yönünde bir gösterge yok.

   Şu aşamada Rusya ve Türkiye’nin de bu gerilime doğrudan müdahil olacaklarına dair bir izlenim yok. Ancak, İran ile ABD arasındaki gerilim hat safhada, bölgesel huzur tehdit altında ve umarım taraflar sağduyuyu seçerler.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner75

banner108