“Özveri ve sabır işi”

banner37

Özkan Öke, baba mesleği olan hasır iskemleciliği yaklaşık 60 yıldır yapıyor

“Özveri ve sabır işi”
banner90
banner99

   Baba mesleği olan iskemleciliği çocuk yaşta öğrenen Özkan Öte, “Ben ağaç kokusunu içinde büyüdüm” diyor.

   Öke, hasır iskemleciliğin Kıbrıs kültürünün bir parçası olduğunu belirterek, geçmiş dönemlerde kahvehanelere, sinemalara, yeni evlenmiş çiftlerin evlerine hasır sandalyeler yapıldığını, iskemleciliğin o dönemlerde büyük talep gördüğünü söyledi.

   Öke, hasır iskemle yapımının özveri ve sabır istediğini ifade etti.

   Özkan Öke, iskemlecilik mesleğini babasından öğrendiğini belirterek, babası Nevzat Salih Öke’nin iskemle atölyesini 1949’da açtığını, kendisinin ise 10 yıl sonra 1959’da doğduğunu dile getirdi. Hasırın ve ağacın kokusunu henüz emeklemeye başladığı yıllarda aldığını anlatan Öke, doğduğundan beri bu mesleğin içinde olduğunu ifade etti. Öke, “Üç erkek kardeşiz, babamız bu mesleği üçümüze de öğretti. Biz de mesleğimizi bugünlere kadar taşıdık” dedi.

   Öke, babasının eğitime büyük önem verdiğini, bu nedenle iskemlecilik mesleğini öğrendikleri sırada okula devam ettiklerini söyleyerek, böylece diğer kardeşlerinin öğretmen olduğunu, kendisinin de 10 yıl bankacılık yaptığını belirtti.

“Bana çalışma şevki veren gençlerin  bu sanata gönül vermesi”

   Ağabeylerinin öğretmenlik, kendisinin de bankacılık yaptığı dönemlerde de ilk iş adreslerinin her zaman iskemle atölyesi olduğuna vurgu yapan Öke, şöyle dedi:

   “Atölyede şu anda yalnız benim ama beni asıl gururlandıran, bana çalışma şevki veren yeni neslin kendi rızasıyla, gönül vererek iskemleciliği öğrenmek istemesidir. Bu gençlerin içerisinde doktor da avukat da bilgisayarcı da mühendis de var. Bu çocuklarımız bu işe gönül verdi. Neden gönül verdi, çünkü bu hasır iskemle sanatı adaya özgü bir meslektir. Diğer yandan hasır iskemleler öyle bir şeydir ki kışın sıcak, yazın soğuk geldiği için klima görevi görür. Bu yüzden hasır iskemleye alışmış birisi plastik veya demir sandalyeye bir daha oturmak istemez”.

   Öke, geçmiş dönemlerde sinemalara, kahvehanelere, yeni evlenen çiftlerin evlerine özel siparişle hasır iskemleler yapıldığını anımsatarak,  buna karşın günümüz toplumunun ise “Kullan at” anlayışıyla hareket ederek tüketim toplumu haline geldiğini anlattı.

   O dönemlerde hasır iskemlelere yoğun talep olmasına paralel olarak ülkede çok sayıda iskemle ustasının da bulunduğunu hatırlatan Öke, şu anda ise parmakla sayılan 3-5 iskemlecinin kaldığını ve onların da mesleklerini koruyabilmek için mücadele ettiğini dile getirdi.

“Şimdiki iskemleler eskisi gibi ada tütmüyor”

banner134

   Öke, “Eskiden çınar ağacı, dut ağacı, ceviz ağacı vardı. Biz bu ağaçları kullanırdık. Ama değerleri bilinmedi. Bu nedenle biz şu an gürgen ağacını ithal olarak getiriyoruz. Böylelikle hem sandalyenin maliyeti artırıyor hem de yapılan iskemle her şeyiyle ada tütmüyor” dedi.

   Pandemi döneminde ithalatın durmasıyla üretim noktasında sorunların yaşandığını söyleyen Öke, yeni  sandalye yapma şanslarının olmadığını ancak işin güzel yanının ise babasının 70 yıl önce yaptığı sandalyenin kendisine tamire gelmesi olduğunu ve bunun gurur verdiğini anlattı.

   Hasır iskemle kültürünün Kıbrıslılar tarafından devam ettirildiğine işaret eden Öke, yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin hasır iskemle almaya devam ettiklerini, şu an Türkiye’de yaşayan 4 kişinin hasır iskemle siparişinde bulunduğunu vurguladı.

“Ekonomik koşulların kötüleşmesi  iskemleciliği de etkiledi”

   Öke, geçmişten bugüne ülke nüfusunun büyük hızla artış gösterdiğini belirterek, ekonomik durumun, alım gücünün de düşmesi nedeniyle insanların eskisi gibi iskemle yaptıramadığını anlattı.

  Öke, tüm bu ekonomik koşullara rağmen Kıbrıs kültürüne sahip çıkan kişilerin “Bir kere yaptırayım, ömürlük yaptırayım” anlayışıyla hareket ettiğine dikkat çekti.

   Geçmiş dönemlerdeki toplumsal yaşantı hakkında da konuşan Öke, “Bütün mahallelerdeki insanlar eskiden daha özgür yaşardı, herkes kapısı, penceresi açık uyurdu. İnsanlarda dayanışma vardı. Mesela bir komşu molehiya alır, akşam pişirir ve diğer komşularla paylaşır. Bütün gece fıkralar anlatılır, maniler söylenirdi. Hatta yan komşuda güzel bir yemek piştiyse yan komşuda yemek yenirdi, ertesi gün sende güzel yemek piştiyse tüm komşular sende yemek yerdi. Böyle mükemmel bir dayanışma vardı, kıskançlık yoktu. Herkes ekmeğini bile bölüşürdü.  Şu anda öyle bir duruma geldik ki yeğen yeğeni bile tanımayacak duruma geldi. Ben bir esnaf olarak eski dönemler daha iyiydi diyorum” dedi.

   Öke, nefes aldığı sürece hasır iskemle sanatının yaşayacağını vurgulayarak, kendisinden sonra bu mesleği devam ettirecek gençleri bulduğu için de mutlu olduğunu ve bu mesleğin yaşamaya devam edeceğine inandığını söyledi.

“İskemlenin ortaya çıkışı büyük bir özveri ister”

   Hasır iskemlelerin ortaya çıkış süreci hakkında da bilgi veren Öke, “Bu iş özveri ister. Yazın en sıcak dönemlerinde dereye inmen lazım. Derede akrepler, yılanlar ve bunun gibi her mahlukat var, risk altındasın. O sazı keseceksin, güneşte kurutacaksın ki sazın rasat zamanı bittiğinde çalışabilesin. Yani sen bu sazı bulup ambarına koymazsan çalışamazsın, çünkü ham madden odur. Ondan sonra ağacını bir güzel doğrayacaksın. Yani ağaç iskemleye dönüşmek için birçok aşamadan geçecek. İyi bir ustanın üreteceği sandalye sayısı bir adettir. Yani bir kütüğü alıp, iskeletini yapıp, hasırını örüp, sistasını, cam kağıdını, cilasını atsın tam bir gününü alır” dedi.

   Okulun çocuklar için önemli olduğunu ve eğitimin her şeyin başında geldiğini belirten Öke, tatil dönemlerinde çocukların unutulmaya yüz tutmuş meslekleri öğrenmeleri için yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.

  

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75